| A' DAN Z' YE YENİ SOSYAL
GÜVENLİK REFORMU AÇIKLAMALAR
SOSYAL GÜVENLİK REFORMU - EMEKLİLİK
1.
Sosyal güvenlik
sistemi nedir?
İnsanlar
hayatlarının bazı dönemlerinde sosyal-ekonomik nedenlerle ya
da yaşlanma, sakatlanma gibi fiziksel nedenlerle geçici veya
sürekli bir şekilde gelirlerini kaybedebilir ya da
hastalanabilirler. Karşılaştıkları bu olumsuz durumlarla
bireysel olarak başetmeleri mümkün olmayabilir. Sosyal
güvenlik sistemlerinin temel amacı böyle zor dönemlerde
insanları yoksulluk ve yoksunluk riskine karşı korumaktır.
Bir diğer ifadeyle, sosyal güvenlik sistemleri toplumun zor
durumda olan bireylerine yardım etmeyi daha iyi durumda olan
kişilerin vicdanına bırakmayarak toplumsal dayanışmayı
kurumsal hale getirir ve vatandaşlara sosyal güvenliği bir
hak olarak sunar. Toplumsal dayanışma birbirini belki de hiç
tanımayan insanlar arasında gerçekleşir: Sistem tarafından
toplanan mali kaynaklar zenginden yoksula, çalışandan
çalışamayana, gençlerden yaşlılara aktarılır. Sizin
verdiğiniz prim, hiç tanımadığınız bir kişiye sağlık hizmeti
olarak gider. Size de hiç tanımadığınız bir kişinin
parasıyla emekli aylığı verilir. Bu durum nesiller boyunca
devam eder.
2.
Ülkemizde sosyal
güvenlik kurumları hangileridir?
Ülkemizde;
çalışma ilişkisine dayalı üç sosyal güvenlik kurumu vardır.
Bunlar bir işveren emrinde çalışanlar için Sosyal Sigortalar
Kurumu, işveren ve kendi nam ve hesabına çalışanlar için
Bağ-Kur ve memurlara yönelik olarak Emekli Sandığı’dır. Bu
kurumlar hizmetlerini verirken kişilerden prim toplarlar.
Onun için bunlara primli sistem denir. Bir de prim veremeyen
kişilere hizmet eden kurumlar vardır ki; bunlar da Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile Sosyal Yardımlaşma
Genel Müdürlüğü’dür. Bu kurumların harcamaları devlet
bütçesinden ayrılan kaynaklarla finanse edilir.
3. Ülkemizde
mevcut sosyal güvenlik kurumları ne zaman kuruldu?
Ülkemizde
sosyal sigortalara ilişkin ilk kısmi düzenlemeler 1860’lı
yıllara kadar gitmektedir. Tüm çalışanlara yönelik olarak
ise, ilk defa 1946 yılında İş Kazalarıyla Meslek
Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu ile mesleki risk
sigortası uygulanmaya konularak Sosyal Sigortalar Kurumu’nun
temelleri atılmıştır. 1949 yılında memurlar için Emekli
Sandığı, 1964 yılında Sosyal Sigortalar Kanunu ve en son
1971 de ise Bağ-Kur kurulmuştur.
4. Bu
kurumlar neden açık veriyor?
Sosyal
güvenlik kurumlarımızın gelirlerinin giderlerini
karşılayamamasının dolayısıyla bütçelerinin açık vermesinin
bir çok nedeni vardır. Ama en önemli neden erken
emekliliktir. Yaşlılık sigortası yaşlanma sonucu
çalışamayacak durumda olan kişilerin ekonomik kaybını bir
dereceye kadar telafi etmek amacıyla düzenlenmiştir. Ne var
ki, erken emeklilik sonucunda orta yaşlı hatta genç insanlar
yaşlılık aylığı almaktadır. Böylece bir taraftan sosyal
güvenlik kurumları prim gelirinden mahrum olmakta, diğer
taraftan prim aldıkları süreden daha uzun süre yaşlılık
aylığı ödemek zorunda kalmaktadırlar. OECD ülkeleri
arasındaki karşılaştırmalara göre, ülkemiz en uzun süre
emekli maaşı ödeyen ülkeler arasındadır. 1999 yılında
yapılan emeklilik yaş artışı bile, bu durumu çok fazla
değiştirmemiştir. Böyle bir yapının makul olduğunu söylemek
mümkün değildir. Erken emeklilik olgusu hem mali, hem de
aktif/pasif dengesi açısından sisteme zarar vermiştir.
Günümüzde SSK’dan emeklilerin % 62’sinin yaşının asgari
emeklilik yaşı olan 58-60 yaşın altında olması, sorunun
boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.
Ayrıca,
erken yaşlarda emekli olan vatandaşlarımız çalışamaz durumda
olmadıkları için çalışmaya devam etmektedirler. Gençlere
kıyasla iş deneyimi daha fazla olan genç emeklilerimiz kayıt
dışı olarak daha düşük ücretlerle çalışmayı kabul etmekte,
bu durumsa istihdamın yapısını gençlerimiz aleyhine
bozmaktadır.
