|
Yeni
TTK’da şirkete borçlanmak
Türkiye'de anonim şirketlerin
pek çoğu, geçmişte uygulanan hayat standardına dayalı
haksız vergilemeden kaçınmak ve/veya sınırlı
sorumluluğun getirdiği ticaret hukuku avantajlarından
yararlanmak amacıyla kurulmuştur. Kurulu anonim
şirketlerin içinde halka açık olanların ve/veya
kurumsallaşmış olanların sayısı pek azdır.
Durum böyle olunca, özellikle aile tipi veya kapalı
olarak adlandırılan anonim şirketlerde, uygulamada
şirket kasası ile patronun (büyük ortağın) cebini
ayırmak zorlaşmıştır. Bu şirketlerde genellikle görülen
hadise, şirketin büyük ortağının cari hesap yolu ile
şirketten sürekli para çekmesi veya özel harcamalarının
şirketlerce finanse edilmesi şeklinde karşımıza
çıkmıştır. Bu olgu da, sürekli kabarık cari hesaplar
yaratmıştır.
Bu uygulamaların olabilirliği ticaret hukuku yönünden
tartışılabilirse de, vergi hukuku yönünden vergi
matrahının bu şekilde aşındırılmaması için gerekli
tedbirler alınmış, bu maksatla Kurumlar Vergisi
Kanunu'nun 13. maddesinde (önceki Kanunda md. 17) örtülü
kazanç dağıtımı müessesesi düzenlenmiş ve bu suretle
matrahın aşındırılması önlenmeye çalışılmıştır. Kurumlar
Vergisi'nde muteber kabul edilmeyen, ortaklar akçalı
ilişki kurulması değil, bu akçalı ilişkinin emsalden
saparak matrahı olumsuz etkileyen kısmıdır.
Şirketle ortağın akçalı ilişkilere girmesi ve ortakların
cari hesaplarının kabarması, hiç şüphesiz her durumda
suiniyeti ve sapmayı ifade etmez. Ortağın cari hesabı
bazen yapılan ve belgelendirilemeyen işlerin ve
harcamaların birikme yeri, bazen de gider yazılamayan
mali yükümlülüklerin atıldığı bir hesap da
olabilmektedir.
Grup şirketlerde veya holding yapılarında ortağa borç
verme ise, bu yapılanmaların doğal gereği olarak,
ortağın ucuz finansmanı amacına da dayanabilmektedir.
Ortak şirketlerin grubun atıl veya havuzdaki fonlarını
kredi olarak kullanmaları da, bu yapılanmalar için son
derece doğaldır.
Ancak Ticaret Kanunu Tasarısı'nda, ortakla şirket
arasında akçalı ilişki kurulması, tamamen bir suiniyet
ifadesi olarak görülmekte ve yasaklanmaktadır.
Tasarının 358. maddesinde "Pay sahipleri şirkete
borçlanamaz" hükmü öngörülerek, ortak ile şirket
arasında borç ilişkisi kurulması yasaklanmıştır. Ancak
yasağa iki noktada istisna getirilmiştir. Bunlardan
birincisi, sermaye taahhüdünde doğan borçlardır.
İkincisi ise şirketin işletme konusu ve pay sahibinin
işletmesi gereği yapılmış işlemlerden doğan borçlardır.
Örneğin (A) şirketi zücaciye ürünleri üretiyorsa, ortağı
(B) de bunları satan bir işletmeye sahipse veya (A)'nın
aynı zamanda bayisi ise, (A)'dan vadeli mal alımı işlemi
dolayısıyla, şirkete borçlanabilecektir. Ancak ortak, en
büyük hissedar da olsa, sabah ceketini değiştirirken
cüzdanını evde unutmuşsa, akşam muhasebeye gidip kasadan
dönüş için taksi parasını borç alamayacaktır.
Tasarı ayrıca pay sahibinin işletmesi ile ortaklık
arasında kurulabilecek borç ilişkisinin de emsalleri ile
aynı veya benzeri şartlarla olabileceğini hükme
bağlamakla, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun örtülü kazanç
dağıtımı müessesesini ticaret hukukuna da taşımaya
çabalamıştır.
Tasarıda (md. 395) ayrıca, yönetim kurulu üyelerinin
kendisinin veya yakınlarının (alt ve üst soyundan
birinin, eşinin veya üçüncü dereceye kadar kan ve kayın
hısımlarından birinin) ve bunların ortağı oldukları
şahıs şirketleri ile en az yüzde yirmisine iştirak
ettikleri sermaye şirketlerinin de şirkete borçlanmaları
yasaklanmış, şirketlerin bu saydıklarımıza kefil olması,
garanti veya güvence vermesi, sorumluluk yüklenmesi ve
borçlarını devralması da yasaklanmıştır. Örneklersek,
aile tipi (A) anonim şirketinin yüzde 80 pay sahibi ve
yönetim kurulu üyesi olan Bay (B)'nin yüzde 60 pay
sahibi olduğu aile tipi (C) anonim şirketinin varlığını
düşünelim. (C) anonim şirketi bankadan kredi alırken
veya (C)'nin vergi borçları için, (A) anonim şirketi boş
arsasını veya makine-teçhizatını teminat
gösteremeyecektir. Tasarıda sadece şirketler topluluğuna
dahil şirketlerin birbirlerine kefil olabilecekleri
kabul edilmiştir.
Ticaret Kanunu Tasarısı'nda bu yasakların ihlal edilmesi
halinde uygulanması öngörülen yaptırım ve geçmişte
ortaklarca borçlanılan tutarların ne olacağı da üzerinde
durulması gerek önemli konulardır. Bu konulardaki
irdelemeyi de, köşemizin sınırları itibariyle, gelecek
yazımıza bırakıyoruz.
Bumin Doğrusöz
Referans / 15.10.2007
|