|
Personeline sağlık sigortası yaptırana ek mali yük
Sosyal güvenlik alanında reform
olarak adlandırılan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunu'nun pek çok hükmünün Anayasa Mahkemesi'nce
iptalinden sonra bu kanunda doğan boşlukları doldurmak
üzere hazırlanan ve geçen günlerde yasama organında
kabul edilen 5754 sayılı kanunla getirilen düzenlemeler,
yine pek çok tartışmaya yol açmış, adaletsizlik veya
haksızlık söylemleri de artmıştır.
Biz de bu kanun düzenlemelerini, yoğun vergi konuları
elverdiğince aralarda irdelemeye ve aktarmaya
çalışacağız.
Bilindiği gibi işverenler, özellikle riskli alanlarda
çalışan personeline özel sağlık sigortası veya hayat
sigortası yaptırarak onlara çeşitli olanaklar ve bu
şekilde güvenceler sağlamak yoluna gitmektedirler.
Aslında personele sağlanan bu olanakların, zaten
bütçelerini denklemekte zorlanan sosyal güvenlik
kurumlarının sağlık harcamalarını azaltması dolayısıyla
devlet tarafından da teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu
tür uygulamaların ayrıca kamu sağlık kuruluşlarının iş
yükünü azaltması, personelin moral ve verimliliğinde
artış sağlaması gibi başkaca sebeplerle de
desteklenmesinde yarar vardır.
Ancak Sosyal Sigortalar Kurumu, yaptığı yorumlarla
teşvik etmesi gereken bu uygulamaları, bugüne kadar hep
kösteklemiştir. Zira kuruma göre personel adına
işverence ödenen özel sağlık sigortası primlerinin
işçinin ücretine eklenerek sigorta kesintisinde nazara
alınması gerekmektedir. Kurum, bu şekilde davranmayan
işverenler aleyhine prim tahakkuku ve ceza işlemi
yapmaktadır.
Oysa 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 77.
maddesinin 2. fıkrasında 01.01.2004 tarihinden geçerli
olmak üzere yapılan değişiklikle ölüm, doğum ve evlenme
yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa
tazminatları, ayni yardımların, sigorta primlerinin
hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının
tespitinde dikkate alınmayacağı hükme bağlanmıştır.
Çalışanlara özel sağlık sigortası yaptırılmasının ayni
bir yardım olduğu açıktır. Zira, personele özel sağlık
sigortası yaptırılması halinde herhangi bir ücret artışı
olmamakta, sadece sigortalıların özel sağlık sigortası
imkânlarından faydalanmalarına yönelik ayni bir yardım
yapılmaktadır. Nitekim Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde,
"para olarak değil, madde olarak verilen" şeyler ayni
olarak tanımlanmıştır. Yani, özel sağlık sigortasının
parasını sigortalıya ödemeyip, sigortalının sağlık
sigortası yardımlarından (ayni olarak) yararlandırılması
halinde, anılan yasa hükmüne göre özel sigorta primleri
üzerinde sigorta primi kesilmemesi gerekmektedir. Kaldı
ki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu, 24.5.1974 tarih
ve 2/6 sayılı kararında, "Daireler arasındaki
uyuşmazlık, herhangi bir sebeple yemek verilmeyen
sigortalılara ödenen yemek parasının prim veya ikramiye
niteliğinden ziyade bir ücret olup olmadığı merkezinde
toplanmaktadır. O halde; ücret nedir: Ücret genel
anlamda, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya
üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen
meblağ olarak tanımlanmıştır. Anlaşılıyor ki, ücret
görülen bir işin karşılığı olmak gerekir ve eşit işe
eşit ücret deyimi de ücret niteliğini tamamlayan bir
kuraldır. Bu nedenle yemek parasını görülen işin
karşılığı değil maddenin istisnaları meyanında ve ücrete
dahil edilmeyecek ödemeler arasında yer alan ayni yardım
olarak tanımlamak ve yemek yerine bedelinin verilmiş
olması da bu yardımın niteliğini değiştirmemek gerekir"
demek suretiyle bazı nakdi ödemelerin dahi gerektiğinde
ayni yardım olarak kabulü gerektiğine işaret etmiştir.
Sosyal sigortalar Kurumu'nun aktardığımız yöndeki
işlemlerine karşı açılan davalarda Yargıtay'da,
"işverence özel sağlık sigortası olarak çalışanlarına
yaptığı ödemelerin sigorta primine esas kazanca dahil
edilmeyeceği" görüşündedir. (Yargıtay 21. Hukuk
Dairesinin 5.2.2007 tarih ve E.2006/4180 ve K.2007/1193
sayılı kararı.)
Bu defa, sosyal güvenlik reformu olarak bilinen ve 1
Ekim'de yürürlüğe girecek olan 5510 sayılı kanunun 5754
sayılı kanunla değişik 80. maddesinde düzenlenen
hükümlerle "özel sağlık sigortalarına ve bireysel
emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari
ücretin yüzde 30'unu (bugünkü asgari ücret üzerinden
182.40.-YTL) geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve
bireysel emeklilik katkı payları tutarlarından" prim
alınmayacağı öngörülmüştür. Ancak personele yaptırılan
özel sağlık ve bireysel emeklilik sigortaları
primlerinin belirtilen sınırı aşan kısmı üzerine bir de
SSK primi yükü eklenmiştir.
Sosyal Sigortalar, yeni adıyla Sosyal Güvenlik
Kurumu'nun yükünü hafifletenlere yardımcı olmak yerine
onların yükünü artırmak hiçbir işe yaramayacağı gibi,
kişileri olumlu davranışlardan da caymaya itebilir. Bu
düzenlemenin hayata geçmeden gözden geçirilmesinde yarar
olduğu inancındayız.
Bumin Doğrusöz
01.05.2008 |