Muhasebe Rehberi sayfasına gitmek için tıklayınız

Muhasebe  

Maliye

Vergi

Sigorta

İletişim

   2007 SOSYAL GÜVENLİK REHBERİ 

 Ana Sayfa 

Muhasebe Forum 

       -                  SSK Mevzuat

Danışma Hattı 

                        Pratik Bilgiler

Beş Dakika Ara 

          2007 Yılı Uygulamaları 

         Muhasebe Bilgi Rehberi 

 

       Kanun -Mevzuat Rehberi 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


2007 Sosyal Güvenlik Rehberi

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU (SGK)

(SSK, Bağ-Kur, Emekli)

-SSK Prime esas kazançların alt ve üst sınırları, idari para cezaları, ilan yoluyla tebliğ ed. tutarlar ve damga vergisi (06.01.2007)

 

-2007 yılı için çalışma hayatında değişen parametreler (05.01.2007)
 

-Yeni sağlık sistemi nedir ? Kim nasıl yararlanacak ?  (Oku)

 

-Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu (Kanun No:5502) (İndir)

 

-Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (Kanun no: 5510) (İndir)

 

-Malulen emekliler, 2007'de prim ödeyerek çalışabilecek mi ?  (Oku)

 

-Emeklilik için 2007 de vergi indirim belgesine gerek kalmayacak. (Oku)

 

-Sosyal Güvenlik Reformu İşverenlere ne getiriyor ? -1- (Oku)

 

-Sosyal Güvenlik Reformu İşverenlere ne getiriyor ? -2- (Oku)
A' DAN Z' YE YENİ SOSYAL GÜVENLİK REFORMU AÇIKLAMALAR

 

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU - EMEKLİLİK

 

 1.      Sosyal güvenlik sistemi nedir?

İnsanlar hayatlarının bazı dönemlerinde sosyal-ekonomik nedenlerle ya da yaşlanma, sakatlanma gibi fiziksel nedenlerle geçici veya sürekli bir şekilde gelirlerini kaybedebilir ya da hastalanabilirler. Karşılaştıkları bu olumsuz durumlarla bireysel olarak başetmeleri mümkün olmayabilir. Sosyal güvenlik sistemlerinin temel amacı böyle zor dönemlerde insanları yoksulluk ve yoksunluk riskine karşı korumaktır. Bir diğer ifadeyle, sosyal güvenlik sistemleri toplumun zor durumda olan bireylerine yardım etmeyi daha iyi durumda olan kişilerin vicdanına bırakmayarak toplumsal dayanışmayı kurumsal hale getirir ve vatandaşlara sosyal güvenliği bir hak olarak sunar. Toplumsal dayanışma birbirini belki de hiç tanımayan insanlar arasında gerçekleşir: Sistem tarafından toplanan mali kaynaklar zenginden yoksula, çalışandan çalışamayana, gençlerden yaşlılara aktarılır. Sizin verdiğiniz prim, hiç tanımadığınız bir kişiye sağlık hizmeti olarak gider. Size de hiç tanımadığınız bir kişinin parasıyla emekli aylığı verilir. Bu durum nesiller boyunca devam eder.

2.      Ülkemizde sosyal güvenlik kurumları hangileridir?

Ülkemizde; çalışma ilişkisine dayalı üç sosyal güvenlik kurumu vardır. Bunlar bir işveren emrinde çalışanlar için Sosyal Sigortalar Kurumu, işveren ve kendi nam ve hesabına çalışanlar için Bağ-Kur ve memurlara yönelik olarak Emekli Sandığı’dır. Bu kurumlar hizmetlerini verirken kişilerden prim toplarlar. Onun için bunlara primli sistem denir. Bir de prim veremeyen kişilere hizmet eden kurumlar vardır ki; bunlar da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile Sosyal Yardımlaşma Genel Müdürlüğü’dür. Bu kurumların harcamaları devlet bütçesinden ayrılan kaynaklarla finanse edilir.

3.      Ülkemizde mevcut sosyal güvenlik kurumları ne zaman kuruldu?

Ülkemizde sosyal sigortalara ilişkin ilk kısmi düzenlemeler 1860’lı yıllara kadar gitmektedir. Tüm çalışanlara yönelik olarak ise, ilk defa 1946 yılında İş Kazalarıyla Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu ile mesleki risk sigortası uygulanmaya konularak Sosyal Sigortalar Kurumu’nun temelleri atılmıştır. 1949 yılında memurlar için Emekli Sandığı, 1964 yılında Sosyal Sigortalar Kanunu ve en son 1971 de ise Bağ-Kur kurulmuştur.

