|
SATIN ALINANIN ÇALINTI
ÇIKMASI
Miras kalan konutun işgalini
önlemek için veraset ilamı gerekli
Tapu kütüğüne kayıtlı ve miras kalan bir
gayrimenkulün işgal yoluyla el değiştirmesini önlemek
için mirasçıların veraset ilamı çıkartması gerekli.
Böylelikle gayrimenkul tescil edilerek başkalarının
kullanımı önlenebilir.
SORULAR SORUNLAR VE
YANITLARI
MİRAS KALAN GAYRİMENKULÜN BORÇLARI
SORU: Rahmetli babaannemin üzerine İstanbul Acıbadem'de
büyük bir arsa çıkmış fakat biz bunu evimizin satışında
öğrendik. Belediyeye 40 bin YTL vergisi var dediler ama
1991 yılına kadar ödenmiş. Belediyede babaannemin
üzerine var ama tapuda kayıp dosya ve tapu dairesinde
olmadık insanlar tuhaf konuşmalarla olayı kapattılar.
YANIT: Türk Medeni Kanunu'nun 704. maddesi uyarınca
aşağıdaki varlıklar taşınmaz mülkiyetinin konusunu
oluşturmaktadır.
* Arazi (arsa)
* Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve
sürekli haklar,
* Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler,
Yasal düzenleme gereği olarak taşınmaz mülkiyetinin
kazanılması tescile tabidir. Dolayısıyla tescil
olmaksızın taşınmaz mülkiyeti el değiştiremez.
Ancak "miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal,
kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer
hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır."
Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal
yoluyla kazanılması, ancak kaydının malikin istemiyle
terkin edilmiş olmasına bağlıdır.
Babaannenizin üzerine tapulu olduğu ifade edilen arsanın
belediye kayıtlarından tapu kayıtları ile ilgili
bilgileri edindikten sonra, mirasçısı olarak babanızın,
babaannenizin vefatı dolayısıyla daha önce çıkartılmış
veraset ilamı mevcutsa bu takdirde mirasçılar olarak
babanız ve kardeşleri ile babaannenizin eşi mirasın
paydaşları olarak söz konusu arsayı yani Acıbadem'deki
arsayı paylaşma hakkına sahiptir.
Ancak eğer babaannenizin vefatı nedeniyle veraset ilamı
çıkarılmamış ise bu takdirde veraset ilamının
çıkartılması gerekmektedir.
Babaannenize ait olduğu ifade edilen arsanın tapu
kayıtlarından hareketle söz konusu arsanın bugünkü
halini (durumunu) tespit ettikten sonra, söz konusu
arsanın kanuni mirasçıları arasında paylaşımının
sağlanabilmesi için Veraset Vergisi Beyannamesi'nin
verilmesi gerekmektedir.
Arsanın tapuda babaanneniz adına kayıtlı olmasına karşın
eğer üzerinde şu anda herhangi bir yapı veyahut da
benzeri nitelikte kullanılabilir bir inşaat bulunması
halinde, söz konusu yapı sahiplerinin babaannenizin
tapulu arsası üzerine yapmış olduğu söz konusu inşaat
için mirasçıları tarafından gerekli hukuki yollara
başvurmak mümkündür.
Ancak; elinizde babaannenizin mirasına paylaşmak üzere
veraset ilamı yoksa, daha doğrusu veraset ilamı
alınmamış ise bu takdirde de söz konusu ilamın alınması,
daha doğrusu ölenin kanuni mirasçılarının yasa yoluyla
belirlenmesi gerekmektedir.
Tapu sicil kayıtları herkese açıktır. Dolayısıyla sizde
söz konusu arsanın tapu sicil kayıtları ile ilgili
bilgiyi edindikten sonra bugünkü hukuki durumu sorgulama
veyahut da sorgulatma hakkına sahip olabilirsiniz.
