|
Beşinci bölüm,
çalışmanın amacı doğrultusunda halka açık olmayan
işletmelerin bağımsız denetime hazırlık sürecinde
yapması gerekenler konusunda birtakım öneriler
getirmektedir.
1. Giriş
Bağımsız denetimin amacı, finansal tabloların
güvenilirliği hakkında bir görüşe ulaşmak ve bu görüşü
ilgi duyan taraflara raporlamaktır. Özellikle halka açık
şirketlerin bağımsız denetiminde, denetimin bu amacı
daha büyük önem kazanmaktadır. Bilginin stratejik
öneminin ve değerinin artması, sermaye ve para
piyasalarında ülkeler arası sınırların ortadan kalkması,
yaşanan küresel finansal kriz sonrası alınan önlemler
gibi birtakım gelişmeler sonucunda halka açık olmayan
işletmeler için de bağımsız dış denetim oldukça önemli
bir hale gelmiştir.
2.Bağımsız Denetim –Teorik Yapı
2.1 Bağımsız Denetim Tanımı ve Türleri
AICPA, denetimi iktisadi faaliyet ve olaylarla ilgili
iddiaların önceden saptanmış ölçütlere uygunluk
derecesini araştırmak ve sonuçları ilgi duyanlara
bildirmek amacıyla tarafsızca kanıt
toplayan ve bu kanıtları değerlendiren sistematik bir
süreç olarak tanımlanmaktadır. Denetim, amaçlarına göre
“finansal tabloların denetimi”, “uygunluk denetimi” ve
“faaliyet denetimi” olmak üzere üçe ayrılmaktadır.
Finansal tabloların denetimi: Bir işletmenin finansal
tabloların doğru ve gerçeğe uygun olarak önceden
belirlenmiş kriterlere, diğer bir ifadeyle muhasebe
standartlarına ve ilgili diğer yasal düzenlemelere uygun
olarak düzenlenip düzenlenmediği konusunda güvenilir bir
görüş belirlemek amacıyla finansal tabloların
incelenmesini kapsar.
Uygunluk denetimi: Her işletme, faaliyet amaçlarına
ulaşmak için, işletme içinde bir dizi yordamı, kuralı ve
politikayı oluşturmak ve bunları uygulamak zorundadır.
İşletme yönetimi koyulmuş olan bu kriterlere, örgüt
bölümlerince uyulup uyulmadığını belirlemek amacıyla
denetim yapılmasını isteyebilir. Denetçi için bölümlerce
uyulması gereken bu kurallar ölçütlerdir ve bölümlerin
bu ölçütlere uyma ve uygulama derecesinin denetçi
tarafından belirlenmesi uygunluk denetimidir.
Faaliyet denetimi: Muhasebeden çok işletmenin yönetsel
faaliyetlerini konu alan, bu faaliyetleri etkenlik ve
etkinlik açısından inceleyen ve faaliyetlerle ilgili
finansal nitelikli olmayan her türlü konuyu araştıran
denetimdir.
Tablo 1 Denetim Türüne Göre Kullanılan Ölçütler ve
İlgili Taraflar
|
Denetim
Türü |
Kullanılan Ölçüt |
Kullanıcılar |
|
Finansal
Tablolar Denetimi |
GKGMİ, UFRS |
Ortaklar,
kredi verenler, resmi, kurumlar |
|
Uygunluk
Denetimi |
İlgili
Sözleşmeler |
Sözleşmelerle ile ilgili taraflar |
|
Faaliyet
Denetimi |
Bütçeler,
performans ölçütleri |
Karar
vericiler |
2.2. Bağımsız
Denetim Fonksiyonları
a-) Bilgilendirme Fonksiyonu: Bilgi, sermaye piyasasında
yer alan bütün ilgililer için önem taşımaktadır.
Bağımsız dış denetimin en önemli fonksiyonlarından biri
bilgilendirme işlevidir. Böylelikle tasarruflarını
menkul kıymetlere yatırım yaparak değerlendiren hisse
senedi sahiplerine daha bilinçli ve doğru olarak yatırım
yapabilme imkanı sunulacaktır.
b-) Koruyucu Fonksiyonu: Kayıt tutma hatalarının
finansal tabloları etkilemeleri nedeniyle, dış denetim
ile bu hatalar en aza indirilebilmekte böylece denetime
tabi tutulan firma yanında hisse senedi sahibi
yatırımcılar da bu hataların yol açabileceği zararlardan
korunabilmektedir Bağımsız denetim ile işletme aleyhine
yapılmış hatalar ortaya çıkacağı için işletmenin zarara
uğraması önlenebilecektir; yani bağımsız denetim kötü
niyetli yöneticilerden işletmeyi korumaktadır.
