|
İşletmeler, teklif ve
satın alma sürecindeki maliyetler, satın
almanın mali yükü, bakım ve onarım maliyeti,
vergi indirimi gibi unsurlar nedeniyle araç
temininde kiralama seçeneğini tercih
ediyorlar. Son dönemde özel sektörle
birlikte kamuda da araçlar satın alınmak
yerine kiralanmaya başlandı.
Satın almak mı
kiralamak mı sorusunun cevabı her şirket
için farklı olabilir. Ancak araç kiralamanın
kiralama şirketlerinden ya da çalışandan
yapılması vergisel açıdan farklı
düzenlemelere tabi.
Şirketten Kiralanırsa
Özellikle seyahatlerde kullanılan veya
yöneticilere tahsis edilen araçlarda
kiralama tercih edilebiliyor. Çünkü bu tür
araçlar binek oto sınıfında olduğundan
alımda ödenen KDV indirim konusu
yapılamıyor.(KDVK Md. 30/b) Ayrıca ödenen
motorlu taşıtlar vergileri de gider kabul
edilmiyor. (MTVK. Md. 14)
Vergi
kanunlarındaki bu hükümler araç kiralama
şirketleri için geçerli değil.
Kiralama
şirketlerinin belli dönemlerde düzenleyecek
olduğu hizmet faturalarındaki Katma Değer
Vergisi indirim konusu yapılabiliyor. Bunun
yanında fatura bedeli gider olarak dikkate
alınmaktadır. Kiralama şirketinin kazancı
ticari kazanç olduğundan dolayı da herhangi
bir vergi kesintisi sorumluluğu
bulunmamaktadır.
Personelden
Kiralanırsa
Personele ait şahsi aracın şirket
faaliyetlerinde kullanılması halinde, bu
araca ait giderlerin nasıl değerlendirilmesi
gerektiği mükelleflerin merak ettiği konular
arasında.
Personele ait
aracın sözleşmeyle şirket tarafından
kiralanması mümkündür. Araç işte
kullanılması kaydıyla yapılacak kira ve
akaryakıt giderleri kazançtan
düşülebilecektir.
İşletme ile
çalışanı arasında yapılacak kira
sözleşmesiyle bu işlemler
belgelendirilecektir. Kira şartlarına göre
yapılacak ödemelerin masraf kaydı
yapılabilecektir.
Personele ait
aracın kiralanması karşılığında yapılacak
kira ödemeleri, Gelir Vergisi Kanunu
uyarınca yüzde 22 oranında Gelir Vergisi
tevkifatına tabidir. Çünkü motorlu aracın
kiralanması karşılığı sağlanan gelir, elde
eden açısından gayrimenkul sermaye iradı
niteliğindedir.
Ayrıca bir yıl
boyunca elde edilen kira gelirinin 2006 yılı
için brüt 18 bin YTL’yi aşması durumunda
personel tarafından yıllık Gelir Vergisi
beyannamesi verileceği de unutulmamalıdır.
Kendi Aracı
İle Seyahat
İşletme ile çalışan arasında herhangi bir
kira sözleşmesi bulunmuyorken çalışan kendi
aracı ile iş seyahati yaparsa farklı
uygulama olacaktır. Harcırah Kanunu’na ekli
cetvelde, “özel otomobilleriyle seyahat
edenlere, müstahak oldukları taşıt ücretiyle
bu taşıta göre geçecek günler için verilmesi
gereken gündelikten fazla ödeme yapılmaz”
denmektedir. Aynı kanunun 6’ncı maddesinde,
harcırahın, bu kanunda aksine hüküm
bulunmadıkça, gidip gelmeye en uygun ve
kullanılması mutat olan yol ve taşıt
araçları üzerinden verileceği
belirlenmiştir.
Bu durumda, ticari
seyahatlerini özel otosuyla yapan personele
Harcırah Kanunu’nun 6’ncı maddesi hükmüne
göre seyahat edilen yerler arasında faaliyet
gösteren belli tarifeli araca ya da mutat
ulaşım aracına ödenecek ücrete uygun bir
tutar ödenebilecektir.
Ancak bu tür
seyahatlerde alınacak akaryakıt
faturalarında sorun olabilecektir. Özel
taşıtıyla da seyahat edilse çalışana
ödenecek tutar gerçek yol gideridir. Bu
tutar ise mutat ulaşım araçlarına göre
tespit edilmektedir. Araca ait akaryakıt
giderlerinin kabulü mümkün değildir. Şayet
işletme tarafından benzin giderleri
karşılanıyorsa bu takdirde gerçek yol
giderini aşan kısmın ücret olarak vergiye
tabi tutulması gerektiğini düşünüyorum.
Kiralama
Olmazsa
Personel, işletmeye ait araçla seyahat etmiş
ise kendisine yol gideri ödenmeyecektir.
Personel otobüs, uçak, tren vs ile seyahat
etmiş ise gerçek yol gideriyle günlük
yevmiyelerinin hakediş bildirimi
düzenlenerek ödenmesi gerekecektir. Gelir
Vergisi Kanunu’nun 24’üncü maddesi uyarınca
hizmet erbabına (Harcırah Kanunu’na tabi
olsun olmasın her türlü sözleşmeli personel
dahil) verilen gerçek yol giderlerinin
tamamı Gelir Vergisi’ne tabi olmadığından
herhangi bir kesinti yapılmayacaktır. (Damga
Vergisi hariç)
Harcırah Kanunu
gerçek yol giderinin ödenmesini kabul
ettiğinden, herhangi bir nedenle indirimli
seyahat yapıldığında, fiilen yapılan
harcamanın ödenmesi gerekir.
İşletmelerin ticari
faaliyetleri içerisinde seyahat
harcamalarının büyüklüğü, araç temininde
hangi yolun tercih edileceğini belirleyecek
bir unsur olarak görünmektedir. Tercihlere
göre vergi uygulamaları da
değişebilmektedir.
Mustafa Tan
Referans |