|
Yeni TTK’da şirkete
borçlanılırsa
Geçen yazımızda Türk Ticaret
Kanunu tasarısı ile sermaye şirketleri için öngörülen
iki yeni düzenlemeden söz etmiştik. Şirket ile pay
sahibi arasındaki akçalı ilişkileri sınırlayan ve
şirketlerin ortaklarına borç vermelerini yasaklayan bu
iki düzenlemeyi kısaca tekrar özetleyelim.
Tasarıda "Pay sahipleri şirkete borçlanamaz" hükmü
öngörülerek, ortakla şirket arasında borç ilişkisi
kurulması yasaklanmakta, ancak yasağa iki noktada
istisna getirilmekte. Bunlardan birincisi, sermaye
taahhüdünde doğan borçlardır. İkincisi ise şirketin
işletme konusu ve pay sahibinin işletmesi gereği
yapılmış işlemlerden doğan borçlardır.
Tasarıda ayrıca, yönetim kurulu üyelerinin kendisinin
veya yakınlarının (alt ve üst soyundan birinin, eşinin
veya üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından
birinin) ve bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri
ile en az yüzde yirmisine iştirak ettikleri sermaye
şirketlerinin de şirkete borçlanmaları yasaklanmakta,
şirketlerin bu saydıklarımıza kefil olması, garanti veya
güvence vermesi, sorumluluk yüklenmesi ve borçlarını
devralması da yasak kapsamına alınmaktadır. Tasarıda
sadece şirketler topluluğuna dahil şirketlerin
birbirlerine kefil olabilecekleri kabul edilmektedir.
Cezalar
Bu işlemlere, yani borçlanma yasaklarının ihlaline,
tasarının 562. maddesinin 5c/3 ve 4 bentlerinde, üç yüz
günden beş yüz güne kadar adli para cezası yaptırımı
getirilmiştir.
Dikkat edilirse buradaki ceza idari türden değil, adli
türdendir. Adli para cezalarının idari para cezasından
farkı, ceza mahkemesinde yargılama sonucu verilecek
olması ve mahkûmiyet halinde sabıka kaydının doğumuna
yol açacak olmasıdır. ;Sulh ceza hâkimince verilecek
ceza, Ceza Kanunu'na göre 6000 YTL ile 50.000 YTL
arasında değişebilecektir. Ceza tutarını alt ve üst
sınırlara göre hâkim belirleyecektir. Yani patron (büyük
hissedar), şirketten bir taksi parasını cari hesap yolu
ile borç alırsa, ceza mahkemesinde yargılanacak, kendine
avukatlar tutup savunmalar hazırlayacak ve belki de
mahkûm olacaktır. Bir oto lastik bayii olan şirketin
hissedarı, bedeli cari yılın dağıtılacak kârından
düşülerek kapatılacak şekilde, arabasının lastiklerini
değiştirse, ceza mahkemesinde sanık mevkiinde
olabilecektir.
Meslek mensupları
Tasarıda öngörülen bu suç, anonim şirket pay sahipleri
kadar, 3568 sayılı kanuna göre çalışan meslek mensupları
için de önem taşımaktadır. Çünkü yeni Ceza Kanunumuzun
278. maddesinde, işlenmekte olan bir suçu yetkili
makamlara bildirmeyen kişilerin sulh ceza hâkimince bir
yıla kadar hapsi öngörülmüştür. Buna göre tasdik veya
imza yetkisinin kullanımı kapsamında YMM'ler ve SMMM'ler
Ticaret Kanunu Tasarısı yasalaştığında bu yasakların
ihlal edilip edilmediğini de denetlemek ve cari
hesapları kontrol etmek durumunda olacaklardır. Eski
Ceza Kanunu'nda suçu bildirmeme suçu sadece kamu
görevlileri için öngörülmüşken, yeni Ceza Kanunu bu suçu
herkese teşmil etmiştir. Yani kısaca, şirketinden borç
alan ortağa para cezası, bunu bildirmeyen YMM’ye hapis
cezası.
Eski borçlar
Bu arada mevcut şirketlerde pay sahiplerinin birikmiş
cari hesaplarının yeni kanuna nasıl uygun hale
getirileceği ve nasıl tasfiye edileceği sorusunun yanıtı
Tatbikat Kanunu tasarısında yer almıştır. Taslağın, 24.
maddesine göre “anonim veya limited şirkete borçlu
bulunan pay sahipleri ve ortakların, borçlarını anılan
kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl
içinde, nakdi ödeme yaparak tamamen tasfiye etme”
zorunluluğu getirilmektedir. Yine maddede, “borcun
kısmen veya tamamen başkası tarafından üstlenilmesi,
borç için kambiyo senedi verilmesi, ödeme planı
yapılması veya benzeri yollara başvurulmasının bu madde
anlamında tasfiye” olarak kabul edilmeyeceği de hükme
bağlanmaktadır. Tasarıda, bu süre zarfında söz konusu
borçların kapatılmaması halinde, üç yüz günden az
olmamak üzere adli para cezası öngörülmektedir. Öte
yandan tasarı, söz konusu üç yıllık tasfiye süresinin
geçmesinden sonra şirketin alacaklılarına, alacakları
için şirkete borçlu olan pay sahibini veya limited
şirket ortağını kapatılmayan borçlar tutarı ile sınırlı
olmak üzere takip edebilme yetkisi vermektedir. Yani
tasarının yasalaşmasından sonra üç yıl içinde
kapatılmamış borç tutarları kadar, şirket alacaklıları,
hissedarlar aleyhine icra takibi yapabileceklerdir.
Tasarının aktardığımız bu maddesi, şirkete borçlu ortağı
ayni ödeme yaparak borcunu kapatma olanağından mahrum
bıraktığı gibi, adli para cezasının şirkete mi yoksa
borcunu kapatmayan ortağa mı verileceği konusunda da
belirsizlikler taşımaktadır. Bu arada ortağın borcu
kapatmaya yeterli nakdi yoksa, şirket tarafından ortak
aleyhine yapılan icra takibi sonuçsuz kalmışsa veya
ortak şirketten daha uzun vadeli borç almışsa, uygulama
ve ceza sorununun nasıl çözüleceği gibi soruların
yanıtlarını tasarıda bulmak da mümkün değildir.
Ticaret Kanunu tasarısında yer alan bu düzenlemelerin
yerindeliği veya iş hayatında yaratacağı yansımaların
tartışması iş dünyasında ve meslek örgütlerinde mutlaka
yapılacaktır. Ancak benim inancım, tasarısının
görüşülmesi sırasında bu düzenlemelerin ve geçiş
hükümlerinin yumuşatılması gerektiği yönündedir.
Bumin Doğrusöz
Referans / 1/.10.2007
|