c-) Caydırıcılık Fonksiyonu: Mali tabloların
kullanıcıları ile mali tabloların hazırlanmasından
sorumlu yöneticiler arasında olası bir çıkar çatışması
her zaman imkân dâhilindedir. Finansal tablolar ve
bilgiler incelenip bunun sonucunda hazırlanacak raporlar
kamuoyunu aydınlattığından yöneticilerin. denetçilerin,
ortaklıkta hakim durumda bulunan gerçek ve tüzel
kişilerin planladıkları manipule hareketleri daha
başlangıç aşamasında önleyecektir
d-) Ekonomik Fonksiyonu: Ekonomide yer alan ve rol
oynayan pek çok kesim ekonomik kararlar alırken yaygın
olarak bağımsız denetimden faydalanmaktadır. Bağımsız
dış denetim sistemi sayesinde yatımcılar piyasaya güven
duyarak daha fazla yatırıma yönelebilecek bu da makro
düzeyde bir ekonomik gelişme ve kalkınmayı beraberinde
getirecektir. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan
piyasalar açısından bakıldığında yabancı yatırımcının
ülkeye çekilebilmesi için piyasanın açıklık ve
doğruluğunun sağlanması daha bir önem kazanmaktadır.
Sermaye piyasasına yatırım kararlarında temel noktayı
oluşturan mali tablolar ancak gerçek durumu yansıtıp
yansıtmadığı bağımsız denetim ile tespit edildikten
sonra yatırımcı açısından bir anlam ifade edecektir.
2.3. Bağımsız Denetimin Sağladığı Faydalar
Literatürde bağımsız dış denetim sağladığı yararlar;
genel olarak denetlenen şirkete sağladığı yararlar,
denetlenen şirket ile ilgili taraflara sağladığı
yararlar ve şirketin ortaklarına sağladığı yararlar
olarak incelenmektedir.
Bağımsız dış denetim sonucu düzenlenen raporlar işletme
yönetimine mevcut olumlu ya da olumsuz finansal durumu
nesnel bir şekilde sunar. Onaylanan finansal tablo
güvenilir, şeffaf ve doğrudur ve bu bağlamda işletme
yöneticisine sağlıklı ve doğru karar verme imkânı
sunmaktadır.
Finansal tablolar şirketlerin müşterileri,
tedarikçileri, potansiyel ortaklan gibi üçüncü kişiler
için de karar alma süreçlerinde etkin rol oynamaktadır.
Bağımsız denetimden geçerek doğru ve şeffaflığını
kanıtlayan finansal tablolar bu kullanıcıların
ihtiyaçlarını da karşılar hale gelmektedir.
Ekonomik olarak kaynakların doğru yerlerde
kullanılmasını sağlayarak aslında şirketler kamusal bir
görev de yerine getirmektedirler. Bu görevin doğru
şekilde yerine getirilmesi ile kıt kaynaklar etkin ve
verimli şekilde kullanılacaktır.
Bağımsız dış denetimden geçen bir şirkette tüm
ortakların ve özellikle yönetimde yer almayan ortakların
haklan ve görevleri daha iyi korunmuş olur . İşletme içi
ve dışı her türlü eksik, yanlış ve haksız uygulama
açıkça ortaya çıkar. İşletme yönetiminin kasıtlı olarak
ya da hata ile bazı olayların ve olguların üzerini
örtmesine imkân tanımaz .
3. Bağımsız Dış Denetimle ilgili Güncel Gelişmeler
Bu bölümde ele alınan gelişmeler özellikle çalışmamızın
da konusunu oluşturan halka açık olmayan işletmelerin
bağımsız dış denetime tabi olmasıyla ilgili olduğundan
konu açısından önem taşımaktadır. Bu tarz çevresel
gelişmeler halka açık olmayan işletmeleri değişim ve
gelişim konusunda motive etmektedir.
3.1. Yeni TTK Tasarısı
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı tasarı Bakanlar Kurulunca 9
Kasım 2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı’na gönderilmiştir. TTK Tasarısında, başta
TMSK düzenlemelerinin yerel düzenleyici ve denetleyici
otoritelerce benimsenmesinin sağlanması ve ulusal
muhasebe düzenlemelerinin tek bir otoritede toplanması
olmak üzere, ülkemiz finansal raporlama ve denetim
uygulamaları açısından devrim niteliğinde hükümler yer
almaktadır.
Yeni Türk Ticaret Kanunu tasarısı, halka açık ve halka
açık olmayan tüm işletmelerin muhasebe ve finansal
raporlama konularında TMSK tarafından yayınlanan
Uluslararası Muhasebe Standartları ve Uluslararası
Finansal Raporlama Standartları’na uyumlu Türkiye
Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama
Standartları’na uyma zorunluluğunu getirmektedir.
Tasarının görüşülmesinden sorumlu olan TBMM Adalet
komisyonu. 1 Aralık 2005 tarihli toplantısında Tasarı
üzerinde ayrıntılı bir çalışma yapmak üzere Adalet Alt
Komisyonunu görevlendirmiştir. Türk Ticaret Kanunu
Tasarısının maddelerini görüşmeyi tamamlayan TBMM Adalet
Komisyonu. 18 Nisan 2007’de Alt Komisyon metninin
ertelenen ve yeniden
tartışılacak maddelerini kabul etmiştir.