Sosyal
güvenlik sisteminin yaşadığı finansman sorunu, kamu
finansmanı üzerinde yarattığı baskı dolayısıyla, başta
enflasyon olmak üzere, diğer temel ekonomik göstergeleri de
olumsuz etkilemektedir. Son on yıldır bizzat sosyal güvenlik
sisteminin kendisi ülke ekonomisinde istikrarsızlık yaratan
ana sebeplerden biri haline gelmiştir. Ülkemiz genç bir
nüfusa sahip olduğu dikkate alındığında, doğru tasarlanmış
bir sosyal güvenlik sisteminin açık vermek yerine, aynı
dönemde fon birikimi sağlayarak ekonomiye olumlu katkıda
bulunması gerekirdi.
5. Neden
sosyal güvenlik alanında yeni düzenlemeler gerekmektedir?
Sosyal
güvenlik sistemlerinin en önemli amacı göreli ve mutlak
yoksulluğu azaltmaktır. Ülkemizdeki duruma bakıldığında ise,
mevcut sosyal güvenlik sistemimizin bu amacı yeterince
gerçekleştiremediğini görüyoruz. Her şeyden önce bütün
vatandaşlarımız sosyal güvenlik kapsamı altında değildir.
Sosyal güvenlik sistemi içinde olan vatandaşlarımız arasında
ise, sahip oldukları haklar ve yükümlülükleri açısından bir
çok farklılıklar mevcuttur. Gerek emeklilik gerek sağlık
sistemimizin kaynakları toplumun görece daha iyi durumdaki
kesimlerine aktarılmaktadır. Diğer taraftan, sosyal güvenlik
sisteminin yaşadığı finansman sorunu, kamu finansmanı
üzerinde yarattığı baskı dolayısıyla, başta enflasyon olmak
üzere, diğer temel ekonomik göstergeleri de olumsuz
etkilemektedir. Son on yıldır bizzat sosyal güvenlik
sisteminin kendisi ülke ekonomisinde istikrarsızlık yaratan
ana sebeplerden biri haline gelmiştir. Kamu bütçesinden
sosyal güvenlik kurumlarının açıklarını kapatmak için söz
konusu kurumlara yapılan transferlerin milli gelir içindeki
payı % 4.8’e ulaşmıştır.
Türkiye’de
emeklilik sistemi mali açıdan dengede olsaydı bile,
demografik yapıdaki değişimler nedeniyle sistemde köklü
değişiklikleri yapmak zorundayız. Türkiye nüfusu diğer bir
çok gelişmiş ülkeye oranla hızla yaşlanmaktadır. Yaşlıların
(65 yaş ve üstü kişilerin) toplam nüfus içindeki payının
%7’den %14’e ulaşması Fransa’da 115, Batı Almanya’da ve
İngiltere’de 45 yıl, ABD’de 75 yıl sürmüşken, Türkiye’de bu
orana 25 yılda ulaşılacaktır.
Nüfusumuzun
hızla yaşlanmasından kaynaklanan sorunlara rağmen, ülkemizin
önünde “demografik fırsat penceresi” olarak adlandırılan bir
dönem bulunmaktadır. Önümüzdeki 20 yıl çalışabilir nüfusun
artacağı bir dönem yaşanacaktır. Bu 20 yıllık dönem, aynı
zamanda gerek büyüme hızının, gerek toplam tasarrufların
yükselmesi, dolayısıyla sosyal güvenlik kurumlarının fon
birikimi sağlaması beklenen bir dönemdir. Önümüzde bir
kereliğine açılacak olan bu fırsat penceresinden en iyi
şekilde yararlanmak için de sosyal güvenlik reformu
gereklidir. Bu fırsat dönemi 2025 yılından sonra çalışanlara
bağımlı olan nüfusun toplam nüfus içindeki payının hızlı
artmaya başlamasıyla sona erecektir. Mevcut nüfus yapısı ile
bu kadar büyük sorunlar yaşayan bir sosyal güvenlik
sistemin, yaşlanma sorunu ile karşılaştığımızda sürdürülmesi
mümkün olmayacaktır. Bundan 20-30 yıl sonra alınması gereken
önlemler ise çok ağır olacaktır.
Mevcut
sosyal güvenlik sisteminin açıkları için her yıl oldukça
büyük miktarlarda kaynak aktarıldığı halde ülkemizde
yoksulluk oranı da oldukça yüksek. Aktarılan kaynaklar
yerine gitmiyor mu?
Sosyal
güvenlik sistemlerinin temel amacı insanları yoksulluğa
karşı korumaktır. Yoksulluk, önlem alınmadığı taktirde,
kendisini çoğaltan bir olgudur. Sosyal yardım ve hizmetler
de dahil olmak üzere, ülkemizde sosyal güvenlik kurumlarının
2005 yılındaki toplam harcamalarının milli gelire oranı %
12.1
gibi yüksek bir düzeyde
olmasına karşın, mevcut sistem yoksulluğu önlemek konusunda
yeterince etkili değildir. Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere
kendi hesabına çalışanlar, ücretsiz aile işçileri ve
yevmiyeli çalışanlar arasında yoksulluk riski, işsizlerden
daha yüksektir. 2005 verilerine göre bu üç kesimde
çalışanların %76’sı kayıt dışındadır. Yoksulluk riskinin en
düşük olduğu iki grupsa, işverenler ile ücretli ve maaşlı
çalışanlardır. Oysa, sosyal güvenlik kurumları aracılığı ile
aktarılan kamu kaynakları büyük oranda emeklilik sistemi
açıklarını finanse etmek amacıyla kayıtlı çalışma ve emekli
olma olanağını yakalamış bu kesime yöneliktir. Bu durum,
kamu kaynaklarının yoksulluğu önlemek konusunda yeterince
etkin kullanılmadığının açık bir göstergesidir.
