|
Mükellefi üzen Maliye hacizden istediğini aldı
Geçen ay Gelir İdaresi'nin
tahakkuk etmiş vergi alacaklarını tahsil etmek için
birçok tedbir aldığını duyurmuş ve kısa sürede
birçok müeyyidenin uygulanacağını da haber
vermiştim. Mükelleflerin; tatsız bir muameleye tâbi
tutulmak istemiyorlarsa tahakkuk eden borçları için
vergi dairelerine müracaat etmelerini, gerekirse bu
borçları için tecil talebinde bulunmalarını tavsiye
etmiştim.
İdarecilerden de kanunun kendilerine tanıdığı
yetkileri kullanırken kuru-yaş ayrımına dikkat
etmelerini istemiştim. İyi niyetli mükelleflere
sağlanacak kolaylığın, karşıdaki muhatabı memnun
ederken vergi tahsilatını artıracağını
vurgulamıştım. Yazının üzerinden fazla zaman
geçmeden 10 milyar YTL vergi borcu bulunan yaklaşık
130 bin mükellefin bankalardaki hesaplarına ihtiyati
haciz konulduğu ortaya çıktı.
Kamu harcamalarını finanse etmek için en sağlam
gelir kaynağı olan vergilerin bütçe dengesi
bakımından, zamanında tahsil edilmesi önemli. Aksi
takdirde devlet, borçlanmak ve borçlanmadan dolayı
da faiz ödemek durumunda kalıyor. Bu yüzden vergi
tahsilatının daha etkin bir şekilde yapılması hayati
öneme sahip. Bunun için mükellefin, vergi ya da
sosyal güvenlik primini ödemediği zaman
yakalanacağını, yakalandığında ceza alacağını,
aldığı cezayı da çekeceğini, birkaç yıl arka arkaya
vergi kaçırıldığının anlaşılması durumunda da
şirketin kapısına kilit vurulabileceğini düşünmesi
gerekiyor. Gelir İdaresi de mükelleflere bunları
düşündürmek için her türlü girişimi yapacak gibi
görünüyor. Ayrıca, vergilerini ödemeyen
mükelleflerin, aynı sektörde iş yapan ve vergisini
zamanında ödeyen diğer mükelleflere karşı haksız
rekabet elde ettiğini de gözden kaçırmamak gerek.
Binbir zorluk içerisinde bir şeyler üretmek veya
ticaret yapmak isteyen kişilerin hesaplarına el
konulması hoş değil. Kaldı ki, haciz işlemleri
yapılırken bazı yanlışlıkların yapıldığı da aşikâr.
Ödeme emri gönderilmeden haciz yapıldığı, bankada
vergi borcundan fazla paranın haczedildiği, haczin
çeklerin karşılıksız çıkması, senetlerin protesto
edilmesine sebep olduğu iddiaları da var. Ayrıca bir
mükellefin birden fazla bankada hesabı varsa hepsine
haciz işlemi uygulandığı, mahsup talebi yerine
getirilmediği için borçlu göründüğünden bu muameleye
tâbi olan mükellefler bulunduğu ve ödendiği halde
hesaplara işlenmeyen kimi alacaklar hakkında haciz
uygulanması da yaşanan diğer olumsuzluklar.
Konu ile ilgili görüştüğüm Maliye yetkilileri, 130
bin mükellef hesabına birden haciz işlemi
uygulandığından bazı yanlışlıklar yapılmış
olabileceğini kabul ediyor. Haklı itirazların anında
düzeltildiğini; fakat basında yer aldığı kadar
hatalı işlem bulunmadığını söylüyorlar. Yetkililer,
daha önce mükellefin hesap açtırma ihtimali bulunan
bankalara yazı yazıldığını şimdi ise tespit edilen
hesaplar için haciz konulduğunu, tebliğ saati de
tespit edilen bu işlemlerle hesabın boşaltılmasının
önüne geçildiğini ifade ediyor. Önceki yıllarda,
haciz yazısı tebliğ edildiği gün saat yazılmadığı
için bazı hesaplar boşaltılmış, dolayısıyla haciz
işleminin bir faydası olmamış. Fakat bu sefer işi
daha sıkı tuttukları için ciddi miktarda tahsilat
gerçekleştirmişler.
Bankanın hesaptan tahsilatı Maliye'ye bildirmesi
lazım
Bankalara gönderilen yazıda, mükellefin borç tutarı
bildirilerek, hesabına haciz konulması ve hesapta
yeterli miktarda para bulunması halinde vergi
alacağı kadar tutarın vergi dairesi hesaplarına
aktarılması isteniyor. Genel kural olarak, haczin
konulduğu gün hesapta bulunan miktara haciz
uygulanması gerekiyor. Bu, haczin konulduğu günden
sonra hesaba giren para için ayrı bir haciz
yazılması demek. Ancak POS cihazı ile ilgili
anlaşmalar hariç. Böyle hesaplara bu kapsamda
girecek paralar için haciz kararı geçerli oluyor.
Yeni bir yazıya gerek yok.
Bankanın hesaptan vergi borcu kadar kısmı, vergi
dairesinin hesabına aktardıktan sonra bunu daireye
bildirmesi gerekiyor. Bu bilgi geldikten sonra vergi
daireleri haczin kaldırılması yazısını yazıyor.
Ancak birçok banka, ya mevzuatı atladıkları veya
işlerine gelmediği için vergi tahsil edildikten
sonra durumu bildirmiyor. Hesabından para çekmek
isteyen mükelleflere de zorluklar çıkarıp vergi
dairesinden borcu olmadığına dair yazı getirmesini
istiyorlar.
Okurlarıma bundan sonra borçlarını zamanında
ödemelerini, imkânları yoksa bile vergi dairesine
müracaat ederek tecil talebinde bulunmalarını
tavsiye ediyorum. Çünkü Gelir İdaresi, veri
bankasından daha fazla faydalanacak ve bu tür
işlemlere fazlasıyla başvuracak gibi görünüyor. Şunu
unutmayın! Tecilin normal gecikme zammına göre
avantajlı yönü, aylık faiz oranının yüzde 2,5 değil
de yüzde 2 olmasıdır. Haksız hacizlere karşı itiraz
için de 30 gün içinde idari mahkemelerde yürütmeyi
durdurma davası açılması gerekiyor.
Kaynak: Zaman Gazetesi
Ahmet Yavuz
12.11.2007
|