|
Konutta tapu harcını
az ödeyen, ceza yiyecek
Hızlı nüfus artışı, köyden şehre göç, insanların
kendi meskenlerine sahip olma arzuları, yatırım yapma
isteği vb. sebepler konuta olan talebi artırıyor. İnşaat
sektörü bu talebe cevap vermeye çalışırken Maliye,
sektördeki vergi kaybının önüne geçmek için Harçlar
Kanunu'nda değişikliğe gitti.
Bilindiği üzere Türk Medeni Kanunu'na göre taşınmazların
mülkiyeti tescille elde edilir. Tescilin tapu
dairelerinde resmî şekilde yapılması gerekiyor. Bu
aşamada öngörülen resmî şekilden anlaşılması gereken ise
taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmenin tapu
sicil müdürü veya memurları tarafından tanzim edilmiş
olmasıdır. Her türlü gayrimenkul tescilinden tapu ve
kadastro harcı alınıyor. Harç ödenmeden tapuda herhangi
bir işlem yapılamıyor. Harçlar devletin verdiği birtakım
hizmetler karşılığında bu hizmetlerin taraflarından
aldığı zorunlu bir mali yük olarak nitelendirilebilir.
Konuyla ilgili düzenlemeler Harçlar Kanunu'nda yer
alıyor. Kanuna göre gayrimenkul alan ve satan kişilerden
beyan değeri üzerinden yüzde 1,5 üzerinden hesaplanan
harç alınıyor. Ancak ne hikmetse ülkemizde gayrimenkul
satanlar herhangi bir harç yüklenmiyor. Satıcının
harcını da alıcı ödüyor. Hal böyle olunca gayrimenkulü
alan kişi beyan değeri üzerinden yüzde 3 harç ödemek
zorunda kalıyor. Oran olarak düşük görülmekle beraber
150 bin YTL'ye alınan bir ev için 5 bin yeni lira
civarında tapu aşamasında harcama yapmak gerekiyor. Bu
rakam tapu işlemlerinde alıcının tapu dairesi döner
sermayesine yapmak zorunda olduğu bağış (!), kredi
kullanma halinde ekstra harçlar ile satan ve kendi adına
ödediği harçlardan oluşuyor. Bu tutar da varını yoğunu
ortaya koyarak bir ev sahibi olmak isteyen kişiler için
ciddi bir rakam. Bu yüklerin altına girmek veya vergi
ödemek istemeyen alıcılar satın aldıkları gayrimenkulün
değerini gerçek alış bedeli üzerinden değil de; rayiç
(geçerli) değere göre oldukça düşük kalan emlak vergisi
değerine göre beyan ediyorlardı. Kanundaki ifade şekli
sebebiyle emlak vergisi değerinin altına düşülmediği
için, taşınmazın daha yüksek bedelle alındığı tespit
edilse bile herhangi bir cezai müeyyide uygulanamıyordu.
Çünkü bu kanunda 6 Haziran'dan itibaren yürürlüğe giren
değişikliğe kadarki süreçte gayrimenkul alım
satımlarında, emlak vergisi değerinin harca esas
alınması yeterli görülüyordu. Yani gayrimenkulün Emlak
Vergisi değeri üzerinden harç ödenmesi halinde bir sorun
yaşanmıyordu. Ancak bu değerin altında bir değer
üzerinden harç ödenen hallerde, aradaki fark cezalı
şekilde ev alan ve satandan isteniyordu. Yapılan yeni
düzenleme ile, arsa ve ev alım satımlarında gerçek
alım-satım bedeli üzerinden tapu harcı tahsil edilmesi
esasına geçildi. Artık eskisi gibi alış-satış bedelinin
altında bir bedel üzerinden harç ödenmesi riskli bir hal
aldı. Çünkü yeni düzenlemede; tapuda yapılan işlemden
sonra, Emlak Vergisi değerinden daha düşük bir bedel
üzerinden harç ödendiği veya beyan edilen alım-satım
bedelinin gerçek durumu yansıtmadığı tespit edilirse,
aradaki farka isabet eden harç sonradan vergi dairesince
cezalı olarak istenecek. Bu tür tespitler için takdir
komisyonlarına müracaat edilemeyecek. Cezalar sadece
inceleme elemanları tarafından yazılan raporlarla
belirlenebilecek. Öte yandan tapuda alım-satım işlemi
yapanların beyan ettiği değer Emlak Vergisi değerinden
düşük olursa vergi dairesi, eksik ödenen harcı derhal
cezalı şekilde işlemin taraflarından talep edebilecek.
--------------------------------------------------------------------------------
Tapuda döner sermaye bedeli alınması hukukî değil
Kadastro Kanunu'na dayanarak kurulan Tapu Kadastro Genel
Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi'nin temel amacı
kanunda; atıl kapasiteyi kullanarak katma değer üretmek
ve bu atıl kapasiteyi pozitif yönde değerlendirmek
olarak ifade ediliyor. Ayrıca döner sermayenin faaliyet
alanı ve gelir elde etme yolları da kanunla
düzenlenmiştir. Buna göre Döner Sermaye İşletmesi ancak
Genel Müdürlük'ün asli görevlerini aksatmamak kaydıyla
ve yönetmelik ile belirtilen alanlarda faaliyet gösterip
gelir elde edebilir. Bunlar da üretilen, satılan ve
kiralanan mal ve hizmetler karşılığında elde edilen
gelirler ile faiz ve komisyon gelirleri olarak tespit
edilmiştir. Buna mukabil döner sermayelerin; kanun ve
yönetmelik kapsamında olmayan, genel müdürlüğün asli
görevleri arasında yer aldığı için atıl kapasiteyi
değerlendirme ile ilgisi bulunmayan ve 492 sayılı
Harçlar Kanunu uyarınca harç alınarak zaten
ücretlendirilen işlemlerden gelir elde etmeleri mümkün
olmamalıdır. Aksi halde bedeli tahsil edilen bir
hizmetin tekrar ücretlendirilmesi sonucu doğmaktadır. Bu
yüzden harç şeklinde karşılığı ödenerek yapılan tapu
işlemleri için tekrar döner sermaye bedeli alınması
hukukî dayanaktan uzaktır.
Ahmet Yavuz
18.08.2008
|