|
İstihdamı kim teşvik ediyor?
Ortalık ha bire karışıyor,
karıştırılıyor. Bir taraftan istihdam paketi, diğer
taraftan prim affı çıkarılıyor.
İstihdam paketinden bahsedilirken sanıldı ki devlet
istihdamı artırmak için fedakarlık yapacak. Oysa
işsizlik sigortasının paraları işverenlerin prim
borçlarının ödenmesinde kullanılıyor. Yani veren devlet
ama kendi cebinden değil. İşsizlik sigortası primi
ödeyenlerin cebinden. El kesesinden...
İşsizlik sigortasının paralarının bir kısmı da GAP'ta
kullanılacak. Peki siz SSK'nın nasıl battığını
hatırlıyor musunuz? Şimdi işsizlik sigortası aynı yolda.
SSK prim affı
SSK primlerine de af geliyor. Neden? Çünkü sık af
yapıyorsunuz. İkide bir af çıkarırsanız afsız ödeme
yapmayanları haklı çıkarırsınız.
Bu aftan yararlananlar, aftan sonra prim borçlarını yine
ödemezler.
Daha önce ödemiş olanlar kendilerini nasıl hissederler?
İşte en önemli konulardan biri de bu. Dürüstçe, bankadan
kredi kullanarak ya da varlıklarını satarak primlerini
zamanında ödeyenler kendilerini nasıl hissedecekler?
Onlara bu af nasıl anlatılabilir?
Affa göre, prim borçlarını kanunun yürürlüğe girmesinden
itibaren iki ay içinde başvurup, izleyen bir ay içinde
ödeyenlerin faizlerinin yüzde 85'i silinecek.
Diyelim ki, şirketin 2005 yılında 100 bin YTL borcu var,
bu borcun 70 bin YTL de faizi var. Eğer bu şirket bu
borcu kanun çıktıktan sonra üç ay içinde öderse faizin
sadece 10 bin 500 lirasını ödeyecek. 100 bin lirayı 10
bin 500 lira faizle üç yıl kullanmış olacak. Yıllık faiz
yüzde 3.5'e gelecek.
Halbuki bankadan kredi alarak prim borçlarını ödeyenler
bu kredilere yıllık yüzde 2530 faiz ödediler.
Yeni affın tablosu bu!
Bir de 2006 yılında çıkarılan aftan kısmen yararlanıp,
ödemelerini yapamadıkları için kısmen yararlanamayanlar
ile ilgili olarak affın ihya edilmesi konusu var.
Bu afların gerekçesi olarak alacaklarının büyük
çoğunluğunun faizlerden oluşması gösteriliyor. Öyle ise
sürekli af çıkarmak yerine faizlerin makul ve mantıklı
bir düzeyde tutulması daha akıllıca olur. Bu neden
yapılmıyor, bunu da anlamıyorum.
Bu konuyu ileride daha ayrıntılı olarak ele alacağız.
Kazım Yılmaz
Takvim / 17.05.2008 |