|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı :
2006/11
Karar Sayısı :
2006/17
Karar Günü :
7.2.2006
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :Bergama
Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi sıfatıyla)
İTİRAZIN KONUSU :
22.5.2003 günlü, 4857
sayılı İş Kanunu’nun 17.
maddesinin altıncı
fıkrasının ikinci
tümcesinin “...18, 19,
20 ve 21 inci
maddelerinin uygulama
alanı dışında kalan
işçilerin...” bölümünün,
Anayasa’nın 2., 10.,
36., 49. ve 55.
maddelerine aykırılığı
savıyla iptali
istemidir.
I
- OLAY
İcra
takibindeki
kötüniyet
tazminatı talebine
yapılan itirazın iptali
istemiyle açılan davada,
davacının Anayasa’ya
aykırılık savını ciddi
bulan Mahkeme itiraz
konusu Kural’ın iptali
için başvuruda
bulunmuştur.
II
- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararında
Mahkeme, itiraz konusu
kuralla, iş güvencesi
kapsamında olan
işçilerin
kötüniyet
tazminatından
yararlandırılmayarak
daha az tazminat
almalarına neden
olunmasının, sosyal
devlet ve eşitlik
ilkesine, Devletin
çalışma barışını ve
çalışanların adaletli
bir ücret elde
etmelerini sağlamak için
gerekli tedbirleri almak
ödevine ve kişilerin hak
arama özgürlüklerine
aykırı olduğunu ileri
sürmüştür.
III - YASA METİNLERİ
A
- İtiraz Konusu Yasa
Kuralı
22.5.2003 günlü, 4857
sayılı İş Kanunu’nun
itiraz konusu bölümün
yer aldığı 17. maddesi
şöyledir :
“Belirsiz
süreli iş
sözleşmelerinin
feshinden önce durumun
diğer tarafa
bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;
a) İşi altı aydan az
sürmüş olan işçi için,
bildirimin diğer tarafa
yapılmasından başlayarak
iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan
birbuçuk yıla
kadar sürmüş olan işçi
için, bildirimin diğer
tarafa yapılmasından
başlayarak dört hafta
sonra,
c) İşi
birbuçuk yıldan
üç yıla kadar sürmüş
olan işçi için,
bildirimin diğer tarafa
yapılmasından başlayarak
altı hafta sonra,
d) İşi üç yıldan fazla
sürmüş işçi için,
bildirim yapılmasından
başlayarak sekiz hafta
sonra,
Feshedilmiş sayılır.
Bu süreler asgari olup
sözleşmeler ile
artırılabilir.
Bildirim şartına uymayan
taraf, bildirim süresine
ilişkin ücret tutarında
tazminat ödemek
zorundadır.
İşveren bildirim
süresine ait ücreti
peşin vermek suretiyle
iş sözleşmesini
feshedebilir.
İşverenin bildirim
şartına uymaması veya
bildirim süresine ait
ücreti peşin ödeyerek
sözleşmeyi feshetmesi,
bu Kanunun 18, 19, 20 ve
21 inci maddesi
hükümlerinin
uygulanmasına engel
olmaz. 18 inci maddenin
birinci fıkrası uyarınca
bu Kanunun
18, 19, 20 ve 21 inci
maddelerinin uygulanma
alanı dışında kalan
işçilerin
iş sözleşmesinin, fesih
hakkının kötüye
kullanılarak sona
erdirildiği durumlarda
işçiye bildirim
süresinin üç katı
tutarında tazminat
ödenir. Fesih için
bildirim şartına da
uyulmaması ayrıca
dördüncü fıkra uyarınca
tazminat ödenmesini
gerektirir.
Bu maddeye göre ödenecek
tazminatlar ile bildirim
sürelerine ait peşin
ödenecek ücretin
hesabında 32
nci
maddenin birinci
fıkrasında yazılan
ücrete ek olarak işçiye
sağlanmış para veya para
ile ölçülmesi mümkün
sözleşme ve Kanundan
doğan menfaatler de göz
önünde tutulur”.
B
- Dayanılan Anayasa
Kuralları
Başvuru kararında
Anayasa’nın 2., 10.,
36., 49. ve 55.
maddelerine
dayanılmıştır.
IV
- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, Tülay TUĞCU,
Haşim KILIÇ,
Sacit ADALI,
Fulya KANTARCIOĞLU,
Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, A.
Necmi ÖZLER,
Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket
APALAK,
Serruh KALELİ ve
Osman
Alifeyyaz
PAKSÜT’ün
katılmalarıyla 7.2.2006
gününde yapılan ilk
inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik
bulunmadığından işin
esasının incelenmesine
oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V
- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve
ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz
konusu Yasa kuralı,
dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra
gereği görüşülüp
düşünüldü :
Başvuru kararında, iş
güvencesi kapsamında
olan işçilerin
kötüniyet
tazminatından
yararlandırılmayarak
daha az tazminat
almalarına neden
olunmasının, Anayasa’nın
2., 10., 36., 49. ve 55.
maddelerine aykırılığı
ileri sürülmüştür.
