| |
Kıdem tazminatı hesabına dahil edilen süreler
Ali Bey, kıdem tazminatı hesabında
hangi süreler dahil ediliyor. Mesela, hastalık
raporlu olunan süreler, ücretsiz izin; devamsızlık,
kıdem tazminatı süresinden sayılır mı? İsmi mahfuz
Sayın okurum, işçilerin kıdemleri, hizmet akdinin
devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş
olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya
değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne
alınarak hesaplanır. Bir de 4857 Sayılı Kanun’un
55'inci maddesinde sayılanlar nasıl yıllık izin
hesabında çalışılmış gibi sayılıyorsa kıyasen
kıdemin hesabında da çalışılmış gibi sayılması
gerekir.
Bunlardan bazıları;
- İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan
ötürü işine gidemediği günler. (Ancak 25'inci
maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde
öngörülen süreden fazlası sayılmaz.)
- Kadın işçilerin doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra
8 hafta olarak çalıştırılmadıkları günler.
- İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra
veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi
sırasında işine gidemediği günler. (Bu sürenin yılda
90 günden fazlası sayılmaz.)
- Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler
yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil
edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği
zamanın on beş günü. (İşçinin yeniden işe başlaması
şartıyla.)
- Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri.
- İşçilerin evlenmelerinde üç güne kadar, ana veya
babalarının, eşlerinin, kardeş veya çocuklarının
ölümünde üç güne kadar verilecek izinler.
- İşçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin
süresidir.
Ancak aşağıda kısa başlıklarla verdiğim olayların
her biri kendine has durumlardır.
Kıdemin başlangıcı
İşçinin kıdemine esas başlangıcı işçinin işine
başladığı gün olup, hizmet akdinin imzalandığı tarih
ile işçinin işe başlama tarihi arasında farklılık
varsa hizmet akdinin imzalandığı tarih değil, fiilen
işe başlanıldığı tarih esas alınmalıdır.
Ancak sözleşmede tarih belirtilmemiş ise işçinin,
işverenin emir ve talimatını beklediği süre de kıdem
süresinden sayılacaktır.
Kıdem süresinin sonu
İşveren/işçi 4857 Sayılı İş Kanunu’ndaki bildirim
sürelerine uyup, diğer tarafa iş akdini yazılı süre
sonunda sona erdireceklerini bildirmişler ve bu süre
boyunca akit devam etmiş ise kıdemin sonu sürenin
bitim tarihidir.
Ancak işveren bu bildirim sürelerine ait ücreti
işçiye peşin olarak ödeyip aynı gün akdi feshedip
işçinin işine son vermiş ise bu kere işçinin işine
son verildiği gün süre sona ermiştir, işçinin ölümü
halinde süre, ölümle tamamlanmış olacaktır.
Muvazzaf askerlik nedeniyle işten çıkma durumunda
ise bu nedenle işten çıkıldığı tarih olmakla
birlikte, işçinin gerçekten askere gitmesi nedeniyle
işten ayrıldığının belli edilmesi için askerlik
şubesinden alınmış sülüsün işverene verilmesi
gerektiği kanaatindeyim.
Mevsimlik işlerde
süre
Bu konuda kanuni bir düzenleme olmamasına karşın
Yargıtay kararları ile bu yönde ve yerinde bir çözüm
bulunmuştur.
Mevsimlik işlerde çalışanların kıdem tazminatı
süreleri SSK’ya bildirilmiş her 365 günün bir yıl
olarak hesaplanması esasına dayanır.
Rapor (istirahat)
süresinin etkisi
Hastalığı sebebiyle usulüne uygun olarak hekimce
istirahat (rapor) verilmesi halinde, rapor
müddetince iş akdi feshedilemez, rapor süresince iş
akdi askıdadır. Bu süre boyunca akit feshedilirse bu
fesih rapor bitiminden sonra yürürlüğe girer ve bu
süre boyunca bir ücret zammı yapılmış ise işçinin
kıdem tazminatının hesaplanması yeni ücrete göre
belli edilir. Ancak uzun süre istirahat alınmış ise
4857 sayılı kanunun 24'üncü maddesinde de
belirtildiği üzere hastalık, işçinin işyerindeki
çalışma süresine göre 4857/17'nci maddedeki bildirim
önellerini altı hafta aşmasından sonra doğar.
Ücretsiz izin ve
devamsızlık
Ücretsiz izinle mazeretsiz devamsızlık hallerinde
ücret ödenmeyen sürelerin kıdemin hesabında dikkate
alınmaması gerekir.
Ali Tezel 22.09.2006
www.alitezel.com |
|