|
Adalet
Bakanlığından
ÇOCUK KORUMA
KANUNUNUN UYGULANMASINA İLİŞKİN USÛL
VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK
(24.12.2006)
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam,
Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 –
(1) Bu Yönetmeliğin amacı, korunma
ihtiyacı olan veya suça sürüklenen
çocukların korunması, haklarının ve
esenliklerinin güvence altına
alınması ile Çocuk Koruma Kanununun
uygulanmasına ilişkin usûl ve
esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 –
(1) Bu Yönetmelik, denetim altına
alınmasına karar verilen, korunma
ihtiyacı olan ve suça sürüklenen
çocuklar hakkında yürütülecek
uygulamalar ile sosyal inceleme
raporlarına ve suça sürüklenen
çocukların soruşturma ile yargılama
usûllerine ilişkin kuralların
uygulanmasına ve bu konuyla ilgili
olarak görev yapanların hizmet
öncesi ve hizmet içi eğitimine dair
usûl ve esasları kapsar.
Dayanak
MADDE 3 –
(1) Bu Yönetmelik, 3/7/2005 tarihli
ve 5395 sayılı Çocuk Koruma
Kanununun 32 ve 47
nci
maddelerine dayanılarak
hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 –
(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;
a) Çocuk: Daha erken
yaşta ergin olsa bile,
onsekiz
yaşını doldurmamış kişiyi; bu
kapsamda,
1) Korunma ihtiyacı
olan çocuk: Bedensel, zihinsel,
ahlâkî, sosyal ve duygusal gelişimi
ile kişisel güvenliği tehlikede
olan, ihmal veya istismar edilen
ya da
suç mağduru çocuğu,
2) Suça sürüklenen
çocuk: Kanunlarda suç olarak
tanımlanan bir fiili işlediği
iddiası ile hakkında soruşturma veya
kovuşturma yapılan
ya da
işlediği fiilden dolayı hakkında
güvenlik tedbirine karar verilen
çocuğu,
b) Çocuk hâkimi:
Hakkında kovuşturma başlatılmış
olanlar hariç, suça sürüklenen
çocuklarla korunma ihtiyacı olan
çocuklar hakkında uygulanacak tedbir
kararlarını veren çocuk mahkemesi
hâkimini,
c) Kanun: 3/7/2005
tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma
Kanununu,
d) Kurum: Bu Yönetmelik
kapsamındaki çocuğun bakılıp
gözetildiği, hakkında verilen tedbir
kararlarının yerine getirildiği
resmî veya özel kurumları,
e) Mahkeme: Çocuk
mahkemeleri ile çocuk ağır ceza
mahkemelerini, çocuk mahkemesi
bulunmayan yerlerde aile
ya da
asliye hukuk mahkemeleri ile ceza
mahkemelerini,
f) Sosyal çalışma
görevlisi: Psikolojik danışmanlık ve
rehberlik, psikoloji, sosyal hizmet
alanlarında eğitim veren kurumlardan
mezun meslek mensuplarını,
g) Denetim görevlisi:
Denetimli serbestlik ve yardım
merkezlerinde kadrolu veya geçici
olarak görev yapan psikolog, sosyal
çalışmacı, sosyolog ve öğretmeni,
h) Şube Müdürlüğü:
Taşra teşkilâtındaki denetimli
serbestlik ve yardım merkezî şube
müdürlüğünü,
i) Büro: Şube müdürlüğü
bulunmayan ilçelerde denetimli
serbestlik ve yardım hizmetlerini
yürütmek üzere şube müdürlüğüne
bağlı olarak kurulan büroyu,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Soruşturma ve
Kovuşturma
Soruşturma
MADDE 5 –
(1) Suça sürüklenen çocuk hakkındaki
soruşturma, çocuk bürosunda görevli
Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat
yapılır. Gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde, soruşturma çocuk
bürosunda görevli olmayan Cumhuriyet
savcıları tarafından da yerine
getirilebilir.
(2) Çocuk mahkemeleri
ile çocuk ağır ceza mahkemeleri
bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler
kurulup göreve başlayıncaya kadar
çocuklar tarafından işlenen suçlara
ait soruşturmalar Cumhuriyet
başsavcılığının iş bölümünde
gösterilen Cumhuriyet savcısı
tarafından yapılır.
(3) Mahkemelerin yargı
çevresi dikkate alınarak, suçun
işlendiği yerin bağlı olduğu ağır
ceza mahkemesi ile bağlı bulunduğu
çocuk mahkemesi veya çocuk ağır ceza
mahkemesi farklı yerlerde bulunduğu
takdirde, Cumhuriyet savcısı çocuk
hakkında düzenlediği soruşturma
evrakını, çocuk mahkemesine veya
çocuk ağır ceza mahkemesine dava
açılmak üzere bu yer Cumhuriyet
başsavcılığına fezleke düzenleyerek
gönderir.
(4) Suça sürüklenen
çocuğun ifadesinin alınması veya
çocuk hakkındaki diğer işlemler
sırasında, çocuğun yanında sosyal
çalışma görevlisi bulundurulabilir.
(5) Mağdur çocuğun
tanık olarak dinlenmesi hâlinde,
yemin hariç, 4/12/2004 tarihli ve
5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun tanıklığa ilişkin
hükümleri uygulanır.
(6) İşlenen suçun
etkisiyle psikolojisi bozulmuş
mağdur çocuk, bu suça ilişkin
soruşturmada tanık olarak bir defa
dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya
çıkarılması açısından zorunluluk arz
eden haller saklıdır.
(7) Mağdur çocuğun
tanık olarak dinlenmesi sırasında
psikoloji, psikiyatri, tıp veya
eğitim alanında uzman bir kişi
bulundurulur. Bunlar hakkında
bilirkişilere ilişkin hükümler
uygulanır.
(8) Cumhuriyet savcısı
soruşturmayı yürütürken aynı zamanda
tedbir kararı alınabilmesi için
korunma ihtiyacı olan çocuğu, Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna
bildirmekle yükümlüdür. Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
gerekli incelemeyi derhâl yapar.
Koruyucu ve destekleyici tedbir
kararı alınması gereken hâllerde, il
veya ilçe sosyal hizmetler
müdürlüğünce çocuk hakkında bu
Yönetmeliğin 21 inci maddesine uygun
olarak hazırlanacak sosyal inceleme
raporu, talep yazısı ekinde
mahkemeye veya çocuk hâkimine
sunulur. Kurum, aynı zamanda yaptığı
inceleme sonucunda hazırladığı
sosyal inceleme raporunun bir
örneğini soruşturmayı yapan
Cumhuriyet savcılığına gönderir.
Cumhuriyet savcısı da soruşturma
sırasında gerekli gördüğünde çocuk
hâkiminden koruyucu ve destekleyici
tedbir kararı verilmesini
isteyebilir.
(9) Çocuklar hakkında,
yakalama, gözaltına alma ve ifade
almaya ilişkin hususlarda 1/6/2005
tarihli ve 25832 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan Yakalama,
Gözaltına Alma ve İfade Alma
Yönetmeliğinin çocuklara ilişkin
hükümleri uygulanır.