4.      Bu kurumlar neden açık veriyor?

Sosyal güvenlik kurumlarımızın gelirlerinin giderlerini karşılayamamasının dolayısıyla bütçelerinin açık vermesinin bir çok nedeni vardır. Ama en önemli neden erken emekliliktir. Yaşlılık sigortası yaşlanma sonucu çalışamayacak durumda olan kişilerin ekonomik kaybını bir dereceye kadar telafi etmek amacıyla düzenlenmiştir. Ne var ki, erken emeklilik sonucunda orta yaşlı hatta genç insanlar yaşlılık aylığı almaktadır. Böylece bir taraftan sosyal güvenlik kurumları prim gelirinden mahrum olmakta, diğer taraftan prim aldıkları süreden daha uzun süre yaşlılık aylığı ödemek zorunda kalmaktadırlar. OECD ülkeleri arasındaki karşılaştırmalara göre, ülkemiz en uzun süre emekli maaşı ödeyen ülkeler arasındadır. 1999 yılında yapılan emeklilik yaş artışı bile, bu durumu çok fazla değiştirmemiştir. Böyle bir yapının makul olduğunu söylemek mümkün değildir. Erken emeklilik olgusu hem mali, hem de aktif/pasif dengesi açısından sisteme zarar vermiştir. Günümüzde SSK’dan emeklilerin % 62’sinin yaşının asgari emeklilik yaşı olan 58-60 yaşın altında olması, sorunun boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ayrıca, erken yaşlarda emekli olan vatandaşlarımız çalışamaz durumda olmadıkları için çalışmaya devam etmektedirler. Gençlere kıyasla iş deneyimi daha fazla olan genç emeklilerimiz kayıt dışı olarak daha düşük ücretlerle çalışmayı kabul etmekte, bu durumsa istihdamın yapısını gençlerimiz aleyhine bozmaktadır.

Sosyal güvenlik sisteminin yaşadığı finansman sorunu, kamu finansmanı üzerinde yarattığı baskı dolayısıyla, başta enflasyon olmak üzere, diğer temel ekonomik göstergeleri de olumsuz etkilemektedir. Son on yıldır bizzat sosyal güvenlik sisteminin kendisi ülke ekonomisinde istikrarsızlık yaratan ana sebeplerden biri haline gelmiştir. Ülkemiz genç bir nüfusa sahip olduğu dikkate alındığında, doğru tasarlanmış bir sosyal güvenlik sisteminin açık vermek yerine, aynı dönemde fon birikimi sağlayarak ekonomiye olumlu katkıda bulunması gerekirdi.

5.      Neden sosyal güvenlik alanında yeni düzenlemeler gerekmektedir?

Sosyal güvenlik sistemlerinin en önemli amacı göreli ve mutlak yoksulluğu azaltmaktır. Ülkemizdeki duruma bakıldığında ise, mevcut sosyal güvenlik sistemimizin bu amacı yeterince gerçekleştiremediğini görüyoruz. Her şeyden önce bütün vatandaşlarımız sosyal güvenlik kapsamı altında değildir. Sosyal güvenlik sistemi içinde olan vatandaşlarımız arasında ise, sahip oldukları haklar ve yükümlülükleri açısından bir çok farklılıklar mevcuttur. Gerek emeklilik gerek sağlık sistemimizin kaynakları toplumun görece daha iyi durumdaki kesimlerine aktarılmaktadır. Diğer taraftan, sosyal güvenlik sisteminin yaşadığı finansman sorunu, kamu finansmanı üzerinde yarattığı baskı dolayısıyla, başta enflasyon olmak üzere, diğer temel ekonomik göstergeleri de olumsuz etkilemektedir. Son on yıldır bizzat sosyal güvenlik sisteminin kendisi ülke ekonomisinde istikrarsızlık yaratan ana sebeplerden biri haline gelmiştir. Kamu bütçesinden sosyal güvenlik kurumlarının açıklarını kapatmak için söz konusu kurumlara yapılan transferlerin milli gelir içindeki payı % 4.8’e ulaşmıştır.

Türkiye’de emeklilik sistemi mali açıdan dengede olsaydı bile, demografik yapıdaki değişimler nedeniyle sistemde köklü değişiklikleri yapmak zorundayız. Türkiye nüfusu diğer bir çok gelişmiş ülkeye oranla hızla yaşlanmaktadır. Yaşlıların (65 yaş ve üstü kişilerin) toplam nüfus içindeki payının %7’den %14’e ulaşması Fransa’da 115, Batı Almanya’da ve İngiltere’de 45 yıl, ABD’de 75 yıl sürmüşken, Türkiye’de bu orana 25 yılda ulaşılacaktır.

Nüfusumuzun hızla yaşlanmasından kaynaklanan sorunlara rağmen, ülkemizin önünde “demografik fırsat penceresi” olarak adlandırılan bir dönem bulunmaktadır. Önümüzdeki 20 yıl çalışabilir nüfusun artacağı bir dönem yaşanacaktır. Bu 20 yıllık dönem, aynı zamanda gerek büyüme hızının, gerek toplam tasarrufların yükselmesi, dolayısıyla sosyal güvenlik kurumlarının fon birikimi sağlaması beklenen bir dönemdir. Önümüzde bir kereliğine açılacak olan bu fırsat penceresinden en iyi şekilde yararlanmak için de sosyal güvenlik reformu gereklidir. Bu fırsat dönemi 2025 yılından sonra çalışanlara bağımlı olan nüfusun toplam nüfus içindeki payının hızlı artmaya başlamasıyla sona erecektir. Mevcut nüfus yapısı ile bu kadar büyük sorunlar yaşayan bir sosyal güvenlik sistemin, yaşlanma sorunu ile karşılaştığımızda sürdürülmesi mümkün olmayacaktır. Bundan 20-30 yıl sonra alınması gereken önlemler ise çok ağır olacaktır.

Mevcut sosyal güvenlik sisteminin açıkları için her yıl oldukça büyük miktarlarda kaynak aktarıldığı halde ülkemizde yoksulluk oranı da oldukça yüksek. Aktarılan kaynaklar yerine gitmiyor mu?

