|
Vergi ve ceza uzlaşmalarında, gecikme faizleri de
kapsama alınabilmelidir
I-GİRİŞ
Uzlaşma hemen hemen bütün vergi türlerine ait olmak
üzere resen, ikmalen ve idarece yapılan bütün
tarhiyatlara yönelik olarak, vergi mahkemesinde dava
açılmaksızın mükelleflere vergi idaresinin anlaşması ve
önerilen tarhiyatın bu anlaşma müzakeresi neticesinde
düzeltilmesidir.
Vergi idaresi, uzlaşma yoluyla kanunen alınması gereken
vergilerle bunlara ilişkin cezaların bir bölümünden
vazgeçmektedir. Bunun karşılığında vergi alacağını daha
çabuk tahsil etmekte, çok sayıda davayı izleme
külfetinden kurtulmaktadır. Uzlaşma tarhiyat öncesi ve
tarhiyat sonrası olmak üzere iki safhada
yönetilebilmektedir.
II- En kötü uzlaşma en iyi sonuçlanan vergi davasından
daha iyidir
Uzlaşma sonucunda uzlaşılan vergi ve cezalar için
uzlaşma komisyon kararı tanzim edilmektedir. Bu kapsamda
üzerinde uzlaşılan ve mutabık kalınan vergi ve cezalar
için uzlaşma kararı kesin olup, hiçbir mercie şikayet
edilemez(1). Dava açılamaz. Ancak üzerinde uzlaşılan
vergi ve cezalarda vergi hatasının varlığı durumunda
dava açma hakkı mahfuzdur.
Türkiye'de vergi yargısı yaklaşık bir buçuk iki yıl,
diğer mahkemelerde ise sonuçlanma süresi yaklaşık iki
yıl gibidir. Böylece toplam süre üç buçuk, dört yıla
kadar sürebilmektedir. Özetle vergi yargısı oldukça uzun
ve süreç olarak da fazladır. Aslında vergi yargısı
riskli bir süreç yönetimidir. Bu nedenle tarhiyatta eğer
vergi hatası, vb. bir kusurlandırıcı durum yok ise
uzlaşmaya varmak son derece rasyonel bir tutumdur. Diğer
taraftan her tarhiyat için de uzlaşma söz konusu
olmayabilir. Örneğin vergi usul kanunun 359. maddesi
kapsamına göre sahte fatura kullanımı gibi durumlarda
veya sahte fatura tanzimi gibi durumlarda bilerek anılan
belgelerin tanzim edilmesi kullanılması gibi hallerde
tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma söz konusu değildir.
Diğer taraftan özel usulsüzlük cezalarına karşı da
tarhiyat sonrası uzlaşma mümkün bulunmamaktadır.
III- Tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşmalardan daha sonra
vergi dairesi aşamasında tahakkuk fişi düzenlenmesi
sırasında gecikme faiz sorunu
Gerek tarhiyat öncesi ve gerekse tarhiyat sonrası
uzlaşmalardan sonra 30 gün içerisinde üzerinde uzlaşılan
vergi ve cezaların 30 gün içerisinde vergi dairesine
ödenmesi gerekmektedir. İşte problem burada ortaya
çıkmaktadır. Çünkü üzerinde uzlaşılan vergi ve
cezalardan ayrıca "gecikme faizi" ortaya çıkmaktadır.
Uzlaşma müzakereleri sırasında bu gecikme faizlerinin
rakamsal olarak tutarı uzlaşma görüşmelerinde dikkate
alınmamaktadır. Oysaki bu gecikme faizi çok ciddi
boyutlara varabilmektedir(2).
Bize göre, en önemli eksiklik gecikme faizlerinin de
uzlaşmaya dahil edilerek bu tutarın uzlaşma
müzakerelerinde dikkate alınarak buna göre uzlaşmaya
varılması gereklidir. Bu konuda Gelir İdaresi
Başkanlığı'nın ciddi düzenlemeler yaparak bu yasal
boşluğun veya eksikliğin giderilmesinde ihtiyaç
bulmaktadır. Özellikle eski yıllar ile ilgili üzerinde
uzlaşılan vergilerde gecikme faizlerinin vergi aslını
iki yada üç kat aştığı görülmektedir. Böyle bir durumda
bilhare ortaya çıkan gecikme faizlerinin uzlaşmaya konu
edilemeyişi ve bu gecikme faizlerinin gelir veya
kurumlar vergisi uygulamasında "gider yazılamayışı"
ciddi bir sorun olarak işletmeler üzerinde önemli
finansman yükü oluşturabilmektedir.
Diğer taraftan gecikme faizinin belirli aşamalarda
durdurulması ancak ödeme ile mümkün olabilmektedir.
Özellikle dava konusu yapılan durumlarda gecikme
faizinin durdurulabilmesi için ödeme yapılması
gerekmektedir. Görüldüğü gibi VUK'nın 112/3. bendine
göre gecikme faizinin işlemesinin durdurulması amacıyla
vergi aslının ödenmesi mümkün bulunmaktadır. Bu olanak,
mükellefler için davadan haksız çıkma ihtimaline göre
kullanabilecekleri son derece önemli bir haktır(3).
IV- Sonuç ve değerlendirmeler
Tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşmalarda daha
sonra ortaya çıkan gecikme faizleri mutlak surette
çözüme kavuşturularak bir şekilde ya uzlaşmaya dahil
edilebilmeli veyahut ta bu gecikme faizleri gelir veya
kurumlar vergisi uygulamasında bir şekilde gider
yazılabilme imkanına kavuşturulmalıdır. Uygulamada bu
alanda ciddi bir problem olduğu kuşkusuzdur.
Diğer taraftan vergi davası açılması yerine, gerek
tarhiyat öncesi uzlaşma ve gerekse tarhiyat sonrası
uzlaşma cazip hale getirilerek bu yönde önemli adımlar
atılabilmedir. Ve bununda ilk koşulu Gelir İdaresi
Başkanlığı'nın tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşmalarda
gecikme faizlerine bir çözüm getirmesi gerekmektedir. Bu
bir anlamda vergi yargısının yükünü de önemli ölçüde
hafifletecektir. Ülkemizde vergi yargısının sonuçlanma
sureleri dikkate alındığı takdirde uzlaşmaların ne denli
gerekli önem kazanacağı tartışmasızdır.
(1) Maliye Bakanlığı'nın vermiş olduğu bir özelgede
üzerinde uzlaşılan vergi ve cezalarda vergi hatası
nedeniyle uzlaşma komisyon kararı üzerine yargıya
gidilebileceğine ilişkin mükteza verilmiştir. (Bkz.
7.8.1998 gün ve B.07/GEL.0.29/2864-124-2785)
(2) Bilindiği gibi GVK'nın 40. maddesine gecikme
faizleri gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider
yazılamamakta ve kazancın tespitinde herhangi bir
şekilde indirilememektedir. Aynı şekilde tecil faizi,
gecikme zammı ve gecikme faizleri de gider olarak
indirilememektedir. (GVK md.41)
(3) Doğrusöz Bumin, "Gecikme Faizini Durdurmak",
Referans Gazetesi, 3.9.2007
Dr. Mustafa Alpaslan / SMMM
Doç. Dr. Mustafa Sakal / DEÜ.İİBF.Maliye Bölümü
Dünya / 18.10.2007
|