(10) Fiili işlediği
sırada oniki
yaşından küçük çocuklar ile
onbeş
yaşını doldurmamış sağır ve
dilsizlerin işledikleri iddia olunan
suçlara dair delillerin toplanması
veya başka fail
ya da faillerin bulunup
bulunmadığının belirlenmesine
ilişkin olarak yukarıdaki esaslar
dahilinde soruşturma yapılabilir.
(11) Görünüş itibarıyla
oniki
yaşından büyük olup, nüfus kaydına
göre oniki
yaşından küçük çocuklar ile çocuğun
nüfusa kayıtlı yaşının gerçek yaşı
olmadığının başka bir şekilde
anlaşılması hâlinde; çocuğun yaşı
hukuk mahkemesi
nezdinde dava açılıp
düzeltilmeden kamu davası açılamaz.
Çocuğun gözaltında tutulması
MADDE 6 –
(1) Gözaltına alınan çocuklar,
kolluğun çocuk biriminde tutulur.
(2) Kolluğun çocuk
biriminin bulunmadığı yerlerde
çocuklar, yukarıda belirtilen
hususlara uygun olarak, gözaltına
alınan yetişkinlerden ayrı bir yerde
tutulur.
İştirak hâlinde işlenen suçlar
MADDE 7 –
(1) Çocukların yetişkinlerle
birlikte suç işlemesi hâlinde, adlî
kolluk tarafından çocuklar hakkında
ayrı evrak düzenlenir, soruşturma ve
kovuşturma ayrı yürütülür.
(2) Bu hâlde de
çocuklar hakkında gerekli tedbirler
uygulanmakla beraber, mahkeme lüzum
gördüğü takdirde çocuk hakkındaki
yargılamayı genel mahkemedeki
davanın sonucuna kadar bekletebilir.
(3) Davaların birlikte
yürütülmesinin zorunlu görülmesi
hâlinde, genel mahkemelerde,
yargılamanın her aşamasında,
mahkemelerin uygun bulması şartıyla
birleştirme kararı verilebilir.
a) Birleştirme kararı
verilmesinin genel mahkemeler
tarafından istenildiği hâllerde;
çocuk hakkında davayı yürüten
mahkeme davaların birleştirilmesini
uygun bulursa genel mahkeme iki
davanın birleştirilmesine dair ara
kararı vererek, bunu çocuk
hakkındaki davayı görmekte bulunan
mahkemeye bildirir. Bunun üzerine
çocuk mahkemesi de birleştirme
kararı vererek dosyasını esastan
kapatır ve genel mahkemeye gönderir.
Bu takdirde birleştirilen davalar
genel mahkemelerde görülür.
b) Birleştirme kararı
verilmesinin çocuk hakkında davayı
yürüten mahkeme tarafından
istenildiği hâllerde; genel mahkeme
davaların birleştirilmesini uygun
bulursa iki davanın
birleştirilmesine dair ara kararı
vererek, bunu çocuk hakkındaki
davayı görmekte bulunan mahkemeye
bildirir. Bunun üzerine çocuk
mahkemesi de birleştirme kararı
vererek dosyasını esastan kapatır ve
genel mahkemeye gönderir. Bu
takdirde birleştirilen davalar genel
mahkemelerde görülür.
Çocuğun nakli
MADDE 8 –
(1) Çocuklara zincir, kelepçe ve
benzeri aletler takılamaz. Ancak;
zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını,
kendisinin veya başkalarının hayat
veya beden bütünlükleri bakımından
doğabilecek tehlikeleri önlemek için
kolluk tarafından gerekli önlem
alınabilir.
Adlî kontrol
MADDE 9 –
(1) Suça sürüklenen çocuklar
hakkında soruşturma veya kovuşturma
evrelerinde adlî kontrol tedbiri
olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun 109 uncu maddesinde
sayılanlar ile aşağıdaki
tedbirlerden bir
ya da
birkaçına karar verilebilir:
a) Belirlenen çevre
sınırları dışına çıkmamak,
b) Belirlenen bazı
yerlere gidememek veya ancak bazı
yerlere gidebilmek,
c) Belirlenen kişi ve
kuruluşlarla ilişki kurmamak.
Adlî kontrol tedbirlerine uymama
MADDE 10 –
(1) Adlî kontrol tedbirlerinden
sonuç alınamaması, sonuç
alınamayacağının anlaşılması veya
tedbirlere uyulmaması durumunda suça
sürüklenen çocuk hakkında yetkili
yargı mercii tarafından tutuklama
kararı verilebilir
ya da
adlî kontrolün içeriğini oluşturan
yükümlülükler bütünüyle veya kısmen
kaldırılabilir, değiştirilebilir
veya bunlardan bazılarına uymaktan
geçici olarak muaf tutulabilir.
Tutuklama yasağı
MADDE 11 –
(1) Onbeş
yaşını doldurmamış çocuklar hakkında
üst sınırı beş yılı aşmayan hapis
cezasını gerektiren fiillerinden
dolayı tutuklama kararı verilemez.
Adlî kontrol tedbirlerinin yerine
getirilmesi
MADDE 12 –
(1) Adlî kontrol yükümlülüklerinin
yerine getirilmesinde, 20/12/2005
tarihli ve 26029 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan, Denetimli
Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile
Koruma Kurulları Yönetmeliği
hükümleri uygulanır.
Kovuşturma
MADDE 13 –
(1) Çocukların duruşmaları kapalı
yapılır; hüküm de kapalı duruşmada
açıklanır. Çocuk, velisi, vasisi,
mahkemece görevlendirilmiş sosyal
çalışma görevlisi, çocuğun bakımını
üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa
kurumun temsilcisi duruşmada hazır
bulunabilir.
(2) Kovuşturma
sırasında
onsekiz yaşını doldurmuş
çocuklar hakkında yargılama açık
yapılır, hükümde açık tefhim edilir.
Ancak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun 182
nci
maddesinin ikinci fıkrasında
belirlenen koşulların varlığı
hâlinde duruşmanın kapalı
yapılmasına mahkemece karar
verilebilir.
(3) Mahkeme veya hâkim,
çocuğun sorgusu veya çocuk
hakkındaki diğer işlemler sırasında
çocuğun yanında sosyal çalışma
görevlisi bulundurabilir. Sosyal
çalışma görevlisi, çocuğa bu süreçte
haklarını öğretmek, yargılama süreci
hakkında bilgilendirmek ve kendini
güvende hissetmesi, süreci anlaması
ve görüşlerini serbestçe ifade
etmesi için ona yardım etmekle
görevlidir.
(4) Mağdur çocuğun
tanık olarak dinlenmesi hâlinde,
yemin hariç, 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanununun tanıklığa
ilişkin hükümleri uygulanır.
(5) İşlenen suçun
etkisiyle psikolojisi bozulmuş
mağdur çocuk, bu suça ilişkin
kovuşturmada tanık olarak bir defa
dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya
çıkarılması açısından zorunluluk arz
eden haller saklıdır.
(6) Mağdur çocuğun
tanık olarak dinlenmesi sırasında
psikoloji, psikiyatri, tıp veya
eğitim alanında uzman bir kişi
bulundurulur. Bunlar hakkında
bilirkişilere ilişkin hükümler
uygulanır.
