|
Serbest muhasebecilik tarihe karışıyor
Hükümet malî alandaki düzenlemelerine
devam ediyor. Daha önce Meclis'e sunulan ve komisyona
havale edilen Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci
Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun tasarısı Plan ve
Bütçe Komisyonu'nda kabul edilerek tekrar Meclis'e sevk
edildi.
1989 yılında yürürlüğe giren şimdiki kanun neredeyse 20
yıldır hiçbir değişikliğe uğramadı. Ancak yaşanan
ekonomik gelişmeler ve AB müktesebatına uyum
çalışmaları, kanunun yenilenmesi zaruretini ortaya
çıkardı. Lakin, yapılması düşünülen değişiklikler,
kamuoyunda ciddi manada tartışılacak konulardan
oluşuyor. Bunların başında serbest muhasebecilik
unvanının kaldırılması geliyor. Kabul edilen tasarı
Genel Kurul'dan geçip kanunlaşırsa, bu unvan tarihe
karışacak. Serbest muhasebeciler, alacakları eğitim
sonrasında 3 yıl içerisinde açılacak sınavla mali
müşavir olabilecek. Kanun yürürlüğe girdikten sonra mali
müşavirlik için yapılan staj süresi ise 3 yıl olacak.
Düzenlemeyle bağımlı çalışan serbest muhasebecilerin bu
işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin serbest muhasebeci
mali müşavirlikte geçmiş süre olarak kabul edilmesi
sağlanacak. Böylece bu durumdaki kişilerin
mağduriyetlerinin giderilmesi hedefleniyor. Ayrıca daha
önce bu şekilde çalışarak yeminli mali müşavirlik
sınavını kazanmış olup mali müşavirlikte 10 yıllık
süreyi tamamlamadığı gerekçesiyle ruhsatı iptal edilmiş
olanlar, yeniden sınava girmeden yeminli mali müşavirlik
ruhsatı alabilecek. Bu sayede mahkemeye intikal eden
birçok olay çözülmüş olacak. Ancak tasarıda öngörülen
diğer bir düzenleme birçok uyuşmazlığa sebep olacak
gibi. Çünkü tasarı, kanunları uyarınca vergi inceleme
yetkisi bulunan ve meslekî yeterlilik sınavını vermiş
memurlar ile belirli konularda profesörlük unvanı almış
olanların yeminli mali müşavir olabilmelerini, yeminli
mali müşavirlik sınavını kazanma şartına bağlıyor.
Ancak geçici madde ile bu durumdakilerden 10 yıllık
süreyi dolduranların müktesep hak gereği sınava girmeden
bu belgeyi alabilecekleri hüküm altına alınıyor.
Getirilen yeni uygulama ile ortaya ilginç durumlar
çıkarabilecek. Mesela aynı sınavla işe başlayan ve
sürekli aynı işleri yapan iki kişiden erken başlayan ve
10 yılını dolduran inceleme elemanı sınav muafiyetinden
faydalanabilirken, 1 ay geç başlayan ve 9 yıl 11 aydır
vergi incelemesi yapan ve yeterlilik sınavını veren eş
statüdeki inceleme elemanının sınavsız yeminli mali
müşavir olma imkânı ortadan kalkmış olacak. Aslına
bakarsanız her meslek ve unvanın eşit şekilde sınavla
elde edilmesi hem meslek standardı hem de haksız rekabet
açısından olumlu bir yaklaşım.
Ancak vergi inceleme görevi bulunan mesleklerin
seçiminde sınavsız serbest muhasebeci mali müşavirlik ya
da yeminli mali müşavirlik hakkı elde etme imkânı önemli
ölçüde etkili bir faktör. Bu sebeple, müktesep hak
yaklaşımının, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte söz
konusu görevlerde bulunanlar açısından da geçerli olması
gerekir. Aksine yapılan düzenleme müktesep hakların
gaspı anlamına gelecektir. Ayrıca bu düzenleme
Anayasa'da güven altına alınan hukuk devleti ilkesine de
aykırı. Hukuk devletinde kişilerin hukukî güvenliği
sağlanmalıdır.
