Muhasebe  

Maliye

Vergi

Sigorta

Muhasebe Forum

   Muhasebe, Güncel Mevzuat, Haber, Yorum, Duyuru  - 30.04.2007-

 

 

 
 

Ekonominin geleceğine dair senaryolar
 

Başkan ister suhuletle seçilsin, isterse bir süre belirsizliğe girsin, ekonominin geleceğini bundan sonra da yabancıların tavrı belirleyecek gibi. Yalnız şu "piyasalar ne der", "piyasalar olumlu karşıladı" gibi ifadelere bir çekidüzen vermek gerekiyor gibi.


Daha önce de yazmıştım; adeta "sessiz konuşun da Borsa uyanmasın, ninni" gibi laflar artık can sıkıyor. Borsa şişirmesi med-cezir gibidir. Sular kabarınca kendinizi yücelerde hissedersiniz, bir gün çekildiğinde, gemi karaya oturur, feleğiniz şaşar. Şunu söylüyorum; bu kadar da naif (saflık derecesinde) piyasa köktenciliğine yatmanın bir alemi yok. Piyasayı iyi idare edemezseniz, size pöstekinin tüylerini saydırırlar. 2006 ortasında olup bitenleri hatırlayınız.

Bu uyarıdan sonra doğrudan konuya gireyim. Genel seçimlere kadar piyasalarda "olumsuz yönde" bir gelişme beklemiyorum. Uluslararası sermaye ve toplum AK Parti hükümetine tam destek veriyor. Bunu da babalarının hayrına yapmıyorlar. Kâr görüyorlar. Tavuk gelecek yerden kazı esirgemiyorlar. Türkiye, gelecek on yıllarda büyük kârlar kaldırılacak bir ülke. Yabancılar böyle bir ülkeyi kolay kolay feda etmez.

Şu aşamada, yabancıların Türkiye riski tam 100 milyar doların üzerinde. Büyük bir miktar. Öyle ki, 19-20 Nisan'da gelişmiş ülke borsalarında işlem yapan 40 yabancı portföy yönetim şirketinden 52 fon yöneticisi Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri ve Borsa'da işlem yaptıkları büyük şirketleri incelemek üzere Türkiye'de idiler. Eğer bizi kandırmadılarsa, incelemelerden sonra Türkiye'den memnun ve güven duygusu içinde ayrıldıkları görüldü. Buradan, yatırım marjlarının daha sonuna gelmedikleri anlaşılıyor. Bunu hem kârlılık hem de üstlendikleri risk düzeyi olarak söylüyorum.

Hazır yeri gelmişken bir hatırlatma yapayım: Yabancılarla ilgili olarak konuşurken birçokları tek taraflı analiz yapıyor ve "Türkiye'nin aldığı büyük risklerden" dem vuruyor. Peki, Türkiye'ye ve izlediği politikalara güvenerek buraya bu kadar parayı yatıran (doğrudan yatırımlardan ve uzun vadeli kredilerden bahsetmiyorum bile) yabancılar sizce hiç risk almış olmuyor mu? Peki, alıyorsa bu aşamadan sonra "eloğlu" bir gecede çekip gider mi? Gidebilir mi? Gidemez. En azından gitmesi için içeriden yataklık edenler lazım. Merkez Bankası'ndan, Hazine'den, diğer ekonomi idaresi birimlerinden. Agâh olunuz, şimdi böyle bir "aktör" yok.

Seçimlerden sonrası için ise iki senaryo kurmak lazım. Birincisi küresel ortamla ilgili. Bundan kastettiğimiz şey, şimdilik ABD'nin kısa vadeli faiz oranları. Faiz oranlarındaki düşme bir süre ertelenebilir; ancak asla ortadan kaldırılamaz. Faizler 2007 içinde düşme eğilimine girebilir. Bundan bize ne? Biliyorsunuz, kredi derecelendirme kuruluşlarının haftalık raporlarını tekrarlayan birtakım iktisatçılar, 2006 ortasındaki dalgalanma esnasında, "küresel risk alma iştahı bozuldu, yandık eyvah" naraları atıyordu. Biz ise, "hadi canım sen de, bu kadar dev sıcak para ABD'ye geri dönünce ABD çöker" ve "sanki ABD daha az riskli" demiş, hatta ekonomi idaresini panik hareketlerden uzak durmaya davet etmiştik. Ne oldu? Birkaç ay geçmeden para geri döndü. 2007 yılında süreç daha da hızlandı. ABD faizleri düşerse ülkemize para akışı iyice katlanır. Kur ve faizler düşmeye devam eder. Enflasyon hedefi aralıkta gerçekleşir. Bu altın çağ, bizdeki biriken risklere ve uluslararası ortama göre gelişir. Acaba bizdeki riskler ve buna karşı alınan tedbirler ne durumda? (Devam edeceğim.)


Doç. Dr. İbrahim ÖZTÜRK
Marmara Üniv. Öğr. Üyesi

30.04.2007

 

muhasebenet.net

 

                                                                                                                                              

Copyrıght © 2005-2007  www.muhasebenet.net- Türkiye'nin Muhasebe Rehberi. Her hakkı saklıdır.