Sosyal güvenlik sistemlerinin temel amacı insanları yoksulluğa karşı korumaktır. Yoksulluk, önlem alınmadığı taktirde, kendisini çoğaltan bir olgudur. Sosyal yardım ve hizmetler de dahil olmak üzere, ülkemizde sosyal güvenlik kurumlarının 2005 yılındaki toplam harcamalarının milli gelire oranı % 12.1 gibi yüksek bir düzeyde olmasına karşın, mevcut sistem yoksulluğu önlemek konusunda yeterince etkili değildir. Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere kendi hesabına çalışanlar, ücretsiz aile işçileri ve yevmiyeli çalışanlar arasında yoksulluk riski, işsizlerden daha yüksektir. 2005 verilerine göre bu üç kesimde çalışanların %76’sı kayıt dışındadır. Yoksulluk riskinin en düşük olduğu iki grupsa, işverenler ile ücretli ve maaşlı çalışanlardır. Oysa, sosyal güvenlik kurumları aracılığı ile aktarılan kamu kaynakları büyük oranda emeklilik sistemi açıklarını finanse etmek amacıyla kayıtlı çalışma ve emekli olma olanağını yakalamış bu kesime yöneliktir. Bu durum, kamu kaynaklarının yoksulluğu önlemek konusunda yeterince etkin kullanılmadığının açık bir göstergesidir.

6.      1999 yılında Sosyal Güvenlik Reformu yapıldı. Şimdi tekrar niye yapılıyor?

1999 yılında yapılan reform, daha çok emeklilik sisteminin yaş, aylık bağlama oranı, aylık hesaplama yöntemi gibi parametrik değişikliklerine ilişkindi. Ancak o dönemde de Emekli Sandığında yaş dışında bir değişiklik yapılamamıştı.

Bu kez ise ağırlığı kurumsal yapılanma olan çok daha kapsamlı bir reform tasarımı söz konusu. Sosyal Güvenlik reformunun temel amacı adil, kolay erişilebilir, yoksulluğa karşı daha etkin koruma sağlayan, mali açıdan sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemine ulaşabilmektir. Tüm nüfusu kapsayan tek bir emeklilik, tek bir sağlık sistemi, muhtaçlığa dayalı ve adil bir sosyal yardım sistemi ile sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında birleştirilmesini içeren oldukça kapsamlı bir reform gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu yönüyle değerlendirildiğinde Cumhuriyet tarihimizin en önemli ve en kapsamlı sosyal güvenlik reformu olduğunu söyleyebiliriz.

Yürütülen reform 1999 da yapılan reformun alternatifi değildir. O dönemde yapılamayanların tamamlandığı ve bunun çok ötesinde unsurlar içeren yapısal bir reform söz konusudur.

7.      Reform sonrası mevcut emeklilerin maaşında bir düşüş olacak mı?

Emeklilerimizin aylıklarının düşmesi söz konusu değildir. Bir kişi ne kadar emekli maaşı alıyorsa o maaşı almaya devam edecektir. Her yıl emekli maaşlarındaki artışlarla ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Bu artışların genellikle son 6 ayda gerçekleşen TÜFE artış oranı kadar olması sağlanmaktadır.

8.      Örneğin şu an 47 yaşında emekli olacak bir kişinin, yeni yasayla emeklilik yaşında bir değişiklik olacak mı?

Şu anda çalışan hiç kimsenin emekliliği hak etme koşulu değişmeyecektir. Mevcut kanunlara göre bir kişi hangi yaşta emekli olacaksa o yaşta emekli olabilecektir. Mevcut üç sosyal güvenlik kurumunda emeklilik yaşı kademeli olarak artmakta ve 2023 yılında kadın sigortalılar için 58’e, erkek sigortalılar için ise 60’a yükselmektedir.

Yeni kanun tasarında 2035 yılına kadar emekli yaşında bir artış öngörülmemektedir. Emeklilik yaşı 2036 yılından itibaren kademeli olarak artacak ve 2048 yılında 65’e ulaşacaktır.

9.      Bu gün emekli maaşı düşük olan bir kişinin yeni yasadan sonra maaşı artacak mı?

Yeni yasada mevcut emekliler ile ilgili herhangi bir değişiklik yoktur. Mevcut emeklilerin maaşlarındaki artış her yıl enflasyondaki yükselişine paralel olarak yapılacaktır.

10.       Yeni yasaya tabi olacak bir kişinin emekli aylığı mevcut emekliler gibi düşük mü olacak?

Ülkemizde emekli aylıklarının miktarının sigortalıların geçimlerini rahatlıkla sürdürmelerine yetmediği bilinmektedir. Ne var ki, bu sorun sosyal güvenlik düzenlemelerinden çok istihdam piyasasının durumuyla ilgilidir. Ülkemizdeki emekli aylıklarının düşük olmasının nedeni çalışırken kazanılan ya da beyan edilen ücret düzeylerinin düşük olmasıdır. İşgücünün vasfının düşük, işsizlik oranının yüksek ve kayıt dışı çalışmanın yaygın olması ortalama ücret düzeyini olumsuz etkilemektedir.
Emekli aylıklarının düzeyi belirleyen diğer unsur ise aylık bağlama oranıdır. Bu oran ülkemizde oldukça yüksektir: Aylık bağlama oranı dünya ortalaması her yıl için 1,5 iken, bu oran SSK ve Bağ-Kur’da 2,6 Emekli Sandığında 3’tür. Bu durum, emekli aylıklarının net ücrete çok yakın bazen de onun üzerinde olması sonucunu doğurmaktadır. Örneğin, asgari ücretle çalışan bir kişi net olarak 380 YTL alırken, emekli olduğunda 458 YTL almaktadır. Yani emekli olan birisi çalışırken elde ettiği ücretten daha yüksek emekli aylığı alabilmektedir.
Yeni sistem daha uzun süre çalışmayı, çalışma ücretinin daha büyük bölümünün biriken paraya (prime) dahil edilmesini öngörmektedir. Ekonomik gelişme düzeyimizin giderek iyileşeceği, bunun da genel ücret düzeyini yükselteceği göz önüne alındığında, gelecekte emekli aylıklarının satın alma gücü bakımından bugünkünden daha yüksek olması beklenmektedir.
 