Ayrıca tasarı tüm şirketlerin bağımsız bir denetçi
tarafından denetlenmesini gerektirmektedir.
3.2. Basel II
Basel Bankacılık Denetim Komitesi, İsviçre’ nin Basel
kentinde yerleşik Uluslararası Ödemeler Bankası
bünyesinde faaliyet gösteren, gelişmiş ülkelerin merkez
bankaları ve bankacılık denetim otoritelerinden
yetkililerin katılımıyla oluşturulan ve bankacılık
konusunda danışma nitelikli olarak uluslararası
standartları yayımlayan komitedir.
Basel II çerçevesinde, bankacılık sektörü ve
derecelendirme kuruluşları için KOBİ’lere ait mali
tablolarının denetlenmesi zorunluluğu başlayacaktır. Bu
zorunluluk kayıt dışı ekonomi ile mücadelede önemli bir
adım olacak ve bağımsız denetim kuruluşları ile
derecelendirme kuruluşları tüm dünyada olduğu gibi
Türkiye’de de çok daha etkin rol üstleneceklerdir.14
Basel II kapsamındaki düzenlemeler kredi talep edenler
açısından da yeniden yapılanmayı gerektirecektir.
Özellikle finansal bilgi sistemlerinin bu yeniden
yapılanma içinde yeri çok daha önemli olacaktır. Firma
notu iyi olanın daha düşük maliyetle borçlanması olanağı
iyi derece alma çabalarını teşvik edecek, dolayısıyla
kurumsallaşma açısından farkındalığı artıracaktır.
3.3. KOBİ’ler için UFRS
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ)’leb için
ülkemizde ve uluslararası düzeyde kabul görmüş tek bir
tanım bulunmamakla birlikte, ülkemiz mevzuatında “KOBİ;
250 kişiden az yıllık çalışanı ve yıllık net satış
hasılatı ya da bilançosu 25 milyon YTL’ yi aşmayan
işletmeler” olarak tanımlanmıştır 5. Yönetmelikte.
KOBİ’ler üç alt kategoride değerlendirilmektedir:
• Mikro İşletme: 10 kişiden az yıllık çalışanı ve yıllık
net satış hasılatı ya da bilançosu 1 milyon YTL’ yi
aşmayan çok küçük ölçekli işletmeler,
• Küçük İşletme: 50 kişiden az yıllık çalışanı ve yıllık
net satış hasılatı ya da bilançosu 5 milyon YTL’ yi
aşmayan işletmeler,
• Orta Büyüklükteki İşletme: 250 kişiden az yıllık
çalışanı ve yıllık net satış hasılatı ya da bilançosu 25
milyon YTL’ yi aşmayan işletmeler.
UFRS’ler özellikle hakla açık ve büyük ölçekli
şirketlerin kullanımına yönelik, kamunun
15 18.11.2005 tarih ve 25997 sayılı R.G’ de yayımlanan
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı,
Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelik
tam ve doğru aydınlatılması ilkesi çerçevesinde,
kaliteli finansal tabloların hazırlanarak sunulmasını
amaçlamaktadır. Öte yandan, KOBI olarak adlandırılan
görece küçük ve genel olarak halka açık olmayan ve
kamusal sorumluluğu UFRS kullanması beklenen işletmelere
göre nispeten çok daha az olan bu işletmelere yönelik
muhasebe ve finansal raporlama standartlarının
hazırlanarak. KOBI’ler için uluslararası arenada tek bir
finansal raporlama dilinin geliştirilmesi ve uygulanması
gereksinimi gündeme gelmiştir 16 Bu amaçla IASB,
KOBI’ler için muhasebe ve finansal raporlama
standartlarının geliştirilmesine yönelik bir proje
başlatmıştır.
Uzun çalışmalar sonucunda Şubat 2007 tarihinde
Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu, “KOBİ’ler
için UFRS” taslağını yayınlamıştır. Önerilen standart
UFRS’ Yİ esas almakla beraber KOBİ’lere ait finansal
tabloları kullananların gereksinimlerini ve
fayda-maliyet analizini dikkate alan bazı değişiklikler
içermektedir. Nihayet uzun bir çalışmanın sonucunda 9
Temmuz 2009 tarihinde KOBİ’ler için UFRS yayınlanmıştır.
UFRS’in uygulanmasıyla, Türkiye’nin KOBI’leri
uluslararası düzeyde kabul görmüş etkin bir raporlama
sistemine geçmiş olacaktır. Böylece bir yandan kurum
kendi faaliyetlerini ve performansını daha sağlıklı bir
şekilde ölçerken. Finansman ihtiyacı için dış kaynak
temininde de önemli bir rekabet avantajı sağlayacaktır.