6. 1999
yılında Sosyal Güvenlik Reformu yapıldı. Şimdi tekrar niye
yapılıyor?
1999 yılında
yapılan reform, daha çok emeklilik sisteminin yaş, aylık
bağlama oranı, aylık hesaplama yöntemi gibi parametrik
değişikliklerine ilişkindi. Ancak o dönemde de Emekli
Sandığında yaş dışında bir değişiklik yapılamamıştı.
Bu kez ise
ağırlığı kurumsal yapılanma olan çok daha kapsamlı bir
reform tasarımı söz konusu. Sosyal Güvenlik reformunun temel
amacı adil, kolay erişilebilir, yoksulluğa karşı daha etkin
koruma sağlayan, mali açıdan sürdürülebilir bir sosyal
güvenlik sistemine ulaşabilmektir. Tüm nüfusu kapsayan tek
bir emeklilik, tek bir sağlık sistemi, muhtaçlığa dayalı ve
adil bir sosyal yardım sistemi ile sosyal güvenlik
kurumlarının tek çatı altında birleştirilmesini içeren
oldukça kapsamlı bir reform gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu
yönüyle değerlendirildiğinde Cumhuriyet tarihimizin en
önemli ve en kapsamlı sosyal güvenlik reformu olduğunu
söyleyebiliriz.
Yürütülen
reform 1999 da yapılan reformun alternatifi değildir. O
dönemde yapılamayanların tamamlandığı ve bunun çok ötesinde
unsurlar içeren yapısal bir reform söz konusudur.
7. Reform
sonrası mevcut emeklilerin maaşında bir düşüş olacak mı?
Emeklilerimizin aylıklarının düşmesi söz konusu değildir.
Bir kişi ne kadar emekli maaşı alıyorsa o maaşı almaya devam
edecektir. Her yıl emekli maaşlarındaki artışlarla ilgili
düzenlemeler yapılmaktadır. Bu artışların genellikle son 6
ayda gerçekleşen TÜFE artış oranı kadar olması
sağlanmaktadır.
8. Örneğin
şu an 47 yaşında emekli olacak bir kişinin, yeni yasayla
emeklilik yaşında bir değişiklik olacak mı?
Şu anda
çalışan hiç kimsenin emekliliği hak etme koşulu
değişmeyecektir. Mevcut kanunlara göre bir kişi hangi yaşta
emekli olacaksa o yaşta emekli olabilecektir. Mevcut üç
sosyal güvenlik kurumunda emeklilik yaşı kademeli olarak
artmakta ve 2023 yılında kadın sigortalılar için 58’e, erkek
sigortalılar için ise 60’a yükselmektedir.
Yeni kanun
tasarında 2035 yılına kadar emekli yaşında bir artış
öngörülmemektedir. Emeklilik yaşı 2036 yılından itibaren
kademeli olarak artacak ve
2048 yılında 65’e ulaşacaktır.
9. Bu
gün emekli maaşı düşük olan bir kişinin yeni yasadan sonra
maaşı artacak mı?
Yeni yasada
mevcut emekliler ile ilgili herhangi bir değişiklik yoktur.
Mevcut emeklilerin maaşlarındaki artış her yıl enflasyondaki
yükselişine paralel olarak yapılacaktır.
10.
Yeni yasaya tabi olacak bir
kişinin emekli aylığı mevcut emekliler gibi düşük mü olacak?
Ülkemizde
emekli aylıklarının miktarının sigortalıların geçimlerini
rahatlıkla sürdürmelerine yetmediği bilinmektedir. Ne var
ki, bu sorun sosyal güvenlik düzenlemelerinden çok istihdam
piyasasının durumuyla ilgilidir. Ülkemizdeki emekli
aylıklarının düşük olmasının nedeni çalışırken kazanılan ya
da beyan edilen ücret düzeylerinin düşük olmasıdır.
İşgücünün vasfının düşük, işsizlik oranının yüksek ve kayıt
dışı çalışmanın yaygın olması ortalama ücret düzeyini
olumsuz etkilemektedir.
Emekli aylıklarının düzeyi belirleyen diğer unsur ise aylık
bağlama oranıdır. Bu oran ülkemizde oldukça yüksektir: Aylık
bağlama oranı dünya ortalaması her yıl için 1,5 iken, bu
oran SSK ve Bağ-Kur’da 2,6 Emekli Sandığında 3’tür. Bu
durum, emekli aylıklarının net ücrete çok yakın bazen de
onun üzerinde olması sonucunu doğurmaktadır. Örneğin, asgari
ücretle çalışan bir kişi net olarak 380 YTL alırken, emekli
olduğunda 458 YTL almaktadır. Yani emekli olan birisi
çalışırken elde ettiği ücretten daha yüksek emekli aylığı
alabilmektedir.
Yeni sistem daha uzun süre çalışmayı, çalışma ücretinin daha
büyük bölümünün biriken paraya (prime) dahil edilmesini
öngörmektedir. Ekonomik gelişme düzeyimizin giderek
iyileşeceği, bunun da genel ücret düzeyini yükselteceği göz
önüne alındığında, gelecekte emekli aylıklarının satın alma
gücü bakımından bugünkünden daha yüksek olması
beklenmektedir.
11.
Bazı emeklilerin maaşı yüksek
bazılarının ki düşük oluyor neden? Yeni yasayla nasıl
olacak?
