| |
Anonim şirketlerde apel ve ıskat
Anonim şirketlerde pay
sahiplerine temel borcunu, taahhüt etmiş oldukları
sermaye katılma borcunu ödemek oluşturur. Şirketin
kuruluşu veya sermaye artımı sırasında taahhüt
edilen sermaye payının, genellikle 1/4'ü peşin
ödenir.
Pay sahiplerinin bakiye sermaye borçlarının ödeme
zamanı, ana sözleşme ile kesin olarak (tarih ve
miktarın belirtilmesi suretiyle) belirleneceği gibi,
ödeme zamanını bir ihbar ile belirleme yetkisi,
şirketin organlarına da (genel kurula veya yönetim
kuruluna yahut her ikisine birden) bırakılabilir.
Ana sözleşmede bu konuda herhangi bir hüküm olmadığı
hallerde ödeme zamanını belirleme yetkisi yönetim
kuruluna aittir. Yönetim kurulu, şirket açısından
uygun göreceği bir zamanda bakiye sermaye borcunun
ödenmesini isteyebilir.
Bakiye sermaye borcunun ana sözleşmede taksitle veya
peşin olarak isteneceğine ilişkin bir hüküm varsa
ona göre istenmesi gerekir. Aksi halde yönetim
kurulu bakiye borcun tamamının peşinen ödenmesini
veya belli bir kısmının ödenmesini yahut tamamının
belli taksitler halinde ve belirli bir sürede
ödenmesini istemek konusunda takdir hakkına
sahiptir.
Yönetim kurulunun, pay sahiplerini sermaye taahhüt
borçlarını ödemeye çağırması apel olarak
adlandırılmaktadır. Apelin, eşit işlem ilkesi
uyarınca yapılması, pay sahipleri arasında
eşitsizlik yaratmaması gerekir. Bir başka anlatımla,
sadece belli kişi veya grup paylara yönelik bir
apel, paydaşlar arasında eşitliği zedeleyici
niteliktedir. Ancak bu konuda çeşitli kategorideki
paylar itibariyle ve iyi niyet, dürüstlük
kurallarına aykırı olmamak kaydıyla farklı ödeme
zaman ve şekilleri, ana sözleşmeyle belirlenebilir.
Sermaye borcu, kuruluşta ana sözleşmenin, sermaye
artırımında ise iştirak taahhütnamesinin
imzalanmasıyla (sermaye artırımı işlemlerinin
tasdiki (konuya ilişkin ana sözleşme değişikliğinin
tescili koşuluna bağlı olarak) doğar ve taahhüt
bunlarla ne şekilde belirlenmişse o şekilde ifa
edilmesi gerekir. Örneğin nakit taahhüdünün, nakit
yerine ayrı bir ödeme şekli ile ile ifa edinmesi
mümkün değildir.
Yönetim kurulunca pay bedellerinin talep edilmesi
ilan yoluyla yapılır. Ancak şirketin ana
sözleşmesinde, başkaca bir usul önerilmişse, bu
şeklin de yerine getirilmesi gerekir. (Türk Ticaret
Kanunu Madde; 406)
Sermaye koyma borcu, söz konusu apel ilanı ile
belirlenen süresinin sonunda muaccel hale gelir.
Ancak burada muaccel hale gelme, her durumda bakiye
sermaye borcunun tamamını kapsamaz. Sadece, ilanla
talep olunan kısım, belirlenen sürecin sonunda
muaccel hale gelir.
Sermaye koyma borcunun vaktinde yerine getirmeyen
pay sahibi, ayrıca herhangi bir ihtara gerek
olmaksızın, temerrüde düşer ve temerrüt faizi
ödemekle yükümlü olur. Şirket ana sözleşmesinde,
temerrüde düşen pay sahibi için, temerrüt faizinin
yanı sıra bir cezai şartın da öngörülmesi mümkündür.