Uluslararası kabul görmüş standartlarda finansal
raporlama yapan KOBİ ‘ler, borçlanma maliyetlerinin
düşürülmesi, uluslararası şirket satın alma/birleşme
veya yeni işbirliklerinde avantaj sağlamanın yanında,
geleceğin büyük firması olarak KOBİ’lerin, ileride
sermaye piyasalarına açılmasını kolaylaştıracak ciddi
bir ön hazırlık gerçekleştirilmiş olacaktır,
4. Türkiye’de Bağımsız Denetim
Muhasebecilik mesleği ülkemizde,13.06.1989 tarihli ve
20194 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3568 Sayılı
Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik
ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu” ile yasal bir yapıya
kavuşturulmuş ve bu yasa ile muhasebe mesleğinin genel
standartları ortaya konmuştur. 01.01.1990 tarihinden
itibaren resmen yürürlüğe giren yasa kapsamında serbest
muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli
mali müşavir olmak üzere üç meslek ünvanına yer
verilmiştir. Kanunun adı 2008 yılında “Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik
Kanunu” olarak değiştirilmiştir18. 2008 yılında yapılan
değişiklik ile daha önce düzenlenen serbest
muhasebecilik kaldırılmıştır.
Serbest muhasebeci mali müşavirler, gerçek ve tüzel
kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin, muhasebe
sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik,
muhasebe, finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları
ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda
müşavirlik yapmak, denetim yapmak, finansal tablo ve
beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek,
rapor ve benzerlerini düzenlemek, tahkim, bilirkişilik
ve benzeri işleri yapmakla yetkilidir. Mevcut yasaya
göre yeminli mali müşavirler 19, gerçek ve tüzel
kişilere ait işletmelerin finansal tablolarının ve
beyannamelerinin mevzuat hükümleri, muhasebe prensipleri
ile muhasebe standartlarına uygunluğunu onaylar ve
hesapları denetim standartlarına göre incelediğini de
tasdik eder. Ayrıca işletmelerin muhasebe sistemlerini
kurmak, geliştirmek ve çeşitli konularda danışmanlık
yapmakla da yetkilidirler. Yeminli mali müşavirler,
muhasebe ile ilgili defter tutamazlar. Türkiye’de,
serbest muhasebeci mali müşavir ile yeminli mali müşavir
denetim yetkisine sahiptir. Ayrıca Maliye Bakanlığının
denetim yükünü azaltabilmek amacıyla Yeminli Mali
Müşavirlere tasdik yetkisi de verilmiştir. Ancak tasdik
hizmeti sınırlı kapsamlı ve sadece vergi matrahının
doğrulanmasına yönelik bir hizmet olarak algılandığı
için hiçbir şekilde bağımsız denetim kapsamında
değerlendirilmemiştir.
5. Bağımsız Denetime Hazırlık
Çalışmamızın bu bölümünde halka açık olmayan
işletmelerin bağımsız dış denetime hazırlanması ile
ilgili önemli olduğu düşünülen bazı hususlara aşağıdaki
başlıklar halinde değinilecektir. Dış denetime hazırlık
için yol göstermesi ve aynı zorlukların çözülmesi
bakımından bağımsız dış denetimle ilgili yaşanan
sorunlara da yer verilmiştir.
5.1. Muhasebe Bakış Açısında Değişiklik
Halka açık olmayan işletmelerin bağımsız dış denetimle
tanışacak olmaları aslında muhasebe standartlarına yani
çağdaş anlamda bir finansal raporlama uygulamasına
geçiyor olmalarının doğal bir sonucudur. Ülkemizde
KOBİ’lerde 20 finansal raporlama uygulamaları
değerlendirildiğinde, KOBI’lerin muhasebeye genel
yaklaşımının vergi muhasebesi esaslı olduğu
görülmektedir. KOBİ’ler geleneksel muhasebe
uygulamalarında teknolojik imkanlardan çok fazla
yararlanamamakta, muhasebe alanında da nitelikli işgücü
sorunu yaşamakta, sağlıklı bir iç kontrol sistemi ve
finansal raporlama ortamı yaratmada sıkıntılar
yaşamaktadırlar
Bağımsız dış denetime hazırlık için ilk adım
işletmelerin örgüt kültürlerini değiştirerek muhasebenin
stratejik önemini anlamalarıdır. Bu noktada muhasebe
departmanlarına ve yöneticilere önemli görevler
düşmektedir.