(7) Duruşmalarda hazır
bulunan çocuk, yararı gerektirdiği
takdirde duruşma salonundan
çıkarılabileceği gibi sorgusu
yapılmış çocuğun duruşmada hazır
bulundurulmasına da gerek
görülmeyebilir.
(8) Çocuk mahkemeleri
ile çocuk ağır ceza mahkemeleri
bulunmayan yerlerde, bu
mahkemeler kurulup göreve
başlayıncaya kadar çocuklar
tarafından işlenen suçlara ait
kovuşturmalar görevli mahkemelerce
Kanun ve ilgili yönetmelik
hükümlerine göre yapılır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cumhuriyet
Savcılığı ve Kolluk
Cumhuriyet savcılığı çocuk bürosu
MADDE 14 –
(1) Cumhuriyet başsavcılıklarında
bir çocuk bürosu kurulur. Cumhuriyet
başsavcısınca, bu büroda Kanunun 28
inci maddesinin birinci fıkrasında
öngörülen nitelikleri haiz olanlar
arasından yeterli sayıda Cumhuriyet
savcısı görevlendirilir.
(2) Ayrıca, büroda
görevli Cumhuriyet savcıları ile
çalışmak, büro görevlerini Kanunun 4
üncü maddesine uygun olarak yerine
getirmek üzere bir müdür ve yeterli
sayıda zabıt kâtibi görevlendirilir.
Cumhuriyet savcılığı çocuk bürosunun
görevleri
MADDE 15 –
(1) Çocuk bürosunun görevleri
şunlardır:
a) Suça sürüklenen
çocuklar hakkındaki soruşturma
işlemlerini yürütmek,
b) Çocuklar hakkında
tedbir alınması gereken durumlarda,
gecikmeksizin tedbir alınmasını
sağlamak,
c) Korunma ihtiyacı
olan, suç mağduru veya suça
sürüklenen çocuklardan yardıma,
eğitime, işe, barınmaya ihtiyacı
olan veya uyum güçlüğü çekenlere
ihtiyaç duydukları destek
hizmetlerini sağlamak üzere, ilgili
kamu kurum ve kuruluşları ve sivil
toplum kuruluşlarıyla işbirliği
içinde çalışmak, bu gibi durumları
çocukları korumakla görevli Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna
veya diğer kurum ve kuruluşlara
bildirmek,
d) Çocuk Koruma
Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve
Destekleyici Tedbir Kararlarının
Uygulanması Hakkında Yönetmelik
hükümleri gereğince il veya ilçe
koordinasyon makamları ile işbirliği
içinde çalışmak,
e) Çocuk Koruma
Kanununda ve diğer kanunlarla
verilen görevleri yerine getirmek.
(2) Gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde, bu
görevler çocuk bürosunda görevli
olmayan Cumhuriyet savcıları
tarafından da yerine getirilebilir.
Kolluğun çocuk birimi
MADDE 16 –
(1) Çocuklarla ilgili kolluk görevi,
öncelikle kolluğun çocuk birimleri
tarafından yerine getirilir.
(2) Kolluk bünyesinde
çocuklarla ilgili işlemlerin
yürütülmesi sırasında, bunların
soruşturma nedeniyle kolluk
biriminde bulunan yetişkinlerle
karşılaşmalarının engellenmesi için
gerekli tedbirler alınır.
(3) Kolluğun çocuk
birimi, korunma ihtiyacı olan veya
suça sürüklenen çocuklar hakkında
işleme başlandığında durumu, derhal
çocuğun veli veya vasisine
ya da
çocuğun bakımını üstlenen kimseye,
baroya ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumuna, çocuk resmî veya
özel bir kurumda kalıyorsa ayrıca
kurum temsilcisine bildirir. Ancak,
çocuğu suça azmettirdiğinden veya
istismar ettiğinden şüphelenilen
yakınlarına bilgi verilmez.
Keyfiyet, soruşturma dosyası içine
konulmak üzere tutanak altına
alınarak derhâl Cumhuriyet savcısına
bildirilir.
(4) Çocuğun yararı
aksini gerektirmediği takdirde
kollukta bulunduğu süre içerisinde
yanında yakınlarından birinin
devamlı olarak bulunmasına imkân
sağlanır. Çocuğu suça
azmettirdiğinden veya istismar
ettiğinden şüphelenilen yakınları
yanında bulundurulmaz. Keyfiyet
hazırlanan tutanağa yazılarak adlî
veya idarî makamlara sevk edilen
evraka eklenir.
(5) Kolluğun çocuk
birimi, suça sürüklenen çocuğun
aileye teslimini gerektiren
hâllerde; çocuğun teslim edileceği
veli, vasi, kanunî temsilci veya
bakımını üstlenen kimseleri bulamaz
ya da
bunların çocuğu suça
azmettirdiğinden veya istismar
ettiğinden şüphelendiğinde bu
kişilere teslim edemez. Cumhuriyet
savcısının talimatını alarak Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna
teslim eder.
(6) Kolluk görevlisi,
teslim ettiği çocuğun veli, vasi,
kanunî temsilcisi veya bakımını
üstlenen kimselerin çocuğa yeterli
rehberliği sunamadığı veya çocuğu
yeterince gözetemediği hususlarında
bilgi edinmesi hâlinde durumu Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna
derhâl bildirir.
(7) Korunma ihtiyacı
içinde olan çocuğun bulunduğunun
bildirimi, tespiti veya hakkında
acil korunma kararı almak için
beklemenin çocuğun yararına aykırı
olacağını gösteren nedenlerin
varlığı, çocuğun teslim edileceği
veli, vasi, kanunî temsilcisi veya
bakımını üstlenen kimselerin sosyal,
ekonomik ve kültürel durumu ile
yörenin örf ve âdetleri dikkate
alınarak, çocuğun yaşama, gelişme,
korunma ve katılım hakları ile yarar
ve esenliğinin tehlikeye
düşebileceğinin tespiti hâlinde;
kolluğun çocuk birimi, durumun
gerektirdiği önlemleri almak
suretiyle çocuğun güvenliğini sağlar
ve mümkün olan en kısa sürede Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna
teslim eder. Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumu, kolluk
tarafından getirilen çocukların
derhâl teslim alınabilmesi için
gerekli önlemleri alır. Kolluğun
çocuk birimi, suç mağduru olan
korunma ihtiyacı içinde olan
çocuklar hakkında Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumuna teslim
işlemini, Cumhuriyet savcısının
talimatı doğrultusunda yapar.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Sosyal
İnceleme
Sosyal çalışma görevlilerinin
atanmaları ve çalışma esasları
MADDE 17 –
(1) Her mahkemeye en az birer ve iş
durumuna göre yeterli sayıda
psikolojik danışmanlık ve rehberlik,
psikoloji, sosyal hizmet alanlarında
en az lisans düzeyinde eğitim veren
kurumlardan mezun sosyal çalışma
görevlisi Adalet Bakanlığı
tarafından atanır. Atamada; çocuk ve
aile sorunları ile çocuk hukuku ve
çocuk suçluluğunun önlenmesi
alanlarında lisansüstü eğitim yapmış
olanlar tercih edilir.
