|
Fazla mesaisi eksik
hesaplanan işçi, işi tazminatlı bırakabilir
Ben özel bir hastanede röntgen
teknisyeni olarak 2 yıldır görev yapmaktayım. 9 yıldır
bu işi yapıyorum üniversite mezunuyum. Şu an çalışmış
olduğum iş yerinde sezonluk çalışan mantığı yürütülmeye
başlanmış bulunuyor yazlık bölgede olduğundan ve bu
yüzden bir yıldırma politikası izlenmekte, bizleri
istifaya zorluyorlar. Bu yüzden tazminat alınamıyor. Bu
durumda ben de buraya vermiş olduğum emeğin çöpe
atılmasın razı olamıyorum bu konuda ne yapabilirim
acaba? Bu arada haftalık çalışma saatlerinin çok
üzerinde çalışıyoruz ve fazla mesa ücreti olarak çok
düşük rakam veriyorlar. Mesela, fazla mesai ücretinin
saati 1 YTL ama benim normal saat ücretim 6,1 YTL. Bu
konuda bir hak talep etmemiz yasal olur mu? İsmi Mahfuz
Sayın okurum, 4857 sayılı İş Kanunu’nun genel kapsamına
göre işçi işini tam ve zamanında yerine getirecek
işveren de işçisini yasal koşullarda çalıştıracağı gibi
ödemelerini de tam ve zamanında yapacaktır. Gönderinize
göre işvereniniz, “Mobbing” denilen yıldırma uygulaması
yaparak işi bırakmanızı istiyor ve böylece tazminat
yükümlülüğünden kurtulacağını düşünüyor. Yazınızda fazla
mesai ücreti olarak normal saat ücretinizden bile daha
ödeme yapıldığını ifade ediyorsunuz. Normal şartlarda
fazla mesai de normal saat ücretinizin 1,5 katı kadar
ödeme yapılmalıdır. Öyleyse ücretleriniz yasaya göre
hesaplanmıyor, eksik hesaplanıyor demektir. İşte bu
nedenle de 4857 sayılı İş Kanunu’nun, 24 üncü maddesinin
“Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve
benzerleri” başlıklı
II’inci bendinin (e) alt bendine göre,” e) İşveren
tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme
şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,”
Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, iş sözleşmesini
sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini
beklemeksizin feshedebilir. Şimdi yapmanız gereken işi
bırakıp en yakın Notere işveren ihtarname göndermektir.
Gidip, “Ey işveren, fazla mesai ücretlerimi yasaya göre
hesaplamayıp düşük hesapladığın için işi bıraktım.
Ücret, izin ve diğer alacaklarım ile kıdem tazminatını 3
gün içinde ödemez veya göndermez iseniz hakkımı yasal
yollardan arayacağımı bildiririm” şeklinde bir ihtarname
gönderin. Ödemezse de iş mahkemesinde dava açın ben de
size örnek bir Yargıtay kararları gönderiyorum.
--------------------------------------------------------------------------------
1999 sonrası işe girenlerin aylıkları düşük olur. Bundan
sonra ise daha da düşecek
Ali Bey, yazılarınızı ve yorumlarınızı ilgiyle takip
ediyorum. Bir arkadaşımız Mayıs 2008 ayında vefat etti.
Sigorta başlangıç tarihi 14.02.2000 yılı ve 509 gün
hizmeti var. Sigortası askerden sonra başlamış.
Ölümünden sonra ailesi 540 gün askerlik borçlanmasını
yatırarak 1049 gün üzerinden emeklilik müracaatında
bulundu. Ailesine 01.07.2008 tarihinden itibaren ölüm
aylığı bağlandı, ancak maaş 285,00 YTL. SSK Niğde İl
Müdürlüğü’ne maaş neden bu kadar düşük diye sorduk, tam
bir cevap verememekle birlikte 1999 sonrası işe
girişlerin ölüm emeklilik aylıklarının düşük olduğunu
söylediler. Sizce bu durum normal mi? Bir de askerlik
borçlanması yapılması sigorta başlangıcını geriye
atmıyor mu? Sigorta başlangıcı askerlik borçlanması
nedeniyle geriye atarsa ki başlangıç 1998 yılı oluyor,
maaş miktarında artış olur mu? Vedat Bilen-Niğde
Vedat Bey, bu olay SSK’da alt sınır aylığının
düşürülmesinden kaynaklanıyor. Zira, emekli aylıklarında
alt sınır işe giriş tarihine göre belirleniyor. Hepimiz
daha unutamadık ve biliyoruz 17 Ağustos 1999 günü büyük
bir deprem geçirdik ve geçirilen büyük depremin
ertesinde 21 Ağustos günü toplanan TBMM tarafından,
(millet ile basın depremle uğraşırken) geceli-gündüzlü
çalışmayla 25 Ağustos 1999 günü kanunlaştırılan 4447
sayılı Kanun ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun
96’ncı maddesindeki alt sınır aylığının yüzde 70 olan
oranı yüzde 35’e düşürüldü. Ancak, düşürülmüş olan bu
oran 08.09.1999 gününden sonra işe girmiş yani sosyal
güvenlik sistemine girmiş olanlar için uygulanmaktadır.
