|
Mali
müşavirlik mesleğinde olacaklar
Muhasebeci, mali müşavirler
camiasında bir süredir meslek yasasını değiştirmeye
yönelik yasa tasarısı konuşuluyor.
Tasarı yarın Plan Bütçe Komisyonu'nda ele alınacak.
Tasarıda kamuoyuna sunulan en önemli değişiklik serbest
muhasebeciliğin kalkması, serbest muhasebeciler (SM)
sınavla mali müşavir (MM) olacaklar. Tek önemli
değişiklik bu değil tabii. Ama bu noktada dikkat
edilmesi gereken bir şey var. Tasarıda SM'lerin mali
müşavirlik sınavına girmeleri için bir koşul
önerilmiyor. SM'lerin içinde ise tahsil durumu ilkokul,
hatta ilkokul mezunu bile olmayan "okur yazar"lar var.
Bu ülkeyi kutluyorum, çünkü "okur yazar" mali
müşavirleri olacak.
Tasarıda yer alan en önemli değişikliklerden biri de
meslek örgütlerindeki seçim sistemi.
Mevcut sistemde meslek odası yönetimlerine seçilmek için
beş yıllık oda üyesi olmak gerekiyor. Ama TÜRMOB
yönetimine seçilmek için böyle bir koşul yok. Halen
yönetimde olanların bazıları YMM olur olmaz, YMM olarak
yönetime girdiler.
Hatta bir SMMM'nin TÜRMOB yönetimindeyken YMM olup
başkan olacağını söylediği yönünde yoğun söylentiler
dolaştı, bu konu genel kurulda da konuşuldu.
YMM Odası yönetim kurulu üyesi olamayanlar nasıl YMM
temsilcisi olarak TÜRMOB yönetim kurulu üyesi, hatta
başkanı olabiliyorlar?
Örgütte delege çoğunluğunu bir kez ele geçirmiş olan
kişi yaşam boyu başkan olabileceği gibi, kendisinden
sonra gelecekleri bile belirleyebiliyor. Mesleği icra
etmeyip profesyonel yönetici olabiliyor. Maaşı
eleştirilen bir başkanın faaliyeti icra edenlerin çok
yüksek para kazandıklarını, kendisinin faaliyet icra
etmediği için maaşının yüksek olduğunu genel kurulda
söylediği akıllardadır.
Yapılan değişiklikle bu duruma son veriliyor.
Artık TÜRMOB yönetimine girebilmek için kayıtlı olduğu
meslek odasında en az beş yıl süre ile kesintisiz olarak
fiilen çalışmayanlar TÜRMOB yönetimine seçilemeyecek. Bu
değişiklik disiplin ve denetleme kurulları için de
getiriliyor.
Ve üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığını yapmış
olanlar aradan iki seçim dönemi geçmedikçe yeniden
başkan olamayacaklar. Bana göre bu değişiklik yetersiz.
Bu sınırlama sadece başkanlar için değil, yönetim kurulu
üyeleri için de geçerli olmalı.
Seçim sisteminde önemli değişiklikler oluyor. Çoğunluk
sisteminden nispi sisteme geçiliyor. Bu şekilde TÜRMOB
yönetiminde temsil edilemeyen ve ağırlığı da olmayan
iktidar partisine yakın kesimler TÜRMOB'da söz sahibi
olabilecek.
Bu noktada bana göre çok önemli bir değişiklik de delege
sistemi. Mevcut durumda odalardan her 25 üye için bir
TÜRMOB delegesi seçiliyor. Yeni sisteme göre ise üye
sayısına bakılmaksızın her odanın 5 delegesi olacak,
ondan sonra da her yüz üye için bir delege hesaplanacak.
Oda kurmak için 25 üye gerekiyor. Bu durumda örneğin, 25
üyesi olan oda TÜRMOB'da 5 delege ile temsil edilecek,
549 üyesi olan oda ise 10 delege ile. Örnekteki durumda
üye sayısı 22 kat fazla olan odanın delege sayısı sadece
iki kat fazla olacak. Yapılmak istenen şey çok açık:
TÜRMOB'da küçük odalara söz hakkı tanımak.
Bu değişikliğin nasıl bir adalet anlayışına dayandığı
tartışılır. Ama tartışılması gereken bir şey daha var:
Tek adamın belirleyici olması. O durum çok mu doğru? Bu
yanlışa itiraz edenlerin o yanlışa neden itiraz
etmediklerini de sormak gerekir. "Yanlış ben yaparsam
yanlış sayılmaz" derseniz, herkes kendisinde o hakkı
görür.
Bir zamanlar bir TÜRMOB başkanının kendisine
ulaşamamaktan yakınan bir "küçük oda" yöneticileri için
"zaten dört delegeleri var" dediğine de tanık olduk,
kendi odasında delege seçilemeyen kişinin TÜRMOB
yönetiminde bulunması nedeniyle doğal delege olarak
yeniden TÜRMOB yönetimine girmesine de. Yani "çoğunluğum
var istediğimi yaparım" anlayışı orada da var. Kim
yaparsa yapsın demokrasi bu değil.
Ama tepkiden de demokrasi doğmuyor, bazen daha büyük
yanlış doğuyor.
Sınavsız olarak yeminli mali müşavir olmak da
kaldırılıyor. Meslekle çok da ilgili olmayanların
sınavsız meslek mensubu oldukları yönünde eleştiriler de
vardı. O eleştirilerin etkili olduğu anlaşılıyor. Ama
tasarıda mesleğin esas sıkıntısı olan ve hiçbir yerde
benzeri görülmeyen, mantığı da bulunmayan "müteselsil
sorumluluk" uygulamasına ilişkin bir değişiklik yok. Bu
da tasarıyı hazırlayanların mesleğin gerçek sorunları
ile değil, daha çok işin siyasal yanıyla
ilgilendiklerini gösteriyor.
Kazım Yılmaz
Takvim / 10.04.2008 |