Muhasebe  

Maliye

Vergi

İletişim

Vergi Takvimi

  MUHASEBE GÜNCEL BÜLTEN :   08 Nisan  2009

   Ana sayfa

   2009 Çalışmaları

   2009 Pratik Bilgiler

   Staj - Stajyer Rehberi

   Kanun-Mevzuat Rehberi

   Sosyal Güvenlik Rehberi

   Muhasebe Bilgi Rehberi

  Tekdüzen Hesap Planı

 

 

 


 

Limited şirketlerde idare hakkı

 

SORU: Üç arkadaş yaklaşık on yıldır bir limited şirket ortağıyız. Şirket sermayesinin yüzde 40'ına sahip bulunan ortak, şirket mukavelesi gereği şirketi idare etmekle görevlidir. Biz diğer iki ortak ise sermayenin yüzde 60'ını, yüzde 30'ar paylaşmış bulunuyoruz.
Son yıllarda şirketi idare eden ortağımız bize şirket hakkında herhangi bir bilgi vermediği gibi şirket görevlilerine de talimat vererek şirket hakkında malumat edinmemizi engellemektedir. Biz iki ortak şirket sermayesinin çoğunluğuna sahip olduğumuza göre, bu ortağı şirketi idare etmekten men edemez miyiz?
YANIT: Türk Ticaret Kanunu'nun 540. maddesi gereği olarak "Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar." Ancak buna karşılık yine yasal düzenleme gereği "şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan birine veya birkaçına bırakılabilir.
Aynı yasanın 543. maddesine göre "Ortaklara ait idare ve temsil salahiyetlerinin kaldırılması hakkında, kolektif şirkete dair 161 ve 162. maddeler hükümleri uygulanmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 161. maddesinde hükme bağlandığı üzere ortaklardan birisine şirketi idare görevi mukavele ile verilmiş bulunuyorsa, bu takdirde kendisine şirketi idare görevi verilen ortağın idare hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından kısıtlanamaz. Ancak haklı nedenlerin bulunması koşuluyla, ortaklardan birinin istemi üzerine mahkeme kararı ile şirketi idare eden ortağın bu hak ve selahiyeti kısıtlanabilir. Bu bağlamda söz konusu kısıtlama kararının verilebilmesi için şirketi idare edenin basiretsizliğinin bulunması, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık göstermesi gibi hallerin gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Limited şirket statüsünde müdürlerin genel kurulca azledilebileceği hakkında hüküm bulunsa bile Türk Ticaret Kanunu'nun 543. maddesi yollamasıyla limited şirketler için cari olan aynı kanunun 161. maddesinin emredici hükmü karşısında şirket genel kurulunun statüsü ile tayin edilmiş olan şirket müdürünü azil yetkisi yoktur. Bu bağlamda şirket ortaklarının kendi aralarında alacağı azil kararı geçersizdir.
Diğer yandan şirket müdürünün görevi, yeni müdürün seçildiğine dair ortaklar kurulu kararının ticaret sicilinde ilan edilmesine kadar üçüncü şahıslar bakımından devam eder.
Limited şirketlerde müdürlerin yetkisi Türk Ticaret Kanunu'nun 542. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 321. maddesinde belirlenmiş bulunmaktadır. Bu bağlamda müdürler ancak şirket maksat ve konusuna giren görevleri şirket adına yerine getirmek zorundadırlar.
Yukarıda yer alan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Limited Şirketlerde mukavele ile idare işlerinin bir ortağa verilmesi halinde söz konusu ortağın diğer ortaklar tarafından azli söz konusu olmayıp, ancak muhik (geçerli) nedenlerin olması halinde ortaklardan birinin istemi üzerine söz konusu ortağın idare hak ve ehliyeti sınırlanabilir veyahut da kaldırılabilir. (V. Seviğ)

