| |
Muhasebe
İngiltere’deki teşebbüs düzeyinde
kaldığı söylenen terör eylemine İngilizlerin
şüpheyle baktığı, olayın abartıldığını düşündüğü
konuşuluyor. Ben olayın teşebbüs aşamasında
kalmadığını, zaten psikolojik bir yönlendirmeyi
amaçlayan operasyonun tamamlanmış sayılması
gerektiğini yazmıştım. Bu durumda İngiltere’deki
şüphe ile benim söylediklerim arasında bir fark
kalmıyor.
Sonuçları açısından değerlendirildiğinde, İngiliz
kamuoyu, Müslümanlara karşı olumsuz tavrın
güçleneceğini düşünürken, ben bunun İngiltere’nin
Ortadoğu’daki etkinliğini sınırlamak amacıyla
yapıldığını söylüyordum. Her iki sonuç da bir
paranın iki yüzü gibi ve biri diğerini doğurur.
Bu konuda yapılan başka bir değerlendirme ise
mesnetsiz kalıyor. Eylemin amacının Lübnan’daki
vahşi İsrail saldırılarının kamuoyunda yarattığı
olumsuzluğu örtmek olduğu iddiası, eylemin hemen
arkasından ateşkes sağlandığı için ve eylem
konusunda oluşan şüpheler nedeniyle anlamlı
görünmüyor.
Asıl mesele eylemi yapan odak hakkında makul bir
tahminde bulunabilmek. Eğer olay, düşünüldüğü ve
söylendiği gibi, şüpheli ise ve bir yönlendirme veya
provokasyon amacı taşıyorsa, terör zanlısı olanların
dışında bir odak aramak ya da El-Kaide gibi sanık
sandalyesinde oturan örgütü teröre maruz kalan
ülkelerden birinin yönettiği provokatif bir örgüt
saymak gerekir. İngilizler bu soruyu soracaklardır
ve kendilerine göre bir cevap vereceklerdir. Bu
değerlendirmenin kendi gizli servislerini itham
biçiminde olması da mümkündür.
Aslında cevaplandırılması çok zor bir soru
karşısındayız ve bu tür olayları açıklamak için
benzer eylemleri kimin ne amaçla yaptığının ortaya
çıkarılması gerekir. İhtimallerden biri başka bir
ülkenin gizli servisinin İngiltere’yi etkilemek için
yapmış olmasıdır ama bu tek seçenek değildir.
İngiltere içinde, iktidarın politikasına karşı çıkan
bir grup da böyle bir eylemi gerçekleştirmiş
olabilir ve o da İngiltere’nin İslam politikasına ve
Ortadoğu’daki tavrına karşı olabilir. Ya da bizzat
iktidarın kendisi, ülkedeki İslam karşıtlığını
büyütmek için böyle bir yola başvurabilir.
Bu konuda karar verebilmek için maddi deliller
bulmak neredeyse imkansızdır ve sonuca ancak siyasi
analizler yapılarak ulaşılabilir. İlk değerlendirme
bölgedeki aktörlerin kendi aralarındaki ilişkilerin
niteliğini belirlemek olmalıdır. Rusya, bilinçli bir
biçimde bölgeye karşı kayıtsızdır. Aktif rol oynayan
İngiltere ile ABD arasındaki ilişkilerin tam bir
uyum içinde olduğu ortak bir yargıya dönüşmüştür ama
bence asıl sorgulanması gereken budur. Bu sorgulama
ülkeler düzeyinde değil, iktidarlar açısından
yapılmalıdır. Benim kanaatim Blair ile Bush
yönetiminin aynı frekansta olmadıklarıdır. Bu
nedenle eylem Bush yönetimi veya İngiltere’deki
Blair karşıtı güçler ya da bu ikisinin ortak
operasyonu olabilir. Önümüzdeki günlerde, bölgedeki
operasyonlarda, Fransa ABD yakınlaşmasının bugünkü
İngiltere-ABD ortaklığının yerini alması halinde ve
bunun özellikle Suriye’ye yönelik operasyonlarda
görülmesine şaşırmayacağım.
Bu olayın ayrıntılarıyla ilgilenmemin başka bir
nedeni de var. Geçenlerde emekli bir general,
görevlileri dikkatli olmaya davet için, bir kaç
bomba attırdığını söylediği zaman, bölgede
provokasyon olduğunu düşündüğüm bir çok eylemi
hatırladım. Olayı gerçekleştirenlerin kendilerince
masum sayılan gerekçeleri olabilirdi ama siyasi
düzeyde analiz yapıldığı zaman bugün karşılaştığımız
manzaranın temelinde bu masum sayılan eylemler
yatmaktaydı.
Aslında önemli bir sorun karşısındayız. Bir politika
izlerken halka, daha doğrusu bu politikayı
uygulayanlara açıklamalar yapmak, olayları anlatmak
mı gerekir yoksa birkaç eylemle onları istenilen
yöne yönlendirmek mi daha doğrudur? Bugün izlenen
yol budur ama ben bunun doğru olmadığını ve
olabildiğince geniş bir kadroya bilgi vermek
gerektiğini düşünüyorum. Dar alanda paslaşanlar
itiraz ediyor ve ‘ Anlayan vardı da anlatmadık mı?’
diyorlar.
Mahir Kaynak
star
15.08.2006
|
|