11.       Bazı emeklilerin maaşı yüksek bazılarının ki düşük oluyor neden? Yeni yasayla nasıl olacak?

Emekli aylıkları arasındaki farkın nedeni sigortalıların prime esas kazançlarının veya çalışma sürelerinin bir birinden farklı olmasıdır. Diğer yandan aynı durumda olan sigortalıların emekli aylıklarının da emeklilik tarihine göre bir birinden farklı olduğu görülebilmektedir. Bunun nedeni ise, önceki yıllarda farklı tarihlerde çıkarılan yasalarla, prime esas kazanç taban ve tavanı arasındaki oranın veya prime esas kazanç tespitinin değiştirilmiş olmasıdır. Yeni yasa ile aynı durumdaki sigortalıların aynı emekli aylığından yararlanabilmesi sağlanacaktır.

12.        Emekli olduktan sonra aylıklar nasıl belirlenecek ?

Aylık bağlama oranı, kişinin sigortalı olarak geçirdiği her yıl başına çalışma süresi boyunca prime esas kazançlarından hesap edilen ortalama aylık kazanç veya gelirinin yüzde kaçını emekli aylığı olarak alacağını gösterir. Ülkemizde aylık bağlama oranları dünyadaki diğer ülkelerden daha yüksektir. Mevcut net ücretinin % 100’ünün üstünde oranlarda aylık bağlanmaktadır. Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere, Lüksemburg dışında  AB ülkelerinde emekli aylıklarının son alınan net ve brüt ücrete göre oranı ülkemizden düşüktür. Ayrıca, üyesi bulunduğumuz OECD ülkelerinin ortalaması şu anda % 68.7’dir. Yeni yasada ülkemizde uygulanan aylık bağlama oranlarının, ancak 2041 yılında diğer ülkelerde şu anda uygulanan ortalama oranlara getirilmesi hedeflenmektedir. Aylık bağlama oranı düşünce aylıkların da düşeceği sonucuna varılmaktadır. Ancak, bağlanan aylığın miktarını sadece aylık bağlama oranı belirlememekte, kişinin çalışma süresi ve çalışma süresi boyunca aldığı aylık ücretler doğrudan etkilemektedir.

AB Ülkelerinde Emekli Aylıklarının Net ve Brüt Ücrete Oranları

 

13.       Yeni yasayla  emeklilik yaşı yükselecek mi?

2035 yılına kadar emeklilik yaşı değiştirilmeyecektir. 2036 yılından itibaren emeklilik yaşlarında hayatta kalma beklentisindeki artışa paralel, kademeli bir artış gerçekleşecektir.

 

                                  Yıllar İtibarıyla Emeklilik Yaşları

YILLAR

ERKEK

KADIN

2005-2035

Değişmiyor

Değişmiyor

2036-2037

61

59

2038-2039

62

60

2040-2041

63

61

2042-2043

64

62

2044-2045

65

63

2046-2047

65

64

2048

65

65

 

Yani halen çalışan sigortalıların emeklilik yaşı yükselmeyeceği gibi, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, ancak 2035 yılından itibaren emekli olacaklar için emeklilik yaşı yükselmiş olacaktır.

14.       Sisteme 2007 yılından itibaren yeni girenler için ne değişecek?

İlk defa 2007 yılından itibaren sigortalı olacaklar için emeklilik yaşı 2036 yılına kadar kadınlar için 58, erkekler için 60, 2036 yılından itibaren ise 13. sorunun cevabında gösterildiği gibi kademeli olarak artacaktır.
Sadece SSK kapsamındaki kişiler için 7000 gün olan prim ödeme gün sayısı 20 yıl içinde her yıl 100’er gün artırılarak 9000 güne çıkacaktır. Ancak, kısmi emeklilik nedeniyle kişilerin 5400 gün üzerinden de emekli olması alternatifi bulunmaktadır.
 

Sadece SSK kapsamındaki kişiler için 7000 gün olan prim ödeme gün sayısı 20 yıl içinde her yıl 100’er gün artırılarak 9000 güne çıkacaktır. Ancak, kısmi emeklilik nedeniyle kişilerin 5400 gün üzerinden de emekli olması alternatifi bulunmaktadır.

15.       SSK’lılar için 2007 yılında ilk defa sigortalı olanlar artık 9000 gün prim ödemek zorunda olacak. 9000 gün işçiler için fazla değil mi?

