| |
Taksi sahipleri ile sürücülerinin vergisel durumu
Ülkemizde taksi plakası
veya plakalı taksi kiralama işi giderek
yaygınlaşmaktadır. Ancak buna karşılık sahibi
bulundukları taksi plakasını veyahut da plakalı
taksiyi kiraya verenler, elde ettikleri kira
gelirlerini beyan etmedikleri gibi, taksi plakasını
kiralayan ve günlük maişetlerini taksi sürücülüğü
yaparak sağlayanların sosyal güvencesi de
bulunmamaktadır. Dolayısıyla, taksi şoförü olarak
tanımlananların bazılarında sağlık sorunları
bulunmasına rağmen herhangi bir biçimde tedavi
edilmemektedirler.
Günlük yaşamda vazgeçilmez bir görev ifa edenlerin
böylesine denetimsiz bir ortamda ve daha çok plaka
sahiplerine pay aktarmaya yönelik bir sistem aracı
olarak çalışmalarına adeta göz yumulmaktadır.
İstanbul ilinde bir taksinin 12 saatlik kiralanması
ücreti 50-55 YTL'dir. Bir taksi günde iki ayrı
kişiye kiralanmakta veya yarım gün kiralanarak yarım
günde taksinin sahibi mesleki faaliyetini
sürdürmektedir.
Hürriyet Gazetesi'nde yer alan bir bilgiye göre,
"Günlük yöntemiyle kiralanan plakalarda, iki vardiya
çalışan sürücüler 100 YTL ödüyor. Geri kalan,
sürücülerin günlük hasılatı oluyor. Plaka sahibinin
aylık kazancı 3 bin YTL'yi yıllık getirisi de 30 bin
YTL'yi buluyor. Aracın yakıt, bakım, hasar ve trafik
cezası masraflarını da şoförler karşılıyor."
(11.06.2006 "Tüketicinin Erkan Abisi")
Gerçekte İstanbul'da taksiler sabah saat 04 ila
16.00 arası ve 16.00-04.00 arası olmak üzere iki
vardiya halinde kiralanmaktadır. Bazı hallerde saat
16.00'da taksiyi kiralayanların saat 24.00'te
taksiyi mal sahibine teslim etmeleri
öngörülmektedir.
Söz konusu taksiyi kiralayan sürücüler, taksinin
kendilerinde kaldığı süre içinde ortaya çıkan kaza,
bozulma gibi nedenlerden sorumlu tutulmakta, süre
dolumunda da taksiyi LPG veya akaryakıtı depo dolu
olarak mal sahibine veyahut da diğer sürücüye teslim
etmektedirler.
Mal sahipleri sadece plaka veyahut da plaka-araç
kira bedelini almaktadırlar.
Plakalı taksilerin bu nedenle yenilenmesi plaka
sahipleri için herhangi bir anlam oluşturmamakta,
hatta böyle bir olay ayrı bir masraf kapısı olarak
kabul edilmektedir.
Taksi sürücülerinin taksi sahipleri ile buluşması
daha çok hemşehrililik bağları ile olmaktadır. Bu
bağlamda taksi sürücülerinin herhangi bir biçimde
sağlık muayenesinden geçmeleri veyahut da
çalıştıkları bölgeyi bilip bilmemeleri sorun
yaratmamaktadır.
Dolayısıyla günümüzde İstanbul, Ankara ve İzmir gibi
büyük şehirlerde taksiye binip beni filanca yere
götürür müsünüz şeklindeki isteminiz çoğu kez
gideceğiniz yerin sizin tarafınızdan tarif edilmesi
şeklinde yanıtlanmaktadır.
Taksi sürücülerinin mesleklerini ifa ederken hiçbir
güvenceleri yoktur. Bu durum, zaman zaman söz konusu
meslek sahiplerinin canları pahasına göz ardı
edilmektedir. Bir başka açıdan ülkemizde taksi
sürücülüğü her nedense bir meslek olarak kabul
edilmemekte, bu nedenle de taksi şoförlerine yönelik
olarak girişilen kıyım harekatına yetkililer seyirci
kalmayı tercih etmektedirler.
Oysa; gerçekte taksi sürücülüğü ciddi bir meslektir.
Çocuklarımızı okula taşıyan, çoğu kez hastalarımızı
sağlık merkezlerine ve hastanelere yetiştiren,
işimize gidebilmek için zaman zaman gecikerek
çağırdığımız bu insanlar, kiraladıkları taksinin
kira bedelini ödeyebilmek ve kira bedelinden arta
kalan bir miktarını da kendi geçimi için ayırmaya
çalışan, uykusundan ve hatta yaşamından fedakarlık
yaparak, mesleğini her türlü güvenceden yoksun bir
biçimde sürdürebilmek çabasındadırlar.
Ancak; herhangi bir şekilde taksi plakası sahibi
olanlar, taksi plakalarının artık bir servet olma
özelliği yanında ayda yaklaşık 2.500 ila 3.000 YTL
arasında vergisiz bir kazanç sağlamaktadırlar.
Buna karşılık taksi sürücülerinin belli bir bölümü
mesleklerini gereği gibi sürdürürken, yine bir
bölümü mesleki ve çalıştıkları bölge ile ilgili
yeterli bilgi sahibi olmadan rastgele bu işi yapma
cüretini göstermektedirler.
Sosyal güvenlik açısından da herhangi bir güvencesi
bulunmayan sürücülerin içinde bulundukları bu
durumla hiçbir makam ilgilenmemektedir.
Taksi sürücülerine karşı bu kadar ilgisiz kalan bir
idare, aynı zamanda plaka sahiplerinin oturdukları
yerde ayda 2.500 İla 3.000 YTL arasında vergi dışı
kazanç elde etmelerine de seyirci kalmayı tercih
etmektedir.
Veysi SEVİĞ
Dünya
15.06.2006 |
|