Ülkemizde yaşanan ve özellikle gayrimenkullerin
mirasçılarının ve hatta zaman zaman bizzat hak sahibinin
bilgisi dışında el değiştirdiği bilinmektedir. Bu
nedenle öncelikle gerekli tespitleri yaptıktan sonra
konuyu yargıya taşıyabilecek bir uzman avukatla
görüşmenizde yarar olacaktır. (V. Seviğ)
SATIN ALINANIN
ÇALINTI ÇIKMASI
SORU: Satın almış bulunduğum bir iş makinesinin yapılan
incelemeler sırasında çalıntı olduğu, iş makinesi için
düzenlenen faturanın da sahte olduğu anlaşıldı. Hakkımda
yazılan raporda hem makineyi çalmakla ve hem de sahte
fatura düzenlemekle suçlanıyorum.
Bana düzenlenen fatura üzerinde yer alan adresin gerçeği
yansıtmadığı satıcıya ait gösterilen Ticaret Sicili
numarası vergi mükellefiyet numarasının bulunmadığı
iddia edilerek bu faturaların benim tarafımdan
düzenlenmiş olabileceği üzerinde duruluyor.
Bu konuda ne yapabilirim?
YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 230. maddesinde "Faturanın
şekli" belirlenmiş olup, buna göre faturada en az
aşağıdaki bilgilerin bulunması gerekmektedir.
* Faturanın düzenleme tarihi, seri ve sıra numarası,
* Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret ünvanı, iş
adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası,
* Müşterinin adı, ticaret ünvanı, adresi, varsa vergi
dairesi hesap numarası,
* Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı, tutarı,
* Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası,
Yukarıdaki bilgileri içeren faturalar geçerli fatura
olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda eğer fatura
üzerinde faturayı düzenleyenin ticaret sicil numarası
doğru değilse veyahut da yine malı satanın vergi dairesi
mükellefiyet numarası yoksa, bu faturayı kabul eden ve
işleme koyan alıcının da söz konusu faturanın
doğruluğundan sorumlu tutulması söz konusu
olabilmektedir.
Ayrıca fatura bedelinin ödeniş şekli de sahte faturanın
varlığında, sahte fatura ile mal satın alanın lehine
veya aleyhine delil olarak değerlendirilmektedir. Şöyle
ki;
Mal bedeli banka aracılığı veyahut da çek veya senetle
ödenmiş ise bu durumun kanıtlanması halinde söz konusu
ödeme araçlarından banka kayıtlarından hareketle durumun
aydınlatılması ve bu bağlamda da sahte faturayı
düzenleyenlere ulaşılması mümkün hale gelebilmektedir.
Ancak nakit ödemelerde satıcıya ulaşmak çoğu kez mümkün
olmamaktadır. Buna karşılık dava aşamasında size söz
konusu iş makinesini satanlar hakkında bildiklerinizi ve
varsa yazılı kanıtlarınızı mahkemeye sunmak suretiyle en
azından hakkınızda hükmolunacak cezayı azaltmak
mümkündür. (V. Seviğ)
ÇEKİN ELDEN ÇIKMASI
SORU: Çekin keşidecisinin veya hamilinin iradesi dışında
elinden çıkmış olmasından anlaşılması gereken nedir?
Örneğin hak sahibine verilmek üzere imzalanmış çekin
kaybolması bu anlama gelir mi?
YANIT: Türk Ticaret Kanunu'nun 711'inci maddesinin
üçüncü fıkrası hükmüne göre "Keşideci çekin kendisinin
veya üçüncü bir kimsenin elinden rızası olmaksızın
çıkmış olduğu iddiasında ise muhatabı çeki ödemekten
menedebilir."
Çekin, rıza olmaksızın elden çıkması halleri içerisinde
çekin kaybolması, yazılmış bir çekin çalınması gibi
haller akla gelebilir.
