| |
Milli gelir nasıl büyüyor?
Milli gelirin, yılın ilk
çeyreğinde nasıl büyüdüğünü gösteren veriler geçen
haftalarda yayımlandı. Piyasaların beklediğinin
üzerinde iyi denebilecek bir büyüme rakamı: Milli
gelirin yüzde 6,3 oranında büyüdüğü açıklandı.
Böylece, Türkiye ekonomisi, kesintisiz 4 yıldır
sürdürdüğü büyüme trendini 2006 ilk çeyreğinde de
devam ettirmiş oldu. Buna rağmen, söz konusu büyüme
rakamlarının, ekonomik istikrarı destekler nitelikte
olmadıklarını söylemek zorundayım.
Konuşulan büyüme olduğunda herkes bundan memnun
olmaktadır. Ancak, nasıl büyüyoruz diye
incelediğimizde, mevcut büyümenin içeriğini savunmak
pek olası görünmüyor. Bu incelemeyi yaptığımızda,
‘madem büyüyoruz, neden istihdam ve topluma yaygın
bir refah artışı göremiyoruz?’ sorusunun cevabına da
bir adım yaklaşmış oluyoruz.
2001 yılı başında yaşadığımız büyük kriz sonrasında
alınan tedbirler ile ekonomi toparlanmış ve yeniden
büyüme sürecine girmişti. Bu tarihten sonra sağlanan
büyümenin elde edilmesinde hangi ekonomik faaliyet
kolları ve faktörler etkili olmuştur diye
baktığımızda, tarım, sanayi gibi sektörlerin
büyümeye katkılarının giderek azaldığını ancak,
ticaret, ithalat gibi faaliyet kollarının
katkılarının ise arttığını görüyoruz.
Büyümeye katkıları açısından ele alındıklarında en
fazla dikkati çeken faktörün ithalat olduğunu, daha
sonra ise ticaretin geldiğini görüyoruz. Sanayinin
(üretimin de diyebiliriz) büyümeye katkısı
azalmıştır. Bu tabloda görünen; Türkiye ithal ettiği
ticarete konu mallar ile bir ekonomik aktivite
yaratıyor ve büyümesini bu yolla sağlıyor. Böyle bir
tespit, büyümenin istihdam yaratıcı etkisinin neden
ortaya çıkmadığını da izah ediyor. Bu büyümenin
içeriğinde, yeni yatırımların ve üretimin payı
yeterince büyük değil.
2006 yılı ilk çeyreğine ilişkin büyüme rakamları da
son 4 yıldır sürmekte olan trendin devamına işaret
etmektedir. Türkiye’de yeni yatırım yapılmamaktadır.
Büyümeyi ithalat ve ticaret sağlamaktadır. Büyümek
için sürekli olarak ithalat yapamayacağımıza göre,
bu tip bir büyüme sürdürülebilir değildir. Sürekli
olarak döviz ihtiyacı yaratmaktadır ve ithalatın
içinde yatırım mallarının payı yüksek değildir.
2006 yılı ilk çeyrek rakamları incelendiğinde; gayri
safi sabit sermaye oluşumunu gösteren rakamlarda
büyük oranda artışlar olduğu da gözlemleniyor (yüzde
30,5). Ancak, bu rakam da bizi yanıltmasın. Çünkü,
bu rakamın içinde kamunun katkısının hemen tamamının
inşaat yapımından geldiğini görüyoruz. Özel sektörün
katkısının (artış oranı yüzde 30,2) ise, önemli
oranda makine teçhizat yatırımlarından kaynaklandığı
görülüyor. Fakat, mevcut makine parkının yenilenmesi
ve kapasite artırma amaçlarını taşıyan bu
yatırımların da yaygın refah artışlarına katkısının
sınırlı kaldığı tespitleri, bildiğiniz gibi sektör
temsilcileri tarafından da dile getiriliyor.
Özet olarak, milli gelirin bu yıl da artıyor olması
önemli bir sonuçtur. Ancak, büyümeyi oluşturan
faktörlere baktığımızda, bunun sağlıklı ve
sürdürülebilir bir büyüme olmadığı görülüyor.
İ.Hüseyin Yıldız |
|