ÖZEL BEYANNAMEYE TABİ KAZANÇ VE İRATLAR
SORU: Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 26. maddesine göre dar mükellef kurumlar telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret ünvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında alınan bedeller hariç olmak üzere Gelir Vergisi Kanunu'nda yazılı diğer kazanç ve iratları için adlarına hareket edenlerin aracılığı ile özel beyanname vermek zorundadırlar. Buna göre özel beyanname ile bildirilmesi gereken diğer kazanç ve iratlar nelerdir?
YANIT: Dar mükellefiyete tabi olan yabancı kurumların aşağıda yazılı bulunan kazançlarının varlığı halinde bu kazançların özel beyanname ile bildirilmesi gerekmektedir.
* Menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması halinde elde edilen kazançlar,
* Ortaklık paylarının veya hisselerinin elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar,
* Faaliyeti durdurulan bir işletmenin kısmen veya tamamen elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar
* Arızi olarak ticari muamelelerin yapılmasından veya bu nitelikteki işe aracılık etmek suretiyle sağlanan kazançlar,
* Ticari veya zirai bir işletmenin faaliyeti ile serbest meslek faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi, henüz başlanmamış olan böyle bir faaliyete hiç girişilmemesi, ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmesi karşılığında elde edilen hasılat,
* Gayrimenkullerin tahliyesi veya kiracılık hakkının devri karşılığında alınan değerler,
* Arızi olarak gerçekleştirilen serbest meslek faaliyeti sonucunda elde edilen bedeller,
* Daha önce beyana tabi bir iş dolayısıyla işin terkinden sonra yapılan tahsilatlar,
Yukarıda belirtilen kazançların özel beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi için bakınız:
- Vural, İrfan "Kurumlar Vergisi Kanunu Yorum ve Açıklamaları" Gelirler Kontrolörleri Derneği yayını (sf: 949- 954)
- Ürel Gürol "Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu Uygulaması" Maliye ve Hukuk Yayınları (sf: 903-908) (V. Seviğ)

SERBEST BÖLGE FAALİYET RUHSATININ DEVRİ
SORU: Serbest Bölgelerdeki faaliyet ruhsatının devri halinde bu devir karşılığında elde edilen kazanç kurumlar vergisinden istisna mıdır?
YANIT: Serbest bölgelerde faaliyet gösteren şirketlerin, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 18. ve 19. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında yer alan hükümler çerçevesinde birleşme ve devir hallerinde infisah eden kurum adına düzenlenmiş bulunan faaliyet ruhsatının, Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından devralan kurum adına yenilenmesi ve yenileme işlemi sonrası da devralan şirketin bölgede faaliyet gösteriyor olması durumunda, devralan şirket 3218 Sayılı Kanunun geçici ikinci üçüncü maddesi hükmünden yararlanabilmektedir.
Ancak sadece ruhsatın devri veya satın alınması şeklinde gerçekleşen işlemler, 3218 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi ile öngörülen istisnalar kapsamında işlem görmemektedir. (V. Seviğ)

YARGI KARARLARINDA VERGİ HUKUKUNDA İSPAT
Danıştay 4. Dairesi E.2002/3540 K.2004/316 T.23.2.2004
Özel inşaat yaparak satan davacının ilgili yıl işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen raporda, yükümlünün satışını yaptığı lüks daireler için düzenlediği faturaları piyasa fiyatlarına göre düşük bedelle düzenlemek suretiyle bir kısım kazancını beyan dışı bıraktığından gerekçesiyle tespit edilen matrah farkı üzerinden tarhiyat yapılmış ise de; davacının incelemeye konu edilen daireleri arsa karşılığı bina sözleşmesine göre yaparak dairelerin bir kısmını arsa sahiplerine arsa bedeline karşılık olarak bırakmış olması, inceleme elemanının yapılan imalatların gerçek durumu hakkında bir inceleme yapmaksızın, bayındırlık birim fiyatlarını ve yüzde 20 müteahhitlik kârını esas alarak varsayıma dayalı hesaplama yapmış olması ve tespit edilen matrah farkının buna dayandırılmış olması, arsa karşılığı olarak bırakılan dairelerin maliyet unsuru olarak dikkate alınmamış olması, bu haliyle incelemenin eksik ve inceleme yapılan konu hakkında somut gerekçeleri ortaya koymaktan uzak olması ve satış faturaları düşük bedelle düzenlendiği ileri sürülen daireleri alan kişiler nezdinde karşıt inceleme yapılarak faturalarda yazılı tutarlardan daha fazla bir ödemede bulunulduğu yolunda bir tespite de yer verilmemiş olması sebepleriyle, davacı adına yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.