Örneğin çek sahibi boş ve imzalı çeki kullanmak üzere
çantasına koymuş, bu çek çanta ile birlikte çalınmış
ise, bu takdirde söz konusu çekin keşidecinin iradesi
dışında elinden çıktığına somut bir örnek
oluşturmaktadır.
Bu konuda oluşan yargı kararına göre de "Çekleri
kaybeden keşideci, bu çekler için ödeme yasağı
koyabilir. Banka, bu yasağa uymak zorundadır. Aksi halde
banka hesap sahibine karlı sorumlu olur.." (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi E.7571,K.1125)
Her şeyden önce "Keşideci, rızası dışında elinden çıkan
çek için ödeme yasağı koymuş ise, muhatap bankanın bu
yasağa uyması gerekir." .(V. Seviğ)
ÜÇ KAT CEZADA UZLAŞMA
SORU: Geçen sene bir mükellefimiz 2001 ve 2002
yıllarında sahte fatura kullandığı iddiasıyla 3 kat
vergi ziyaıı cezasına çarptırıldı. Ödemenin banka
kanalıyla ödendiği ispatlanabilseydi bu cezanın
kesilmeyebileceği denetmen tarafından söylendi, fakat
mükellef bunu ispatlayamadı ve sonunda ceza kesildi.
Fakat ceza ve gecikme zammı çok tuttuğundan dolayı
mükellef bu cezayı ödeyemiyor iflas etmesi pek muhtemel
bundan dolayı. Bu yeni çıkacak uzlaşmadan yararlanması
mümkün olurmu acaba? (Ö. Bay)
YANIT: 5736 sayılı "Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma
Usulü İle Tahsili Hakkında Kanun"un 1'inci maddesinin 2
numaralı fıkrası ile, "213 sayılı Kanunun 344'üncü ve
geçici 27'nci maddeleri uyarınca vergi ziyaı cezası üç
kat (iştirak halinde bir kat) olarak uygulanan tarhiyata
ilişkin vergi ve cezalar ile bunlara bağlı usulsüzlük ve
özel usulsüzlük cezaları ve il özel idareleri ile
belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında" bu
Kanunun sağladıkları olanaklardan yararlanma yolu
kapatılmıştır. Tasarının Genel Kurulda önergelerle
uğradığı değişiklikler sonucu oluşan ve yukarıda
aktardığım fıkraya göre mükellefiniz için bu kanun
açısından yapılacak bir şey yoktur. (B. Doğrusöz)
YARGI KARARLARINDA
KDV'DE VERGİYİ DOĞURAN OLAY
Danıştay 9.Dairesi E.2005/3965 K.2006/1504 T.20.4.2006
İşlemleri finansal kiralama sözleşmesi yönünden
incelenen yükümlü şirketin, düzenlenen vergi inceleme
raporuna dayanılarak tesis edilen KDV indirimlerinin
azaltılmasına ilişkin işlemin ve düzenlenen düzeltme
fişlerinin iptali istemiyle dava açtığının anlaşıldığı
olayda; gerek 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununda,
sözleşmenin imzalandığı tarihte sözleşmeye konu malın
tesliminin gerçekleşeceği yolunda bir hüküm bulunmadığı
gibi inşa edilerek sonradan teslimini engelleyici bir
düzenleme bulunmaması, gerekse KDV Kanunu'nun 10.
