|
Vergi 'uzlaşması' bir an
önce çıkmalı
Geçen hafta Maliye'nin bir af
hazırlığı içinde olduğundan bahsetmiştim. Hafta içinde
konuyla ilgili pek çok soru geldi. Son zamanlarda
getirilen af kanunlarının temelinde gelir kaygısı
yatıyor. 2003 yılında getirilen vergi barışı kanunu da
başta tenkit edilmiş, verimsiz kalacağı iddia edilmişti.
Fakat o kanun sayesinde birçok ihtilaflı dosya kapanmış,
yeni kurulan hükümet de ciddi manada finans kaynağı elde
ederek yeni projelerini uygulama imkânı bulmuştu. Yeni
af çalışmasıyla ilgili olarak Maliye, henüz bir açıklama
yapmadı. Ancak vergi affı gibi konular gündeme girdikten
sonra artık vergisini ödemek isteyen mükellefler bile
beklemeye geçer ve vergi gelirleri de düşmeye başlar. Bu
yüzden konunun bir an önce idarece aydınlatılmasında
fayda var.
Şimdi getirilmesi düşünülen
affın adı barış değil. 'Uzlaşma' adı altında bir çalışma
hazırlanması ve mahkemeye intikal eden dosyaların esas
alınması söz konusu. Buna göre vergi idaresi ile
mahkemelik olan mükelleflerin bu davalarından
vazgeçmeleri gerekecek. Yasanın yürürlüğe girdiği
tarihten önceki dönemlere ilişkin vergi mahkemeleri,
bölge idare mahkemeleri ve Danıştay nezdinde dava açma,
itiraz ve temyiz süreleri geçmemiş veya ihtilaflı olup
kanun yolu tüketilmemiş bulunanlar bu şansı
kullanabilecek. Bu şekilde bir düzenlemeye gidilmesinin
sebebi, vergi mahkemelerinin çoğunun Maliye'nin aleyhine
neticelenmesi. Kanun kapsamında idare ile uzlaşan
mükelleflerden indirimli de olsa vergi alınmış olurken,
kaybedilen davalar için avukatlık ve mahkeme masrafları
ödenmeyecek. Ayrıca bu davalarla uğraşan personelin
başka alanda istihdamı sağlanacak. Mahkemeler üzerindeki
iş yükü de azaltılmış olacak.
Hazırlanan kanun tasarısının
kapsamına Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, KDV, ÖTV,
Damga Vergisi, gümrük vergileri, gider vergileri gibi
beyana dayanan vergiler ile resim, fon payı ve harçlarla
ilgili; ihtilaflı vergi, harç cezalar ile vergi ziyaı
cezaları giriyor. Bu vergi ve cezalarla ilgili olarak
Maliye ile ihtilafı bulunanlar önce indirimden
faydalanacak, geriye kalan tutarı da gecikme faizi
ödemeden 18 ay eşit taksitler halinde ödeyebilecek.
Ayrıca usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının yüzde
50 oranında indirilmesi, geriye kalan tutarın da 18 eşit
taksitle ödenmesi mümkün olacak.
Sahte fatura kapsam dışı kalsın
Yan tarafta saydığım gerekçelerle, ekonomik sıkıntılarla
zamanında vergisini ödeyemeyen veya inceleme sonrasında
ağır vergi yükü ve cezalarla muhatap olan mükelleflerin
idare ile uyumlaştırılması bağlamında bu tasarı kabul
edilebilirse de vergi kayıt sisteminin temeline dinamit
koyan suçların af kapsamına alınması kabul edilemez.
Nitekim getirilmesi düşünülen afta; sahte fatura
düzenleme ve kullanma, defter belgeleri gizleyip
incelemelere ibraz etmeme gibi fiillerle kaçakçılık suçu
işleyen ve uzlaşmadan faydalanamayan mükelleflerin de
vergi affından faydalandırılması düşünülüyor. Bu
anlayış, sahte (naylon) fatura düzenleme ve kullanmanın
önünü bir daha kapatılamaz şekilde açabilir. Bu
mükelleflerin hapis cezası bakımından savcılığa
gönderilmesi de durumu değiştirmez. Hatta kanundan
faydalanan bir sahte fatura düzenleyicisi, "Devlet
benimle uzlaştığına göre işlediğim fiil suç değildir"
iddiasında bulunabilecektir. Bu faturaları bilmeden
kullananların mağduriyetlerinin giderilmesi maksadıyla
da böyle bir düzenlemeye gidilemez; çünkü zaten inceleme
elemanları bu faturaları bilmeden kullananları
kaçakçılık kapsamına almamakta ve üç kat yerine bir kat
vergi ziyaı önermekte. Bu yüzden kaçakçılık suçlarının
(en kötü ihtimalle sahte fatura düzenleyenlerin) bu
kanun tasarısında kapsamdan çıkarılması gerekiyor.
Ahmet Yavuz
Zaman
28.01.2008 |