Halen Emekli Sandığı ile Bağ-Kur’da emekli olabilmek için 25 yıl, yani 9000 gün prim ödenmesi gerekmektedir. Sadece SSK’da bu süre 7000 gün, yani 19 yıldan biraz fazladır. Prim gün sayıları ile ilgili yeni düzenleme, tasarının yasalaşmasından sonra sigortalı olanlar için geçerli olacaktır. Bu düzenlemeye göre 7000 günden 9000 güne her yıl 100 gün olmak üzere 20 yılda kademeli olarak artacaktır. Halen SSK kapsamında sigortalı olanlar ise 7000 gün prim ödemek suretiyle emekli olabilecektir.Ayrıca TBMM Plan veBütçe Komisyonunda yapılan bir düzenleme ile, işsizlik ödeneği alınan dönemde malüllük yaşlılık ve ölüm sigortası primleri İşKur tarafından yatırılacağı için işsizlik ödeneği alınınan dönemde emekli olmak için gerekli prim ödeme gün sayısına eklenecektir.

16.       Devlet memurlarının aylıkları reform nedeniyle düşecek mi?

Kamu görevlilerinin prime esas kazanç matrahları bugüne oranla artacağından ve bu matrah üzerinden prim alınacağından ele geçen net ücretlerinin azalabileceği yönünde bir kaygı vardır. Ancak, net ele geçen ücretin düşmemesi için prim artışının bütçeden karşılanması düşünülmektedir. Böylece kamu çalışanları açısından da net ücrette bir düşme meydana gelmeyecektir

 

Genel Sağlık Sigortası

 

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU - GENEL SAĞLIK

   

1)      Genel Sağlık Sigortası nedir? Mevcut sistemden farkları nelerdir?

Reformun getireceği bir diğer önemli yenilik, bütün vatandaşların yanı sıra Türkiye’de bir yıldan daha uzun süre yaşayanlar, vatansızlar ve sığınmacıları da kapsayan bir Genel Sağlık Sigortası’nın kurulmasıdır. Genel Sağlık Sigortası uygulaması ile birlikte vatandaşlar arasında sağlık hizmetine erişim ve kullanım konusundaki ayrımcılığın sona ermesi, herkese eşit kapsam ve kalitede sağlık hizmeti sunulması amaçlanmaktadır. Planlanan bir diğer önemli yenilik ise, yoksul vatandaşların sağlık sigortası primlerinin devlet tarafından karşılanacak olmasıdır. Ayrıca, anne ya da babasının prim borcu olup olmadığına yada diğer yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine bakılmaksızın, 18 yaş ve altındaki bütün çocuklar koşulsuz olarak bütün sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına sahip olacaklardır.

Çalışanların primleri işverenleri tarafından, işveren olanların veya zengin olanların primleri kendileri tarafından, yoksul olanların primleri ise devlet tarafından yatırılmak suretiyle tüm vatandaşlarımız sağlık sigortası güvencesine kavuşacaktır.

Genel Sağlık Sigortası kapsamında verilecek sağlık hizmetleri ile ödenen prim miktarı arasında bir ilişki olmayacaktır. Özel sigortacılıktan farklı olarak, bir risk hesabı yapılmayacaktır. Genel Sağlık Sigortasında sağlık hizmetleri gerek kamu gerekse özel sektör hastaneleri, laboratuarları ve tetkik merkezlerinden, aile hekimleri ve birinci basamak olarak tanımlanmış polikliniklerden hizmet alınmak suretiyle sağlanacaktır. Sigortalılar, sözleşme imzalayan sağlık hizmeti sunucularından hiçbir bedel ödemeksizin faydalanabileceklerdir. Tasarı ile kamu – özel ayrımı olmadan, sektörün tamamında rekabet şartlarına dayanan daha kaliteli sağlık hizmet üretilmesi teşvik edilecektir. Özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkin kullanımıyla hastanelerde yığılmaların azalacağı, vatandaşlarımızın sağlık hizmetine daha rahat erişerek, daha etkin bir sağlık hizmeti alabileceği düşünülmektedir.

2)       Genel Sağlık Sigortasından sonra mali yapı nasıl şekillenecektir?

Türkiye’de sağlık alanında yapılan harcamalar günümüzde milli gelirin %2’sinin üzerine çıkmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte uygulandığında, Genel Sağlık Sigortasının toplam maliyetinin 2025 yılında milli gelirin % 6.6’sıyla, Genel Sağlık Sigortası finansman açığının ise % 3.7 ile sınırlı kalacağı tahmin edilmektedir. Mevcut duruma kıyasla bütün vatandaşların sağlık sigortası güvencesine kavuşacağı dikkate alındığında, reformun milli gelirin % 0.5’i kadar ilave bir kamu açığıyla gerçekleşmesi mümkün gözükmektedir. Elbette burada, Sağlıkta Dönüşüm Programının başarısı ve özellikle ülkemizde sevk zincirinin etkin bir şekilde yerleşmesi ve sağlık hizmeti sunumunda sağlanması beklenen verimlilik artışları kritik önem taşımaktadır.

 

3)       Sağlık hizmetlerinin paralı olacağı doğru mu?

Genel Sağlık Sigortası ile birlikte sağlık hizmetlerinin paralı olacağı doğru değil. Tüm vatandaşlar Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak faydalanacaktır. Ancak, bugün olduğu gibi ayaktan tedavide kullanılan ilaç ve ortez-protezlerde %10 ila %20 arasında katkı payı alınacaktır. Genel Sağlık Sigortası ile katılım payı alınacak yeni bir unsur getirilmemektedir. Hatta katkı payı tutarının asgari ücretin %75 ini geçmesi halinde, aşan kısmı sigortalıdan alınmayacaktır. Bu oran halen asgari ücretin 1 ila 1,5 katı arasında değişmektedir.

