|
İş
kazasında işletme kusurlu ise tazminat
gider
gösterilemez
İşle ilgili olmayan ya da işle
ilgisi olsa dahi işletme sahibinin kusuru nedeniyle
ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar gider olarak
kayıtlara intikal ettirilemez. Ancak, çalışanın kusuru
nedeniyle ödenecek tazminat, yasal faiziyle birlikte
gider olarak dikkate alınır.
SORU: İşyerimizde meydana gelen bir kaza sonucunda olay
mahkemeye intikal etmiş olup, mahkeme tarafından verilen
kararda firmamızda ücretli çalışan bir elemanın söz
konusu kazadan dolayı yüzde 40 oranında, firmamızın da
yüzde 60 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu
durumda ödenecek olan tazminatın giderleştirilip
giderleştirilemeyeceği konusunda tereddüde düşülmüştür.
Eğer ödenecek tazminat giderleştirilecek olursa yüzde
kaçı gider olarak kayıtlara intikal ettirilecektir? Söz
konusu giderleştirme işlemi ödemenin yapıldığı tarihte
mi yoksa mahkeme kararının kesinleştiği tarihte mi
olacaktır?
YANIT: Kurumlar Vergisi Yasası'nın altıncı maddesinin 1.
fıkrası ile kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap
dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı
üzerinden hesaplanacağı hususu hükme bağlanmış olup, söz
konusu maddenin ikinci fıkrasında da "safi kurum
kazancının tespitinde Gelir Vergisi Yasası'nın ticari
kazanç hakkındaki" hükümlerinin uygulanacağı
belirtilmiştir.
Gelir Vergisi Yasası'nın 38.maddesi uyarınca da;
"Bilanço esasına göre ticari kazanç teşebbüsteki öz
sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri
arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya
sahiplerce;
- İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir.
- İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında
Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait hükümleri ile bu
Kanun'un 40 ve 41. maddeleri hükümlerine uyulur."
Aynı yasanın "İndirilecek Giderler" başlıklı
40.maddesinin 3. bendinde; işle ilgili olmak şartıyla,
mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden
ödenen zarar, ziyan ve tazminatların ticari kazancın
tespitinde gider olarak indirilebileceği, 41. maddesinin
6. bendinde ise, her türlü para cezaları ve vergi
cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan
tazminatların gider olarak indirilemeyeceği hükme
bağlanmıştır.
Mevcut yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere
ödenen tazminatların gider olarak kayıtlara intikal
ettirilebilmesi için işle ilgili olması ve sözleşmeye,
ilama ve yasa emrine bağlı bulunması gerekmektedir.
Dolayısıyla işle ilgili olmayan ve işle ilgisi olsa dahi
işletme sahibinin kusuru nedeniyle ödenen zarar, ziyan
ve tazminatlar gider olarak kayıtlara intikal
ettirilemeyecektir.
Bu durumda söz konusu kazadan dolayı ödenecek tazminatın
yüzde 60'ı ile bu tazminata isabet eden faizin gider
olarak kayıtlarınıza intikal ettirilmesi ve dönem
kazancının tespiti aşamasında hem tazminatın yüzde
60'ının ve hem de bu kısma ait ödenecek faizin dönem
kazancından indirim konusu yapılması mümkün değildir.
Ancak çalışanınızın kusuru nedeniyle ödenecek olan yüzde
40 oranındaki tazminat ile yasal faizin Gelir Vergisi
Yasası'nın 40/3. maddesi uyarınca kurum kazancının
tespitinde gider olarak dikkate alınması ve indirim
konusu yapılması mümkündür.
Gelir Vergisi Yasası'nın 40/3.maddesinde tazminatın
giderleştirilebilmesi için ödenmesi öngörülmüş olup,
yasa maddesi kapsamında tazminatlar ödenmeden
giderleştirilemez.(V. Seviğ)
GEZİCİ PERSONELİN ARACINA ÖDEME
SORU: Biz faaliyetimiz icabı gezici elaman çalıştırmak
zorunda olan bir Anonim şirketiz. Bu nedenle gezici
elaman alırken otomobili olanları tercih ediyoruz. Bu
personele araçlarının işle ilgili kullanılması nedeniyle
belli bir bedel ödüyoruz. Yapılan ödemeler genellikle
aylık olarak hesaplanmakta çalışılmayan günlere ait
araba kullanım bedeli ödenmemektedir. Yapılan bu
ödemeler vergilendirme açısından nasıl
değerlendirilecektir?