Emekli
aylıkları arasındaki farkın nedeni sigortalıların prime esas
kazançlarının veya çalışma sürelerinin bir birinden farklı
olmasıdır. Diğer yandan aynı durumda olan sigortalıların
emekli aylıklarının da emeklilik tarihine göre bir birinden
farklı olduğu görülebilmektedir. Bunun nedeni ise, önceki
yıllarda farklı tarihlerde çıkarılan yasalarla, prime esas
kazanç taban ve tavanı arasındaki oranın veya prime esas
kazanç tespitinin değiştirilmiş olmasıdır. Yeni yasa ile
aynı durumdaki sigortalıların aynı emekli aylığından
yararlanabilmesi sağlanacaktır.
12.
Emekli olduktan sonra aylıklar
nasıl belirlenecek ?
Aylık
bağlama oranı, kişinin sigortalı olarak geçirdiği her yıl
başına çalışma süresi boyunca prime esas kazançlarından
hesap edilen ortalama aylık kazanç veya gelirinin yüzde
kaçını emekli aylığı olarak alacağını gösterir. Ülkemizde
aylık bağlama oranları dünyadaki diğer ülkelerden daha
yüksektir. Mevcut net ücretinin % 100’ünün üstünde oranlarda
aylık bağlanmaktadır. Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere,
Lüksemburg dışında AB ülkelerinde emekli aylıklarının son
alınan net ve brüt ücrete göre oranı ülkemizden düşüktür.
Ayrıca, üyesi bulunduğumuz OECD ülkelerinin ortalaması şu
anda % 68.7’dir. Yeni yasada ülkemizde uygulanan aylık
bağlama oranlarının, ancak 2041 yılında diğer ülkelerde şu
anda uygulanan ortalama oranlara getirilmesi
hedeflenmektedir. Aylık bağlama oranı düşünce aylıkların da
düşeceği sonucuna varılmaktadır. Ancak, bağlanan aylığın
miktarını sadece aylık bağlama oranı belirlememekte, kişinin
çalışma süresi ve çalışma süresi boyunca aldığı aylık
ücretler doğrudan etkilemektedir.
AB
Ülkelerinde Emekli Aylıklarının Net ve Brüt Ücrete Oranları

13.
Yeni yasayla emeklilik yaşı
yükselecek mi?
2035 yılına
kadar emeklilik yaşı değiştirilmeyecektir. 2036 yılından
itibaren emeklilik yaşlarında hayatta kalma beklentisindeki
artışa paralel, kademeli bir artış gerçekleşecektir.
Yıllar İtibarıyla
Emeklilik Yaşları
|
YILLAR |
ERKEK |
KADIN |
|
2005-2035 |
Değişmiyor |
Değişmiyor |
|
2036-2037 |
61 |
59 |
|
2038-2039 |
62 |
60 |
|
2040-2041 |
63 |
61 |
|
2042-2043 |
64 |
62 |
|
2044-2045 |
65 |
63 |
|
2046-2047 |
65 |
64 |
|
2048 |
65 |
65 |
Yani halen
çalışan sigortalıların emeklilik yaşı yükselmeyeceği gibi,
yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, ancak 2035 yılından
itibaren emekli olacaklar için emeklilik yaşı yükselmiş
olacaktır.
14.
Sisteme 2007 yılından itibaren
yeni girenler için ne değişecek?
İlk defa
2007 yılından itibaren sigortalı olacaklar için emeklilik
yaşı 2036 yılına kadar kadınlar için 58, erkekler için 60,
2036 yılından itibaren ise 13. sorunun cevabında
gösterildiği gibi kademeli olarak artacaktır.
Sadece SSK kapsamındaki kişiler için 7000 gün olan prim
ödeme gün sayısı 20 yıl içinde her yıl 100’er gün
artırılarak 9000 güne çıkacaktır. Ancak, kısmi emeklilik
nedeniyle kişilerin 5400 gün üzerinden de emekli olması
alternatifi bulunmaktadır.
Sadece SSK
kapsamındaki kişiler için 7000 gün olan prim ödeme gün
sayısı 20 yıl içinde her yıl 100’er gün artırılarak 9000
güne çıkacaktır. Ancak, kısmi emeklilik nedeniyle kişilerin
5400 gün üzerinden de emekli olması alternatifi
bulunmaktadır.
15.
SSK’lılar için 2007 yılında ilk
defa sigortalı olanlar artık 9000 gün prim ödemek zorunda
olacak. 9000 gün işçiler için fazla değil mi?
Halen Emekli
Sandığı ile Bağ-Kur’da emekli olabilmek için 25 yıl, yani
9000 gün prim ödenmesi gerekmektedir. Sadece SSK’da bu süre
7000 gün, yani 19 yıldan biraz fazladır. Prim gün sayıları
ile ilgili yeni düzenleme, tasarının yasalaşmasından sonra
sigortalı olanlar için geçerli olacaktır. Bu düzenlemeye
göre 7000 günden 9000 güne her yıl 100 gün olmak üzere 20
yılda kademeli olarak artacaktır. Halen SSK kapsamında
sigortalı olanlar ise 7000 gün prim ödemek suretiyle emekli
olabilecektir.Ayrıca TBMM Plan veBütçe Komisyonunda yapılan
bir düzenleme ile, işsizlik ödeneği alınan dönemde malüllük
yaşlılık ve ölüm sigortası primleri İşKur tarafından
yatırılacağı için işsizlik ödeneği alınınan dönemde emekli
olmak için gerekli prim ödeme gün sayısına eklenecektir.