(2) Sosyal inceleme
raporları, öncelikle mahkemelere
atanan birinci fıkrada sayılan
görevliler tarafından düzenlenir.
Ancak, Çocuk Koruma Kanununa Göre
Verilen Koruyucu ve Destekleyici
Tedbir Kararlarının Uygulanması
Hakkında Yönetmeliğin 6 ve 7
nci
maddesi hükümleri saklıdır.
Kovuşturma sırasında çocuğun korunma
ihtiyacı içinde olduğunun
anlaşılması ve sosyal inceleme
raporunun alınmamış olması hâlinde
mahkemelerin rapor talepleri
hakkında da Çocuk Koruma Kanununa
Göre Verilen Koruyucu ve
Destekleyici Tedbir
Kararlarının Uygulanması Hakkında
Yönetmeliğin 6
ncı maddesi hükmü uygulanır.
(3) Sosyal çalışma
görevlilerinin bulunmaması veya
görevin bunlar tarafından
yapılmasında fiilî
ya da
hukukî bir engel bulunması hâlinde;
birinci fıkrada öngörülen
nitelikleri haiz olmak şartıyla
diğer kamu kurum ve kuruluşlarında
çalışan veya serbest meslek icra
eden sosyal çalışma görevlileri,
inceleme için görevlendirilebilir.
(4) Sosyal çalışma
görevlilerinin görev alanı haricinde
başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç
duyulması hâlinde, birinci fıkrada
öngörülen nitelikleri haiz olmak
şartıyla mahkemece, diğer kamu kurum
ve kuruluşlarında çalışanlar ile
serbest meslek icra edenler
arasından görevlendirme
yapılabilir.
(5) Üçüncü ve dördüncü
fıkralarda sayılanlar arasından
temin edilemediği takdirde inceleme
yaptırmak için denetimli serbestlik
görevlisi olarak istihdam edilen
sosyal çalışma görevlisinden de
yararlanılabilir.
(6) Görevlendirme
yapılırken bilirkişilerin iş durumu
gözetilerek 1/6/2005 tarihli ve
25832 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununa
Göre İl Adlî Yargı Adalet
Komisyonlarınca Bilirkişi
Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında
Yönetmelik hükümlerine göre
hazırlanan listelerden yararlanılır.
(7) Üçüncü, dördüncü ve
beşinci fıkralara göre yapılan
görevlendirmelerde, incelemeyi
yapanlara mahkeme veya çocuk hâkimi
tarafından bilirkişilik esasları
çerçevesinde tayin edilecek ücret
Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü
ödeneğinden ödenir.
(8) Mahkemelere atanan
sosyal çalışma görevlilerine Kanun
kapsamındaki tedbir kararlarını
yerine getirdikleri sürece almakta
oldukları aylıklarının brüt
tutarının yüzde ellisi oranında
aylık ödenek verilir.
(9) Kanun kapsamındaki
tedbirleri uygulayan Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumunda görevli sosyal çalışma
görevlilerine almakta oldukları
aylıklarının brüt tutarının yüzde
ellisi oranında aylık ödenek
verilir.
(10) Hakkında sosyal
inceleme yapılacak çocuğun,
incelemeye tâbi tutulacak çevresi
mahkemenin yetki alanı dışında ise,
davayı gören mahkemenin talimatına
bağlı olarak çocuğun bulunduğu
yerdeki mahkemece inceleme
yaptırılır. Büyükşehir belediye
sınırları içinde kalan yerlerde bu
inceleme, davayı gören mahkemeye
bağlı olarak çalışan sosyal çalışma
görevlilerince yapılabilir.
(11) Sosyal çalışma
görevlileri, görevlerini yerine
getirmek üzere yaptıkları masrafları
belgeleyerek, görevlendirmeyi yapan
mercie ibraz eder. Merci tarafından
onaylanan giderler, Cumhuriyet
başsavcılığının suçüstü ödeneğinden
ödenir.
Sosyal çalışma görevlisinin çalışma
ilkeleri
MADDE 18 –
(1) Sosyal çalışma görevlisi
görevini yaparken Kanunda belirlenen
temel ilkeler ve meslek
etiği
kuralları uyarınca hareket eder. Bu
doğrultuda;
a) Görevlendirildiği
çocukla, gereksinimi doğrultusunda
yeterli süre ve sayıda görüşmekle,
b) Kollukta ve adlîyede
yapılacak görüşmeleri; görüşmenin
amaç ve niteliğine ve çocukların
özellik ve gereksinimlerine uygun
olarak düzenlenmiş mekanda ve
biçimde yapmakla,
c) Görüşmeye başlamadan
önce çocuğu görüşmenin amacı,
hakları ve yükümlülükleri,
görüşmenin sonuçları ve sosyal
çalışma görevlisinin yasal
yükümlülükleri hakkında
bilgilendirmekle,
d) Çocuğun katılım
hakkına saygı göstererek ve kendi
görüşlerini serbestçe oluşturma
yeteneğine veya yeterli idrak gücüne
sahip olan çocuğun kendisi ile
ilgili olarak alınacak kararlara
katılımını sağlamakla,
e) Çocuğa ilişkin bilgi
ve belgelerin, sosyal verilerin,
amacı dışında işleme konulmaması
veya kullanılmaması için
çalışmalarını gizlilik ilkesine
uyarak sosyal sırların korunması
esasına göre sürdürmekle, verileri
sadece yetkililere veya
yetkilendirilen yerlere bildirmekle,
f) Çocuğa
psiko-sosyal
desteği sağlamak üzere gerekli
rehberliği yapmak, çocuğun
örselenmemesi için gerekli önlemleri
almakla,
yükümlüdür.
Sosyal çalışma görevlilerinin
görevleri
MADDE 19 –
(1) Sosyal çalışma görevlilerinin
görevleri şunlardır:
a) Hâkim veya
mahkemenin çocuk hakkında bir karar
vermesinden önce onun içinde
bulunduğu koşulları, çocuğun
özelliklerini ve çocuğun toplumda
yapıcı bir rol üstlenmesini ve
yararlanılabilecek toplumsal
kaynakları tanımasını sağlamak üzere
görevlendirildikleri çocuk hakkında
sosyal inceleme yapmak,
hazırladıkları raporları kendilerini
görevlendiren mercie sunmak,
b) Suça sürüklenen
çocuğun ifadesinin alınması veya
sorgusu sırasında adalet
mekanizmasının işleyişinden olumsuz
etkilenmesini önlemek amacıyla
çocuğun yanında bulunmak, çocuğun
hakları ile kendisine yöneltilen
suçlama dahil olmak üzere yargılama
süreci hakkında anlayabileceği bir
dilde bilgilendirilmesini sağlamak,
korunma ihtiyacı olan çocuklar
hakkında da benzeri işlemleri ifa
etmek,
c) Sosyal inceleme,
gözetim ve denetim yapmasını
engelleyen durumların ortaya çıkması
hâlinde durumu derhal
görevlendirildikleri mercie
bildirerek gerekli önlemlerin
alınmasını istemek,
d) Çocukla ilgili
kararların yerine getirilmesinde
veya çocuğun kapasitesinin
araştırılması ile görevli adlî
mercilerce tayin edilen uzmanlar
dahil olmak üzere ilgili kurum ve
kuruluş yetkilileri ile çocuk
hakkındaki kararın amaca ulaşmasını
sağlamak üzere işbirliği yapmak ve
uzmanlık alanına giren konularda
görüşlerini bildirmek suretiyle bu
kişilere yardımcı olmak,
e) Kanun kapsamında
mahkemeler, çocuk hâkimleri ve
Cumhuriyet başsavcılıkları
tarafından verilen diğer görevleri
yapmak.
