|
Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik Yasası
"Serbest Muhasebecilik, Serbest
Muhasebeci, Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik
Yasası"nın amacı "işletmelerde faaliyetlerin ve
işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini
sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat
çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak
gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin
istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak ve yüksek
mesleki standartları gerçekleştirmek"tir.
Mesleğin konusunu iki ana başlık altında değerlendirmek
mümkündür. Şöyle ki;
* Muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleği; gerçek ve
tüzelkişilere ait teşebbüs ve işletmelerin;
- Genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili
mevzuat hükümleri gereğince defterlerini tutmak,
bilanço, kâr-zarar tablosu ve beyannameleri ile diğer
belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak,
- Muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek,
işletmecilik, muhasebe, finans, mali mevzuat ve bunların
uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu
konularda müşavirlik yapmak,
- Yukarıda belirtilen konularda, belgelerine dayanılarak
inceleme, tahlil, denetim yapmak, mali tablo ve
beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek,
rapor ve benzerlerini düzenlemek, tahkim, bilirkişilik
ve benzeri işleri yapmak,
Yasal düzenleme gereği olarak yukarıdaki işleri, bir
işyerine bağlı olmaksızın yapanlara "serbest muhasebeci
mali müşavir" denilmektedir.
* Yeminli mali müşavirlik ise
Yukarıda belirtilen işleri yapmak yanında çıkartılacak
yönetmelikler çerçevesinde tasdik işlerini yapmaktır.
Ancak yine yasal düzenleme gereği yeminli mali
müşavirler muhasebe ile ilgili defter tutamazlar,
muhasebe bürosu açamazlar ve muhasebe bürolarına da
ortak olamazlar.
Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebe Mali Müşavirlik
ve Yeminli Mali Müşavirlik Yasası 13.6.1989 gün ve 20194
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yasal düzenleme gereği meslek mensupları odalar halinde
örgütlenmiş olup, üst kuruluş olarak da "Türkiye Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Müşavirler Odalar
Birliği" oluşturulmuş bulunmaktadır. Birlik (TÜRMOB)
tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde bir mesleki
kuruluştur.
Birlik ve odalar kuruluşlarından bu yana büyük atılımlar
yapmış olup günümüzde büyük bir güven dayanağı haline
gelmiş bulunmaktadır. Ancak söz konusu oluşumun
dayanağını oluşturan yasa zaman içerisinde yaşanan
gelişmelerde, gerek uluslararası iş ilişkilerinde ve
mesleki değişimlerde ve gerekse ülke gerçekleri
karşısında yetersiz kalmış ve adeta değişime muhtaç hale
gelmiştir. Bu konuda yapılan çeşitli çalışmalardan sonra
hazırlanan konuya ilişkin tasarı yeni tartışmaları da
beraberinde getirmiş bulunmaktadır.
Günümüzde 70 serbest muhasebeci, mali müşavir, 8 yeminli
mali müşavir odası çatısı altında faaliyet gösteren 75
bin üyesi ve 15 bin de stajyeri bulunan ve özellikle de
eğitime ve gelişmeye yönelik olarak yaptığı çalışmalara
dikkatleri üzerinde toplayan bu meslek kuruluşunun
varolan sorunlarına çözüm getirilmesine yönelik yasal
düzenlemelere gidilmesi gerekirken hazırlanan yasa
tasarısı bir anlamda meslek mensuplarını tedirgin etmiş
bulunmaktadır.
Bu tedirginliğin temel nedenlerini aşağıdaki şekilde
açıklayabiliriz.
* Söz konusu tasarı 78 oda ve üst örgütleri TÜRMOB'un
katkısı alınmadan hazırlanmıştır. Tasarı, mesleği
sürdürenlerin katkısına başvurulmadan hazırlanmasının da
etkisiyle kayıtdışıyla daha güçlü mücadeleyi
destekleyecek altyapıyı sağlayacak ruhtan yoksundur.
Hukuken değerlendirildiğinde de anayasal düzenlemelerle
örtüşmemektedir.
* Tasarı; mükellef ile Gelir İdaresi arasında köprü
işlevi gören meslek mensubunun beklentilerini
karşılamaktan uzaktır. Haksız rekabet, tahsilat, mesleğe
dışarıdan girişlerin engellenmesi gibi sorunlara çözüm
getirmekten uzak.
Örneğin birlik ve oda yöneticilerinin uluslararası
toplantıya katılımı için bakanlık izni öngörülmektedir.
Bu, bir hak sınırlamasıdır.
* Yönetime seçilme hakkı kısıtlanmaktadır. Bu durumun
benzerine dünyada benzer oluşumlarda rastlamak mümkün
değildir.
* Söz konusu tasarıyla muhasebe camiasına, hiçbir meslek
odasında bulunmayan "nispi temsil sistemi" getirilmesi
hedeflenmektedir. Bu düzenleme, en basit anlatımla
meslek mensubunun, örneğin 7 bin oy vereceği bir aday
yerine 2 bin oy alan bir adayın yönetici olması sonucunu
doğuracaktır.
* Özerk meslek kuruluşları demokrasinin temel taşıdır;
seçimlerde demokratik açılıma katkı sağlayacak
düzenlemelere gerek vardır.
Bugüne kadar ülkemizde olumlu ve verimli bir gelişme
gösteren bu mesleki oluşumun zaman içerisinde
karşılaştığı çalışma zorlukları ve riskleri dikkate
alındığında mevcut tasarının yeniden gözden geçirilmesi
ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bugüne
kadar büyük zorluklarla sağlanan güven ortamının yok
olması söz konusu olur.
Veysi Seviğ
19.04.2008 |