|
1 Ocak 2007
tarihinden itibaren er, erbaş ve cezaevindeki
tutukluyla hükümlüler hariç herkes Genel Sağlık
Sigortası sistemine dahil olacak. Dört kişilik bir
ailenin aylık geliri asgari ücretin altındaysa
sigorta primlerini devlet karşılayacak
Bu yıl çıkarılan 5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
uyarınca 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe girecek
Genel Sağlık Sigortası (GSS) sisteminde memur, işçi,
esnaf ve yeşil kartlılar arasında ayrım kalkacak.
Bugüne kadar sadece memurların doğrudan gidebildiği
üniversite ve araştırma hastanelerine yılbaşından
itibaren işçi, esnaf, yeşil kartlı ve emeklilerin
gitmesi de kolaylaşacak. Çiftçilerin prim borcu ürün
bedellerinden kesilecek. 18 yaşından küçükler
ücretsiz sağlık hizmeti alacak. Acil servislere
gelen hastalardan para talep edilmeyecek.
5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (SSGSSK)
uyarınca er ve erbaşlarla cezaevlerindeki tutuklu ve
hükümlüler dışındaki herkes genel sağlık sigortalısı
sayılacak. Önceden farklı kanunlara tabi olan ve
SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı gibi farklı kurumlar
aracılığıyla sağlık hizmeti alanlar artık SGK
aracılığıyla sağlık hizmeti alacak. Sağlık
hizmetlerinden yararlanma, hastanelere gitme
konusunda aralarında hiçbir ayrım kalmayacak.
Herkes, SGK'nın anlaşmalı olduğu sağlık
merkezlerinden hizmet alabilecek.
Sağlık merkezlerinde sağlık
karnesi yerine kimlik, ehliyet, evlilik cüzdanı gibi
belgelerin gösterilmesi yeterli olacak. Otomasyon
sisteminin oturmasıyla, hastaların tüm kişisel
bilgileri TC kimlik numarası bilgisayara girilince
görülebilecek.
Sistemin yumuşak karnı
İşçi, memur, esnaf ya da
emekli olmayanlar, en az brüt asgari ücretin yüzde
12'si oranında prim ödeyerek sağlık hizmetinden
yararlanabilecekler. Halen yeşil kartlı olanların
primlerini devlet karşılayacak. Bu amaçla 2007 yılı
bütçesine 2.6 milyar YTL ödenek konuldu.
Kimlerin primini devletin
karşılayacağının hesaplanmasında, bir ailenin, aile
fertleri başına düşen gelirinin net asgari ücretin
üçte birinden az olup olmadığına bakılacak. Örneğin,
dört kişilik bir ailenin aylık geliri (bugünkü
asgari ücrete göre kişi başına 127 YTL üzerinden)
508 YTL'nin altında ise bu ailenin primini devlet
ödeyecek. Bu ailenin geliri 508 YTL ve üzerinde ise
en az asgari ücretin yüzde 12'si oranındaki 64
YTL'lik aylık primi, kendilerinin ödemesi gerekecek.
GSS'nin yumuşak karnını da
bu durum oluşturuyor. Zira kanun, teorik olarak
Türkiye'de yaşayan herkesi GSS yükümlüsü sayıyor.
Bir ailenin kişi başına gelirinin 127 YTL'nin
üzerinde olması, o ailenin GSS primini kendisi
ödeyecek kadar 'zengin' olduğu anlamına geliyor. Ama
devletin yoksulluk kıstasıyla çarşı-pazarın
yoksulluk hesabı birbirini tutmuyor. Türkiye'de şu
anda 12 milyon 200 bin kişi, yani yaklaşık 3 milyon
aile sağlık hizmetini yeşil kartla karşılıyor.
Mevcut SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'na tabi
olmayan ve yeşil kartlı grubuna da girmeyen
milyonlarca aile, 1 Ocak 2007'den itibaren zorunlu
olarak aylık 64 YTL GSS primi ödemek zorunda
kalacak.
Sorun, bu kesimin prim
borcunu ödemediğinde ortaya çıkacak. 5510 sayılı
kanunda, işçi, memur, esnaf olmayan ve hiçbir kaydı
bulunmayan kişilerden sağlık priminin nasıl tahsil
edileceği konusu belirsiz.
Çiftçinin primi hasattan
Kanunun 88'inci maddesine
göre, çiftçilerin prim borçları, sattıkları tarımsal
ürün bedellerinden tahsil edilecek. SGK, ürününü
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), üretici birlikleri ya
da kayıtlı sistem içinde ürün borsalarında satan
çiftçilerin ürün bedellerinden,borç tutarını
geçmemek şartıyla, yüzde 1 ile 3 oranları arasında
kesinti yapacak. Kesintiler başladığında ise
kamuoyundan sert tepkiler gel-mesi kaçınılmaz
olacak. Ürününü TMO ya da üretici birliklerine
satmayıp, kayıtsız şekilde tüccara satan çiftçilerin
durumu da belirsiz.