Danıştay 4. Dairesi E.2003/1057 K.2004/633 T.31.3.2004
2001 yılı işlemleri yolcu taşımacılığı işiyle sınırlı olarak incelenen davacı adına inceleme raporuna dayanılarak bir kısım hasılatını beyan dışı bıraktığından söz edilerek re'sen fon payı hesaplanıp, vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Akaryakıt alım-satımı ve yolcu taşımacılığı işi yapan davacının defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu düzenlenen raporda, yükümlünün ihtilaflı dönemde elde ettiği nakliye gelirine karşılık daha fazla giderinin bulunması eleştirilerek tespit edilen matrah farkı üzerinden tarhiyat yapıldığı olayda, davacının anılan dönemde yolcu taşımacılığı faaliyetinden elde ettiği hasılatını gizlediği ya da giderlerini olduğundan çok gösterdiği yolunda somut delil ve tespitlerin mevcut olmaması ve salt inceleme elemanının varsayımlarından hareketle hasılatının kayıt ve beyan dışı bırakılmış olabileceği sonucuna varılmış olması sebepleriyle, eksik incelemeye dayalı olarak saptanan matrah farkı üzerinden yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.

Danıştay 4. Dairesi E.2003/1537 K.2004/873 T.21.4.2004
Davacı kurum hakkında ilgili yıl işlemlerinin incelenmesi sonucu kayıt dışı satış hasılatı bulunduğu iddiasıyla cezalı tarhiyat yapılmışsa da; Moda, tasarım, grafik, reklam, iç mimari ve bilgisayar dallarında kurs hizmeti veren davacı kurumun banka hesaplarına yatırılan paraların işle ilgili olduğu ve bu paralar için belge düzenlenmediği iddiasıyla tarhiyat yapıldığının anlaşıldığı olayda, bankalara yatırılan paraların kimler tarafından yatırıldığının tespit edilmemiş olması, kişilerin ifadelerine başvurulmamış olması ve ne amaçla para yatırıldığının saptanmamış olması sebepleriyle somut bir tespit yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.

ÖZELGELERDE
KURUM KAZANCI
1. Konya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 5.2.2008 tarih ve 260 sayılı özelgesi;
"Sosyal sigorta mevzuatı uyarınca emsaline, yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütülmesi için gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunulması nedeniyle sigorta kurumu tarafından resen tahakkuk ettirilen sigorta primlerinin, fiilen Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödendiği tarihte gider olarak dikkate alınması mümkündür. Ancak sigorta primleri nedeniyle söz konusu kuruma ödenen para cezaları ile gecikme zamları ve faizlerin, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir."

2. Konya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 4.2.2009 tarih ve 234 sayılı özelgesi;
"Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu'nun geçici 2. maddesi hükmü gereğince, teknoloji geliştirme bölgesinde gerçekleştirilen Ar-Ge'ye dayalı üretim faaliyetlerinden dolayı elde ettiğiniz kazançlar 31.12.2013 tarihine kadar kurumlar vergisinden istisnadır. Ancak, teknoloji geliştirme bölgelerinde gerçekleştirilen Ar-Ge faaliyetlerinden bir kazanç doğması ve bu kazançla ilgili olarak söz konusu Geçici 2. maddede düzenlenen istisnadan yararlanılması halinde, istisna uygulanacak kazancın elde edilmesine yönelik olarak yapılan harcamaların yine KVK'nın "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin (a) bendinde düzenlenen Ar-Ge indirimi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle, kazancına istisna uygulanacak Ar-Ge faaliyetleri için yapılan harcamalar dolayısıyla Ar-Ge indiriminden yararlanmanız söz konusu değildir."

3. Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı'nın Ocak 2009 tarihli özelgesi;
"KVK'nın ‘Kanunen Kabul Edilmeyen İndirimler' başlıklı 11. maddesinin g bendinde, sözleşmelerde cezai şart olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere, kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi tazminatların giderlerinin, kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bu hüküm gereğince, Sosyal Güvenlik Kurumu ile imzalanan Sağlık Hizmetleri Satın Alma Sözleşmesinin bir hükmüne aykırı işlem yapıldığının tespiti üzerine şirket hakkında tatbik edilen 30.000,00 TL cezai işlemin, işle ilgili olması şartıyla, mukaveleye veya ilama veya kanun emrine istinaden düzenlenmiş olması halinde, kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkündür."

4. Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı'nın Ocak 2009 tarihli özelgesi;
"KVK'nın 10/1-c maddesi gereğince kamu yararına çalışan derneklere yapılan yardım ve bağışlar, maddede sıralanan diğer yardım ve bağışlarla birlikte toplamının söz konusu yıla ait kurum kazancının yüzde 5'ine kadar olan kısmı kurum kazancından indirim konusu yapılabilir. Bu indirim hakkından yararlanılabilmesi için, yardım veya bağışın karşılıksız olarak yapılması, makbuz karşılığında yapılması, beyannamede ayrıca gösterilmesi gerekir. Ayrıca, indirim hakkı sadece ilgili dönem için geçerli olup, indirilemeyen kısmın diğer yıllara devretmesi söz konusu değildir.
Bu arada, indirime konu edilecek tutarın tespitinde esas alınacak kurum kazancı, zarar mahsubu dâhil giderler ile iştirak kazançları istisnası düşüldükten sonra, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki [Ticari bilânço kârı (iştirak kazanç istisnası+geçmiş yıl Zaraları)] tutardır."

5. Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 2.6.2008 tarih ve 1772 sayılı özelgesi
"Şirket aktifine kayıtlı arsa üzerinde kurulan benzin istasyonu ile ilgili olarak (...) AŞ adına intifa hakkı tesis ettirilmesi işleminin kiralama olarak değerlendirilmesi, düzenlenmiş olan faturalar ile tahsil edilen hâsılatın ise mukayyet değeri üzerinden pasifleştirilmek suretiyle muhasebeleştirilmesi ve gelecek hesap dönenmelerine ait olarak peşin olarak tahsil edilen kiranın ilgili oldukları yılların hâsılatı olarak KVK genel hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekir."


YÖNETİCİ ORTAĞIN YETKİSİ NASIL SINIRLANDIRILIR

* Limited şirketlerde şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan birine veya birkaçına bırakılabilir.
* Ortaklardan birine şirketi idare görevi verilmişse, kendisine şirketi idare görevi verilen ortağın idare hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından kısıtlanamaz.
* Ancak haklı nedenlerin bulunması koşuluyla, ortaklardan birinin istemi üzerine mahkeme kararı ile şirketi idare eden ortağın bu hak ve selahiyeti kısıtlanabilir.
* Kısıtlama kararı için şirketi idare edenin basiretsizliğinin bulunması, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık göstermesi gibi hallerin gerçekleşmiş olması gerekir.
* Limited şirket statüsünde müdürlerin şirket ortaklarının kendi aralarında alacağı azil kararı geçersiz bulunuyor.
* Şirket müdürünün görevi, yeni müdürün seçildiğine dair ortaklar kurulu kararının ticaret sicilinde ilan edilmesine kadar üçüncü şahıslar bakımından devam eder.
* Ancak geçerli nedenlerin olması halinde ortaklardan birinin istemi üzerine söz konusu ortağın idare hak ve ehliyeti sınırlanabilir veya kaldırılabilir.

SÖZÜN ÖZÜ
Bir neslin lüksü, gelecek neslin ihtiyacıdır.
DELA WAAR

Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz

Referans/08.04.2009

 

  ▼ Yayınlanan En Son  Mevzuatlar   (Sitenize ekleyebilirsiniz)


Copyrıght © 2005 -2009  www.muhasebenet.net- www.muhasebenet.com - Türkiye'nin muhasebe rehberi. Her hakkı saklıdır.