Muhasebe Rehberi sayfasına gitmek için tıklayınız

Muhasebe  

Maliye

Vergi

Sigorta

İletişim

 TÜRKİYE' NİN MUHASEBE REHBERİ. "GÜNCEL MALİ MEVZUATLAR, YORUM, HABER"

 

 

 

-Muhasebe, Mevzuat, Yorum, Haber-05.10.2006-

--------------------------------------------------------------------

 
 

Ortak cari hesaplara ceza
 

Bilindiği gibi Adalet Bakanlığı'nca, halen yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu'nun günün ihtiyaçlarına cevap vermediği, AB mevzuatına uyumunun sağlanması gerektiği vb. pek çok gerekçelerle bu kanunun yerine geçmek üzere bir kanun tasarısı hazırlanarak yasama organına sunulmuştu.

Tasarı halen Adalet Komisyonu'nun gündemindedir. Komisyon tasarının daha detaylı incelenmesini temin amacıyla Alt Komisyon'a havale etmiş ve nihayet Alt Komisyon çalışmalarını tamamlayarak Raporunu Adalet Komisyonu'na sunmuştur.

Bu arada "Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı" (kısaca Tatbikat Kanunu Tasarısı) da hazırlanmış ve çeşitli kurum veya kuruluşa görüş bildirmeleri için gönderilmiştir.

Daha önceki bir yazımızda, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'nda sermaye şirketlerinin ortaklarının şirketlerine borçlanmalarına yasak getirildiğinden söz etmiş, bu yasağın yaptırımının da adli para cezası olarak belirlendiğini vurgulamıştık. 18 Nisan 2005 tarihli DÜNYA Gazetesi'nde yayınlanan bu yazımızda, şirketlerdeki mevcut ortak borçlarının nasıl tasfiye edileceği konusunun ise belirsiz olduğundan bahsederek, gelişmeleri okurlarımıza aktaracağımızı söylemiştik. İşte bu yazımızda bu konudaki gelişmeleri, Adalet Komisyonu'nun Alt Komisyonu'nca kabul edilen metin ve hazırlanan Tatbikat Kanunu Tasarısı'nı da dikkate alarak aktarmak istiyoruz.

Tasarının anonim şirketlerle ilgili 358. (limitet şirketler için 644.) maddesinde "Pay sahipleri şirkete borçlanamaz" hükmü öngörülerek, ortak ile şirket arasında borç ilişkisi kurulması yasaklanmıştır. Ancak yasağa iki noktada istisna getirilmiştir. Bunlardan birincisi, sermaye taahhüdünde doğan borçlardır. İkincisi ise şirketin işletme konusu ve pay sahibinin işletmesi gereği yapılmış işlemlerden doğan borçlardır. Örneğin (A) şirketi zücaciye ürünleri üretiyorsa, ortağı (B) de bunları satan bir işletmeye sahipse veya (A)'nın aynı zamanda bayii ise, (A)'dan vadeli mal alımı işlemi dolayısıyla, şirkete borçlanabilecektir. Ancak ortak, en büyük hissedar da olsa, sabah ceketini değiştirirken cüzdanını evde unutmuşsa, akşam muhasebeye gidip kasadan dönüş için taksi parasını borç alamayacaktır. Alırsa, yargılanacaktır.

Tasarı yukarıdaki istisna kapsamında pay sahibinin işletmesi ile şirket arasında kurulabilecek borç ilişkisinin de emsalleri ile aynı veya benzeri şartlarla olabileceğini hükme bağlamakla, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun örtülü kazanç dağıtımı müessesesini ticaret hukukuna da taşımaya çabalamıştır.

Tasarı ayrıca 395. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin kendisinin veya yakınlarının (alt ve üst soyundan birinin, eşinin veya üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin) ve bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ile en az yüzde yirmisine iştirak ettikleri sermaye şirketlerinin de şirkete borçlanmalarını yasaklamış, şirketlerin ise bu saydıklarımıza kefil olmasını, garanti, teminat veya güvence vermesini, sorumluluk yüklenmesini ve borçlarını devralmasını da yasaklamıştır. Örneklersek, aile tipi (A) anonim şirketinin yüzde 80 pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olan Bay (B)'nin yüzde 60 pay sahibi olduğu aile tipi (C) anonim şirketinin varlığını düşünelim. (C) anonim şirketi bankadan kredi alırken veya (C)'nin vergi borçları için, (A) anonim şirketinin boş arsasını veya makine-teçhizatını teminat gösteremeyecektir.