Süreli fesih bildirimi
ile sözleşmenin sona
erdirilmesinin
düzenlendiği ve itiraz
konusu bölümün de yer
aldığı 4857 sayılı
Yasa’nın 17. maddesinde,
fesih hakkının amacına
aykırı olarak ve karşı
tarafa zarar vermek için
kullanılması durumunda,
iş güvencesinin uygulama
alanı dışında kalan
işçiler için
kötüniyet
tazminatı ödenmesi
öngörülmüştür.
Yasa’nın 21. maddesine
göre, iş güvencesi
kapsamında işine son
verilen işçi için
mahkemece feshin
geçersizliğine karar
verildiğinde, işçi
süresinde işe başlamak
üzere işverene
başvurduğu takdirde
işveren, işçiyi
süresinde işe başlatmak
suretiyle 21. maddenin
birinci fıkrasındaki 4-8
aylık tazminatı
ödemeyecek veya işçiyi
işe başlatmadan
mahkemece belirlenen
tazminatı ödeyecektir.
Yasa’da, haksız feshe
karşı iş güvencesi
kapsamında kalan işçiler
ile iş güvencesi kapsamı
dışında kalan işçiler
arasındaki dengenin, 17.
maddenin altıncı
fıkrasındaki
kötüniyet
tazminatı ile kurulmak
istenildiği
anlaşılmaktadır.
Başvuru kararında, iş
güvencesi kapsamında
olan işçinin Yasa’nın
21. maddesi gereğince
alacağı tazminatın, 17.
madde kapsamındaki
işçinin alacağı
kötüniyet
tazminatından daha düşük
olduğu ileri sürülmüş
ise de, her iki
maddedeki ölçüt alınan
sürelere bakıldığında
Mahkemenin bu iddiasının
yerinde olmadığı
anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 2.
maddesinde belirtilen
hukuk devleti, eylem ve
işlemleri hukuka uygun,
insan haklarına saygılı,
bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren, her
alanda adil bir hukuk
düzeni kurup bunu
geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum
ve tutumlardan kaçınan,
hukukun üstün
kurallarıyla kendini
bağlı sayan, yargı
denetimine açık,
yasaların üstünde
yasakoyucunun da
uyması gereken Anayasa
ve temel hukuk
ilkelerinin bulunduğu
bilincinde olan
devlettir. Bu bağlamda,
hukuk devletinde
yasakoyucu,
yalnız yasaların
Anayasa’ya değil,
Anayasa’nın de evrensel
hukuk ilkelerine uygun
olmasını sağlamakla
yükümlüdür.
Anayasa’nın 10.
maddesinde yer verilen
“yasa önünde eşitlik
ilkesi” hukuksal
durumları aynı olanlar
için söz konusudur. Bu
ilke ile eylemli değil,
hukuksal eşitlik
öngörülmüştür. Eşitlik
ilkesinin amacı, aynı
durumda bulunan
kişilerin yasalar
karşısında aynı işleme
bağlı tutulmalarını
sağlamak, ayırım
yapılmasını ve ayrıcalık
tanınmasını önlemektir.
Bu ilkeyle, aynı durumda
bulunan kimi kişi ve
topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak
yasa karşısında
eşitliğin çiğnenmesi
yasaklanmıştır. Yasa
önünde eşitlik, herkesin
her yönden aynı
kurallara bağlı
tutulacağı anlamına
gelmez. Durumlarındaki
özellikler, kimi kişiler
ya
da topluluklar için
değişik kuralları ve
uygulamaları
gerektirebilir. Aynı
hukuksal durumlar aynı,
ayrı hukuksal durumlar
farklı kurallara bağlı
tutulursa Anayasa’da
öngörülen eşitlik ilkesi
zedelenmez.
İş güvencesi kapsamında
olan ve olmayan
işçilerin hukuksal
konumları aynı
olmadığından, bunlar
arasında eşitlik
karşılaştırması
yapılamayacağı gibi söz
konusu işçiler arasında
denge kurulmasına, bu
bağlamda adaletin
sağlanması amacına
yönelik olarak
getirildiği anlaşılan
itiraz konusu
düzenlemenin hukuk
devleti ilkesine de
aykırı bir yönü
görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle
kural, Anayasa’nın 2. ve
10. maddelerine aykırı
değildir; iptal
isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın,
Anayasa’nın 36., 49. ve
55. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.
VI
- SONUÇ
22.5.2003 günlü, 4857
sayılı “İş Kanunu”nun
17. maddesinin altıncı
fıkrasının ikinci
tümcesinin “...18, 19,
20 ve 21 inci
maddelerinin uygulanma
alanı dışında kalan
işçilerin...” bölümünün
Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın
REDDİNE, 7.2.2006
gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verildi.
|
Başkan
Tülay TUĞCU |
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ |
Üye
Sacit
ADALI |
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet
AKYALÇIN |
Üye
Mehmet ERTEN |
|
Üye
A.
Necmi
ÖZLER |
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
Üye
Şevket
APALAK |
|
Üye
Serruh
KALELİ |
Üye
Osman
Alifeyyaz
PAKSÜT |
|