(2) Mahkeme ve hâkimler
ile çocuk bürosunda görevli
Cumhuriyet savcıları sosyal çalışma
görevlilerinden aşağıdaki görevleri
yapmalarını isteyebilir:
a) İşbirliği
yapılabilecek toplumsal kaynakları
ve işbirliği olanaklarını araştırmak
ve geliştirmek,
b) Koruyucu ve
destekleyici tedbir kararı verilen
çocuk hakkında mahkeme veya çocuk
hâkimince kendisine görev verildiği
hâllerde kararın uygulanması, takibi
ve denetimine ilişkin inceleme
yapmak,
(3) İkinci fıkranın (b)
bendi hükmü, sosyal çalışma
görevlisinin denetim görevlisi
olarak sahip olduğu görev ve
yetkilerini ortadan kaldırmaz.
(4) Sosyal çalışma
görevlileri, sosyal inceleme
yaparken Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu, Millî Eğitim
Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı, Sağlık
Bakanlığı, yerel yönetimler ve
bunların her türlü kuruluşları ile
diğer kurum ve kuruluşlardan,
yaptığı sosyal incelemenin amacına
uygun olarak çocuk ve yakın çevresi
ile çocuk hakkında uygulanabilecek
koruyucu ve destekleyici tedbirin
belirlenebilmesine yönelik ihtiyaç
duyulan bilgi ve belgeleri isteme
yetkisine sahiptir. İlgililer,
sosyal çalışma görevlilerinin
çalışmaları sırasında kendilerine
yardımcı olmak ve çocuk hakkında
istenen bilgileri vermek zorundadır.
Meslek sırrı kapsamındaki bilgiler
istisnadır.
Sosyal inceleme talebi, yaptırılması
ve değerlendirilmesi
MADDE 20 –
(1) Kanun kapsamındaki çocuklar
hakkında mahkemeler, çocuk hâkimleri
veya Cumhuriyet savcılarınca
gerektiğinde çocuğun bireysel
özelliklerini ve sosyal çevresini
gösteren inceleme yaptırılabilir.
Soruşturma ve kovuşturma
aşamalarında çocuğun, veli veya
vasisi ya
da müdafi veya bu kimselerin
avukatları da mahkeme veya çocuk
hâkimine müracaat ederek çocuk
hakkında sosyal inceleme yapılmasını
talep edebilirler.
(2) Fiili işlediği
sırada oniki
yaşını bitirmiş
onbeş yaşını doldurmamış
bulunan çocuklar ile
onbeş
yaşını doldurmuş ancak
onsekiz
yaşını doldurmamış sağır ve
dilsizlerin işledikleri fiilin
hukukî anlam ve sonuçlarını algılama
yeteneğinin ve bu fiille ilgili
olarak davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin olup olmadığının takdiri
bakımından sosyal inceleme
yaptırılması zorunludur.
(3) Fiili işlediği
sırada oniki
yaşını bitirmiş
onbeş yaşını doldurmamış
bulunan çocuklar ile
onbeş
yaşını doldurmuş ancak
onsekiz
yaşını doldurmamış sağır ve
dilsizlerin işledikleri fiilin
hukukî anlam ve sonuçlarını algılama
yeteneğinin ve bu fiille ilgili
olarak davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin olup olmadığını takdir
yetkisi münhasıran mahkemeye aittir.
Sosyal incelemeyi yapan bilirkişi,
çocuğun içinde bulunduğu aile
ortamı, sosyal çevre koşulları,
gördüğü eğitim, fiziksel ve ruhsal
gelişimi hakkında bir rapor
düzenler. Hâkim, bu yaş grubuna
giren çocuğun kusur yeteneğinin olup
olmadığını takdir ederken,
görevlendirdiği bilirkişinin
hazırlamış bulunduğu raporda yer
verilen gözlem, tespit ve
değerlendirmeleri
gözönünde
bulundurur.
(4) İkinci ve üçüncü
fıkralardaki hâllerde, hâkim veya
mahkeme, sosyal inceleme raporu ile
birlikte çocuğun işlediği fiilin
hukukî anlam ve sonuçlarını algılama
ve bu fiille ilgili olarak
davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin belirlenebilmesi
amacıyla adlî tıp uzmanı,
psikiyatrist
ya da
zorunluluk hâlinde uzman hekimden
görüş alır.
(5) Derhâl tedbir
alınmasını gerektiren acil
durumlarda sosyal inceleme sonucu
beklenmeden tedbir kararı
verilebilir. Ancak sosyal inceleme
daha sonra yaptırılarak,
gerektiğinde tedbir konusunda
verilen karar değiştirilebilir.
(6) İnceleme, kararda
gösterilen sürede tamamlanmalıdır;
gerektiğinde ek süre talep
edilebileceği gibi kararda bir süre
belirtilmemiş olması hâlinde
incelemenin çocuğun durumunun
aciliyetine
uygun bir süre içerisinde
tamamlanarak, raporun mahkemeye
sunulmuş olması gerekir.
(7) Mahkeme veya çocuk
hâkimi tarafından çocuk hakkında
sosyal inceleme yaptırılmaması
hâlinde, gerekçesi kararda
gösterilir.
Sosyal inceleme raporları
MADDE 21 –
(1) Sosyal inceleme raporlarında
yapılan incelemenin özelliğine ve
verilen görevin niteliğine göre
aşağıdaki hususların tamamına veya
bir kısmına yer verilir;
a) Hakkında inceleme
yapılması talep edilen çocuğun;
1) Doğumundan
başlayarak geçirdiği gelişim
aşamaları,
2) Fiziksel, zihinsel,
duygusal, sosyal ve moral gelişim
özellikleri,
3) Ailesinin toplumsal,
ekonomik ve kültürel durumu,
4) Aile bireyleri
arasındaki ilişki,
5) Okul ve iş ortamı
ile boş zamanlarını değerlendirdiği
çevre,
6) İçinde bulunduğu
hukukî durum ve adlî mercilerin
müdahalelerini gerektiren olaylar,
7) İnceleme sırasında
uzmanlar tarafından tespit edilen
davranışları,
8) Suçluluklarına ve
topluma uyumsuzluklarına veya
korunmaya muhtaç olmalarına neden
olan etkenler hakkında bilgiler,
b) Çocuğun fiziksel,
psikolojik ve sosyal yönden
incelenmesi sırasında elde edilen ve
olayın açıklanması bakımından önemli
görülen bilgiler,
c) Çocuk hakkında
Kanunun 5 inci maddesinde gösterilen
tedbirlerden hangisinin yararlı
olacağına, tedbirin yanında denetim
altına alınmasına gerek olup
olmadığına dair öneriler,
d) Çocuk hakkındaki
tedbir veya denetim kararlarının ne
kadar süre ile uygulanması
gerektiğine ilişkin öneriler,
e) Çocuklar ve
ailelerine uygulanabilecek özel
tretman
veya psikiyatrik tedavi hususunda
öneriler.