Ticaret Kanunu Tasarısı'nı hazırlayanlar, ortakla şirket arasında akçalı ilişki kurulmasını, tamamen bir suiniyet ifadesi olarak görmüş olmalılar ki, tasarı metninde bu konuda son derece katı hükümlere yer vermişlerdir.

Oysa, şirketle ortağın akçalı ilişkilere girmesi ve ortakların cari hesaplarının kabarması, hiç şüphesiz her durumda suiniyeti ve sapmayı ifade etmez. Ortağın cari hesabı bazen yapılan ve belgelendirilemeyen işlerin ve harcamaların birikme yeri, bazen de gider yazılamayan mali yükümlülüklerin atıldığı bir hesap da olabilmektedir.

Grup şirketlerde veya holding yapılarında ortak durumunda olan şirketlere borç verme ise, bu yapılanmaların doğal gereği olarak, ortağın ucuz finansmanı amacına da dayanabilmektedir. Ortakların, şirketin atıl fonlarını kredi olarak kullanmaları da, bu yapılanmalar için son derece doğaldır.

Tasarıdaki bu düzenlemeler, tasarının Alt Komisyon'da görüşülmesi sırasında aynen kabul edilmiştir.

Bu işlemlere, yani borçlanma yasaklarının ihlaline, tasarının 562. maddesinin 4. fıkrasının c ve d bentlerinde, üç yüz günden beş yüz güne kadar adli para cezası yaptırımı getirilmiştir. Alt Komisyon'da görüşmeler sırasında, üst sınır kaldırılmıştır. Sulh ceza hakimince verilecek cezanın alt sınırı, yeni Ceza Kanunu'nun 52/2 maddesine göre 6.000 YTL olacaktır. Üst sınır ise yoktur. Bu nedenle hakimin ne tutarda ceza verebileceğini, olayın özellikleri belirleyecektir. Yani örneğimizdeki büyük hissedar, şirketten bir taksi parasını cari hesap yolu ile borç alırsa, ceza mahkemesinde yargılanacak, kendine avukatlar tutup savunmalar hazırlayacak ve belki de mahkum olacaktır.

Yeni Ceza Kanunu 278. maddesinde, işlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişilerin sulh ceza hakimince bir yıla kadar hapsini öngörmüştür. Buna göre tasdik veya imza yetkisinin kullanımı kapsamında YMM'ler ve SMMM'ler Ticaret Kanunu Tasarısı yasalaştığında bu yasakların ihlal edilip edilmediğini de denetlemek ve cari hesapları kontrol etmek durumunda olacaklardır. Eski Ceza Kanunu'nda suçu bildirmeme suçu sadece kamu görevlileri için öngörülmüşken, yeni Ceza Kanunu bu suçu herkese teşmil etmiştir.

Bu arada mevcut şirketlerde pay sahiplerinin birikmiş cari hesaplarının yeni kanuna nasıl uygun hale getirileceği ve nasıl tasfiye edileceği sorusunun yanıtı Tatbikat Kanunu Tasarısı Taslağı'nda yer almıştır. Taslağın, 24. maddesine göre "anonim veya limited şirkete borçlu bulunan pay sahipleri ve ortakların, borçlarını anılan kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde, nakdî ödeme yaparak tamamen tasfiye etme" zorunluluğu getirilmektedir. Yine maddede, "borcun kısmen veya tamamen başkası tarafından üstlenilmesi, borç için kambiyo senedi verilmesi, ödeme planı yapılması veya benzeri yollara başvurulmasının bu madde anlamında tasfiye" olarak kabul edilmeyeceği de hükme bağlanmaktadır. Tasarı, bu süre zarfında söz konusu borçların kapatılmaması halinde, üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezası öngörülmektedir. Öte yandan tasarı, söz konusu üç yıllık tasfiye süresinin geçmesinden sonra, şirketin alacaklılarına, alacakları için, şirkete borçlu olan pay sahibini veya limited şirket ortağını kapatılmayan borçlar tutarı ile sınırlı olmak üzere takip edebilme yetkisi vermektedir.

Tasarının aktardığımız bu maddesi, şirket ortağını, ayni ödeme yaparak borcunu kapatma olanağından mahrum bıraktığı gibi, adli para cezasının şirkete mi yoksa borcunu kapatmayan ortağa mı verileceği konusunda da belirsizlikler taşımaktadır.

HUKUKA GÖRE

Dr. A. Bumin Doğrusöz
abumin@e-kolay.net
Dünya

 
 

                                                                                                                                              

Copyrıght © 2005-2006  www.muhasebenet.net- Türkiye'nin Muhasebe Rehberi. Her hakkı saklıdır.