16.
Devlet memurlarının aylıkları
reform nedeniyle düşecek mi?
Kamu
görevlilerinin prime esas kazanç matrahları bugüne oranla
artacağından ve bu matrah üzerinden prim alınacağından ele
geçen net ücretlerinin azalabileceği yönünde bir kaygı
vardır. Ancak, net ele geçen ücretin düşmemesi için prim
artışının bütçeden karşılanması düşünülmektedir. Böylece
kamu çalışanları açısından da net ücrette bir düşme meydana
gelmeyecektir

Genel Sağlık Sigortası
SOSYAL GÜVENLİK REFORMU - GENEL SAĞLIK
1)
Genel Sağlık Sigortası nedir? Mevcut sistemden farkları
nelerdir?
Reformun getireceği bir diğer önemli yenilik, bütün
vatandaşların yanı sıra Türkiye’de bir yıldan daha uzun süre
yaşayanlar, vatansızlar ve sığınmacıları da kapsayan bir
Genel Sağlık Sigortası’nın kurulmasıdır. Genel Sağlık
Sigortası uygulaması ile birlikte vatandaşlar arasında
sağlık hizmetine erişim ve kullanım konusundaki ayrımcılığın
sona ermesi, herkese eşit kapsam ve kalitede sağlık hizmeti
sunulması amaçlanmaktadır. Planlanan bir diğer önemli
yenilik ise, yoksul vatandaşların sağlık sigortası
primlerinin devlet tarafından karşılanacak olmasıdır.
Ayrıca, anne ya da babasının prim borcu olup olmadığına yada
diğer yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine
bakılmaksızın, 18 yaş ve altındaki bütün çocuklar koşulsuz
olarak bütün sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına sahip
olacaklardır.
Çalışanların primleri işverenleri tarafından, işveren
olanların veya zengin olanların primleri kendileri
tarafından, yoksul olanların primleri ise devlet tarafından
yatırılmak suretiyle tüm vatandaşlarımız sağlık sigortası
güvencesine kavuşacaktır.
Genel Sağlık Sigortası kapsamında verilecek sağlık
hizmetleri ile ödenen prim miktarı arasında bir ilişki
olmayacaktır. Özel sigortacılıktan farklı olarak, bir risk
hesabı yapılmayacaktır. Genel Sağlık Sigortasında sağlık
hizmetleri gerek kamu gerekse özel sektör hastaneleri,
laboratuarları ve tetkik merkezlerinden, aile hekimleri ve
birinci basamak olarak tanımlanmış polikliniklerden hizmet
alınmak suretiyle sağlanacaktır. Sigortalılar, sözleşme
imzalayan sağlık hizmeti sunucularından hiçbir bedel
ödemeksizin faydalanabileceklerdir. Tasarı ile kamu – özel
ayrımı olmadan, sektörün tamamında rekabet şartlarına
dayanan daha kaliteli sağlık hizmet üretilmesi teşvik
edilecektir. Özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin
etkin kullanımıyla hastanelerde yığılmaların azalacağı,
vatandaşlarımızın sağlık hizmetine daha rahat erişerek, daha
etkin bir sağlık hizmeti alabileceği düşünülmektedir.
2)
Genel Sağlık Sigortasından sonra mali yapı nasıl
şekillenecektir?
Türkiye’de sağlık alanında yapılan harcamalar günümüzde
milli gelirin %2’sinin üzerine çıkmıştır. Sağlık Bakanlığı
tarafından yürütülmekte olan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile
birlikte uygulandığında, Genel Sağlık Sigortasının toplam
maliyetinin 2025 yılında milli gelirin % 6.6’sıyla, Genel
Sağlık Sigortası finansman açığının ise % 3.7 ile sınırlı
kalacağı tahmin edilmektedir. Mevcut duruma kıyasla bütün
vatandaşların sağlık sigortası güvencesine kavuşacağı
dikkate alındığında, reformun milli gelirin % 0.5’i kadar
ilave bir kamu açığıyla gerçekleşmesi mümkün gözükmektedir.
Elbette burada, Sağlıkta Dönüşüm Programının başarısı ve
özellikle ülkemizde sevk zincirinin etkin bir şekilde
yerleşmesi ve sağlık hizmeti sunumunda sağlanması beklenen
verimlilik artışları kritik önem taşımaktadır.
3)
Sağlık hizmetlerinin paralı olacağı doğru mu?
Genel Sağlık Sigortası ile birlikte sağlık hizmetlerinin
paralı olacağı doğru değil. Tüm vatandaşlar Genel Sağlık
Sigortası kapsamında sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak
faydalanacaktır. Ancak, bugün olduğu gibi ayaktan tedavide
kullanılan ilaç ve ortez-protezlerde %10 ila %20 arasında
katkı payı alınacaktır. Genel Sağlık Sigortası ile katılım
payı alınacak yeni bir unsur getirilmemektedir. Hatta katkı
payı tutarının asgari ücretin %75 ini geçmesi halinde, aşan
kısmı sigortalıdan alınmayacaktır. Bu oran halen asgari
ücretin 1 ila 1,5 katı arasında değişmektedir.
4)
Sağlık yardımlarını almak için neden ayrıca prim ödüyoruz?
Vergilerle karşılamak mümkün değil mi? Primli sistem ile
vergili sistem arasındaki fark nedir? Neden primli sistemi
tercih ettiniz?