Hukuk güvenliği ise, ancak hukuk kurallarının
öngörülebilir olması, bireylerin tüm eylem ve
işlemlerinde devlete güven duyabilmesi, devletin de
yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici
yöntemlerden kaçınması ile mümkündür. Yukarıda da ifade
ettiğim üzere bu düzenleme önceki kuralları ve verilen
hakları ortadan kaldıran bir özellik taşıyor. Ayrıca
tasarıda odalarda üst üste iki dönem yönetim kurulu
başkanlığı yapmış olanların, aradan iki seçim dönemi
geçmedikçe yönetim kurulu üyeliğine seçilememeleri
öngörülüyor.
--------------------------------------------------------------------------------
Veraset Vergisi kalkıyor ama 'intikal' Gelir Vergisi
kapsamında
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın açıkladığı, Veraset ve
İntikal Vergisi'nin kaldırılması ile ilgili kanun
tasarısı, Başbakanlık'a gönderildi. Tasarısından
anlaşıldığı kadarıyla verginin sadece 'veraset' tarafı
kaldırılacak, 'intikal' kısmı ise Gelir Vergisi
kapsamında vergilendirilecek. Son yıllarda, uyum
maliyeti yüksek, takibi zor ve verimliliği çok düşük
olan veraset yoluyla intikallerin vergiye tabi
tutulmaması yönünde bir eğilim oluştu. Ayrıca veraset
vergilerinde istisna tutarlarının artırılarak beyanname
verme yükümlülüğünün daraltılması, eşe ve çocuklara
transferlerin vergi dışı bırakılması yönünde gelişmeler
de var.
Bir de, veraset yoluyla intikal eden malların vergiye
esas alınacak değerinin tespitinde yaşanan güçlükler,
mükellefle idare arasında birçok uyuşmazlığa sebep
oluyor. Bu uyuşmazlıklar hem mükellefler hem de idare
için, fazladan maliyet ve zaman kaybı anlamına geliyor.
Yine, mükelleflerin bu vergi sebebiyle, fiilen intikal
eden mallarını uzun yıllar boyunca hukuken tescil
ettirmediklerine şahit olunuyor. Bu durum, veraset
yoluyla intikal eden malların fiili sahipliği
(zilyetliği) ile hukukî sahiplerinin farklı kişiler
olması sonucunu doğuruyor, hem sosyal hem de mali
anlamda birçok sıkıntıya davetiye çıkarıyor. Üstelik
resmî kayıtların zamanında güncellenmemesi kayıt dışı
ekonominin hacmini de artırıyor.
Tasarıyla, bunca sıkıntıya rağmen mali açıdan getirisi
son derece az olan veraset yoluyla intikallerden alınan
verginin kaldırılması, ivazsız suretle vaki intikallerin
ise Gelir Vergisi içinde değerlendirilerek Gelir
Vergisi'ne tabi tutulması sağlanacak. Yeni uygulamada,
karşılıksız intikallerin gelir sayılan tutarı vergiye
tabi yedi gelir unsurundan 'sair kazanç ve iratlar'
altında Gelir Vergisi Kanunu kapsamına alınacak. Tabii
daha önceki uygulamaya uyumu sağlamak için intikallerin
tümü gelir olarak sayılmıyor. Bu tür gelirlerde kademeli
olarak bir istisna öngörülüyor. Buna göre, herhangi bir
suretle karşılıksız olarak intikal eden gelirin
1.000.000 YTL'ye kadar olan kısmının yüzde 50'si,
1.000.001 YTL ile 5.000.000 YTL arasındaki kısmın yüzde
60'ı, 5.000.001 YTL ve üzerindeki kısmın yüzde 70'i,
intikalin gerçekleştiği takvim yılında hak sahibinin
geliri sayılacak.
Bu arada para ve mal üzerine yarışma ve çekiliş
düzenleyenler ile spor müsabakaları ve at yarışlarına
dayalı müşterek bahis düzenleyen gerçek ve tüzel
kişilerin, ödedikleri ikramiyeler stopaj suretiyle
vergilendirilecek.
Ahmet Yavuz 28.04.2008 |