Muhasebe Rehberi sayfasına gitmek için tıklayınız

Muhasebe  

Maliye

Vergi

Sigorta

İletişim

  MAKALE / YORUM  / 01.02.2007    

ara

 Ana Sayfa 

        Staj-Stajyer Rehberi

Makaleler 

Danışma Hattı 

                  Pratik Bilgiler

Beş Dakika Ara 

          2007 Uygulamaları


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Doç.Dr. İbrahim Öztürk
Marmara Üniv. Öğr. Üyesi

 

 

İşadamlarına yol haritası
 

       İşadamları 2006 yılının bakiyesini, 2007 yılının nelere gebe olduğunu, fırsat ve riskleri görmek istiyor. Böylece biz de bol miktarda işadamları ile aynı platformlarda buluşma şansı yakalıyoruz. Genel olarak esnafa hakim olan hava sahipsizlik. Söz dönüp dolaşıp 'bizi kim kurtaracak?' noktasına geliyor. Kimse 'bana ne düşüyor?' sorusunu telaffuz etmiyor.
Oysa işadamı, çözümü önce kendisinde aramalı. Artık hami arama dönemi kapandı. Herkesin başına bir vasi, bir kurtarıcı bulma psikolojisinden çıkması gerekiyor. Esnafın haklı olduğu nokta ise şu: Kamu sektörü geçmişte büyük verimsizlikler içerisinde piyasalara her düzeyde büyük etkilerde bulundu. Esasen bu etki destekleme alımları, teşvikler, kamu sektörü aracılığı ile oluşturulan iktisadi canlılık, istihdam ve gelir etkisi gibi birçok kanalla olumlu bir boyut da içeriyordu. İşadamı bu ortamda büyüdü, gelişti, daha doğrusu geri kaldı. Şimdi gemileri yakan devlet, dönüşü olmayan yolda esnafa 'dünya ile yarışılacaktır, yarış' diye komut veriyor. Gardını almaya bile fırsat bırakmayan nefes nefese bu süreç eşyanın tabiatına aykırı.

Ancak, hızla tasfiye edilen bu süreci anlamaya çalışmak gerek. Reformların bu kadar 'şok' şeklinde değil de daha tedrici olması gereğinden bahsedilebilir. Ancak 1994-2001 arasında 7 senede tam üç derin ekonomik kriz yaşamış bizden başka hiçbir ülke yok. Siyasi istikrarın en uzunu üç seneyi geçmiyor. Böyle bir ortamda yeni seçilen bir hükümet bunu veri almak zorunda. Üç, bilemedin dört senede ne yapacaksan yapacaksın. Geçmişin sicili o kadar kötü ki, bu algılamaların tümüyle kırılıp insanların yeni bir dönemin başladığına inandırılması için radikal ve şok hareketler de gerekiyor. Kemal Derviş zamanında IMF ile imzalanan anlaşmalara, Meclis'ten çıkan '15 günde 15 yasa' olgularına bu gözle bakmak gerekiyor.

Neticede devlet dönülmez bir rotaya girdi. Başta yargı olmak üzere, halkımız da işadamımız da hâlâ bu süreci içine sindiremedi. Yargıda inadına direniş, halkımızda ise bir kurtarıcı bekleyişi var. Gelecek günlerin nelere gebe olduğunu anlamak isteyenler bu ifadeyi bir kenara not etsin. 'Bu yol Türkiye'nin çıkış yolu değildir' söyleminin gittikçe müşteri bulacağını düşünüyorum. Belki işin özünde haklı da olabilir. Ancak, ya tümüyle takımı sahadan çekeceğiz ya da oyunun gereğini yapmaktan geri kalmayacağız. Zira netice vermeyen amaçsız ve mimarisiz direnişler, 1980'lerden beri zaman kaybettiriyor. 2001 yılı, bunun tescillendiği kırılma noktasıdır. Açıkçası Türkiye hem küreselleşme katarını terk edemeyen hem de aynı kompartımanda giderken ha bire huysuzluk yapan yolcuya benziyor. Oysa Türkiye'nin girdiği süreç siyasi partilerin programlarından kopmuş. Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve kendi rızamız ile 'milli hedef' olarak tayin ettiğimiz AB tarafından bire bir gözetiliyor.

İşadamının anlaması gereken ikinci husus Türkiye'de KOBİ'lerin yüzde 30-40 gibi muazzam bir kısmının kesinlikle kapanacağını bilmesidir. Gönül rahatlığı ile diyorum ki, bu zaten böyle olmalıdır. Türkiye'de tabir yerinde ise kişi başına düşen KOBİ, yani küçük ve orta boy işletme sayısı aynı kritere göre bakıldığında ABD ve AB'nin çok çok üzerinde.

Aramızda kasası tamtakır 'züğürt patron' çok, neredeyse çalışacak kalifiye adam ise yok. (Devam edeceğim.)

 

 

Copyrıght © 2005-2006  www.muhasebenet.net- Türkiye'nin muhasebe rehberi. Her hakkı saklıdır.