| |
Devamsızlık nedeniyle işten çıkartılan işçi tazminat
alamaz
Okurlarımızdan İbrahim Aydın, haber
vermeksizin 3 gün işe gelmeyen işçinin sadece ihbar
tazminatı hakkını mı kaybettiğini, yoksa aynı
zamanda ihbar tazminatıyla birlikte kıdem tazminatı
hakkının da ortadan kalkıp kalkmadığını soruyor?
İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir
sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü veya
bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden
sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine
devam etmemesi durumunda işverenlerin haklı nedenle
derhal fesih hakkı söz konusu olup iş sözleşmesi
derhal ve tazminatsız olarak feshedilebilecektir
(4857 / 25/II-g). Bu şekilde iş sözleşmesinin
feshedilmesi halinde hem ihbar tazminatı hem de
kıdem tazminatı ödenmesi gerekmez. Yargıtay bir
kararında (Yargıtay 9. HD. E. 1989/10495, K.
1990/1519, T.15.02.1990), haklı bir sebep olmaksızın
bir ay içinde üç işgünü işe devam etmeyen işçinin iş
sözleşmesinin işveren tarafından bildirimsiz ve
tazminatsız olarak feshedilebileceğini belirtmiştir.
Burada belirtilen bir aylık süre, takvim ayı olarak
değil, ilk devamsızlık yapılan gün ile bir sonraki
ayın aynı günü arasındaki süredir.
Bu hükme istinaden iş sözleşmesinin bildirimsiz ve
tazminatsız olarak feshedilebilmesi için işçinin
gelmeme nedeninin işverence araştırılması, işçinin
devamsızlıkla ilgili savunmasının alınması ve haklı
bir nedenin olmadığının anlaşılması gerekmektedir.
Yoksa, salt işçinin işe gelmemiş olması nedeniyle iş
sözleşmesinin feshedilmiş olması halinde sonradan
işçinin haklı bir nedeninin bulunduğunun anlaşılması
durumunda ihbar ve kıdem tazminatı ödenme
zorunluluğu doğabilecektir.
Hangi hallerde işe gelmemenin haklı sayılacağı ve
devamsızlık hükmüne dayanılarak fesihte
bulunulamayacağı belirli bir kurala bağlanamaz. Her
olayda durumun özelliğine göre bu konuda bir sonuca
varmak gerekir. Ancak, işe gelmemenin genellikle
haklı sayılabilmesine örnek olarak, işçinin akraba
veya yakınlarından birinin ölümü, dini ödevlerin
yerine getirilmesi, tanıklık etmesi, seçime
katılması, eşinin veya kendisinin hastalanması
(raporla belgelenmesi gereklidir), eşinin doğum
yapması, çocuğunun hastalanması veya hastalanan
çocuğu için memleketine gidip onu hastaneye
yatırması, birkaç gün annesinin tedavisiyle
ilgilenmesi, nişanlanması gibi nedenler sayılabilir.
Buna karşılık, işçinin bir suç nedeniyle hapsedilmiş
olması haklı bir neden olarak kabul edilmemektedir.
Okuyuculara kısa cevaplar
Hamdi Doğrusöz: İş kazasına uğrayan veya meslek
hastalığına tutulan sigortalıların SSK sağlık
yardımlarından yararlanabilmesi için herhangi bir
prim ödeme koşulu bulunmamaktadır. Diğer bir
deyişle, işe girdiği gün iş kazasına uğrayan
sigortalıya bile durumunun gerektirdiği tüm
yardımlar sağlanmaktadır.
n Şahin Fırat: Yeniden yapılandırma talebinde
bulunan Bağ-Kur (aktif) sigortalılarının ödedikleri
tutarlar öncelikle ödemenin yapıldığı ayda
bulundukları basamaklarda ödemeleri gereken cari
primlerine fazlası yeniden yapılandırma borçlarına
mahsup edilmiştir. Borçları yeniden
yapılandırılanlar, borç taksit tutarlarını ve cari
ay primlerini, bir takvim yılında 3 defadan fazla
ödememeleri veya eksik ödemeleri halinde yeniden
yapılandırma haklarını kaybedecekler ve ödedikleri
tutarlar, 5458 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile
değiştirilen 53. maddenin ikinci fıkrasına göre
mahsup edilecektir.
Mesut Özgen: SSK web sayfası kaydına göre işe
başlangıç tarihiniz 02.06.1980 olarak görünüyor. İlk
çalışmaya başladığınız tarihin 29.05.1979 olduğunu
düşünüyorsanız bağlı olduğunuz sigorta müdürlüğüne
başvurun. Ancak, emeklilik tarihinizde herhangi bir
değişikliğe neden olmayacaktır. 45 yaşını ve 5000
sigorta gün sayısını doldurmak koşuluyla 03.06.2007
tarihinden sonra SSK’dan emekli olabilirsiniz.
Resul Kurt Star
21.08.2006
|
|