Günümüzdeki yoğun rekabet ortamında öncelikle işletme
sahip ve yöneticilerinin temel
dahi olsa muhasebe, finansman ve vergi konularında
kendilerini yetiştirmeleri önemlidir. İşletmelerin
muhasebeye gereken önemi vermemelerinin nedeni,
muhasebeyi sadece vergi muhasebesi olarak görmeleri,
muhasebeciyi de başta vergi dairesi olmak üzere resmi
makamlarla sorunları çözen kişi olarak nitelemelerinden
kaynaklanmaktadır. Kayıt dışı ekonominin ciddi
boyutlarda olmasının da söz konusu yaklaşımda önemli bir
rolü bulunmaktadır. Ancak, muhasebeye. doğru ve zamanlı
bilgiye önem vermeyen, muhasebeciden/denetçiden “yönetim
danışmanı” olarak yararlanmayan firmalar bunun
faturasını ağır ödemekte hatta iflasla bile
karşılaşabilmektedir,
Çağdaş bir bakış açısıyla muhasebe, ekonomik birimlerin
geçmişi ve mevcut durumu hakkında bilgi ve geleceğe
ilişkin ipuçları sağlayan bir dildir. Muhasebe bilgi
saklama aracı
bilgi kaynağıdır. Muhasebe, ‘dil’ olma fonksiyonu ile
sadece geniş anlamda ‘iletişim aracı’
kalmayıp, aynı zamanda ekonomik birimlerin kendileri
hakkındaki bilgi üretmeleri
bu bilgiyi kullanılabilir bir formda sunmalarının da
aracıdır
Günümüzde ülkeler ve finansal piyasaların daha fazla
birbirine bağımlı duruma geldiği gözlemlenmekte ve bunun
sonucu olarak bir ülkede veya piyasada bir gelişme hızla
diğerlerini de etkisi altına almaktadır. Teknolojinin
ilerlemesi ve sınırları ortadan kaldırmasıyla birlikte,
sınır ötesi yatırım fırsatlarına daha çok ilgi
gösterirken, işletmeler de fon sağlayabilme olanaklarını
uluslararası alanda mümkün olduğunca genişletme
çabasındadırlar. Dünyada meydana gelen bu sermaye
hareketleri kapsamında en önemli değer “bilgi” ve
özellikle “finansal bilgi” olmaya devam etmektedir ve bu
bilgiye sahip olmak için iyi işleyen bir muhasebe
ihtiyaç vardır.
Bu şekilde bir muhasebe sistemine sahip olmak için
muhasebeciler çalıştıkları işletmeleri, içinde
bulundukları sektörleri stratejik olarak incelemek ve
muhasebe politikaları oluşturmak zorundadırlar.
Muhasebeciler gerektiğinde işçi tulumu giyerek tüm
işletmeyi dolaşmalı ve
içindeki tüm süreçleri anlamaya çalışmalıdırlar.
Muhasebe sistemi oturmamış şirketlerin ayakta kalması
mümkün değildir.
5.2. İç Denetim Sistemi Oluşturulması
İşletmeye yararlı olmak için denetim faaliyetlerini
düzenli olarak gerçekleştirmek ve işletmede çalışanların
sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmelerinde
onlara yardımcı olmak iç denetimin temel amacıdır.
Yönetimin bir parçası olduğu halde, örgütün
faaliyetlerine değer katmak ve bunları geliştirmek
amacıyla bağımsızlığa sahip bir mekanizma olarak
faaliyette bulunan iç denetim, güvence sağlama ve
danışmanlık faaliyetlerini de bir arada yürütmektedir
İç denetim fonksiyonu bağımsız dış denetim ile koordine
edildiğinde hem dış denetimin kalitesini artırmakta hem
de denetim maliyetlerini düşürmektedir. İç denetim
fonksiyonuna sahip işletmeler için bahsedilen
koordinasyonun sağlanması dış denetime hazırlık
faaliyetleri arasında yer almalıdır. İç denetim
fonksiyonu henüz olmayan işletmeler de bağımsız denetime
hazırlık çalışmalarından biri olarak kanımızca iç
denetim sistemi oluşturmalıdırlar. İç ve dış denetim
işbirliğinin sağlayacağı birtakım yararlar şöylece
sıralanabilir.
• İç denetçilerin hazırlamış olduğu denetim dosyaları
bağımsız dış denetçiler için önemli bir kanıt
kaynağıdır.
• Bağımsız dış denetçilerin uygulayacakları denetim
yordamlarının saptanmasını kolaylaştırır ve tutarlı
kılar.
• İşletmenin denetimi ile ilgili sorunların çözümü ve
örgütsel yapısı hakkında bilgiler verir.
• Bağımsız dış denetçiler, iç denetçilerin
çalışmalarından yararlanarak, işletmenin finansal
olmayan yönünü ve bu yönün finansal tablolar üzerindeki
etkilerini saptarlar.
• Ortak planlama, denetim raporlarının ve çalışma
kâğıtlarının değişimi iç ve dış denetçilerin
birbirlerinin kullandığı yönteme karşı güven duymalarını
sağlar. Bu da, sürdürülen bağımsız denetim çalışmasında
tekrarların azaltılarak, sonuçta denetim maliyetlerinin
azalmasına
katkıda bulunur.