Diğer tüm kamu hizmetlerinde olduğu gibi, sağlık hizmetinin
de bir bedeli vardır. Bu bedeli ödeyenler de
vatandaşlarımızdır. Ülkemizde toplanan vergiler diğer kamu
harcamalarına dahi yetmezken, yılda yaklaşık 15 milyar
doları içeren bu harcamanın vergilerle ödenmesi mümkün
görünmemektedir.
Aslında “prim” de bir vergi türüdür. Verginin tüm unsurları
primde de bulunmaktadır. Sağlık harcamalarının genel
vergiler yerine primle finanse edilmesinin en önemli yararı,
Devletin bu sayede her yıl % 12 oranında geliri sadece
sağlık harcamaları için garanti etmesidir. Aksi takdirde her
yıl bütçe görüşmelerinde sağlığa genel bütçeden ayrılan pay
tartışma konusu olacaktır.
5)
Emeklilerden ve hak sahiplerinden sağlık primi alınacak mı?
Emekliler ve bunların hak sahiplerinden sağlık primi
alınması söz konusu değildir.
6)
İsteğe bağlı sigortalılar ve isteğe bağlı sigortalılıktan
emekli olan kişiler sağlık sigortasından yararlanabilecekler
mi?
İsteğe
bağlı sigortalı kişiler Kanunla belirlenen prime esas
kazancın alt sınırı ile üst sınırı arasında kendisinin
belirleyeceği oran üzerinden %12 oranında genel sağlık
sigortası primi ödeyerek genel sağlık sigortası kapsamında
sağlık yardımlarından yararlanabilecektir. Yeni Kanunla
birlikte, mevcut durumda sağlık yardımından yararlanamayan
Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılık sonucunda emekli olan
kişiler de, genel sağlık sigortası kapsamında, diğer
emekliler gibi sağlık sigortası için ayrıca prim
ödemeksizin, sağlık hizmetlerinden yararlanabileceklerdir.
7) 18
yaşından büyük çocuklar sağlık yardımlarından
yararlanabilecek mi?
-
Tasarı
ile GSS ve Emeklilik kuralları ayrı ayrı düzenlenmiştir.
Bugüne kadar sosyal güvenlikte sağlık hakkı, çalışma
ilişkisinin bir sonucu olarak ele alınırken, Tasarı ile
vatandaşlık temeline dayandırılmıştır.
-
GSS bakımından çocuklar;
-
18
yaşına kadar, anne ya da babalarının GSS kapsamında
tescilli olup olmadığına bakılmaksızın, sağlık hakkından
yararlandırılacaklardır.
-
Çocuğun anne ya da babası yok ise primini Devlet
tarafından ödenmek suretiyle GSS kapsamında sağlık
hakkından yararlandırılacaktır.
-
18
yaşından sonra ise evli olmamak, kendisinin çalışmaması,
gelir ya da aylık bağlanmamış olması şartlarıyla; lise
veya dengi öğrenim görmesi, çıraklık eğitimi görmesi,
mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşına kadar, yüksek
öğrenim görmesi halinde ise 25 yaşına kadar anne ya da
babasının üzerinden sağlık hakkından
yararlandırılacaktır.
-
Malul
olduğu tespit edilen çocuklara ise kız ya da erkek
olmasına, yaşına bakılmaksızın anne ya da babasının
üzerinden sağlık hakkından yararlandırılacaktır.
-
Kişi
18, 20 ya da 25 yaşından sonra ise sağlık hakkının
vatandaşlık temeline dayandırılması nedeniyle bir birey
olarak ele alınarak, GSS kapsamında olmaya devam
edecektir. Bu kişinin çalışması, varlıklı olması halinde
primini kendi ödeyerek, prim ödeyecek durumda olmayanlar
açısından ise primini Devlet tarafından ödenmek
suretiyle GSS kapsamında sağlık hakkından
yararlandırılacaktır.
-
Anne
ya da babası üzerinden gelir ya da aylık alanlar
açısından ise bu gelir ve aylığı almaya devam ettiği
sürece GSS kapsamında sağlık hakkından
yararlandırılacaktır.
Çocuklar Bakımından
Tasarı ile Sağlanan Yenilikler
-
Tasarı
ile kız ve erkek çocuklar sağlık hakkı bakımından 25
yaşından sonra anne ya da babalarının vesayetinden
çıkarılarak, erişkin olan bu bireyler kendi adlarına GSS
kapsamına alınmaktadırlar.
-
Tasarı
ile sağlık hakkı bakımından AB normlarına uygun olarak,
kız ve erkek çocuklar arasında eşit olmayan uygulamaya da
son verilmiştir.
-
Anne ya
da babasının sosyal güvencesi olmayan kişiler açısından,
mevcut uygulamada kişilerin sağlık güvencesi yok iken,
Tasarı ile ilk defa sağlık güvencesine kavuşturulmaktadır.
-
Tasarı
ile sadece lise ve dengi okullar değil, çıraklık eğitimi
ile işletmelerde mesleki eğitim görenler de bu eğitimleri
süresince ilk defa anne ya da babasının üzerinden sağlık
hakkından yararlandırılacaktır.
8) Sigortalının
anne ya da babası, sigortalının kendisi üzerinden sağlık
yardımlarından yararlanabilecek midir?
Geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı, Kurumca
belirlenen kriterlere göre tespit edilen ve hiçbir sosyal
güvencesi olamayan anne ve babası, sigortalının kendisi
üzerinden sağlık yardımlarından yararlanabileceklerdir.
