|
Şirketinizle ortak olmaz mısınız
Halen Meclis gündeminde sıra
bekleyen Yeni Ticaret Kanunu Tasarısı'nda bir ortaklı
şirket tipine yer verilmekte, böyle bir ortaklık tipi de
doktrinde tartışmalara yol açmaktadır.
Aslında böylesi bir düzenleme halen yürürlükte olan
ticaret kanununda da limited şirketler açısından
mevcuttur. Gerçi mevcut düzenleme bir ortaklı şirkete
izin vermemekle birlikte, kişilerin kendi şirketleri ile
ortak olması, yani bir kısım payların bizzat şirkete ait
olması yoluyla fiilen bir ortaklı şirketin
oluşturulabilmesine cevaz vermektedir.
Ancak sözünü edeceğimiz düzenleme pek fazla bilinmediği
için, bu uygulama bugüne kadar sınırlı sayıda
gerçekleştirilebilmiştir.
Gerçekte bir ortaklı limitet şirket kurmak mümkün
değilse de, iki ortakla kurulmuş bir limitet şirketi,
ikinci ortağın paylarının şirket tarafından iktisabını
sağlamak suretiyle kuruluştan sonra fiilen bir ortaklı
hale dönüştürmek mümkündür. Örneğin uygulama pek çok
muhasebe ve mali müşavirlik şirketinin ikinci
göstermelik ortakla sürdürülmek yerine bu yola niçin
gidilmediğini de anlamak pek mümkün değildir.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) md. 526/I'de sermaye borcu
olan payın, şirket tarafından iktisabını ve rehin
alınmasını sermayeye iştirakten doğan alacak için
yasaklamış, sermayeye iştirakten doğmayan alacak için
şirketin payını iktisabına veya rehin almasına cevaz
vermiştir. Bu düzenlemeyi izleyen ikinci fıkrada ise
limited şirketin sermaye borcu tümü ile ödenmiş kendi
paylarını edebileceğini, ancak bu durumda bu payların
bedelinin ortaklık malvarlığının esas sermayeyi aşan
kısmı ile ödenmesi şartı kabul etmiştir.
Görüldüğü gibi bir limitet şirketin sermaye borcu
olmayan ve kendisine ait payı edinmesi, bedelin
tamamıyla ana sermayeyi aşan değerden ödenmesi koşulu
ile kabul edilmiştir. Ancak pay için şirketçe ödenen
bedel, esas sermayeye dokunacak miktarda ise, sermayeden
iade söz konusu olur ki, bu da TTK. md. 526 hükmüne
aykırılık oluşturur.
Ana sermayeyi aşan değerin ne olduğu edinme tarihine
göre çıkartılacak bir ara bilanço ile tespit edilmek
zorundadır. Ana sermayeyi aşan değerin tutarını
saptayabilmek için aktiflerden borçlar ve esas sermayeyi
çıkartmak gerekir. Aktiflerden ayrıca yedek akçenin de
düşülüp düşülmeyeceği hususu doktrinde tartışılmalıdır.
Edinme ana sözleşme ile belirli amaçlara sarf olunmak
üzere ayrılması öngörülen ihtiyari yedek akçelerden veya
dağıtılmamış karlardan yahut gizli yedek akçelerden de
yapılabilir. Ancak, isteğe bağlı yedek akçelerden
yapılacaksa ana sözleşmede değişiklik yapılarak amaçlar
arasına bu hususunda eklenmesi veya gizli yedek
akçelerden yapılıyorsa bunların çözülüp bilançoya
geçirilmesi şarttır. Ancak gizli yedek akçeleri çözüp
bilançoya dahil etmenin, kurumlar vergisi matrahını
yükseltebileceğini de unutmamak gerekir. Edinme
dağıtılmamış karlardan yapılacaksa, ortakların bu konuda
bir karar alması şarttır.
Devir gerçekleştikten sonra pay, defter ve listelerde
şirketin mülkiyetinde gösterilir. Şirket tarafından
usulüne uygun bir şekilde devralman paylar, ortaklık
bünyesinde kaldığı sürece, ortaklığın bilançosunda ve
aktifler arasında gösterilecektir.
Limited ortaklığın usulüne uygun şekilde edindiği kendi
paylarına bağlı olan hakları ise yönetimsel ve mali
haklar açısından ayrı ayrı değerlendirmek gerekmektedir.
Limited şirket, kendi paylarına sahip olduğu sürece
ortaklar kuruluna katılma ve oy hakkını kullanamaz. Bu
hakkın bir temsilci vasıtasıyla kullanılması da mümkün
değildir. Ayrıca bu paylara ilişkin bilgi alma, iptal
davası açma, denetleme, şikayet, çıkma, feshi talep etme
gibi diğer haklar da kullanılamaz. Bu haklar, payların
limited şirketin mülkiyetinde bulunduğu sürece donmuş
addolunur ve kullanılamaz. Ancak bu payın ileride
limited şirketten bir üçüncü şahsa veya bir ortağa
devredilmesi halinde, söz konusu haklar üzerindeki bu
donmuş olma hali kalkar.(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu,
Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 7. Bası, prg. 1674/a)
Paya bağlı mali hakların en önemlisi kâr payı alma
hakkıdır. Bu hak şirkete ait paylar için şirket
tarafından kullanılır ve alınan kâr payı gelir yazılır
(kurumlar vergisi açısından iştirak kazançları istisnası
kapsamındadır). Hatta şirket, sermaye artırımına iştirak
hakkını dahi gerekirse kullanabilir. İç kaynaklı sermaye
artırımlarında ise bedelsiz dağıtılan hisselerin şirkete
düşen kısmın mülkiyeti de yine şirkete ait olur. Ancak
şirketin tasfiyesi halinde, şirketin sahip olduğu
payları için tasfiye bakiyesinden pay alması söz konusu
olmaz. Zaten bunun pratik bir yararı da yoktur.
Bumin Doğrusöz
Referans /
17.04.2008 |