|
MUHASEBE STANDARTLARI VE
TÜRKİYE’DE UYGULANABİLİRLİĞİ
Ülkemizde muhasebe konusunda düzenleme yapan değişik
yasalar vardır. Muhasebeye ilişkin temel kurallar çok
önceden T.Ticaret kanununda yer almasına rağmen, vergi
mevzuatında yer alan emredici hükümler ve ağır cezai
yaptırımlar, uzun yıllar uygulamada vergi muhasebesi
anlayışının hakim olmasına neden olmuştur.
Muhasebe uygulamaları kaynağını muhasebe temel
kavramları, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve
muhasebe standartlarından almalıdır. Ancak bugün
ülkemizde muhasebe uygulamaları önemli bir oranda vergi
mevzuatına dayandırılmaktadır. Sınırlı ölçüde de olsa
SPK’nın, özellikle de mali tabloların sunumu ile ilgili
olarak devam etmektedir. Bu iki mevzuat arasında da bazı
tekrarlar ve çelişkiler bulunmaktadır. Bunları gidermek
ve standartlarla tek bir uygulama yoluna gitmek
gerekmektedir.
Aslında daha çok üzerinde durulması gereken konu;
Türkiye ve özellikle çalıştığımız bölge itibariyle
Güneydoğu Anadolu bölgesinin muhasebe kavramını tam
olarak çözmüş ve bu bölgede işi uygulayanlar tarafından
etraflıca değerlendirilmiş bulunmadığı gerçeğidir. Şöyle
ki çoğu muhasebeci bölgenin belirli yerlerinde kendi
uygulamalarını yaymış ve bu batıl bir inanç gibi kanunu
olmadan uygulanmaktadır. Bölgenin daha kanunları tam
olarak uygulamadığı, tek düzen muhasebe sistemlerini
çoğu zaman görmezden geldiği bu sistemde belirli bir
standarda bürünmek bir hayli zaman alacaktır. Ve durum
sistem içerisindeki şirketlerin veya mükelleflerin bu
standartlara uymaları ile de çözülecek gibi
gözükmemektedir. Kendi resmi kurumlarımızda bile farklı
standartlar isteği sürekli ortaya çıkmaktadır. Bunun en
güzel örneğini aşağıdaki şekilde açıklamak daha doğru
olacaktır.
Türkiye piyasalarında faaliyet içinde bulunan bir
bankayı örnek verecek olursak vergi mükellefi olarak
vergi dairesine vereceği bir bilanço için “1 nolu
Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği uyarınca
belirlenen ilkeler ve Tekdüzen Hesap Planını”, bir aracı
kurum olarak Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) vereceği
bilanço için “SPK Muhasebe Standartlarını”, banka olarak
Bankalar Düzenleme ve Denetleme Kuruluna (BDDK) vereceği
bilanço için “BDDK Muhasebe Standartlarını” ve nihayet
alacağı olası bir uluslararası kredi için ilgili kredi
kuruluşuna vereceği bilanço için “Uluslararası Muhasebe
Standartlarını” esas alarak mali tablolarını düzenlemek
zorunda bırakılmıştır.
Aslında farklılık gösteren standart uygulamalarına
sadece ülkemizde rastlanan bir durum değildir. AB’ye üye
ülkelerde IAS (Uluslararası Muhasebe Standartları)
uygulamasına geçilmesi öncelikle hisse senetleri borsaya
kota edilmiş şirketler için zorunlu hale getirilmiştir.
Örnek verecek olursak Almanya’da bizde olduğu gibi,
şirketler bir taraftan Şirketler hukuku hükümlerine göre
bilânço ve diğer mali tablolarını hazırlarken, bir
taraftan da IAS’a göre mali tablo düzenlemek
durumundadır ve farklılıkları ortadan kaldırmak için
Alman şirketler hukukunda değişiklik çalışmaları
yapmaktadırlar.
Ülkemizde 2007 yılı içerisinde yürürlüğe girmesi
beklenen Türk Ticaret Kanunu Tasarısıyla ister halka
açık ister kapalı olsun ülkedeki tüm firmalara muhasebe
ve finansal raporlama konularında (Türkiye Muhasebe
Standartları Kurulu)TMSK tarafından yayımlanmış ve
yayınlanacak, (Uluslar arası Finansal Raporlama
Standardı) UFRS' ye uyumlu Türkiye Muhasebe
Standartları'na uymaları mecburiyeti getirilmiştir.
Başka bir ifadeyle bu mecburiyet Türkiye’de Türk Ticaret
Kanunu'na tabi tüm işletmelerin yasal mali tablolarını
hazırlarken TMS’ yi uygulamak durumunda olduklarını
hükmetmektedir. Söz konusu yasal mali tablolar Olağan
Genel Kurullarda da ortaklar onayına sunulacak ve
dolayısıyla kar dağıtım sürecinde de esas olarak dikkate
alınması gereken mali tablolar olarak önem yerini
alacaktır.
Önceki haftalarda belirttiğim gibi Türk Ticaret Kanunu
Taslağı'nın yürürlüğe girmesi ile beraber TMS’ ye uygun
olarak hazırlanacak olan yasal mali tablolar mali tablo
okuyucusuna ve işletmenin tüm taraflarına daha doğru,
anlaşılır ve şeffaf bilgi sunacaktır. UFRS’ YE uyumlu
olması sebebiyle işletmelerimizin küreselleşen dünya
pazarında ve yabancı yatırımcı açısından daha
anlaşılabilir, ortak dili konuşabilen ve gerekli
sorulara gerekli cevapları bulma yönünde büyük katkı
sağlayacaktır.
Bu süreçte bize düşen en önemli görevin standartların
yayınlanmasından ve yürürlüğe girmesinden sonra
başlayacağını bilip ona göre hareket etmektir. Ülke
çapında başlatılacak eğitimler, gerekli kanunlarda
yapılacak düzenlemeler ve standartlaştırmanın
projelendirmesi ancak elbirliği ile sürece çabuk adapte
olabilmekten ve bu süreçte herkese görev düştüğünün
bilincinin sağlanması ile mümkün olacaktır. Hiçbir şey
kolay değildir fakat dünya ülkeleriyle yarışmak
istiyorsak bunları uygulamamız şarttır. İlerleyen
haftalarda standartların içeriğine detaylı bir şekilde
yer vereceğiz.
|