9)
Sağlık hizmetlerinden fark alınacak mı?
a)
Genel sağlık sigortalısı kişi sözleşmeli sağlık
kuruluşuna müracaat ederse:
GSS
kapsamında bedeli ödenecek sınıftaki odalardan daha üst
seviye odada kalmalarda otelcilik hizmetleri ile öğretim
görevlisi (profesör, doçent) tarafından sağlanacak sağlık
hizmetleri dışında fark ücreti alınmayacaktır.
b)
Genel sağlık sigortalısı kişi sözleşmesiz sağlık
kuruluşuna müracaat ederse:
Sevk
zincirine uyarak giderse GSS ile belirlenen sağlık hizmeti
bedelinin %70’i Kurumca karşılanır. Sağlık hizmeti bedelinin
GSS ile belirlenen bedeli aşan kısmı hastadan fark olarak
talep edilebilir. Genel sağlık sigortalısı sözleşmesiz
sağlık kuruluşuna sevk zincirine uymaksızın giderse, GSS ile
belirlenen bedelin %50’si Kurumca karşılanır bu miktarı aşan
kısım hastadan fark olarak talep edilebilir.
Sözleşmesiz sağlık kuruluşları acil hallerde hastadan fark
talep edemeyeceklerdir.
10) Prim
borcu olan Bağ-Kur sigortalıları hiçbir sağlık yardımı
alamıyor. Yeni sistemde bu sorun nasıl çözülecek?
SSK’lı ve Emekli Sandığı kapsamındaki vatandaşlarımızın
sağlık primini ödeme sorumluluğunun işverenlere ait olması
nedeniyle, prim borcunun ödenmemesi sağlık yardımının
verilmesine engel teşkil etmemektedir. Ancak Bağ-Kur’lu
vatandaşlarımız hem sigortalı hem de işveren
pozisyonundadır. Bu nedenle prim borcunun ödenmesi önem
taşımaktadır.
Genel Sağlık Sigortası uygulaması bu sorun tamamen çözemese
de, mevcut sisteme göre Bağ-Kur’lu vatandaşlarımız açısından
önemli iyileştirmeler getirmektedir. Bağımsız çalışan
kişiler prim borcunu ödememiş olsalar dahi, acil durumlarda,
koruyucu sağlık hizmetlerinde, bulaşıcı hastalıklarda, iş
kazası ve meslek hastalığı hallerinde sağlık yardımlarını
alma hakkına sahip olmaktadırlar.
11) Genel
Sağlık Sigortasında hangi hastalıklar karşılanacak? Tüp
bebek de buna dahil mi?
Genel Sağlık Sigortası, kişisel koruyucu sağlık hizmetleri
dahil olmak üzere, bugün mevcut sosyal güvenlik kurumlarının
karşıladığı tüm sağlık hizmetlerini karşılayacaktır. Ayrıca,
yurtdışında tedavi ve tüp bebek gibi, daha fazlasını da
karşılayacaktır. Genel Sağlık Sigortası tarafından
karşılanmayacak sağlık hizmetleri sadece estetik amaçlı
sağlık hizmetleri ve Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat
verilmeyen veya tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen
sağlık hizmetleridir.
12) Genel
sağlık sigortası kapsamında tüp bebek yardımından
yararlanabilmek için neler gerekir?
Genel sağlık sigortalısının kadın ise kendisi, erkek ise
karısı için;
-
Normal
tıbbi yöntemlerle çocuk sahibi olamayacağının tespit
edilmesi,
-
23-39
yaş aralığında olması,
-
Son üç
yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç
alınamadığının yetkili sağlık kurullarınca
belgelendirilmesi,
-
Uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin Kurumla sözleşmeli
olması
-
En az
beş yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü
olduğu kişi olup 900 gün genel sağlık sigortası primi
ödemiş olması,
şartlarıyla en fazla iki denemeyle sınırlı olmak üzere
yardımcı üreme yöntemi tedavileri ile başka tıbbi
yöntemlerle tedavinin mümkün olmadığı ve yetkili sağlık
Kurullarınca tıbben zorunlu görüldüğü durumda yardımcı üreme
yöntemleri
13)
Koruyucu sağlık hizmetleri kapsama alınacak mı?
Evet, koruyucu sağlık hizmetleri ilk defa sosyal güvenlik
kapsamına alınmaktadır. Sigorta kuruluşu için esas olan
kişinin hastalanmamasıdır. Genel Sağlık Sigortası’nın en
temel hedefi ve başarı göstergesi toplumun sağlık
göstergelerinde sağlanacak iyileşme olacaktır. Bu açıdan en
önemli iki unsur koruyucu sağlık hizmetleri ve bunu
uygulayacak aile hekimliği sistemdir. Bu iki unsur da Genel
Sağlık Sigortası kapsamında yer almaktadır.
14)
Yurtdışında tedavi imkanı olacak mı?
Sigortalılar ülkemizde tedavi edilemeyen rahatsızlıkları
için yurt dışında tedavi olabilme hakkına sahip olacaktır.
15) Genel
Sağlık Sigortası Kapsamında kişiler diledikleri sağlık
hizmeti sunucularına gidebilecekler mi?