5.3. Denetim Komitesi Kurulması
Ülkemizde SPK ve BDDK düzenlemeleri ile halka açık
işletmelerde uygulaması başlatılan “Denetim Komitesi”
fiili olarak denetim yapan bir organ değildir. Denetim
faaliyetleri ile ilgili doğrudan sorumlulukları
bulunmamaktadır. Denetim komitesi, iç ve dış denetim
sürecinin uygulama etkinliğini, katma değerini,
muhasebe, finansal raporlama ve iç kontrol ile ilgili iç
sistemlerin işleyişi ve yeterliliğini yönetim kurulu
adına gözetmekle sorumludur.
Hisse senetleri borsada işlem gören ortaklıkların
muhasebe sistemi, finansal bilgilerinin kamuya
açıklanması, bağımsız denetimi ve iç kontrol sisteminin
işleyişi ve etkinliğinin gözetimi, bağımsız denetim
kuruluşunun seçimi, bağımsız denetim sürecinin tüm
aşamalarının denetim komitesinin gözetiminde
gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Denetim komitesi; muhasebe, finansal raporlama ve iç
kontroller ile ilgili sistemleri, iç ve dış denetim
süreçlerini yönetim kurulu adına izleyerek ve gözetimini
yaparak yönetim ve denetim arasında köprü olan, kurumsal
yönetim güvencesi sağlayan rolü ile değer yaratır.
Bağımsız denetim kuruluşunun seçimi, bağımsız denetim
sözleşmelerinin hazırlanarak bağımsız denetim sürecinin
başlatılması ve bağımsız denetim kuruluşunun her
aşamadaki çalışmaları denetim komitesinin gözetiminde
gerçekleştirilir.
Halka açık olmayan işletmeler de kanımızca bağımsız dış
denetime hazırlık kapsamında yasal zorunlulukları
olmamasına rağmen denetim komiteleri oluşturmalıdırlar.
Böylelikle hem denetimin etkinliği ve verimliliği
artırılacak hem de olası problemler en hızlı şekilde
çözülecektir. İşletmeler, denetim kültürüne adapte olma
yolunda önerilen denetim komitesinin varlığından yarar
sağlayacaklardır.
Denetim komitesinin bağımsız denetçinin seçimi ve
bağımsız denetimin gözetimi ile ilgili rol ve
sorumluluklarına ilişkin başarı faktörleri olarak
aşağıdaki görüş ve öneriler özetlenmiştir;
• Öncelikle bağımsız denetçinin bağımsızlığını
etkileyecek olan istihdam ilişkilerinden kaynaklanan
çıkar çatışmaları olup olmadığı, bağımsız denetçiler
tarafından sağlanan denetim dışı hizmetlerin kapsamı
sorgulanmalıdır.
• Bağımsız denetim kuruluşunun doğrudan denetim
komitesine sunum yapması sağlanarak tanınması,
değerlendirilmesi, rotasyon, ücretlendirme, performans
konuları irdelenmelidir.
• Denetim komitesi üyelerinin yetkinlikleri bağımsız
denetim sürecini gözetme konusunda
yeterli olmalıdır.
• Söz konusu faktörler için; denetim komitesi ile
bağımsız denetçi arasında açık iletişim bulunmalıdır.
5.4. Denetçinin Bilgilendirilmesi
Yukarıda yer alan öneriler işletmenin bağımsız dış
denetime hazırlık konusunda kendi başına atacağı adımlan
içermekteydi; bu ve sonraki adımlar ise denetim firması
ile etkileşim içinde atılacak adımlardır.
Denetim firmaları kendilerine önerilen işleri maddi
kaygıları bir tarafa bırakarak incelemekte ve bir takım
araştırmalar yaptıktan sonra kabul ya da
reddetmektedirler. Bu araştırma ve incelemeler bağımsız
dış denetimin tanımında yer alan “bağımsızlık” ilkesinin
zedelenmemesi için olmazsa olmaz şartlardandır. Yönetim
ve organizasyon anlamında oturmamış, muhasebe sistemi
yetersiz ve güven vermeyen bir işletmenin denetimini
sonuçlandırmak mümkün olamayacağından denetçi, denetim
işini kabul etmemektedir.
Etkin ve kaliteli bir bağımsız dış denetime ulaşmak için
işletme, görüştüğü denetim firmasının kendisiyle ilgili
yapacağı araştırma ve incelemelere hazırlıklı olmalı,
denetçiyi ihtiyaç duyduğu her konuda bilgilendirmelidir.
Denetçinin müşteri kabulünden önce atacağı bazı adımlar
aşağıda özetlenmiştir ;
• İşletmenin finansal yapısı hakkında bilgi edinmelidir.
• İşletme ve yönetimi hakkında bankalar, kredi
kurumları, işletme ile iş yapanlar gibi üçüncü
kişilerden bilgi edinmelidir.