Yüzde 70 uygulamasının son günü olan 31.12.1999
günündeki alt sınır aylığı olan (12000 X 9475 X
0,70=79.590.000 TL) rakam o günden beridir de yıllık
TÜFE ve yıllık Gelişme Hızları kadar arttırılarak bugün
için 558 YTL’ye ulaşmış vaziyettedir. İşte bu nedenle
ister reformdan önce ister reformdan sonra emekli olsun,
08.09.1999 gününden önce sosyal güvenlik sistemine dahil
olmuş birisinin
SSK’dan emekli olması halinde alacağı en düşük emekli
aylığı bugün için 558 YTL.dir. BU kişinin vefatı halinde
eşinin tek başına alacağı aylık ise 558 YTL’nin yüzde
80’i kadar yani 446 YTL’dir.
08.09.1999 günü Resmi Gazete’de yayımlanan 4447 sayılı
Kanun ile SSK’dan emekli olacakların alacakları emekli
aylıklarının alt sınırı asgari ücretin (daha doğrusu (SPEK)
Sigorta primine esas kazancın) yüzde 35’inden az
olamayacağı haline getirilmiştir. Bu durumda da
09.09.1999 günü ve sonrasında sosyal güvenlik sistemine
dahil olmuş bir kişi SSK’dan emekli olduğunda eline
geçecek en düşük emekli aylığı yaklaşık 213 YTL kadar
olacaktır.
Ancak, siz de gönderinizde belirtmişsiniz vefat eden
kişinin askerlik borçlanmasıyla işe girişi 08.09.1999
öncesine geliyorsa eski alt sınır aylığından hesaplama
yapılması gerektiği düşüncenize ben de katılıyorum. İşte
bu nedenle duruma bir dilekçe ile itiraz edin ve eski
alt sınır aylığından hesaplanmasını talep edin, SSK
(yeni adıyla SGK) olumlu cevap vermezse iş mahkemesinde
dava açınız.
--------------------------------------------------------------------------------
Örnek Karar 1:
Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesi, E: 2006/14744, K:
2006/33220, Tarih: 18.12.2006
HAKLI FESİH KIDEM TAZMİNATI
ÖZET: İşyerinde 7 yıldan fazla garson olarak çalışan
davacı, 11.08.2004 tarihinde etrafı toparlarken kırılan
bir bardak sonucunda hakarete maruz kaldığı gibi, İş
Kanunu hükümlerine aykırı olarak fazla mesai
yaptırıldığını, 12.08.2004 tarihli ihtarnameyle iş
sözleşmesini İş Kanunu’nun 24/2-b maddesi uyarınca
feshettiğini bildirmiştir. Davalı işveren ise,
16.08.2004 tarihli ihtarnamede, davacının 11.08.2004
tarihinden itibaren işe gelmemesi nedeniyle 4857 sayılı
Yasa’nın 25/2-g maddesi uyarınca iş sözleşmesini
feshettiğini ihtaren bildirmiştir. Durum
değerlendirildiğinde, işyerinde uzun süre çalışan ve
fazla mesai ücretleri ödenmeyen davacının iş
sözleşmesini feshi haklı olup, kıdem tazminatının hüküm
altına alınması gerekirken, mahkemece yazılı şekilde
reddi hatalıdır. Davalı işverenin, davacı işçiye hakaret
etmesi veya uzun süre çalışan işçinin fazla mesai
ücretinin ödenmemesi, davacı açısından haklı fesih
nedenidir. Kıdem tazminatına hükmedilmelidir. (4857 s.
İş K. m. 24/2-b, 25/2-g)
Örnek Karar 2:
Yargıtay 9’uncu Hukuk Dairesi, E: 2006/16103, K:
2007/1402, Tarih: 31.01.2007
İŞ AKDİNİN HAKLI NEDENLE FESHİ İHBAR TAZMİNATI FAZLA
MESAİ ÜCRET ALACAĞI
ÖZET: Davacı iş akdinin davalı tarafından fazla mesai
ücretlerinin ödenmesini istediği için işverence
feshedildiğini iddia etmiştir. Ancak dosyadaki bilgi ve
belgelerden, özellikle bazı tanıkların ayrıntılı
beyanlarından davacının fazla mesainin ödenmesini talep
etmesi ve işverence ödenmemesi üzerine işyerini 7.3.2005
tarihinde terk ettiği, davacının bu işi bırakma
hareketinin haklı bir sebebe dayandığı
anlaşılmaktadır...”
Ali Tezel
Akşam / 10.07.2008 |