Ancak, sermaye koyma borcunu ödemeyerek temerrüde
düşen ortağa uygulanacak, kendiliğinden uygulanacak
bir cezai şart öngörülemez. Çünkü cezai şart,
temerrüt faizi gibi, apel ile belirlenen sürecin
dolması ile kendiliğinden tahakkuk etmez. Cezai
şartın istenebilmesi için aşağıda izah edeceğimiz
usulle yapılacak ayrı bir ihtara ve süreye gerek
vardır.
Sermaye taahhüt borcunu yerine getirmeyen pay
sahibinin ortaklıktan çıkarılması, ıskat olarak
adlandırılır. Iskat, kelime anlamı olarak düşme,
düşürülme demektir. Iskat, belli bir usulün
uygulanması ile mümkün olabilir. Ticaret Kanunu ile
belirlenen ve aşağıda açıklayacağımız bu usul
kuralları uyulması zorunlu emredici kurallardır.
Iskat usulü, pay sahibinin taahhüdünü yerine
getirmeye yeniden çağrılması ile başlar. Bu çağrı,
şirket ana sözleşmesinde belirlenen şekilde ve her
durumda Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde
yayınlanacak ilanlarla yapılır. Davet yazısı ayrıca,
nama yazılı pay sahibinin adreslerine taahhütlü
olarak da gönderilir. Bu ilan metinlerin de ve pay
sahiplerine 1 aylık ödeme süresi tanınması ve bu
süre zarfında ödeme yapılmaması halinde pay
sahibinin haklarından mahrum edileceğinin ve cezai
şartın tahsil edileceğinin ayrıca yazılması
zorunludur.
Pay sahibi, ihtar ve ilanla tanınmış olan 1 aylık
süre içinde taahhüdünü yerine getirmezse o zamana
kadar yaptığı ödemelerden mahrum edilerek payı iptal
edilir. Eğer payı senede bağlanmışsa ve senet ele
geçirilemiyorsa, senedin iptaline ilişkin yönetim
kurulu kararı, Türk Ticaret Sicili Gazetesi'nde ve
ana sözleşmede ön görülen şekilde ilan edilerek,
üçüncü şahısların bu senedi iktisaplarına dayanarak
hak iddiaları önlenmiş olur. Bu şekildeki ıskattan
sonra, söz konusu pay yönetim kurulunca satışa
çıkarılır. Satış sonucu elde edilecek olan gelir
fazlalığı, kanuni yedek akçeye eklenir. (TKK. md.
465)
Iskat usulü, yalnızca sermaye taahhüt borçlarında
uygulanır. Yoksa pay sahibinin diğer borçları için
uygulanması söz konusu olamaz. Yine bu usul ile
yalnızca sermaye taahhüt borcu olan paylar iptal
edilebilir. Örneğin, temerrüde düşmüş ortağın, daha
önceki sermaye artırımlarında veya kuruluş
aşamasında elde ettiği ve bedelini tamamen ödemiş
olduğu paylarının, sonradan elde ettiği yeni
paylardan doğan sermaye taahhüt borçları dolayısıyla
iptali mümkün değildir.
Yönetim kurulu, sermaye taahhüt borcunu ıskat usulü
yerine, temerrüt faizi ve cezai şart ile birlikte
icra kanalı ile tahsil etme yoluna da gidebilir.
Ancak hem icra kanalı ile tahsil yoluna gitme, hem
de aynı zamanda ıskat usulünün çalıştırılması mümkün
değildir.
Iskat sonucu şirketin elde edeceği kar Tek Düzen
Hesap Planı'nda hisse senedi iptal karları olarak
adlandırılmıştır. Hisse senedi iptal karları, 521
numaralı hesaba alacak kaydedilir. Bu hesapta yer
alan ıskat primlerinin ticaret hukuku açısından
niteliği, yedek akçedir. (TKK. md. 466/2).
Dolayısıyla ıskat primlerinin, yedek akçe rejimi
dahilinde, kar olarak dağıtımına konu edilmesi veya
sermayeye eklenmesi mümkündür.
Dr. A.Bumin Doğrusöz
Dünya Online |
|