4)       Sağlık yardımlarını almak için neden ayrıca prim ödüyoruz? Vergilerle karşılamak mümkün değil mi? Primli sistem ile vergili sistem arasındaki fark nedir? Neden primli sistemi tercih ettiniz?

Diğer tüm kamu hizmetlerinde olduğu gibi, sağlık hizmetinin de bir bedeli vardır. Bu bedeli ödeyenler de vatandaşlarımızdır. Ülkemizde toplanan vergiler diğer kamu harcamalarına dahi yetmezken, yılda yaklaşık 15 milyar doları içeren bu harcamanın vergilerle ödenmesi mümkün görünmemektedir.

Aslında “prim” de bir vergi türüdür. Verginin tüm unsurları primde de bulunmaktadır. Sağlık harcamalarının genel vergiler yerine primle finanse edilmesinin en önemli yararı, Devletin bu sayede her yıl % 12 oranında geliri sadece sağlık harcamaları için garanti etmesidir. Aksi takdirde her yıl bütçe görüşmelerinde sağlığa genel bütçeden ayrılan pay tartışma konusu olacaktır.

5)       Emeklilerden ve hak sahiplerinden sağlık primi alınacak mı?

Emekliler ve bunların hak sahiplerinden sağlık primi alınması söz konusu değildir.

6)       İsteğe bağlı sigortalılar ve isteğe bağlı sigortalılıktan emekli olan kişiler sağlık sigortasından yararlanabilecekler mi?

İsteğe bağlı sigortalı kişiler Kanunla belirlenen prime esas kazancın alt sınırı ile üst sınırı arasında kendisinin belirleyeceği oran üzerinden %12 oranında genel sağlık sigortası primi ödeyerek genel sağlık sigortası kapsamında sağlık yardımlarından yararlanabilecektir. Yeni Kanunla birlikte, mevcut durumda sağlık yardımından yararlanamayan Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılık sonucunda emekli olan kişiler de, genel sağlık sigortası kapsamında, diğer emekliler gibi sağlık sigortası için ayrıca prim ödemeksizin, sağlık hizmetlerinden yararlanabileceklerdir.

7)       18 yaşından büyük çocuklar sağlık yardımlarından yararlanabilecek mi?

  • Tasarı ile GSS ve Emeklilik kuralları ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bugüne kadar sosyal güvenlikte sağlık hakkı, çalışma ilişkisinin bir sonucu olarak ele alınırken, Tasarı ile vatandaşlık temeline dayandırılmıştır.
  • GSS bakımından çocuklar;
    • 18 yaşına kadar, anne ya da babalarının GSS kapsamında tescilli olup olmadığına bakılmaksızın, sağlık hakkından yararlandırılacaklardır.
    • Çocuğun anne ya da babası yok ise primini Devlet tarafından ödenmek suretiyle GSS kapsamında sağlık hakkından yararlandırılacaktır.
    • 18 yaşından sonra ise evli olmamak, kendisinin çalışmaması, gelir ya da aylık bağlanmamış olması şartlarıyla; lise veya dengi öğrenim görmesi, çıraklık eğitimi görmesi, mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşına kadar, yüksek öğrenim görmesi halinde ise 25 yaşına kadar anne ya da babasının üzerinden sağlık hakkından yararlandırılacaktır.
    • Malul olduğu tespit edilen çocuklara ise kız ya da erkek olmasına, yaşına bakılmaksızın anne ya da babasının üzerinden sağlık hakkından yararlandırılacaktır.
    • Kişi 18, 20 ya da 25 yaşından sonra ise sağlık hakkının vatandaşlık temeline dayandırılması nedeniyle bir birey olarak ele alınarak, GSS kapsamında olmaya devam edecektir. Bu kişinin çalışması, varlıklı olması halinde primini kendi ödeyerek, prim ödeyecek durumda olmayanlar açısından ise primini Devlet tarafından ödenmek suretiyle GSS kapsamında sağlık hakkından yararlandırılacaktır.
    • Anne ya da babası üzerinden gelir ya da aylık alanlar açısından ise bu gelir ve aylığı almaya devam ettiği sürece GSS kapsamında sağlık hakkından yararlandırılacaktır.

 

Çocuklar Bakımından Tasarı ile Sağlanan Yenilikler

  • Tasarı ile kız ve erkek çocuklar sağlık hakkı bakımından 25 yaşından sonra anne ya da babalarının vesayetinden çıkarılarak, erişkin olan bu bireyler kendi adlarına GSS kapsamına alınmaktadırlar.
  • Tasarı ile sağlık hakkı bakımından AB normlarına uygun olarak, kız ve erkek çocuklar arasında eşit olmayan uygulamaya da son verilmiştir.
  • Anne ya da babasının sosyal güvencesi olmayan kişiler açısından, mevcut uygulamada kişilerin sağlık güvencesi yok iken, Tasarı ile ilk defa sağlık güvencesine kavuşturulmaktadır.
  • Tasarı ile sadece lise ve dengi okullar değil,  çıraklık eğitimi ile işletmelerde mesleki eğitim görenler de bu eğitimleri süresince ilk defa anne ya da babasının üzerinden sağlık hakkından yararlandırılacaktır.