Ne yoksul grubuna giren, ne
de aile bütçesinden sağlık primine para ayıracak
kadar zengin olmayan kesimin en büyük tesellisi ise
18 yaşından küçük çocuklarının, ana ya da babanın
sigortalı olup olmadığına bakılmaksızın ve ayrıca
bir işleme gerek duyulmadan sağlık hizmetlerinden
ücretsiz yararlandırılacak olması.
Üniversite hastaneleri
için sevk zinciri
Yeni sistemde üniversite ve
araştırma hastanelerinde ayakta tedavilerdeki
muayenelere olanak sağlanıyor. Bu nedenle üniversite
hastaneleri ile İstanbul Okmeydanı, Ankara Numune
gibi araştırma hastanelerinde yığılma olabilecek. Bu
durum sevk zinciriyle önlenecek. Hastalar küçük
çaplı rahatsızlıklar ve yaralanmalarda önce en yakın
sağlık ocağı, ardından devlet hastanesine
yönlendirilecek. Üniversite ve araştırma hastaneleri
ise son aşama olacak. Bu zincirin özendirilmesi
için, sağlık ocağındaki muayenede katkı payı
alınmayacak, doğrudan üniversiteye gidenlerdense 10
YTL'ye kadar katkı payı alınacak.
Anlaşmasız kuruma fark
ödenecek, 'acil' ücretsiz
Acil hastalar, SGK ile
anlaşması olsun ya da olmasın, kamu veya özel
sektöre ait en yakın sağlık merkezine
başvurabilecek. Acile gelen hastaların sadece
kimliklerinin gösterilmesi yeterli olacak. Bu
kişilerden herhangi bir para talep edilmeyecek,
ücret SGK'dan talep edilecek.
Kişiler, sevk zincirine
uymak kaydıyla tedavilerini SGK anlaşması olmayan
sağlık merkezlerinde de yaptırabilecek. Bu durumda
GSS, aynı tedavi için anlaşmalı hastanelere ödediği
bedelin yüzde 70'ini karşılayacak. Sevk zincirine
uymanlara ise aynı tedavi için anlaşmalılara ödenen
ücretin yüzde 50'si ödenecek. Ödemeler fatura
karşılığı yapılacak.
Ortez, protez ve ilaçta
katkı payı var
Ortez, protez, iyileştirme
araç ve gereçleriyle ayakta tedavide sağlanan
ilaçlar için hastalardan yüzde 10 ila yüzde 20 arası
oranlarda katkı payı alınacak. Bu katkı payı
miktarı, asgari ücretin yüzde 75'ini (bugün için 398
YTL) aşamayacak. Kronik hastalıklara ilişkin
ilaçlarla yatarak tedavide kullanılan ilaçlar için
katkı payı ödenmeyecek. Bu katkı payları ilk üç yıl
yüzde 50 indirimli uygulanacak. Diş çekimi,
konservatif diş tedavisi ve kanal tedavisi, travmaya
ve onkolojik tedaviye bağlı protez uygulamaları, 18
yaşını doldurmamış kişilerin ortodontik diş
tedavileriyle 18 yaşını doldurmamış veya 45 yaşından
gün almış kişilerin diş protezlerinin bir bölümünü
GSS karşılayacak.
Kök hücre tedavisi ve
tüp bebeğe olanak
Evli sigortalıların en
fazla iki denemeyle sınırlı kalmak şartıyla tüp
bebek tedavisi karşılanacak. Kadının 23 yaşından
büyük, 39 yaşından küçük olması gerekecek. Ailedeki
sigortalının ise en az beş yıldır genel sağlık
sigortalısı ve 900 gün prim ödemiş bulunması
gerekecek. Sigortalılar, ilk deneme için yüzde 30,
ikinci için de yüzde 25 oranında katkı payı
ödeyecek. Tüp bebekteki katkı payında, 398 YTL'lik
katkı payı limiti dikkate alınmayacak. Kök hücre
nakli ve hücre tedavisi hizmeleri de sigorta
kapsamında.
'Otel hizmeti' ve prof.
farkı alınabilecek
Yeni sistemde sözleşmeli
sağlık kurumları sigortalı hastalardan herhangi bir
fark ödemesi talep edemeyecek. Anlaşmalı hastaneler
sigortalılardan sadece 'otelcilik hizmeti'yle
'öğretim elemanı farkı' adı altında ilave para talep
edebilecek. Yani, hastanede tek kişilik özel odada
kalmak isteyenlerle muayenesini belli bir doçent
veya profesör gibi öğretim üyesinin yapmasını
isteyenler, fark ödemek zorunda kalacak. Ancak
ödenecek bu fark, kurumun söz konusu hizmetler için
belirleyeceği fiyatın iki katını aşamayacak. Sistem
ayrıca öğretim üyelerinin zorunlu
olarak girmesi gereken
ameliyatlarla ilgili bir fark ödenmesine de izin
vermiyor.
Radikal |