(2) Raporda çocuğun
işlediği fiille ilgili olarak hukukî
anlam ve sonuçları kavrayabilme ve
bu fiille ilgili olarak
davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin olup olmadığı hakkında
sonuç değerlendirmesinde bulunulmaz.
(3) Sosyal inceleme
raporu, suça sürüklenmiş çocuğun,
işlediği fiilin hukukî anlam ve
sonuçlarını algılama ve bu fiille
ilgili olarak davranışlarını
yönlendirme yeteneğinin mahkeme
tarafından takdirinde göz önünde
bulundurulur.
Sosyal inceleme raporları hakkında
bilgi edinme
MADDE 22 –
(1) Sosyal inceleme raporunun birer
örneğini çocuğun avukatı veya yasal
temsilcisi Cumhuriyet savcısından,
mahkemeden veya çocuk hâkiminden
alabilir. Çocuğa raporun içeriği
hakkında bilgi verilir. Ancak, söz
konusu bilgi ve belgeler gizli
tutulur, amacı dışında kullanılamaz.
(2) Çocuk ve avukatı
hariç olmak üzere birinci fıkrada
gösterilen kişilerin sosyal inceleme
raporu hakkında bilgi sahibi
olmasının çocuğun yararına aykırı
olduğuna kanaat getirilirse, raporun
incelenmesi kısmen veya tamamen
yasaklanabilir. Ancak, sosyal
inceleme raporlarından çocuğun bilgi
sahibi olması hâlinde çocuğun
psiko-sosyal
gelişimini olumsuz yönde
etkileyeceği kanaatine varıldığı
takdirde çocuğun yarar ve
esenliğinin gözetilmesi temel ilkesi
nazara alınarak çocuğun gelişimini
olumsuz yönde etkileyebilecek
bilgileri içeren bilgi ve belgeler
çocuğa verilmeyebilir.
(3) Tedbir kararlarını
yerine getirmekle görevli kişi,
kurum veya kuruluşlarca, bu tedbir
kararlarının yerine getirilmesinde
hazırlanacak uygulama plânına veya
çocuk hakkında denetim altına alma
kararı verilmiş ise denetim plânı,
denetim raporu ve değerlendirme
raporlarına esas olmak üzere;
birinci ve ikinci fıkradaki ilkelere
uymak şartıyla sosyal inceleme
raporundan yararlanılabilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Denetim
Denetim altına alma kararı
MADDE 23 –
(1) Denetim altına alma kararı;
a) Koruyucu ve
destekleyici tedbir kararı verilen
çocuk hakkındaki kararın amacına
ulaşmasını ve çocuğa etkili bir
koruma ve gözetim hizmeti
sunulmasını sağlamak üzere
kararların yerine getirilmesinin
izlenmesi ve denetlenmesini,
b) Kamu davasının
açılmasının ertelenmesi veya hükmün
açıklanmasının geri bırakılması
kararı verilen çocuk hakkında
mahkemece belirtilen koşullar ve
süre içinde, denetim plânı
doğrultusunda suça sürüklenen
çocuğun toplumla bütünleşmesi
açısından ihtiyaç duyduğu her türlü
hizmet, program ve kaynakların
sağlandığı toplum temelli bir
uygulamayı,
ifade eder.
(2) Mahkeme veya çocuk
hâkimi tarafından denetim altına
alma kararı verilebilecek hâllerde,
çocuğun; yetiştirilme şekli, kişisel
özellikleri, yaşadığı çevre,
bulunduğu ortam ve onun suça
yönelmesine etkin davranışlar
araştırılır.
Denetim görevlisinin
görevlendirilmesi
MADDE 24 –
(1) Suç tarihinde
oniki
yaşını bitirmiş suça sürüklenen
çocuklar hakkında koruyucu ve
destekleyici tedbir kararı ile
birlikte çocuğun denetim altına
alınmasına karar verilmesi hâlinde;
denetimli serbestlik ve yardım
merkezî şube müdürlüğü veya bürosu
tarafından bir denetim görevlisi
görevlendirilir. Bu halde denetime
ilişkin mahkeme kararı Cumhuriyet
başsavcılığına gönderilir.
Cumhuriyet başsavcılığınca denetimli
serbestlik genel defterine
kaydedildikten sonra şube müdürlüğü
veya büroya iletilir. Şube müdürlüğü
veya büro bu kararı çocukların
denetimine ilişkin deftere kaydeder.
Şube müdürlüğü veya büro tarafından
görevlendirilen denetim görevlisi bu
Yönetmeliğin 25 inci maddesinde
belirtilen görevleri yerine getirir.
(2) Kamu davasının
açılmasının ertelenmesi veya hükmün
açıklanmasının geri bırakılması
kararı verilen çocuğun denetim
altına alınmasına karar verilmesi
hâlinde; denetimli serbestlik ve
yardım merkezî şube müdürlüğü veya
bürosu tarafından bir denetim
görevlisi görevlendirilir.
(3) Korunma ihtiyacı
olan çocuklar veya suç tarihinde
oniki
yaşını bitirmemiş suça sürüklenen
çocuklar ile çocuğun aileye teslimi
yönünde karar verilmesi hâlinde, bu
çocuklar hakkında denetim görevi
gözetim esaslarına göre Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
tarafından yerine getirilir. Bu
hâlde denetime ilişkin mahkeme
kararı Cumhuriyet başsavcılığınca
denetimli serbestlik genel defterine
kaydedildikten sonra doğrudan bu
kuruma gönderilir.
(4) Denetim altına
alınmasına karar verilen çocuk
hakkında aynı zamanda koruyucu ve
destekleyici tedbir kararı verilmesi
hâlinde denetim görevinin ifasında,
tedbir kararını
ya da kararlarını yerine
getirecek kurum veya kuruluşlarla
işbirliği yapılır. Gerektiğinde
çocuk hakkında denetim plânı ve
denetim raporlarının
hazırlanmasında, tedbiri yerine
getirmekle görevli kurumda bulunan
uzmanlardan yararlanılır.
(5) Görevlendirme
sırasında çocuğun kişisel özellik ve
ihtiyaçları dikkate alınır ve
çocukla iyi iletişim kurabilecek
olanlar tercih edilir.
Denetim görevlisinin görevleri
MADDE 25 –
(1) Denetim görevlisinin görevleri
şunlardır:
a) Kararla ulaşılmak
istenen amacın gerçekleşmesi için
çocuğun eğitim, aile, kurum, iş ve
sosyal çevreye uyumunu sağlamak
üzere onu desteklemek, yardımcı
olmak, gerektiğinde önerilerde
bulunmak.
b) Çocuğa eğitim, iş,
destek alabileceği kurumlar, hakları
ve haklarını kullanma konularında
rehberlik etmek.
c) İhtiyaç duyacağı
hizmetlerden yararlanmasında çocuğa
yardımcı olmak.
d) Kaldığı yerleri ve
ilişki kurduğu kişileri ziyaret
ederek çocuğun içinde yaşadığı
şartları, ailesi ve çevresiyle
ilişkilerini, eğitim ve iş durumunu,
boş zamanlarını değerlendirme
faaliyetlerini yerinde incelemek.
e) Alınan kararın
uygulanmasını, bu uygulamanın
sonuçlarını ve çocuk üzerindeki
etkilerini izlemek, tâbi tutulduğu
yükümlülüklerin yerine getirilmesini
denetlemek.
f) Çocuğun gelişimi
hakkında, üçer aylık sürelerle
Cumhuriyet savcısı veya mahkemeye
rapor vermek.