• Önceki denetçi ile görüşerek, muhasebe ilkelerinin,
denetim yordamlarının ve önemli konuların uygulanışı ile
ilgili bilgi almalıdır
• İşletmenin ileride herhangi bir sorun yaratabilecek
alanlarına dikkat etmeli ve denetim riskini göz önünde
tutmalıdır.
• İşletmenin, denetçiye denetim sürecinde gerekli
hizmetleri, teknik bilgiyi ve teknik desteği
sağlayabileceğinden emin olmalıdır.
• İşletmenin, kendisini herhangi bir kural ihlaline veya
mesleki normların dışında bir uygulamaya zorlamayacağına
inanmalıdır.
Görüldüğü gibi potansiyel denetim firması işletme ile
ilgili oldukça ayrıntılı bir inceleme yapmak
durumundadır. İşletme, çalışanlarını denetçiye bu
bilgileri zamanında ve doğru şekilde verme konusunda
eğitmelidir. Bazı çalışanlar için bu süreç mahrem ihlali
olarak algılanabilir ve denetçiye eksik ya da
çarpıtılmış bilgiler verilebilir, bunu önlemek için dış
denetim felsefesi ve yararları konusunda bilgilendirme
yapılarak denetimin aslında işletmeye değer katan bir
faaliyet olduğu örgütsel düzeyde yayılmalıdır.
5.5. Anlaşma Hazırlanması
Denetim firması bulunduktan ve yukarıda bahsi geçen
incelemeler sonuçlandırıldıktan sonra denetçi ile
görüşmeler yapılarak denetimin türü, amacı, kapsamı,
süresi konusunda anlaşma yapılmalıdır. Bu görüşmeler
daha önceki önerilerimizde yer alan “denetim komitesi”
ile sür- dürülmelidir.
Görüşmelerde özellikle sorunlu olabilecek alanlar ve
muhasebe politikaları üzerinde durmak yerinde olacaktır.
Bu görüşmeler sonrası karşılıklı olarak istenenler
yazılı hale getirilerek anlaşma hazırlanmalıdır.
Sorumlulukları, ücreti, çalışma prensiplerinin içinde
yer alacağı bu tarz bir anlaşma ileride çıkabilecek
sorunları önleyici bir rol oynaması bakımından bağımsız
dış denetime hazırlık faaliyetleri arasında mutlaka yer
almalıdır.
6. Sonuç
Bağımsız denetim kanunların, yönetmeliklerin,
standartların işletmelere dayattığı bir zorunluluk değil
aksine günümüz işletmeleri için vazgeçilemez bir
ihtiyaçtır. Bağımsız denetimden geçmemiş finansal tablo
aslında varolmayan bir bilgidir. Özellikle geçtiğimiz
yıl yaşanan ve etkisi tüm dünyayı saran global krizin
nedenleri incelendiğinde doğru ve şeffaf olmayan
finansal tablolar karşımıza çıkmaktadır Bu şartların da
açıkça ortaya koyduğu üzere doğru, şeffaf, açık ve
anlaşılır bilgi en değerli bilgidir ve bu da ancak
bağımsız denetimle mümkündür.
Bağımsız denetimin sayılan bu makro yararları dışında
bir de mikro düzeyde işletmelere getirdiği yararlar söz
konusudur. İşletmeler için muhasebe karar verme aracıdır
ve doğru kararlar ancak doğru finansal bilgiler ışığında
verilebilmektedir. Bu anlamda Uluslararası Finansal
Raporlama Standartları ve dolayısıyla onu tamamlayan
Uluslararası Denetim Standartları işletmeler için
vazgeçilmez olgulardır.
Ülkemizde halka açık olmayan işletmeler incelendiğinde
genelde muhasebe sistemi konu- suda sıkıntılar yaşamakta
oldukları gözlemlenmektedir. Denetim şirketlerinin
denetim dışında verdikleri yaygın danışmanlık
konularından biri de işletmelerde muhasebe sistemi
kurmaktır.
Halka açık olmayan işletmeler bağımsız denetime hazırlık
olarak öncelikle ciddi bir örgütsel kültür değişimi
sürecine gitmelidirler. Muhasebe ve belgelendirme ile
ilgili olarak sistem- sel eksiklikler derhal
tamamlanmalı ve bilgi yönlü muhasebeyi işletmeye
kazandıracak şekilde bir muhasebe departmanı
organizasyonuna gidilmelidir. Çalışmamız içinde
ayrıntılı olarak ele alındığı üzere denetim komitesi
kurulması, iç denetim fonksiyonunun kurulması,
çalışanların denetim konusunda bilinçlendirilmesi ve
denetçiye her türlü desteğin sağlanması mutlaka üzerinde
durulması gereken konulardır. Yapılacak tüm bu
çalışmalar işletmenin kaliteli, optimum maliyetli ve
maksimum düzeyde yarar sağlayan bir bağımsız denetim
sürecine sahip olmalarına olanak tanıyacaktır.