8) Sigortalının anne ya da babası, sigortalının kendisi üzerinden sağlık yardımlarından yararlanabilecek midir?

     Geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı, Kurumca belirlenen kriterlere göre tespit edilen ve hiçbir sosyal güvencesi olamayan anne ve babası, sigortalının kendisi üzerinden sağlık yardımlarından yararlanabileceklerdir.

9)       Sağlık hizmetlerinden fark alınacak mı?

a)       Genel sağlık sigortalısı kişi sözleşmeli sağlık kuruluşuna müracaat ederse:

GSS kapsamında bedeli ödenecek sınıftaki odalardan daha üst seviye odada kalmalarda otelcilik hizmetleri ile öğretim görevlisi (profesör, doçent) tarafından sağlanacak sağlık hizmetleri dışında fark ücreti alınmayacaktır.

b)       Genel sağlık sigortalısı kişi sözleşmesiz sağlık kuruluşuna müracaat ederse:

Sevk zincirine uyarak giderse GSS ile belirlenen sağlık hizmeti bedelinin %70’i Kurumca karşılanır. Sağlık hizmeti bedelinin GSS ile belirlenen bedeli aşan kısmı hastadan fark olarak talep edilebilir. Genel sağlık sigortalısı sözleşmesiz sağlık kuruluşuna sevk zincirine uymaksızın giderse, GSS ile belirlenen bedelin %50’si Kurumca karşılanır bu miktarı aşan kısım hastadan fark olarak talep edilebilir.

Sözleşmesiz sağlık kuruluşları acil hallerde hastadan fark talep edemeyeceklerdir.

10) Prim borcu olan Bağ-Kur sigortalıları hiçbir sağlık yardımı alamıyor. Yeni sistemde bu sorun nasıl çözülecek?

SSK’lı ve Emekli Sandığı kapsamındaki vatandaşlarımızın sağlık primini ödeme sorumluluğunun işverenlere ait olması nedeniyle, prim borcunun ödenmemesi sağlık yardımının verilmesine engel teşkil etmemektedir. Ancak Bağ-Kur’lu vatandaşlarımız hem sigortalı hem de işveren pozisyonundadır. Bu nedenle prim borcunun ödenmesi önem taşımaktadır.

Genel Sağlık Sigortası uygulaması bu sorun tamamen çözemese de, mevcut sisteme göre Bağ-Kur’lu vatandaşlarımız açısından önemli iyileştirmeler getirmektedir. Bağımsız çalışan kişiler prim borcunu ödememiş olsalar dahi, acil durumlarda, koruyucu sağlık hizmetlerinde, bulaşıcı hastalıklarda, iş kazası ve meslek hastalığı hallerinde sağlık yardımlarını alma hakkına sahip olmaktadırlar.

11)   Genel Sağlık Sigortasında hangi hastalıklar karşılanacak? Tüp bebek de buna dahil mi?

Genel Sağlık Sigortası, kişisel koruyucu sağlık hizmetleri dahil olmak üzere, bugün mevcut sosyal güvenlik kurumlarının karşıladığı tüm sağlık hizmetlerini karşılayacaktır. Ayrıca, yurtdışında tedavi ve tüp bebek gibi, daha fazlasını da karşılayacaktır. Genel Sağlık Sigortası tarafından karşılanmayacak sağlık hizmetleri sadece estetik amaçlı sağlık hizmetleri ve Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen veya tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen sağlık hizmetleridir.

12)   Genel sağlık sigortası kapsamında tüp bebek yardımından yararlanabilmek için neler gerekir?

            Genel sağlık sigortalısının kadın ise kendisi, erkek ise karısı için;

  • Normal tıbbi yöntemlerle çocuk sahibi olamayacağının tespit edilmesi,
  • 23-39 yaş aralığında olması,
  • Son üç yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamadığının yetkili sağlık kurullarınca belgelendirilmesi,
  • Uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin Kurumla sözleşmeli olması
  • En az beş yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olduğu kişi olup 900 gün genel sağlık sigortası primi ödemiş olması,

şartlarıyla en fazla iki denemeyle sınırlı olmak üzere yardımcı üreme yöntemi tedavileri ile başka tıbbi yöntemlerle tedavinin mümkün olmadığı ve yetkili sağlık Kurullarınca tıbben zorunlu görüldüğü durumda yardımcı üreme yöntemleri

13)   Koruyucu sağlık hizmetleri kapsama alınacak mı?

Evet, koruyucu sağlık hizmetleri ilk defa sosyal güvenlik kapsamına alınmaktadır. Sigorta kuruluşu için esas olan kişinin hastalanmamasıdır. Genel Sağlık Sigortası’nın en temel hedefi ve başarı göstergesi toplumun sağlık göstergelerinde sağlanacak iyileşme olacaktır. Bu açıdan en önemli iki unsur koruyucu sağlık hizmetleri ve bunu uygulayacak aile hekimliği sistemdir. Bu iki unsur da Genel Sağlık Sigortası kapsamında yer almaktadır.

14)   Yurtdışında tedavi imkanı olacak mı?

Sigortalılar ülkemizde tedavi edilemeyen rahatsızlıkları için yurt dışında tedavi olabilme hakkına sahip olacaktır.

15)   Genel Sağlık Sigortası Kapsamında kişiler diledikleri sağlık hizmeti sunucularına gidebilecekler mi?

