| |
İlanen tebligat koşulları
Yıl sonlarına doğru Vergi Dairesi
başkanlıkları ile bazı belediye başkanlıkları
tarafından gazetelere verilen ilanlarla; adlarına
vergi ve cezalar nedeniyle tanzim olunan ödeme
emirleri, bilinen adreslerinde bulunmayan
mükelleflerin, söz konusu ilan tarihten itibaren bir
ay içersinde bizzat veya vekaleten alacaklı vergi
dairesine başvurmaları veyahut da taahhütlü mektup
ve telgrafla açık adreslerini bildirmeleri
istenmektedir. Bu bağlamda söz konusu duyurulara bir
ay içinde alacaklı idareye başvuruda bulunmayan ve
açık adreslerini bildirmeyenler hakkında ilanın
gazetede neşri tarihinden itibaren bir ayın sonunda
tebliğ yapılmış sayılacağı hususu ilan olunmaktadır.
Bu ilanlar içinde bulunulan yıl zamanaşımına
uğraması söz konusu olan vergi alacakları için
durumun mükelleflere duyurulması ve dolayısıyla
mükellef adreslerini tespit etmek suretiyle söz
konusu kamu alacağının tahsil edilebilmesi amacıyla
yapılmaktadır.
Vergi Usul Yasası'nın 103'üncü maddesi uyarınca
vergi alacağına ilişkin ilan yolu ile tebliğ
aşağıdaki hallerin varlığı halinde yapılır.
. Muhatabın (mükellefin) adresi hiç bilinmezse,
. Muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur
ve bu yüzden gönderilmiş olan tebligat ile mektuplar
geri gelirse,
. Başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ
yapılmasına imkan bulunmazsa,
. Yabancı ülkelerde bulunanlara tebliğ yapılmasına
imkan bulunmazsa,
Yukarıdaki hallerin varlığında mükellef hakkında
ilan yolu ile tebliğ yapılması gerekmektedir.
İlanen tebligat yapılabilmesi için söz konusu
vergiler için Vergi Usul Yasası'nın 104'üncü
maddesinde yasa ile belirlenmiş bulunan miktarı aşan
vergi veya vergi cezasının bulunması gerekmektedir.
Yine yasada belirlenmiş miktarları aşan vergi veya
ceza miktarı için Türkiye genelinde yayın yapan
günlük gazetelerden birine ilan verilmesi
gerekmektedir.
Yapılacak ilanlarda, tebliğin ilgili bulunduğu
vergiler gösterilmek suretiyle adları (tüzel
kişilerde unvanları) yazılı muhataplara aşağıdaki
hususlar ihtar olunur.
. İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde ilanı
yapan makama bizzat veya bilvekale (vekilleri
aracılığı ile) müracaat etmeleri veyahut taahhütlü
mektup ve telgrafla açık adreslerini bildirmeleri,
. Kendilerine süre ile kayıtlı resmi tebliğ
yapılacağı,
Bu ilanlar üzerine bizzat veya bilvekale
başvuranlara yerinde, adres bildirenlere ise posta
ile tebliğ yapılır.
İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde ne vergi
dairesine başvurmuş ve ne de adresini bildirmiş
olanlara bir ayın sonunda tebliğ yapılmış sayılır.
(Vergi Usul Yasası Madde: 106)
Mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde öncelikle
ihbarnamelerin ve ödeme emirlerinin mükelleflerin
bilinen adreslerine tebliğ edilmesi yönünde gerekli
çalışmaların yapılması gerekmektedir. Yasal
düzenleme gereği olarak bilinen adresler şunlardır:
. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen
adresler,
. Adres değişikliğinde bildirilen adresler,
. İşi bırakmada bildirilen adresler,
. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler,
. Yoklama fişinde tespit edilen adresler,
. Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve
cevaplarında gösterilen adresler,
. Yetkili memurlar tarafından tutanakla tespit
edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak
şartıyla)
. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir
varakalarında tespit edilen adresler.
Bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapan
makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamlarca
tespit edilmiş olan dikkate alınacaktır.
İlanen tebligat yapılabilmesi için öncelikle
mükellefin bilinen adreslerinde bulunamadığının
tespit edilmiş olması gerekmektedir.
Gerçekte; Vergi Usul Yasası'nın 93'üncü maddesinde
"Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili
olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazılar
bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla
ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri
bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir" denilmiş
olup, aynı yasanın 101'inci maddesinde "yoklama
fişinde tespit edilen adresler" bilinen adres olarak
kabul edilmiştir.
Bu nedenle ihbarnamelerin ve ödeme emirlerinin
bilinen adreslere tebliğine çalışılmadan doğrudan
doğruya ilanen tebliğ yoluna gidilmesi hukuken
yerinde değildir. (Danıştay 4. Dairesi E.No:
2003/2109, K.No: 2004/615)
Veysi Seviğ Dünya
online 30.11.2006 |
|