|
Ödeme
emri ile infaz
Bay A.A. 2004
yılında hakkında açılan bir kamu davası sonucunda mahkûm
olmuştu. Hakkında açılan davayı kaybetmesine rağmen
duruşma aşamasında suç işlemeyeceğine yönelik olumlu
kanaat oluştuğu için verilen cezanın ertelenmesine karar
verildi.
Ancak iş bu kadarla bitmemişti. Kendisi hakkında
düzenlenen bir ödeme emri ile 2004 yılına ait yargı
harcı ödenmesi talep edilmişti.
Konuya ilişkin olarak adına düzenlenen ve de takip
numarası 2004/22127 olduğu yazılı olan ödeme emri ile
kendisinden talep edilen yargı harcı miktarı 13.900.000
olarak gösterilmiş, bu miktarın yanına YTL mi yoksa TL
mi olduğu konusunda herhangi bir açıklama yazılmamıştı.
Bay A. A. ödeme emrine bir defa daha baktı. Rakamlarda
bir hata yoktu. Kendisinden yargı harcı olarak talep
edilen miktar tam 13.900.000 olarak yazılmıştı. Ödeme
emrinin kendisine ulaştığı tarih 27.10.2007 idi.
Ödeme emrini tebellüğ ettiği 27 Ekim 2007 Cumartesi günü
gecesinde gözüne uyku girmedi. Ertesi gün resmi tatil
olduğu için vergi dairesine gidemedi, 29 Ekim ise
Cumhuriyet Bayramı olduğundan vergi dairesi kapalıydı.
Ayın 30'unda ödeme emrini gönderen vergi dairesine
gitti.
Görevlilere ödeme emri üzerinde yer alan 13.900.000
rakamının neyi ifade ettiğini ve bu borcun nereden
kaynaklandığını sordu. Ancak vergi dairesi
yetkililerinden aldığı yanıtlar şaşırtıcıydı.
Kendisinin vergi dairesine ödemesi gereken yargı harcı
miktarı 13.900.000 YTL idi.
Bu durum karşısında şaşırıp kalmıştı. Bir defa daha
cesaretini toplayarak vergi dairesinde kendisine tarif
edilen ve yetkili olduğu söylenen kişinin odasına
yöneldi. Korkarak kapıyı vurdu ve içeri girdi. Yetkili
kişiye ödeme emrini gösterdi ve ödeme emri üzerindeki
rakamların neyi ifade ettiğini sordu. Aldığı yanıt daha
önce almış olduğu yanıtların benzeriydi.
Kendisinin 13.900.000 YTL yargı harcı borcu vardı ve bu
borcu ya ödeyecek veya mal beyanında bulunmak suretiyle
taksitlendirme talep edecek, taksitlendirme içinse ya
teminat gösterecek veya muteber ve tanınmış iki kefille
dört taksitte bu borcunu ödeme imkânına kavuşacaktı.
Yutkunarak ve çekinerek yetkili kişiye "Efendim ödeme
emrinde sadece rakamlar yazılı, YTL mi TL mi olduğu
belli değil. 2004 yılında YTL yoktu, TL vardı. Buradaki
miktar YTL cinsinden 13 lira 90 kuruş olmasın müdürüm"
diye bir defa daha sorma cesaretini gösterdi.
Aldığı yanıt çok sertti.
"Bak kardeşim, bizi uğraştırma ya borcunu öde ya da biz
gerekeni yaparız. Pişman olursun."
Çaresizlik içerisinde vergi dairesini terk etti.
Vergi dairesinden çıktıktan sonra bir süre dalgın bir
vaziyette yürüdü, ödeme emrinin üzerinde 13.900.000
rakamı vardı ve yine ödeme emri üzerinde düzenleme
tarihi olarak 17.11.2004 yazılıydı. Kendi kendine
söylendi. 2004 yılında bol sıfırlı Türk Lirası
geçerliydi. Bu olsa olsa bol sıfırlı bir harç
miktarıydı.
Yaşamış bulunduğu bir hastalık nedeniyle artık yolda zor
yürüyordu. Gerçekte fiziken özürlüydü. Ayrıca bir eli de
tutmuyordu.
Kafasında oluşan bir soru onu perişan ediyordu. Maddi
durumu bozuktu. Söz konusu borç gerçekten 13.900.000 YTL
ise bu miktarı hiçbir şekilde ödeyemezdi.
Söz konusu ödeme emrini bir defa daha görmek istedi. Yol
üzerinde bir binanın duvarına yaslandı. Cebindeki ödeme
emrini bir defa daha açtı ve söz konusu ödeme emrinin
altında yer alan açıklamaları okudu.
Borcunu vadesi geçtiği halde ödeyememişti. Ödeme emrini
tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde borcunu
ödeme emrini düzenleyen vergi dairesine veya bu vergi
dairesi adına tahsile yetkili olanlara ödemesi veya yine
söz konusu vergi dairesine borcunu karşılayacak değerde
mal bildiriminde bulunması, haczi kabil malı yoksa bunu
da vergi dairesine bildirmesi gerekiyordu.
Kendisinin ne bir kuruş parası ve ne de haczi mümkün
malvarlığı vardı. Tam anlamıyla çaresiz ve yoksuldu.
Birden ödeme emrinin altında (5) numaralı açıklamaya
gözü takıldı. Ödeme emrine karşı dava açma hakkı vardı.
Ancak bu bağlamda da kendisinin dava açma konusunda
bilgisi yoktu.
Bu konuda acaba kimden bilgi alabilirdi.
O an bulunduğu binanın kapısında yer alan bir tabelaya
baktı. Belki o binanın içerisinde kendisine ilgi
gösterebilecek bir kişi bulunabilirdi.
İçeri girdi, güvenlik görevlilerinden birisine
yaklaşarak konuyu bilen birisi ile görüşmek istedi.
Bay A.A. adına dava açıldı. Çünkü ödeme emri kanunen var
olması gereken bilgilerden yoksundu. Kaldı ki 2004
yılında da 13.900.000 TL'lik (YTL değil) bir harç türü
de yoktu.
Kendisinin adalete inancı tamdı. Ancak dava açılana
kadar çektiği sıkıntıyı, üzüntüyü anlatmak mümkün
değildi.
Şimdi o yargı kararının sonucunu bekliyor.
Not: İlgililere konuya ilişkin belgeleri diledikleri
takdirde sunabiliriz.
Veysi Seviğ
Referans Gazetesi
10.11.2007
|