| |
Kur farkları örtülü kazanç olarak gösterilemeyecek
Bu hafta Meclis’te ‘temel
yasa’ olarak görüşülecek Kurumlar Vergisi
düzenlemeleri, örtülü kazanç ile ilgili büyük
yenilik getiriyor.
Yapılacak değişikliklerle adı, ‘transfer
fiyatlandırması’na dönüştürülen örtülü sermaye
müessesesi, çağdaş gelişmelere paralel hale
getiriliyor. Bu başlık altında yapılan yeniliklerin
başında, kur farklarının örtülü kazanç olmaktan
çıkarılması geliyor. Örtülü sermaye üzerinden
hesaplanan kur farkları ihtilafa yol açıyordu.
Tasarıyla kur farkları konusu açıklığa
kavuşturuluyor, faiz ve benzeri ödemelerin dışında
tutuluyor. Böylece örtülü sermaye üzerinden
hesaplanan kur farklarının gider yazılabilmesi
imkanı getiriliyor. Ayrıca gayri nakdi teminatlar
karşılığı yapılan borçlanmalar örtülü sermaye
sayılmıyor.
Tasarıya göre kurumlar ilişkili kişilerle
emsallerine uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit
ettikleri bedel ve fiyat üzerinden mal veya hizmet
alım ya da satımında bulunursa kazanç kısmen veya
tamamen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü
olarak dağıtılmış sayılıyor. Şimdi konuyu iki başlık
halinde inceleyelim.
Transfer fiyatlandırması
Mevcut Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alan ‘örtülü
kazanç’ müessesesi tasarıyla Transfer
Fiyatlandırması başlığı altında yeniden
düzenleniyor. Tasarıda ilişkili kişiler kurumların
kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili
bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi,
denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya
dolaylı olarak bağlı bulunduğu veya nüfuzu altında
bulundurduğu gerçek kişi veya kurumlar şeklinde
tanımlanmakta. Ortakların eşleri, ortaklarının veya
eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil
yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi
sayılıyor. Tasarıya göre kurumlar, ilişkili
kişilerle yapacakları işlemlerde uygulayacakları
fiyatları, öncelikle Karşılaştırılabilir Fiyat
Yöntemi, Maliyet Artı Yöntemi ya da Yeniden Satış
Fiyatı Yöntemi’nden işlemin mahiyetine uygun olanını
kullanarak tespit edecekler.
Şimdi bu yöntemlerin neyi ifade ettiğini kısaca
açıklayalım. Karşılaştırılabilir Fiyat Yöntemi’yle,
ilişkili kişiler arasında yapılacak işlemlerde
uygulanacak fiyatın, aralarında herhangi bir ilişki
bulunmayan kişiler arasında gerçekleşen aynı
mahiyetteki işlemlerde uygulanan piyasa fiyatı
karşılaştırılarak tespit edilmesi öngörülmekte.
Maliyet Artı Yöntemi’nde ise ilişkili kişiler
arasındaki işleme konu mal veya hizmetin maliyetine
makul bir brüt kâr marjı eklenerek bulunacak fiyat
esas alınmakta. Yeniden Satış Fiyatı Yöntemi’nde
esas alınan fiyat da işleme konu mal veya hizmetin
herhangi bir şekilde ilişkisi bulunmayan kişilere
satılması halinde uygulanacak fiyattan makul bir
brüt satış kârı düşülerek bulunuyor. Tasarıyla
ayrıca emsallerine uygunluk doğrultusunda tespit
edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara
ait kayıt, cetvel ve belgelerin saklanması
zorunluluğu getiriliyor. Yukarıda belirtilen her üç
yöntemde de emsallerine uygun fiyata ulaşma imkanı
yoksa mükellef işlemin mahiyetine uygun olarak kendi
belirleyeceği bir yöntemle fiyatı tespit edebilecek.
Ayrıca ilişkili kişilerle yapılacak işlemlerde
uygulanacak fiyat ya da bedelin tespitine ilişkin
yöntemlerin Maliye Bakanlığı ile anlaşarak
belirlenmesine imkan veriliyor. Ancak bu şekilde
belirlenen yöntem en fazla üç yıl kesinlik
taşıyacak. Böyle bir uygulama mükelleflere belirli
bir süre herhangi bir eleştiri ve ceza riski olmadan
geleceğe dönük plan yapabilme imkanı vermekte.
Tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla
örtülü olarak dağıtılan kazanç, maddedeki şartların
gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla
dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana
merkeze aktarılan tutar sayılıyor. Böylece transfer
fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yapan
mükellefler nezdinde bir tarhiyat yapıldığı zaman
örtülü kazanç dağıtılan mükellef nezdinde de bir
düzeltim yapılmasını sağlamakta ve örtülü olarak
dağıtılan kazancın kâr payı sayılması ile
mükellefler bu kâr payına ilişkin olarak istisna
hükümlerinden yararlanacağından karşı taraf
düzeltimi bu şekilde gerçekleşiyor. Aynı işlem
üzerinden mükerrer vergilemenin de önüne geçilmiş
oluyor.
Örtülü sermaye tanımına açıklık getiriliyor
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 16.
maddesinde düzenlenen örtülü sermaye müessesesi
tasarıda 12. madde olarak yeniden ele alınıyor. 5422
sayılı kanunun 16. maddesindeki düzenleme ‘borcun
kurumlara devamlı olarak kullanılması’nın neyi ifade
ettiği, borcun özsermayeye oranının emsaline göre
bariz bir fazlalık göstermesinden ne anlaşılması
gerektiği, kur farklarının faiz gibi değerlendirilip
değerlendirilmeyeceği gibi belirsizlikleri içermekte
ve dolayısıyla uygulamada çok sayıda ihtilaflara
neden olmaktaydı. Yapılan yeni düzenlemeyle maddenin
eski halinde yer alan belirsizlikler giderilmekte,
özsermaye tanımına açıklık getirilmekte, borç-özsermaye
oranı, ilişkili kişi ve örtülü sermaye kapsamına
girmeyecek borçlanmalar maddenin yeni halinde
belirtilmekte. Ayrıca maddede yer alan borcun
kurumda devamlı kullanılması ifadesi belirsizliklere
yol açtığı için maddenin yeni halinde devamlılık
kriteri madde metninden çıkarılıyor.
Ortaklardan yapılan borçların örtülü sermaye
sayılması için kurumun özsermayesinin üç katını
aşması gerekiyor. Yani ortaklardan yapılan
borçlanmaların özsermayenin üç katına kadar olan
kısmı örtülü sermaye sayılmayacak. Bu
karşılaştırmada ana faaliyet konusuna uygun olarak
faaliyette bulunan banka veya benzeri kredi
kurumlarından yapılan borçlanmalar yüzde 50 oranında
dikkate alınacak. Ancak ilişkili şirketlere
finansman temin eden kredi şirketleri için genel
kurallar geçerli olacak. Örtülü sermaye
uygulamasında özsermayenin üç katına kadar olan
borçlanmalar nedeniyle ortaklara ödenen faizler
gider yazılabilecek. Fakat bu oranı aşan tutarlarda
ödenen faizler gider yazılamayacak. Yani faizlerin
tamamı değil sadece örtülü sermaye sayılan kısma
isabet eden miktar gider yazılamayacak.
Ahmet Yavuz
Zaman
12.06.2006
|
|