maddesinde mal ve hizmet tesliminden önce fatura
düzenlenmesi halinde fatura düzenlenen kısım için
vergiyi doğuran olayın meydana geldiği belirtilmiş olup,
peşin fatura düzenlenmesinde de vergi kanunlarına aykırı
bir hüküm bulunmaması, ve olayda fatura içeriği malların
öngörülen sürelerde teslim edildiği ve bu faturalara
ilişkin vergisel yükümlülüklerin yerine getirildiğinin
sabit olması ile finansman şirketi olan X Finans AŞ'nin
söz konusu yapıları satın alma ve başka bir surette
edinmesi mümkün olup, adı geçen firma tarafından
sözleşmeye konu yapıların müteahhit firmaya inşa
ettirilmesinde hukuka aykırılık görülmemesi
sebepleriyle, söz konusu finansal kiralama sözleşmesi ve
buna dayanılarak yapılan işlemlerde hukuka aykırılık
yoktur.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu E.2003/192
K.2004/12 T.30.1.2004
Davacı şirket hakkında 10 trilyon liralık sahte yazar
kasa fişi bastığı, bunun 4 trilyon liralık kısmının
piyasaya sürülmek üzere bir şahsa teslim edildiği ancak
fişler piyasaya sürülmeden önce mali polisçe ele
geçirildiği ve 4 trilyon liralık belgeden yüzde 2
oranında kazanç elde edildiğinden bahisle cezalı
tarhiyat yapılmıştır. 3065 sayılı Kanunun, 20/1,2
maddelerinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu
işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedelin
ise malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veya
bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında
her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca
borçlanılan para, mal ve diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler
toplamını ifade edeceği kurala bağlanmış olup, aynı
kanunun 10/a maddesinde de KDV'de vergiyi doğuran olayın
teslim olması ve basımı yapılan 4 trilyon liralık sahte
ödeme kaydedici cihaz fişlerinin teslimiyle, teslim eden
davacı şirket yönünden 80 milyar lira komisyon gelirinin
alacak olarak tahakkukunun gerçeklemiş bulunması
sebebiyle, bu bedel üzerinden yapılan KDV tarhiyatında
hukuka aykırılık yoktur.
Danıştay 9.Dairesi E.2001/5511 K.2004/194 T.14.1.2004
Tekstil ticareti ile uğraşan yükümlü şirket hakkında,
ilgili yıl işlemlerinin incelenmesi sonucu ihraç kayıtlı
olarak satın alınan bir kısım malların ihraç edilmediği,
düzenlenen gümrük çıkış beyannameleri ve yurt dışı satış
faturalarının sahte olduğu, söz konusu malların yurt
içinde müşterilere belgesiz olarak satıldığı ve KDV
ödenmediğinin tespiti üzerine cezalı tarhiyat
yapılmıştır. Söz konusu malların ihraç edilmediği ve
yurt içinde satıldığının yükümlü şirket vekilince de
doğrulandığı olayda, ihraç kayıtlı olarak satın alınan
malların satışında KDV tahsil edilmediği ileri
sürülmekte ise de, 3065 sayılı Kanunun 10/a maddesi
uyarınca vergiyi doğuran olayın malın teslimi olması ve
bu teslim nedeniyle KDV doğduğu açık olduğundan yükümlü
şirketin yurt içinde yapılan satışla ilgili olarak belge
düzenlememe ve KDV tahsil etmeme suretiyle bu
mükellefiyetten kurtulmasına yasal olanak olmaması,
ayrıca ihraç kayıtlı olarak satın alınan malların şirket
ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan Y tarafından yurt
içinde satıldığı ileri sürülmekte ise de, şirket ortağı
ve yönetim kurulu üyesinin işlemlerinin yükümlü şirketi
de bağlayacak olması sebebiyle bu iddianın da yerinde
görülmemesi sebepleriyle, ihraç kaydıyla satın alınan ve
yurt içinde satılan mallara ilişkin düzenlenen rapora
dayanılarak yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık yoktur.
