|
Avans kâr dağıtımına durdurma
Maliye Bakanlığı'nca yayımlanan 1
sayılı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin 15.6.6
numaralı maddesinde şirketlerin avans kâr dağıtımı
yapabilecekleri açıklanmıştır. Bir başka anlatımla
bakanlık, anılan genel tebliğ düzenlemesiyle bütün
sermaye şirketlerine, geçici vergi dönemleri itibariyle
cari yıl kârına mahsuben kâr dağıtımında bulunma yolunu
açmıştır.
Bakanlığın bu düzenlemesini 9 Nisan 2007 günlü Referans
gazetesinin yine bu köşesinde yayımladığımız "Avans Kâr
Dağıtımı ve Yol Açacağı Sorunlar" başlıklı yazımızda
aktarmış ve şöyle eleştirmiştik.
Eleştirdik
"Ticaret Kanunu değişmedi. Yeni Kurumlar Vergisi
Kanunu'nda, eskisinde olduğu gibi bu konuda bir
düzenleme yer almadı. Maliye Bakanlığı'na bu konuda bir
düzenleme yapma yetkisi verilmedi. Peki bu düzenleme
nereden çıktı?
Kâr dağıtımını düzenlemek, bu konudaki esasları
belirlemek, Maliye'nin ve vergi kanunlarının işi
değildir. Konu ticaret hukukunun konusudur. Uygulamada
konuyu sadece Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) halka açık
anonim ortaklıklar için düzenlemiştir. SPK'nın yaptığı
düzenleme de vergi hukukunun değil, ticaret hukukunun
bir parçasıdır. Üstelik SPK bu düzenlemesini, Sermaye
Piyasası Kanunu'nun verdiği açık yetkiye istinaden
yapmıştır.
Halka açık anonim şirketlerle, halka açık olmayanlar
arasında bir eşitsizlik oluştuğu da söylenemez. Zira
halka açık olma, farklı bir statüdür ve doğal olarak
kuralları da farklı olacaktır. Öte yandan bir
eşitsizliğin varlığı kabul edilse bile, bunu düzeltmek,
Maliye Bakanlığı'nın görev ve yetki alanına girmez. Aksi
halde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yahut Adalet Bakanlığı
da vergi alanını düzenlemeye kalkar.
Kanunlarda bir değişiklik olmadığına göre bu konuda
bakanlığa bir yetki verilmediğine göre konu bir yorum
sorunu olarak değerlendiriliyorsa o halde avans kâr
dağıtımının örtülü kazanç dağıtımı olacağını savunan
önceki görüş yanlıştı. O halde, kazancın bir kısmını yıl
sonunu beklemeden ortaklarına aktaran/kullandıran
şirketlere örtülü kazanç dağıtımı yapıldığı gerekçesi
ile yazılan raporlar yanlıştı. Onlardan özür dilenmesi
ve düzeltme yapılması gerekir. Eğer önceki görüş yanlış
değilse, şimdiki görüş mü yanlıştır? İkisi birden doğru
olamaz.
Genel tebliğde avans kâr payı dağıtımında örtülü kazanç
dağıtımı hükümlerinin uygulanmayacağı söylenmektedir.
Yani kanunun bir maddesi, belli bir konuda, Maliye
Bakanlığı'nca yürürlükten kaldırılmaktadır. Bugüne kadar
ilk defa böyle bir açıklama yapılmaktadır. 2. geçici
vergi döneminde avans kâr dağıtımı yapan bir kurum,
sonraki geçici vergi döneminde işletme kredisi
kullanırsa, bu kredinin faizi kadar kazancını örtülü
olarak dağıtmış olmayacak mıdır? Bu soruya olmayacaktır
deniliyorsa bu, yeni ve başka bir anlayıştır. Bence bu
örnekte, bal gibi örtülü kazanç dağıtımı vardır ve
inceleme elemanları böyle bir uygulamayı incelemelerinde
görmezden gelirlerse, görevi ihmal suçunu işlemiş
olurlar."
Uyardık
Genel tebliği, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yasal
dayanağı olmadığı, bakanlığa bu şekilde bir düzenleme
yapma yetkisi verilmediği, Ticaret Kanunu'nun da
düzenlemediği bir ticaret hukuku konusunun bakanlık
tarafından düzenlenmesinin yanlış olduğu ve bakanlığın
"örtülü kazanç dağıtımı hükümleri uygulanmayacaktır"
demek suretiyle kanun maddelerini yürürlükten kaldırma
yetkisi olmadığını belirterek eleştirdikten sonra
"Riskinizi de bilin" diyerek değerli okurlarımızı şu
cümlelerde uyarmıştık:
"Tebliğin bu hükmüne itibar ederek avans kâr
dağıtıyorsanız, birilerinin gelip bu konuda rapor
yazabileceğinin ve örtülü kazanç dağıtımı sebebiyle
tarhiyat önerebileceğinin riskini taşıdığınızın da
bilincinde olun. Zira tebliğin burasının yasal dayanağı
yok."
Haklı çıktık
Yine haklı çıktık.
Vatandaşın Vergisini Koruma Derneği (VAVEK) tarafından
açılan bir dava dolayısıyla genel tebliğ düzenlemesini
değerlendiren Danıştay 4. Dairesi, E.2007/2364 sayılı
dosya kapsamında 18.10.2007 günlü kararı ile genel
tebliğin 15.6.6 maddesinde yer alan "avans kâr dağıtımı"
düzenlemesinin yürütmesini "açık hukuka aykırılık"
sebebi ile ve "Bakanlığın kanunlarla açıkça verilmiş bir
yetkisi olmadığı, kanunda düzenlenmeyen bir konuda ve
yorumu aşıp bir verginin konulması, kaldırılması veya
değiştirilmesi sonucunu doğurabilecek şekilde düzenleme
yapma yetkisi bulunmayan bakanlık tarafından bu konunun
tüm sermaye şirketlerini de kapsayacak şekilde
düzenlenmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığı" gerekçesi
ile durdurdu.
Anayasanın 73. maddesinde ifadesini bulan "verginin
yasallığı ilkesi" ve idare hukukunun "kanuni idare
ilkesi" ile idari işlemin hukuka uygunluk ölçütlerinden
"yetki" ölçütünün yaşama geçirilmesi açısından son
derece önemli olan bu güzide kararın doğumuna yol açan
VAVEK'i de kutlamak gerek.
Bumin Doğrusöz
Referans / 21.02.2008 |