KAYNAKÇA
Abdullah Yavaş ve Sezai Tanrıverdi, TMSK, 2006,
Adnan Dönmez ve Ayten Ersoy “Bağımsız Denetim Firmaları
Bakış Açısıyla Türkiye Bağımsız Dış Denetim Sisteminin
Değerlendirilmesi” Bilig Kış / 2006 sayı 36
Dalkılıç A. Fatih “Ulusal Ve Uluslararası Finansal
Raporlama Standartlarında Mesleki Yargının Rolü” Dokuz
Eylül Üniversitesi SBE, Basılmamış Doktora Tezi, 2008
Deloitte, 2009 Denetim Komitesi: Bağımsız Denetimin
Gözetimi
Deloitte, 2007 KOBİ’ler için UFRS Taslağı ve Türkiye’de
Uygulanabilirliği ile İlgili Düşünceler
Denetimin Kavramsal Çerçevesi Sigorta Araştırma ve
İnceleme Yayınları İstanbul, 2007
Deniz Umut Erhan, Türkiyede Muhasebe Standartlarının
Gelişimi, Muhasebe Bilim Dünyası (Mödav) “1st
international Accounting Conference on the Way to
Convergence”, 2004
ECIIA, (European Confederation of Institute of Internal
Auditing) “Avrupa’da İç Denetim”, Konum Raporu, Şubat
2005, TİDE tarafından Türkçe’ye Çeviri
Ersin Güredin, Denetim ve Güvence Hizmetleri, , Arıkan
Basım, İstanbul 2007
Eugene A. Imhoff “Accounting Quality, Auditing and
Corporate Governance” Accounting Horizons Supplement
2003
Farooqi-Lind, Raana, A Comparison of Listed Vs. Non-Listed
Firm Capital Structure:
Evidence from Sweden. Available al SSRN: http://ssrn.cornlabstract=902254
Gorazd Brumen ve Leon Bogdan Stacescu Financial Effects
of External Auditing. Working Paper, University of
Zurich, 2008
Gül Kudret ve Ergun Halil: “Muhasebe Mesleğinde Etik”,
Muhasebe ve Denetime Bakış Dergisi, Ocak 2004
İSMMMO Yayın No: 120 Meslekte Yeni Bir Boyut; Bağımsız
Denetim, İstanbul, 2009
Kiracı Murat: “Hile Riski Değerlemesinin ve Hileleri
Bulmanın Denetimin Etkinliğindeki Rolü ve Türkiye’deki
Denetim Firmalarına Yönelik Bir Araştırma”, Muhasebe ve
Denetime Bakış Dergisi, Ocak 2005
Laura Mariani, Patrizia Tettamanzi, Fabio Corno,
External Auditing vs Statutory Committee Auditing: The
Italian Evidence, international Journal of Auditing,
2009 (early view version)
Maliye Hesap Uzmanları Derneği Denetim İlke ve Esaslan,
İstanbul, 1999
Melih Erdoğan, Denetim Kavramsal ve Teknolojik Yapı.
Maliye ve Hukuk Yayınları, Ankara, 2006
Usul Hayrettin. Kahraman Kadir ve Bekçi Ismail: “Denetim
Raporunun Bireysel Yatırımcı Kararına Etkileri”,
Muhasebe Bilim Dünyası Dergisi, Cilt:4, S.4, Aralık 2002
Uzay, Ş., “Küreselleşmenin İşletmelerde Muhasebe ve
Denetim Uygulamalarına Etkisi”, Türkiye’nin Jeoekonomisi
ve Jeopolitikası — Türkiye Geleceğin Neresinde,
Editörler: N.
Doğan, F. Kula, M. Öcal, Nobel Yayınevi, , 2007
Uzay, Ş., İşletmelerde İç Kontrol Sistemini İncelemenin
Bağımsız Dış Denetim Karar Surecindeki Yen ve
Türkiye’deki Denetim Firmalarına Yönelik Bir Araştırma.
Sermaye Piyasası Kurulu, Yayın No:132, Doktora Tezi,
Ankara, 1999
Zafer Sayar ve Mahmut Okur, “KOBİ Finansal Raporlama
Standartları Taslağı ve Ülkemizde Uygulanabilirliği”,
26. Türkiye Muhasebe Eğitimi Sempozyumu, 23–27 Mayıs
2007, Antalya.
18.11.2005 tarih ve 25997 sayılı R.G’ de yayımlanan
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı,
Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelik
http://www.deloitte.com/dtt/press_release0,101 4.cid%253D270648,00.html
(erişim:9 Eylül 2009)
Ali Aydoğdu
SMMM
aliaydogdu@msonet.org
Diğer makaleleri
-Günümüzde
muhasebe mesleği
-OECD Bünyesinde Sürdürülen Rüşvetle
Mücadele Çalışmaları
-İşletme ve Muhasebe bağlantısı
|