Genel sağlık sigortalıları ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler sevk zinciri kurallarına uymak kaydıyla sağlık hizmetleri sunucuları arasından, dilediklerini seçme hakkına sahip olacaklardır

16)   Sigortalı sözleşmesiz sağlık kurumlarına giderse veya sevk sistemine uymazsa ne olacak?

Sigortalı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler;

  • İş kazası ile meslek hastalığı, afet ve savaş hali ile acil haller dışında sevk zincirine uymaksızın sözleşmeli sağlık hizmeti sunucularına başvurdukları takdirde sağlık hizmetlerinin sadece %70’i Kurum tarafından ödenir.
  • Sevk zincirine uyarak sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucusuna başvurdukları takdirde aynı sağlık hizmeti için sözleşmeli sağlık hizmeti sunucularına ödenen bedelin %70’i Kurum tarafından karşılanır. Geri kalan kısım sigortalı tarafından ödenir.
  • Sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucusuna sevk zincirine uymaksızın başvururlarsa aynı sağlık hizmeti için sözleşmeli kuruluşlara ödenen bedelin %50’si Kurum tarafından karşılanır. Geri kalan kısım sigortalı tarafından ödenir.

 

17)   Temel Teminat Paketi adı altında bazı hastalıkların sigorta kapsamı dışına çıkartılacağı yoğun olarak dile getiriliyor. Haklılık payı yok mu?

GSS hükümleri hiçbir çalışanın ve emeklinin mevcut haklarını geriye götürmüyor. Tam tersine, bütün yurttaşlarımızın, özellikle Yeşil Kart kapsamındaki vatandaşlarımızın sağlık yardımlarının kapsamı genişliyor. Yasanın, GSS'ce sağlanacak sağlık hizmetlerinin kapsamını düzenleyen 63'üncü maddesine göre ise halen SSK, Bağ-Kur, ES, Maliye Bakanlığı ve Yeşil Kart kapsamında bulunan haklardan hiçbir şekilde geriye gidiş söz konusu değil. Hatta koruyucu sağlık hizmetlerinin ve tüp bebek uygulaması ile kapsam daha da genişliyor. Yurtdışında tedavi hakkı tüm yurttaşlarımıza tanınıyor. GSS'ce karşılanmayacak sağlık hizmetleri sadece estetik amaçlı sağlık hizmetleri ve Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen veya tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen sağlık hizmetleri. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nda 'Temel Teminat Paketi' kapsamı ve kavramı yer almıyor. İlk tasarıda yer alan bu kavram, Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu'nda sosyal tarafların istemleri üzerine tasarıdan çıkarıldı. Eleştiriler, o ilk tasarıya göre yapılıyor.

18)   Aile hekimliği ne anlama geliyor?

Aile hekimliği her vatandaşımızı ait temel sağlık bilgilerinin tutulduğu ve takip edildiği ilk basamak sağlık birimidir. Halen Sağlık Bakanlığı aile hekimliği sistemini ülke çapında yaygınlaştırmak üzere çalışmalarını yürütüyor. Bu çalışmalar sonucunda aile hekimliği sistemi yaygınlaştıkça vatandaşlarımızın kendi aile hekimleri olacak. Böylece, her defasında hekime aile üyeleri ya da kendi sağlığıyla ilgili bilgileri aktarmasına gerek olmayacak veya bunların tespiti için her defasında tetkik ve tahlile ve bunlar için ayrı ayrı para ödemesine, zaman harcamasına, gereksiz ilaçları almasına gerek kalmayacak.

19)    Aile hekimliği kişilere bir sorumluluk getirecek mi?

Aile hekimlerinin ücreti sosyal güvenlik kurumlarınca ödeneceğinden, maddi bir sorumluluk olmayacak. Ancak, sigortalıların sağlık sorunlarında doğrudan hastanelere gitmeyip, ilk önce aile hekimlerine müracaat etmeleri gerekecek.

20)   Özel Sağlık Sigortası olanlar GSS kapsamına girmek zorunda mı? Kişilerin tercih hakkı olacak mı?

GSS sosyal sigortacılık ilkelerine dayanmaktadır. Yani kişilerin sağlık güvencesine girmeleri kendi isteklerine bırakılmamaktadır. Bu sayede gelir dağılımı ve sigortacılık ilkesi gereği zenginlerden fakirlere, sağlıklı olanlardan hasta olanlara, bekar olanlardan evli ve çocuklu olanlara, gençlerden yaşlılara kaynak transferi gerçekleşmektedir. Ancak bu şekilde sosyal devletin sağlık alanında yaşama geçirilmesi mümkün olmaktadır. Sistem isteğe bağlı yapıldığında, zengin olanlar, genç olanlar, bekar olanlar, sağlıklı olanlar sistemden çıkmayı tercih edecektir. Bu durumda Genel Sağlık Sigortası sisteminin mali yükü çok daha fazla artacaktır. Ayrıca, toplum bireyleri arasındaki çok önemli bir dayanışma olanağı da kaybolacaktır.    
Ancak, sistem ayrıca özel sigorta yaptırmak isteyen vatandaşlarımızı engellememekte, bu kişiler özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödedikleri ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payı tutarlarını prime esas kazançtan muaf tutabilirler.
Kaynak:csgb veri bank

 

 

 

Copyrıght © 2005 -2007  www.muhasebenet.net- www.muhasebenet.com - Türkiye'nin muhasebe rehberi. Her hakkı saklıdır.