| |
Ekonominin geleceğine dair senaryolar
Başkan ister suhuletle
seçilsin, isterse bir süre belirsizliğe girsin,
ekonominin geleceğini bundan sonra da yabancıların
tavrı belirleyecek gibi. Yalnız şu "piyasalar ne
der", "piyasalar olumlu karşıladı" gibi ifadelere
bir çekidüzen vermek gerekiyor gibi.
Daha önce de yazmıştım; adeta "sessiz konuşun da
Borsa uyanmasın, ninni" gibi laflar artık can
sıkıyor. Borsa şişirmesi med-cezir gibidir. Sular
kabarınca kendinizi yücelerde hissedersiniz, bir gün
çekildiğinde, gemi karaya oturur, feleğiniz şaşar.
Şunu söylüyorum; bu kadar da naif (saflık
derecesinde) piyasa köktenciliğine yatmanın bir
alemi yok. Piyasayı iyi idare edemezseniz, size
pöstekinin tüylerini saydırırlar. 2006 ortasında
olup bitenleri hatırlayınız.
Bu uyarıdan sonra doğrudan konuya gireyim. Genel
seçimlere kadar piyasalarda "olumsuz yönde" bir
gelişme beklemiyorum. Uluslararası sermaye ve toplum
AK Parti hükümetine tam destek veriyor. Bunu da
babalarının hayrına yapmıyorlar. Kâr görüyorlar.
Tavuk gelecek yerden kazı esirgemiyorlar. Türkiye,
gelecek on yıllarda büyük kârlar kaldırılacak bir
ülke. Yabancılar böyle bir ülkeyi kolay kolay feda
etmez.
Şu aşamada, yabancıların Türkiye riski tam 100
milyar doların üzerinde. Büyük bir miktar. Öyle ki,
19-20 Nisan'da gelişmiş ülke borsalarında işlem
yapan 40 yabancı portföy yönetim şirketinden 52 fon
yöneticisi Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri ve
Borsa'da işlem yaptıkları büyük şirketleri incelemek
üzere Türkiye'de idiler. Eğer bizi kandırmadılarsa,
incelemelerden sonra Türkiye'den memnun ve güven
duygusu içinde ayrıldıkları görüldü. Buradan,
yatırım marjlarının daha sonuna gelmedikleri
anlaşılıyor. Bunu hem kârlılık hem de üstlendikleri
risk düzeyi olarak söylüyorum.
Hazır yeri gelmişken bir hatırlatma yapayım:
Yabancılarla ilgili olarak konuşurken birçokları tek
taraflı analiz yapıyor ve "Türkiye'nin aldığı büyük
risklerden" dem vuruyor. Peki, Türkiye'ye ve
izlediği politikalara güvenerek buraya bu kadar
parayı yatıran (doğrudan yatırımlardan ve uzun
vadeli kredilerden bahsetmiyorum bile) yabancılar
sizce hiç risk almış olmuyor mu? Peki, alıyorsa bu
aşamadan sonra "eloğlu" bir gecede çekip gider mi?
Gidebilir mi? Gidemez. En azından gitmesi için
içeriden yataklık edenler lazım. Merkez
Bankası'ndan, Hazine'den, diğer ekonomi idaresi
birimlerinden. Agâh olunuz, şimdi böyle bir "aktör"
yok.
Seçimlerden sonrası için ise iki senaryo kurmak
lazım. Birincisi küresel ortamla ilgili. Bundan
kastettiğimiz şey, şimdilik ABD'nin kısa vadeli faiz
oranları. Faiz oranlarındaki düşme bir süre
ertelenebilir; ancak asla ortadan kaldırılamaz.
Faizler 2007 içinde düşme eğilimine girebilir.
Bundan bize ne? Biliyorsunuz, kredi derecelendirme
kuruluşlarının haftalık raporlarını tekrarlayan
birtakım iktisatçılar, 2006 ortasındaki dalgalanma
esnasında, "küresel risk alma iştahı bozuldu, yandık
eyvah" naraları atıyordu. Biz ise, "hadi canım sen
de, bu kadar dev sıcak para ABD'ye geri dönünce ABD
çöker" ve "sanki ABD daha az riskli" demiş, hatta
ekonomi idaresini panik hareketlerden uzak durmaya
davet etmiştik. Ne oldu? Birkaç ay geçmeden para
geri döndü. 2007 yılında süreç daha da hızlandı. ABD
faizleri düşerse ülkemize para akışı iyice katlanır.
Kur ve faizler düşmeye devam eder. Enflasyon hedefi
aralıkta gerçekleşir. Bu altın çağ, bizdeki biriken
risklere ve uluslararası ortama göre gelişir. Acaba
bizdeki riskler ve buna karşı alınan tedbirler ne
durumda? (Devam edeceğim.)
Doç. Dr. İbrahim ÖZTÜRK
Marmara Üniv. Öğr. Üyesi
30.04.2007
muhasebenet.net
|
|