|
Kâr
paylarının vergilendirilmesi
Bu yazımızda tam mükellef
gerçek kişilerin sermaye şirketlerinden, bir başka
deyişle anonim ve limitet şirketlerden elde ettikleri
kar paylarının vergilendirilmesini ve vergilendirmede
uygulanacak istisna konusunu, okurlarımızdan bu konuda
çok soru geldiğinden, tek tek yanıtlamak yerine,
sorulara toplu yanıt şeklinde tekrar aktaracağız.
Vergilendirme ve istisna uygulamasında en önemli konu,
şirketçe dağıtılan kârın hangi yıla ait kazançlardan
olduğu noktasında düğümlenmektedir.
2003 sonrasına ait kâr payları
Gelir Vergisi Kanunu'nun 22/2. maddesine göre, tam
mükellef anonim ve limited şirketlerden hisse senedi
veya ilmuhaber sahiplerine, menkul kıymete bağlanmamış
çıplak pay sahiplerine, kurucu senetlerine veya intifa
senetlerine, yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen,
limitet şirketlerde müdürlere kâr paylarının yarısı
vergiden istisnadır.
Söz konusu istisnaya tâbi kâr payları, -kural olarak-
Gelir Vergisi Kanununun 94/1-6. Maddesine göre dağıtımda
gelir vergisi stopajına tabidir. Bu nedenle istisna
kapsamında elde edilecek bu kâr payları, stopaja tabi
tutulmuş şekilde elde edilecek kâr payları olacaktır.
Stopaja tabi tutularak elde edilen gelirlerin
beyannameye aktarılmasında kural, bu gelirlerin brüt
olarak nazara alınmasıdır. Net gelir üzerinden
vergilendirme yapılmaz. Bu nedenle, kâr payı elde
edenlerin, istisna olan yarı tutarı hesaplamadan önce
elde ettikleri kâr paylarını brütleştirmeleri, sonra
yarısını alarak istisna ve vergiye tabi tutarı
hesaplamaları gerekmektedir.
Söz konusu kâr paylarının istisna tutarını, yani
yarısını aşan kısmının, Gelir Vergisi Kanununun 86.
maddesinde yazılı beyan sınırını aşması halinde, aşan
kısmın yıllık beyanname ile beyan olunması
gerekmektedir. Bu sınır 2007 yılında elde edilecek
gelirler için 19.000 YTL'dir. Beyan edilen kâr payları
üzerinden hesaplanan yıllık vergiden ise, stopajın
yarısı değil, tamamı mahsup edilecektir.
Kâr payının yıllık beyanname konusu olup olmayacağı,
ancak bu hesaplama ile mümkündür. Zira beyan sınırının
hesabında istisna kısım, nazara alınmaz.
2003 öncesine ait kâr payları
Yukarıdaki açıklamalarımız, kurumların 2003 ve izleyen
yıllara ait kârlarını dağıtmaları durumunda geçerlidir.
Çünkü Gelir Vergisi Kanununun 22. maddesinde yer alan
istisna düzenlemesi, dağıtılan kârın;
- 2002 veya önceki yıllarda elde edilen istisna
kazançlardan olmaması
- Kanunun geçici 61. maddesinde kapsamında stopaja tabi
yatırım indirimi istisnasından kaynaklanmaması
şartlarıyla uygulanmaktadır.
Dağıtılan kârın, 2002 ve öncesi istisna kazançlardan
olması veya Kanunun geçici 61. maddesi kapsamında
stopaja tabi yatırım indirimi istisnasından
kaynaklanması durumunda aktardığımız istisna
uygulanmamaktadır. Zira bu kaynaklardan sağlanan
kazancın dağıtımı dolayısıyla elde edilen kâr paylarının
beyan kuralları, Gelir Vergisi Kanununun geçici 62.
maddesinde farklı olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye
göre, söz konusu kaynaklardan dağıtılan ve elde edilen
kâr paylarının net tutarının 1/9 fazlasının yarısı
vergiden istisna edilecektir. Dolayısıyla elde edilen
kâr payının 19 bin liralık beyan sınırını geçip
geçmediği, bu şekilde belirlenebilecektir. Sınırın
aşılması dolayısıyla Yıllık beyannamede bu kapsamda bir
kâr payı gelirinin yer alması halinde, bu gelire tekabül
eden yıllık vergiden, beyan olunan kar payı tutarının
beşte biri indirilecek, kalan vergi ödenecektir.
Kurumların 1998 ve öncesine ait kârlarını dağıtmaları
halinde ise, tam mükellef gerçek kişilerce elde edilen
kâr payları yıllık beyannameye dahil edilmeyecektir. Bu
kısma tekâbül eden kar payının tamamı, gelir vergisinin
konusu dışındadır.
Kurumların 1998 sonrasına, ancak 2003 öncesine ait
istisna dışı kazançlarından yapacakları kar
dağıtımlarında uygulama ise, 2003 sonrası dönemlerle
ilgili açıklamalarımız doğrultusunda olacaktır.
Bu belirlemelerin kâr payı elde edenlerce yapılması
olanağı, özellikle halka açık anonim şirket ortakları
için pek kolay değildir. Kâr dağıtımı yapan şirketlerin,
her şeyden önce dağıttıkları kâr paylarının kaynaklarını
belirlemeleri, kâr dağıtımı kararının alındığı genel
kurul kararında belirtmeleri ve açıklamaları zorunludur.
Ancak bunun yapılması bazen güçlük göstermektedir. Zira
pek çok şirket, muhasebe planları ve bilanço ilkeleri
içerisinde, geçmiş yıl kârlarını yedek akçeler
içerisinde bir bütün halinde tutmaktadırlar.
Dolayısıyla, arada bu hesaplardan çekişler, dağıtımlar
oldu ise, bu ayrıştırmayı geriye doğru sağlıklı bir
şekilde yapmak zorlaşmaktadır.
Bu karmaşık düzenlemelerin sebebi; geçmişte kurum
kazancını dağıtım aşamasında vergilendirme tekniğinde,
reform adı altında sürekli yapılan değişikliklerdir.
Mevzuatta sıkça oynamalar yapıldıkça, karmaşa doğması,
karmaşa doğdukça da sağlıklı vergilendirme yapılamaması
ve doğru beyanların alınamamasından doğal bir şey
olamaz. Bu karmaşanın suçlusu da, her halde, kâr payı
elde edenler değildir. Ancak eksik beyan halinde ceza
mükellefe kesilecektir. Çünkü bürokratların ve
siyasilerin sorumluluğu yoktur.
Bumin Doğrusöz
Referans /
24.03.2008 |