Genel sağlık sigortalıları ve bakmakla yükümlü oldukları
kişiler sevk zinciri kurallarına uymak kaydıyla sağlık
hizmetleri sunucuları arasından, dilediklerini seçme hakkına
sahip olacaklardır
16)
Sigortalı sözleşmesiz sağlık kurumlarına giderse veya sevk
sistemine uymazsa ne olacak?
Sigortalı
ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler;
-
İş
kazası ile meslek hastalığı, afet ve savaş hali ile acil
haller dışında sevk zincirine uymaksızın sözleşmeli sağlık
hizmeti sunucularına başvurdukları takdirde sağlık
hizmetlerinin sadece %70’i Kurum tarafından ödenir.
-
Sevk
zincirine uyarak sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucusuna
başvurdukları takdirde aynı sağlık hizmeti için sözleşmeli
sağlık hizmeti sunucularına ödenen bedelin %70’i Kurum
tarafından karşılanır. Geri kalan kısım sigortalı
tarafından ödenir.
-
Sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucusuna sevk zincirine
uymaksızın başvururlarsa aynı sağlık hizmeti için
sözleşmeli kuruluşlara ödenen bedelin %50’si Kurum
tarafından karşılanır. Geri kalan kısım sigortalı
tarafından ödenir.
17) Temel
Teminat Paketi adı altında bazı hastalıkların sigorta
kapsamı dışına çıkartılacağı yoğun olarak dile getiriliyor.
Haklılık payı yok mu?
GSS
hükümleri hiçbir çalışanın ve emeklinin mevcut haklarını
geriye götürmüyor. Tam tersine, bütün yurttaşlarımızın,
özellikle Yeşil Kart kapsamındaki vatandaşlarımızın sağlık
yardımlarının kapsamı genişliyor. Yasanın, GSS'ce sağlanacak
sağlık hizmetlerinin kapsamını düzenleyen 63'üncü maddesine
göre ise halen SSK, Bağ-Kur, ES, Maliye Bakanlığı ve Yeşil
Kart kapsamında bulunan haklardan hiçbir şekilde geriye
gidiş söz konusu değil. Hatta koruyucu sağlık hizmetlerinin
ve tüp bebek uygulaması ile kapsam daha da genişliyor.
Yurtdışında tedavi hakkı tüm yurttaşlarımıza tanınıyor.
GSS'ce karşılanmayacak sağlık hizmetleri sadece estetik
amaçlı sağlık hizmetleri ve Sağlık Bakanlığınca izin veya
ruhsat verilmeyen veya tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul
edilmeyen sağlık hizmetleri. Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Yasası'nda
'Temel Teminat Paketi'
kapsamı ve kavramı yer almıyor. İlk tasarıda yer alan bu
kavram, Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu'nda sosyal
tarafların istemleri üzerine tasarıdan çıkarıldı.
Eleştiriler, o ilk tasarıya göre yapılıyor.
18) Aile
hekimliği ne anlama geliyor?
Aile hekimliği her vatandaşımızı ait temel sağlık
bilgilerinin tutulduğu ve takip edildiği ilk basamak sağlık
birimidir. Halen Sağlık Bakanlığı aile hekimliği sistemini
ülke çapında yaygınlaştırmak üzere çalışmalarını yürütüyor.
Bu çalışmalar sonucunda aile hekimliği sistemi
yaygınlaştıkça vatandaşlarımızın kendi aile hekimleri
olacak. Böylece, her defasında hekime aile üyeleri ya da
kendi sağlığıyla ilgili bilgileri aktarmasına gerek
olmayacak veya bunların tespiti için her defasında tetkik ve
tahlile ve bunlar için ayrı ayrı para ödemesine, zaman
harcamasına, gereksiz ilaçları almasına gerek kalmayacak.
19)
Aile
hekimliği kişilere bir sorumluluk getirecek mi?
Aile hekimlerinin ücreti sosyal güvenlik kurumlarınca
ödeneceğinden, maddi bir sorumluluk olmayacak. Ancak,
sigortalıların sağlık sorunlarında doğrudan hastanelere
gitmeyip, ilk önce aile hekimlerine müracaat etmeleri
gerekecek.
20) Özel
Sağlık Sigortası olanlar GSS kapsamına girmek zorunda mı?
Kişilerin tercih hakkı olacak mı?
GSS sosyal sigortacılık ilkelerine dayanmaktadır. Yani
kişilerin sağlık güvencesine girmeleri kendi isteklerine
bırakılmamaktadır. Bu sayede gelir dağılımı ve sigortacılık
ilkesi gereği zenginlerden fakirlere, sağlıklı olanlardan
hasta olanlara, bekar olanlardan evli ve çocuklu olanlara,
gençlerden yaşlılara kaynak transferi gerçekleşmektedir.
Ancak bu şekilde sosyal devletin sağlık alanında yaşama
geçirilmesi mümkün olmaktadır. Sistem isteğe bağlı
yapıldığında, zengin olanlar, genç olanlar, bekar olanlar,
sağlıklı olanlar sistemden çıkmayı tercih edecektir. Bu
durumda Genel Sağlık Sigortası sisteminin mali yükü çok daha
fazla artacaktır. Ayrıca, toplum bireyleri arasındaki çok
önemli bir dayanışma olanağı da kaybolacaktır.
Ancak, sistem ayrıca özel sigorta yaptırmak isteyen
vatandaşlarımızı engellememekte, bu kişiler özel sağlık
sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödedikleri ve
aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık
sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payı tutarlarını
prime esas kazançtan muaf tutabilirler.
Kaynak:csgb
veri bank
 |