|
Zora
dayalı vergi tahsilatı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkındaki Yasa'nın 54'üncü maddesi uyarınca "ödeme
müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince
cebren tahsil olunur." Yasal düzenleme gereği cebren
(zorla) tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin
veya tümünün bir arada uygulanması ile yapılır. Şöyle
ki;
* Kamu borçlusu vergi dairesine teminat vermiş ise
teminat paraya çevrilir, yahut varsa kefili hakkında
takibat yapılır.
* Kamu borçlusunun borcuna yetecek miktardaki malları
haczedilerek paraya çevrilir.
* Gerekli koşulların varlığı halinde borçlunun iflası
istenir.
Söz konusu yasa maddesi bir kamu alacağının ödenmemesi
halinde baş vurulacak cebri tahsil yöntemlerini
belirlemiş bulunmaktadır. Ancak, alacaklı kamu idaresi,
vergi borçlarında ise alacaklı vergi dairesi herhangi
bir alacağı için cebren tahsil yoluna gidebilmesi için
öncelikle vadesinde borcunu ödemeyenlere bir ödeme emri
göndermesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla kamu
alacağının yani vergi borcunu vadesinde ödemeyenlere
öncelikle bir ödeme emri ile durum bildirilir. Yasal
düzenleme gereği kamu alacağını yani vergi borcunu
vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri
veya mal bildiriminde bulunmaları konusu bir ödeme emri
ile tebliğ olunur. (Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkındaki Yasa Madde: 55)
Borçludan öncelikle ödeme emri ile mevcut borcun talep
edilmesindeki amaç; borçlu konumunda olanın yapılacak
idari bir yanlışlık sonucunda mali açıdan zora
düşmemesini sağlamak ve ona mevcut borcunu son defa
hatırlatmaktır. Bu nedenle kendisine ödeme emri
gönderilenler;
* Böyle bir borcunun bulunmadığını,
* Borcunun kısmen yani belli bir miktarının ödendiğini,
* Borcunun zamanaşımına uğradığını,
ileri sürerek ödeme emrine karşı vergi mahkemesinde dava
açma hakkına sahiptir. (Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkındaki Yasa Madde: 58) Bu bağlamda da ödeme emirleri
bir idari işlem niteliğinde olup yasal düzenleme gereği
yargı denetimine tabidir. Maliye Bakanlığı tarafından
yayımlanan "Tahsilat Genel Tebliği"nde belirtildiği
üzere "Ödeme emrine karşı dava açma gerekçelerinin
sınırlandırılmış olması, tahsil edilmesi gereken safhaya
gelen amme alacaklarının sürüncemede bırakılmadan en
kısa sürede alacaklı amme idaresine intikal
ettirilmesinin sağlamak istenmesinden
kaynaklanmaktadır." Dolayısıyla bir kamu borçlusundan,
örneğin herhangi bir nedenle vergi borcu bulunanlardan
bu borcun kesinleşmesi halinde, yani vadesinde
ödenmemesi durumunda, kendilerinden ödeme emri ile
borçlarını ödemeleri talep edilmelidir.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın
58'inci maddesi ödeme emrine karşı dava açanların, yargı
sonucunda tamamen veya kısmen haksız çıkması halinde
kendilerinden yüzde 10 oranında haksız çıkma zammı
alınacağı hususunu ayrıca hükme bağlamıştır. Bu
düzenleme, ödeme emrine karşı mesnetsiz dava açılmasını
önlemeye yöneliktir.
Kamu borçlusunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu
itirazın tamamen veya kısmen mahkemece reddilmesi
halinde, borçlunun ret kararının kendisine tebliğ
tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı vergi
dairesine mal bildiriminde bulunması gerekmektedir.
Yasal düzenleme gereği olarak örneğin bir vergi
borçlusunun kendisinden ödeme emri ile istenen kamu
alacağının tamamına karşı dava açması halinde mal
bildiriminde bulunma süresi de ilk derece mahkemesinin
nihai kararına kadar uzamaktadır.
Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 62'inci
maddesi uyarınca "Borçlunun mal bildiriminde gösterilen
veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü
şahıslar elindeki menkul malları, gayrimenkullerinden,
alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktar
tahsil dairesince haczolulur."
Gerçekte amme alacağını süresi içinde ödemeyen ve
kendisine bu konuda ödeme emri tebliğ edilen borçlunun 7
gün içerisinde borcunu ödememesi ve bu konuda kendisinin
yargı yoluna gitmemesi halinde, hakkında cebri tahsil
yöntemlerinin uygulanması gerekmektedir.
Oysa uygulamada Vergi İdaresi vergi borçlusu olduğunu
belirlediği mükellef ve/veya vergi sorumlusu hakkında
ödeme emri düzenlemeden cebri icra yöntemini kullanmak
suretiyle kendisince varlığını kabul ettiği kamu
alacağını tahsil etme amacına yönelik işlem yapmayı
tercih etmektedir.
Bu tür uygulamalara karşı da yargı yolu açık
bulunmaktadır. Ancak mevcut yasal düzenlemelere uygun
bir biçimde talep edilmeyen vergi alacaklarının tahsili
için izlenen yöntem, bir yandan en azından vergi
borçlusunu zor durumda bırakırken yapılan bu işlemlerin
hukuk devleti mantığı ile örtüştürmek kanımızca
zorlaşmaktadır.
Veysi Seviğ
Referans / 30.10.2007
|