|
Vergi
hataları ve düzeltme hakkı
Vergi Usul Yasası’nın
“Vergilendirme” başlıklı birinci kitabının altıncı
kısmının “Vergi Hatalarını Düzeltme ve Reddiyat” ile
ilgili konularını düzenleyen üçüncü bölümünde (Madde:
116-126) yer alan tanımlamadan da anlaşılacağı üzere
“Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya
vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere
fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.”
Yasal düzenleme gereği olarak vergi hataları düzeltme
yolu ile giderilebilmektedir. Bu bağlamda söz konusu
yasanın 122'nci maddesi uyarınca “mükellefler, vergi
muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi
dairesinden yazı ile isteyebilirler.”
Gerçekte “düzeltme talebinde bulunma hakkı mükelleflere
tanınmıştır.” Mükellef ise “vergi kanunlarına göre
kendilerine vergi borcu terettüp eden gerçek veya
tüzelkişidir.” Dolayısıyla düzeltme isteminde ancak
mükellef konumunda olanlar bulunabilmektedir.
Oluşan bir yargı kararına göre “Nihai tüketici Katma
Değer Vergisi mükellefi olmadığından düzeltme ve şikâyet
başvurularında bulunamaz.” (Danıştay 7. Dairesi E. No:
2003/910, K. No: 2005/3399)
Vergi hataları kendi içerisinde “hesap hataları” ve
“vergilendirme hataları” olarak iki gruba ayrılmış
bulunmaktadır.
Vergi hatalarının düzeltme yöntemi ile giderilmesi
aşamasında, kendisinden düzeltme isteminde bulunan idari
makamın veya uyuşmazlık halinde yargı yerinden, Vergi
Usul Yasası’nın üçüncü maddesinde öngörülen yorum
tekniklerine başvurmadan, ilk bakışta anlaşılabilecek
açıklıkta olması gerekmektedir. Bu nedenle vergi
hatalarının yasal nitelikteki ayırım ve tanımlamalarla
birebir örtüşür olması gerekmektedir.
Vergi Usul Yasası’nın 117'nci maddesinde belirlendiği
üzere “hesap hataları”
* Matrah hataları
* Vergi miktarında hatalar
* Verginin mükerrer olmasıdır.
Vergilendirme hataları ise
* Mükellefin şahsında hata (yanılma)
* Mükellefiyette hata
* Mevzuuda hata
* Vergilendirme ve muafiyette hata,
olarak belirlenmiştir. (Md: 118)
Bu nedenle vergi hatalarının varlığından bahis edilirken
yukarıda belirtilen ve ilgili yasa maddelerinde yapılan
tanımlamalarla tamamen örtüşebilen idari işlemlerin (bir
olayın) gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Vergilendirme ile ilgili olarak yapılan bir işlemin
vergi hatası olarak kabul edilmesi için öncelikle hata
niteliğinin belirlenmesi ve bundan sonra düzeltme
isteminde bulunulması, mevcut yasal düzenlemeler
çerçevesinde zorunlu olmaktadır.
Örneğin herhangi bir mükellefin imalatçı sayılıp
sayılmayacağı konusunu düzeltme yolu belirlemek mümkün
değildir. (Danıştay 7. Daire E. No: 2002/415, K. No:
2005/2524)
Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra
yaptıkları düzeltme istemleri reddolunanlar şikâyet yolu
ile Maliye Bakanlığı'na başvurabilirler. (Madde: 124)
Ancak “Vergi dairesine yapılan düzeltme başvurusunun
Maliye Bakanlığı’nın görüşünün alınmasından sonra
reddedilmesi halinde ayrıca şikâyet başvurusuna gerek
olmaksızın idari dava açılabilir.” (Danıştay 7. Daire E.
No: 2003/244, E. No: 2005 1491)
Düzeltme konusu yapılabilecek vergi hataları
* İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile
* Üst memurların yaptıkları incelemeler sonucunda
hataların görülmesi ile
* Hatanın denetim sırasında meydana çıkarılması ile
* Hatanın vergi inceleme sırasında meydana çıkarılması,
* Mükellefin yazılı başvurusu üzerine,
ortaya çıkmaktadır. (Madde: 119)
Vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay’dan
geçmiş olan muamelerde vergi hataları bulunduğu
takdirde, bu hatalar, yargı kararları kesinleşmiş olsa
bile düzeltilebilir. (Madde: 125)
Vergi hatalarının düzeltilmesine ilgili vergi dairesi
müdürü karar verir.(Madde: 120)
Vergi hataları düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir.
Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla
vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise
mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir örneği,
reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve
müracaat süresi belirtilerek mükellefe tebliğ olunur.
Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde
parasını geri almak üzere başvuruda bulunmadığı takdirde
söz konusu hakkı sakıt olur, yani düşer.
Veysi Seviğ
Referans / 19.10.2007
|