|
Engelliler 'gerçek destek' istiyor
Ülkemizde engellilerin hayat
şartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi anayasal
güvence altına alındığı halde yıllardır bu konuda ciddi
adımlar atıldığını söylemek zor. Ancak son yıllarda
muhtelif kanunlardaki özel hükümlerle engellilere
yönelik bazı kolaylıklar öngörüldüyse de maalesef
getirilen desteklerin çoğu kâğıt üzerinde kaldı.
Hâlbuki engellilerin ekonomik açıdan desteklenmesi ve bu
kişilerin çalışma ve sosyal hayata katılımlarının
sağlanması gerekiyor. Bu amaca yönelik yeni tasarıda
engellilerin iş bulmalarını sağlayacak teşviklere yer
veriliyor. Düzenlemede 50 veya daha fazla işçi
çalıştırılan işyerlerinde eski hükümlü çalıştırma
zorunluluğu kaldırılıyor. Terör mağduru çalıştırma
mükellefiyeti sadece kamuya yükleniyor. Yapılacak
düzenleme ile özel sektöre, çalışanların yüzde 3'ü,
kamuya da yüzde 4'ü kadar engelliyi çalıştırma
mecburiyeti getiriliyor. Bu madde kapsamında özel sektör
işverenlerince çalıştırılan engellilerin hesaplanan
sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, Hazine
tarafından karşılanacak. Bu teşvik sadece yeni işe
girenler değil, eskiden beri çalışan engelliler için de
geçerli. İşveren hissesine ait primlerin Hazine'ce
karşılanabilmesi için bildirgelerin zamanında verilmesi
ve prim ödemelerinin eksiksiz yatırılması gerekiyor.
Vergi kanunlarında engellilere tanınan vergi
indirimlerinin başında Gelir Vergisi indirimi geliyor.
Ücretli olarak çalışan, serbest meslek faaliyetinde
bulunan, basit usulde vergilendirilen engelliler ile
bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest
meslek erbabı ile hizmet erbabı; sağlık kuruluşlarından
alınan raporlarda gösterilen engellilik derecesine göre
vergi matrahlarından indirim hakkı elde ediyor. Bu
sayede daha az miktarda vergi ödemiş oluyorlar. Diğer
önemli bir vergi avantajı ise taşıt alımlarındaki vergi
indirimi. Özellikle malul ve sakatlar tarafından
kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket
ettirici tertibatı bulunan binek otomobillerinin 5 yılda
bir alımında Gümrük Vergisi, Özel Tüketim Vergisi ve KDV
alınmıyor. Ayrıca bu araçlar için Motorlu Taşıtlar
Vergisi ödenmiyor. Son olarak Emlak Vergisi muafiyetini
de ekleyelim. Engelliler 200 metrekareden küçük tek ev
için Emlak Vergisi ödemiyor.
Ancak bu vergisel desteklerin engellileri yeterli
derecede tatmin etmesi zor görünüyor. Çünkü bu vergisel
avantajlardan faydalanmak oldukça zorlu formalitelere
bağlanmış. Ayrıca ÖTV ödenmeden engelli tarafından
alınan aracın çalınma, kaza, doğal afet gibi elde
olmayan sebeplerle elden çıkması halinde, beş yıl
geçmeden ÖTV istisnasından faydalanma imkanı bulunmuyor.
Yani engelli veya malul tarafından, bu şekilde
kullanılamaz hale gelen araç yerine yeni bir araç
alınması halinde eski aracın tescil tarihinden 5 yıl
geçmemişse ÖTV ödenmesi gerekiyor. ÖTV ödenmeden alınan
bu araçlar engelli dışında birilerine ne zaman satılırsa
satılsın alınmayan ÖTV'nin ve 10 yıl içerisinde
satılması halinde de Gümrük Vergisi'nin ödenmesi
gerekiyor. Bu da teknolojik gelişmelerin baş döndürücü
bir hızla geliştiği günümüzde engellilerin araçlarını
elden çıkaramama veya piyasaya göre ucuz satmalarına
sebep oluyor. Bu uygulama sebebiyle aslında engellilere
tanınan vergisel teşviklerin istisna değil, bir vergi
ertelemesi olduğu söylenebilir.
İstihdam
teşvikinden kimler yararlanacak?
Geçen hafta istihdamın teşvik edilmesi için yeni
düzenlemeler yapıldığından bahsetmiştim. Hafta
içerisinde birçok okurum konu ile ilgili düşüncelerini,
endişelerini ve merak ettiği noktaları iletti.
Bahsettiğim teşvikleri düzenleyen kanun, muhtemelen
önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu'nda görüşülecek.
Getirilen teşviklerin başında SSK işveren hissesine
isabet eden beş puanlık prim tutarının ekim ayından
itibaren Hazine tarafından karşılanması geliyor. Ayrıca;
bu tasarıyla gençler ve kadınların istihdamının da
artması isteniyor. Bundan dolayı, mevcut istihdama ilave
olarak işe alınan ve fiilen çalışan her yaştan kadınlar
ile 18-29 yaş arası genç erkeklere ait SSK işveren
priminin birinci yıl tamamı, ikinci yıl yüzde sekseni,
üçüncü yıl yüzde altmışı, dördüncü yıl yüzde kırkı,
beşinci yıl yüzde yirmisi İşsizlik Sigortası Fonu'ndan
karşılanacak. Teşvikten faydalanmak için mevcut
işçilerin işine son verilerek yeni işçi alınmasına mani
olmak için tedbirler de alınmış durumda. Bu yüzden ancak
kanun çıktıktan sonra bir yıl içerisinde ilâve istihdam
ve kapasite artırıcı şekilde işçi alan işyerleri bu
teşvikten faydalanabilecek. Bu kapsamda işe
alınacakların kanunun yürürlüğe giriş tarihinden önceki
altı aylık dönemde kayıtlı sigortalılar arasında
olmaması gerekiyor. Ayrıca kanundan önceki son bir
yıllık dönemde işyerine ait prim ve hizmet belgelerinde
bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak işe
alınan ve fiilen çalıştırılanlar için bu teşvikler
uygulanacak. Yani son bir yılda ortalama 10 işçi ile
çalışan bir işyerinde, bu teşvikten kadın veya 18-29 yaş
arasında genç birisi olmak şartıyla 11. işçi olarak işe
giren (ve sonraki işçiler) faydalanabilecek.
Tasarı muhtemel suistimalleri engelleyecek tedbirleri de
içeriyor. Şöyle; mevcut bir işyerini devretmek,
birleştirmek, işyerini kapatıp yeniden açmak, çalışan
sigortalıları bir bütün olarak kaydırmak ve şahıs
işletmelerinde işletme sahipliğini değiştirmek gibi ek
bir kapasite ve istihdam artışını sağlamayan, sadece SSK
primi avantajından faydalanmak amacıyla yapılan
işlemlerde bu işlemleri yapanlar teşviklerden
yararlanamayacak. Bunun yanında; sigortasız işçi
çalıştırdığı tespit edilen firmalar da bu avantajlardan
bir yıl süreyle faydalanamayacak.
Ahmet Yavuz
Zaman / 12.05.2008 |