|
Okul
bağışı için yapılan harcamalar kazançtan ne zaman
düşülür?
Gerek 5520 sayılı Kurumlar
Vergisi Kanunu'nun 10. maddesi, gerekse Gelir Vergisi
Kanunu'nun 89. maddesinde yer alan düzenlemeler ile bazı
kamu hizmetlerinin özel kesim aracılığıyla yapılması
vergisel teşvikler getirilerek özendirilmeye
çalışılmıştır. Bu kapsamda, özel sektör eliyle yeni okul
inşa edilerek bağışlanması, devam eden bir okul
inşaatına ilişkin bağışta bulunulması veya mevcut bir
okulun faaliyetine devam edebilmesi amacıyla bağışta
bulunulması, belirli koşulların gerçekleşmesi şartıyla,
Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarında kazançtan indirim
yoluyla teşvik edilmektedir. Anılan maddelere göre; okul
inşa edilmesi için yapılan harcamaların tamamının kurum
kazancından indirilebilmesi için; bu bağışların genel
bütçeli idarelere, özel bütçeli idarelere, il özel
idarelerine, belediyelere veya köylere yapılması
gerekmektedir. Kanun metinlerinde; bağışlanan okula
ilişkin inşaat harcamalarının indirim konusu yapılacağı
dönem ile ilgili olarak açık bir belirleme yapılmamış
olması, indirim döneminin belirlenmesinde farklı
görüşleri de beraberinde getirmiştir.
Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarında yer alan "kamu
kurum ve kuruluşlarına bağışlanan okul" ifadesinden
hareketle; bağışın indirim konusu yapılabilmesi için
okulun tamamlanması ve ilgili kuruma teslim edilmiş
olması gerekmektedir. Dolayısıyla, devam eden okul
inşaatlarına yapılan bağışlar veya mevcut bir okulun
faaliyetlerini devam ettirmesi kapsamında yapılan
bağışlar hariç olmak üzere; bağışlanacak okula ilişkin
harcamalara başlanılmış olmasının indirim için yeterli
olmadığı düşüncesindeyiz. Çünkü, okul inşaatına
başlanılmış olmasına rağmen, inşaatın tamamlanmaması
halinde, kanun hükmünde belirtilen okul bağışının
gerçekleşmeyeceği açıktır.
Diğer taraftan bahse konu hükümle ilgili olarak; 1 seri
nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nde "Kamu kurum ve
kuruluşları ile imzalanan protokol gereğince kamu
arazisi üzerine okul yaptırılması halinde, söz konusu
okul inşasına ilişkin olarak yapılan harcamalar,
harcamanın yapıldığı yıla ilişkin kazancın tespitinde
indirim konusu yapılabilecektir." açıklaması yer
almaktadır. Tebliğde sadece kamu arazisine atıfta
bulunulmuş olması sonucunda; mükellefler tarafından
yaptırılacak okul, kamu arazisi üzerine değil de, şahıs
veya şirketlere ait arazi üzerine yaptırılıyorsa,
harcamanın yapıldığı yıl kazancının tespitinde indirim
olarak dikkate alınamayacaktır anlamı çıkmaktadır. Okul
inşaatına ilişkin harcamalara başlanılmış olmasının,
okulun yapıldığı arazinin mülkiyetinin kime ait olduğuna
bağlı olmaksızın indirim için yeterli olmadığı
düşüncesindeyiz. Mülkiyetin, mükellefin bünyesinden
çıktığı ve kamuya geçtiği esası ile getirildiğini
düşündüğümüz bu tebliğ hükmü, farklı koşulların varlığı
halinde farklı sonuçlar vermektedir. Şöyle ki; 2007
yılında iki ayrı mükellef okul inşaatına başlamışlar ve
2008 yılında da inşaatı tamamlamışlardır. Mükelleflerden
birisi inşaatı kamu arazisi, diğeri ise özel arazi
üzerine yapmıştır. İki mükellefin de 2007 yılı
faaliyetleri sonucu zarar, 2008 yılı faaliyetleri sonucu
ise okul inşaat harcamalarından daha yüksek bir kazanç
ile sonuçlanmıştır. Tebliğ hükmüne göre; özel arazisi
üzerine okul inşaatı yapan mükellef açısından herhangi
bir sorun bulunmamakta, gerek 2007 gerekse 2008 yılında
gerçekleştirdiği okul inşaatına ilişkin harcamaların
tamamını, bağışın gerçekleştiği 2008 yılında beyanname
üzerinde indirim konusu yapabilmektedir. Kamu arazisi
üzerine okul inşaatı gerçekleştiren mükellef açısından
bakıldığında ise 2007 yılında zarar beyanı nedeniyle
yararlanamadığı indirim tutarından, 2008 yılında
yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin tebliğ de
herhangi bir belirleme bulunmamaktadır.
Şahsi görüşümüz; kamu arazisi üzerine okul inşaatı
gerçekleştiren mükellefin, gerek 2007 yılında gerekse
2008 yılında gerçekleştirdiği harcamaların toplamını
2008 yılında indirim konusu yapmasının doğru olduğudur.
Buradaki temel yaklaşımımız; 1 seri nolu Kurumlar
Vergisi Genel Tebliği ile getirilen düzenlemenin kamu
arazisi üzerine okul inşaatı yapan mükelleflere seçimlik
bir hak getirdiği yönündedir. Aksi durumda kanun ile
tebliğ hükmü arasında bir çelişki gündeme gelmektedir.
Kanun ile mükellefe bağışın yapıldığı dönem tanınan
indirim hakkı, tebliğ ile kullanılamaz hale gelmektedir.
Sonuç olarak; 1 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliği'nde, okul bağışlanmasına yönelik hedefi sağlamak
için, vergi tekniğinden bağımsız ve belki de bu tekniğe
aykırı bir esneklik mevcuttur. Bu esnekliğin; gelecekte,
yorumlarla gönüllüler aleyhine sonuç yaratmasını önlemek
adına, hukuksal dayanaklarının belirsizlikten
kurtarılması gerekmektedir.
Servet ÖZKÖK / YMM, KPMG
Dünya online / 30.10.2007
|