ÖZELGELERDE
GAYRİMENKUL SERMAYE İRADI
1. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 22.5.2007 tarih ve
4420 sayılı özelgesi;
"GVK'nun 74. maddesinde gayrimenkul sermaye iradında
safi iradın tespitinde gayrisafi hasılattan
indirilebilecek giderler belirtilmiştir. Söz konusu
maddede Bağ-Kur primlerinin hasılattan
indirilebileceğine ilişkin bir düzenleme yer
almamaktadır. Ayrıca yine GVK'nun ‘diğer indirimler'
başlıklı 89. maddesinde, gelir vergisi matrahının
tespitinde gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek
gelirlerden yapılabilecek indirimler sayılmıştır. Söz
konusu maddenin 1. bendinde, beyan edilen gelirin yüzde
10'unu (bireysel emeklilik dışı şahıs sigorta primleri
için beyan edilen gelirin yüzde 5'ini) ve asgari ücretin
yıllık tutarını aşmamak şartıyla, mükellefin şahsına,
eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza,
hastalık, sakatlık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta
primleri ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı
payları indirim konusu yapılabilir. Bentte parantez içi
düzenleme ile söz konusu sigorta veya emeklilik
sözleşmesinin Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de
bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde
düzenlenmiş olması gerekir. Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ise
89/1. madde kapsamında prim ödemeleri indirim konusu
edilebilecek sigorta şirketi niteliğinde değildir. Bu
hüküm ve düzenlemeler gereğince gayrimenkul sermaye
iradı gelirlerinden dolayı gelir vergisi mükellefi olan
bir kişinin, isteğe bağlı Bağ-Kur prim ödemelerini ne
gayrimenkul sermaye iradı safi iradının tespitinde gider
olarak ne de yıllık gelir vergisi beyanında matrah
tespitinde indirim konusu yapması mümkün değildir."
2. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 22.6.2006 tarih ve
5250 sayılı özelgesi;
"İşyeri kiralayan mükelleflerin söz konusu gayrimenkul
için mülk sahibine yapacakları kira ödemeleri üzerinden
GVK'nun 94. ve 98. maddesi düzenlemeleri gereğince vergi
kesintisi yapması ve bu kesilen vergiyi süresinde beyan
etmeleri ve ödemeleri gerekir. Kiracı tarafından sorumlu
sıfatıyla kesilmesi zorunlu bulunan kira stopajlarının
beyan edilmemesi, eksik beyan edilmesi ve ödenmemesi
durumunda bu vergiler için, kira geliri beyanında
kiracıların ödemesi gereken stopajı mahsup etmiş olan
mülk sahibinin sorumlu tutulması söz konusu değildir."
3. Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 15.6.2005 tarih
ve GVK.ÖZ.05.48 sayılı özelgesi;
"GVK'nun 73. Maddesine göre, kiraya verilen mal ve
hakların kira bedellerinin emsal kira bedelinden düşük
olamaz. Söz konusu mal ve hakların bedelsiz olarak
başkalarının kullanımına bırakılması halinde ise emsal
kira bedelleri, bu mal ve hakların kira bedeli sayılır
ve vergileme bu esasa göre yapılır. Ancak, maddenin 2.
fıkrasının alt bentlerinde emsal kira bedeli esasının
uygulanamayacağı haller sayılmış olup, buna göre binanın
mal sahiplerinin usul, füru veya kardeşlerinin ikametine
tahsisi edilmesi halinde emsal kira bedeli esası
uygulanmaz. Bu hükümler gereğince, mülkiyeti babasına
ait işyerini kullanan ve babasına bu işyerine ilişkin
olarak nakden veya hesaben herhangi bir ödeme yapmayan
kişinin, tevkifat yapma zorunluluğu yoktur. Ancak,
kullanıma tahsis edilen gayrimenkulün işyeri olması ve
dolayısıyla ikamet etme halinin söz konusu olmaması
sebebiyle, herhangi bir kira bedeli tahsil edilmese dahi
mülk sahibinin (babanın) söz konusu gayrimenkul için
belirlenecek olan emsal kira bedelini gayrimenkul
sermaye iradı olarak genel esaslara göre beyan etmesi
gerekir."
SÖZÜN ÖZÜ
Sabır ve zaman, şiddet ve öfkenin yapabileceğinden daha
çok iş başarır.
SHAKESPEARE
Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz
Referans / 27.02.2008 |