(2) Denetim görevlisi,
görevini yerine getirirken
gerektiğinde çocuğun ana ve babası,
vasisi, bakım ve gözetiminden
sorumlu kimse ve öğretmenleriyle
işbirliği yapar.
(3) Çocuğun ana ve
babası, vasisi, bakım ve
gözetiminden sorumlu kimse çocuğun
devam ettiği okul, işyeri veya
çocukla ilgili bilgiye sahip
kurumların yetkilileri, denetim
görevlisine yardımcı olmak, görevi
gereğince istediği bilgileri vermek
zorundadırlar.
(4) Çocuğun yakınları
denetim görevlisinin yetkilerine
müdahale edemezler.
Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi hâlinde yapılacak
işlemler
MADDE 26 –
(1) Hakkında kamu davasının açılması
ertelenen çocuğun, denetim altına
alınmasına da karar verilmesi
hâlinde; çocuğa ilişkin mahkeme
kararı Cumhuriyet başsavcılığına
gönderilir. Cumhuriyet
başsavcılığınca denetimli serbestlik
genel defterine kaydedildikten sonra
şube müdürlüğü veya büroya iletilir.
Şube müdürlüğü veya büro bu kararı
çocukların denetimine ilişkin
deftere kaydettikten sonra çocuğun
ailesi veya kanuni temsilcisine on
gün içinde çocuk ile birlikte şube
müdürlüğü veya büroya başvurması
için bildirim yapar. Bu süre içinde
başvurulması hâlinde bu Yönetmeliğin
24 üncü maddesi gereğince denetim
görevlisi görevlendirilir. Denetim
görevlisi bu Yönetmeliğin 25 inci
maddesinde belirtilen görevleri
yerine getirir.
(2) Kamu davasının
açılmasının ertelenmesi kararı
verilen ancak denetim altına
alınmayan çocuklara ilişkin ilâmlar
Cumhuriyet başsavcılığınca takip
edilir.
(3) Kamu davasının
açılmasının ertelenmesine ilişkin
verilen kararlar, talî karar fişi
düzenlenerek sisteme kaydedilmek
üzere Adlî Sicil ve İstatistik Genel
Müdürlüğüne gönderilir. Bu kayıtlar,
ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya
mahkeme tarafından istenmesi
hâlinde, kanunun kamu davasının
açılmasının ertelenmesi ile hükmün
açıklanmasının geri bırakılması
kararı verilmesine ilişkin
maddelerinde belirtilen amaçlar için
kullanılabilir.
Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması hâlinde yapılacak
işlemler
MADDE 27 –
(1) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararı verilen ancak bir
yükümlülük belirlenmeyen ve denetim
altına alınmasına karar verilmeyen
çocuklar ile ilgili kararlar, talî
karar fişi düzenlenerek sisteme
kaydedilmek üzere Adlî Sicil ve
İstatistik Genel Müdürlüğüne
gönderilir.
(2) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması
hâlinde mahkemece denetim süresi
içinde; denetimli serbestlik tedbiri
olarak yükümlülük belirlenen veya
denetim altına alma kararı verilen
ya da
yükümlülük belirlenerek denetim
altına alma kararı verilen çocuğa
ilişkin mahkeme kararı Cumhuriyet
başsavcılığına gönderilir.
Cumhuriyet başsavcılığınca denetimli
serbestlik genel defterine
kaydedildikten sonra şube müdürlüğü
veya büroya iletilir. Şube müdürlüğü
veya büro bu kararı çocukların
denetimine ilişkin deftere
kaydettikten sonra çocuğun ailesi
veya kanunî temsilcisine on gün
içinde çocuk ile birlikte şube
müdürlüğü veya büroya başvurması
için bildirim yapar. Bu süre içinde
başvurulmaması hâlinde defterdeki
kayıt kapatılarak durum Cumhuriyet
başsavcılığı aracılığıyla mahkemeye
bildirilir. Bu süre içinde
başvurulması hâlinde karar aşağıda
belirtilen usûl ve esaslar
kapsamında yerine getirilir:
a) Mahkemece sadece
yükümlülük belirlenmesi hâlinde bu
yükümlülük 20/12/2005 tarihli ve
26029 sayılı Denetimli Serbestlik ve
Yardım Merkezleri ile Koruma
Kurulları Yönetmeliğinde belirtilen
usûl ve esaslar çerçevesinde yerine
getirilir.
b) Mahkemece sadece
denetim altına alma kararı verilmesi
hâlinde bu karar bu Yönetmeliğin 24
ve 25 inci maddeleri gereğince
yerine getirir.
c) Mahkemece yükümlülük
ile birlikte denetim altına alma
kararı verilmesi hâlinde bu karar
(a) ve (b) bentlerine göre yerine
getirilir.
(3) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına
ilişkin verilen kararlar, talî karar
fişi düzenlenerek sisteme
kaydedilmek üzere Adlî Sicil ve
İstatistik Genel Müdürlüğüne
gönderilir. Bu kayıtlar, ancak bir
soruşturma veya kovuşturmayla
bağlantılı olarak Cumhuriyet
savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi hâlinde,
kanunun kamu davasının açılmasının
ertelenmesi ile hükmün
açıklanmasının geri bırakılması
kararı verilmesine ilişkin
maddelerinde belirtilen amaçlar için
kullanılabilir.
Denetim plânı
MADDE 28 –
(1) Çocuğa uygulanacak denetimin
yöntemi, denetim görevlisince,
sosyal incelemeyi yapan uzman veya
mahkeme
nezdindeki sosyal çalışma
görevlisi ile birlikte,
görevlendirmeyi takip eden on gün
içinde hazırlanacak bir plânla
belirlenir.
(2) Denetim plânı
hazırlanırken koruyucu ve
destekleyici tedbir kararını
uygulayacak yerin görüşü alınır ve
denetim plânı işbirliği içinde
hazırlanır.
(3) Denetim plânı
hazırlanırken;
a) Çocuk hakkında
alınan tedbirin amacı, niteliği ve
süresi,
b) Çocuğun ihtiyaçları,
c) Çocuğun içinde
bulunduğu tehlike hâlinin ciddiyeti,
d) Çocuğun ana ve
babası, vasisi, bakım ve
gözetiminden sorumlu kimse
tarafından çocuğa verilen desteğin
derecesi,
e) Suça sürüklenmesi
sebebiyle tedbir alınmış ise suç
teşkil eden fiilin mahiyeti,
f) Çocuğun görüşü,
dikkate alınır.
(4) Denetim plânı,
mahkeme veya çocuk hâkimince
onaylandıktan sonra derhal
uygulanır.
(5) Çocuklar hakkında
verilen denetimli serbestlik
kararlarının infaza başlama tarihi
denetim plânının hâkim tarafından
onaylandığı tarihtir.
Denetim raporu
MADDE 29 –
(1) Denetim görevlisi, kararın
uygulama biçimi, çocuk üzerindeki
etkileri ile çocuğun ana ve babası,
vasisi, bakım ve gözetiminden
sorumlu kimselerin veya kurumların
çocuğa karşı sorumluluklarını
gereğince yerine getirip
getirmedikleri, kararın
değiştirilmesini gerektirir bir
durum olup olmadığı ve istenen diğer
hususlarda her ay, ayrıca talep
hâlinde mahkeme veya çocuk hâkimine
denetim raporu verir.
Değerlendirme raporu
MADDE 30 –
(1) Denetim görevlisi, denetim
altında bulunan çocuğun şahsî,
sosyal ve duygusal durumunu, okul ve
arkadaş çevresini, aile yaşantısını
göz önünde bulundurarak, yapılan
rehberlik ve iyileştirme çalışmaları
neticesinde çocuğun nasıl bir
gelişme gösterdiğini, olumsuz
davranışlarını değiştirmedeki
istekliliği ve başarısı ile çocuk
hakkında yapılmasının faydalı
olacağını düşündüğü diğer
çalışmaların belirtildiği bir
değerlendirme raporu hazırlayarak,
üç ayda bir mahkeme veya çocuk
hâkimine verir.
(2) Değerlendirme
raporu hazırlandığı hallerde denetim
raporu, bu rapor içinde
değerlendirilir.
Denetime ara verilmesi
MADDE 31 –
(1) Denetim altına alınanın askere
gitmesi veya sağlık, yurtdışı
eğitimi gibi yerleşim yerinden
geçici süreyle ayrılmasını haklı,
geçerli ve gerektiğinde
belgelendirilebilen mazeretine
dayandırabilmesi hâlinde denetime
ara verilir. Bu halde Cumhuriyet
başsavcılığınca bir karar verilerek
bu Yönetmeliğin 33 üncü maddesine
göre tebliğ edilir.
Denetimin sona ermesi
MADDE 32 –
(1) Denetim, kararda öngörülen
sürenin dolmasıyla sona erer.
Tedbirden beklenen yararın elde
edilmesi hâlinde denetim, sürenin
dolmasından önce de kaldırılabilir.
(2) Denetim, çocuğun
başka bir suçtan dolayı tutuklanması
veya cezasının yerine getirilmesine
başlanmakla sona erer.
Bildirim
MADDE 33 –
(1) Şube müdürlüğü veya büro
tarafından yapılacak bildirim, suça
sürüklenen çocukların aileleri veya
kanunî temsilcilerine 11/2/1959
tarihli ve 7201 sayılı Tebligat
Kanunu hükümlerine göre yapılır.
(2) Bildirim, hükümde
gösterilen adrese yapılır. Hükümlü,
adres değişikliklerini mahkemeye
veya Cumhuriyet başsavcılığına
bildirmekle yükümlüdür, aksi halde
hükümde gösterilen adrese yapılan
tebligat geçerlidir.
Yetki alanı ve çocuğun yerleşim
yerinin değişmesi
MADDE 34 –
(1) Yetki alanında şube müdürlüğü
veya büro bulunmayan Cumhuriyet
başsavcılığı, kararı denetimli
serbestlik genel defterine
kaydettikten sonra, şube
müdürlüğünün bağlı bulunduğu
Cumhuriyet başsavcılığına gönderir.
Karar, Cumhuriyet başsavcılığınca
denetimli serbestlik genel defterine
kaydedildikten sonra şube
müdürlüğüne gönderilir.
(2) Hakkında denetimli
serbestlik tedbiri hükmedilen
ya da
denetim altına alınan çocuğun, infaz
sırasında yerleşim yerinin değişmesi
hâlinde dosya, yerleşim yerinin
bulunduğu şube müdürlüğü veya büroya
gönderilir.
Denetim plânı ile denetim ve
değerlendirme raporları hakkında
bilgi edinme
MADDE 35 –
(1) Denetim plânı ile denetim ve
değerlendirme raporlarının birer
örneğini çocuğun avukatı veya yasal
temsilcisi Cumhuriyet savcısından,
mahkemeden veya çocuk hâkiminden
alabilir. Çocuğa raporun içeriği
hakkında bilgi verilir.
(2) Çocuk ve avukatı
hariç olmak üzere birinci fıkrada
gösterilen kişilerin denetim plânı
ile denetim ve değerlendirme
raporları hakkında bilgi sahibi
olmasının çocuğun yararına aykırı
olduğuna kanaat getirilirse,
bunların incelenmesi kısmen veya
tamamen yasaklanabilir. Ancak,
denetim raporlarından çocuğun bilgi
sahibi olması hâlinde çocuğun
psiko-sosyal
gelişimini olumsuz yönde
etkileyeceği kanaatine varıldığı
takdirde çocuğun yarar ve
esenliğinin gözetilmesi temel ilkesi
nazara alınarak çocuğun gelişimini
olumsuz yönde etkileyebilecek
bilgileri içeren bilgi ve belgeler
çocuğa verilmeyebilir.
ALTINCI BÖLÜM
Görevlilerin
Hizmet Öncesi ve Hizmet İçi Eğitimi
Hâkim ve savcıların hizmet öncesi ve
meslek içi eğitimleri
MADDE 36 –
(1) 1/6/2004 tarihli ve 25479 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan Adlî
Yargı Hâkim ve Savcı Adayları ile
İdarî Yargı Hâkim Adaylarının Meslek
Öncesi Eğitimlerinin Yaptırılmasının
Esas ve Usûllerine İlişkin
Yönetmelik hükümleri çerçevesinde
hâkim ve savcı adaylarına çocuk
hukuku, sosyal hizmet, çocuk
gelişimi ve psikolojisi gibi
konularda eğitim verilir.
(2) Hâkim ve savcılara
mahkemelerin bağımsızlığı ve
hâkimlik teminatı esaslarına uygun
olarak 29/8/1983 tarihli Bakan onayı
ile yürürlüğe giren Hâkim ve
Savcıların Meslek İçi Eğitim
Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde
çocuk hukuku, sosyal hizmet, çocuk
gelişimi ve psikolojisi gibi
konularda uzmanlaşmalarını sağlamak
ve kendilerini geliştirmelerine
yönelik eğitim verilir.
Diğer görevlilerin hizmet öncesi ve
meslek içi eğitimleri
MADDE 37 –
(1) 4/2/1986 tarihli Bakan onayı ile
yürürlüğe giren Adalet Bakanlığı
Aday Memurlarının Eğitim Yönetmeliği
hükümleri çerçevesinde, sosyal
çalışma görevlilerine ve denetimli
serbestlik ve yardım merkezî şube
müdürlüğünde görevli denetim
görevlilerine adaylık dönemlerinde
çocuk hukuku, sosyal hizmet, çocuk
gelişimi ve psikolojisi gibi
konularda eğitim verilir.
|