YANIT: Her şeyden önce Gelir Vergisi Yasası'nın 70/8.
maddesinde de hükme bağlandığı üzere, motorlu nakil ve
cer vasıtaları, her türlü motorlu araç, makine ve
tesisat ile bunların eklentilerinin sahipleri,
mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı
sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya
verilmesinden veyahut da benzeri nitelikte belli bir
bedel karşılığında başkasının kullanımına terk edilmesi
halinde sağlanan gelirler gayrimenkul sermaye iradı
olarak kabul edilmektedir.
Gelir Vergisi Yasası'nın 94.maddesinin 1.fıkrasında
ticaret şirketlerinin söz konusu maddede sayılan
ödemeleri avans dâhil nakden veya hesaben yaptıkları
sırada istihkak sahiplerinin gelir vergisine mahsuben
tevkifat yapmak zorunda oldukları hususu hüküm altına
alınmıştır. Buna göre söz konusu araçların kiralanması
halinde yapılacak ödemeler yüzde 20 oranında vergi
kesintisine (stopaja) tabi tutulacaktır.
Diğer yandan Gelir Vergisi Yasası'nın 98.maddesi hükmü
gereği olarak aynı yasanın 94.maddesi uyarınca vergi
tevkifatı yapmakla yükümlü olanlar yapmış oldukları
tevkifatı ertesi ayın 23.günü akşamına kadar muhtasar
beyanname ile beyan etmek ve beyan edilen stopaj (tevkifat)
miktarını da 26. günü akşamına kadar ödemek
zorundadırlar.
Buna göre kira gelirini elde eden personel de 2008
yılında elde ettiği bu tür gelir miktarı eğer 19.800
YTL'yi aşıyorsa, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile
gelecek yıl Mart ayının 25.günü akşamına kadar bu
gelirini beyan etmek zorundadır.
Ayrıca Katma Değer Vergisi Yasası uyarınca Gelir Vergisi
Yasası'nın 70.maddesinde yer alan mal ve hakları ticari
amaçla kiraya verenler bu durumları nedeniyle katma
değer vergisi mükellefi olarak kabul edilmekte, konuya
ilişkin olarak yayımlanan 30 seri numaralı Katma Değer
Vergisi Genel Tebliğinde bu kişilerin kiralama işlemleri
nedeniyle kiralamaya ait katma değer vergisinin kiracı
tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesini,
dolayısıyla kiraya verenin bu durumda mükellefiyet tesis
ettirmemesini öngörmüş bulunmaktadır. Dolayısıyla
personelden bu şekilde kiralanan veyahut da personele
aracının işle ilgili kullanılması nedeniyle ödeme
yapılması halinde, yapılan ödemeler hem stopaja ve hem
de katma değer vergisine tabi olup, kira bedeli
üzerinden %18 oranında hesaplanan katma değer vergisi
(2) no'lu katma değer vergisi beyannamesi ile
personelinden araç kiralayan mükellef tarafından beyan
edilerek ödenmektedir.
Gerek Gelir Vergisi Yasası'nın 41/5 ve gerekse Kurumlar
Vergisi Yasası'nın 13. maddesi uyarınca yapılan kira
ödemelerinin emsal kira ödemelerinden fazla olmaması
konusuna özen gösterilmesi gerekmektedir. (V. Seviğ)
YARGI KARARLARINDA TELLALLIK HARCI
Danıştay 9.Dairesi E.2005/607 K.2006/176 T.9.2.2006
Davacı hakkında, yetiştirmesi olan tayların 20.10.2003
tarihinde açık arttırma suretiyle satılması nedeniyle
davalı idareye bildirimde bulunmaması ve satışlara
tekabül eden tellallık harcını ödememesi nedeniyle
tarhiyat yapılmıştır. Belediye Gelirleri Kanunu'nun 67.
maddesinde, belediye ve mücavir alanlar içinde
belediyelere ait hal, balıkhane, mezat yerleri ve
ilgilinin isteğine bağlı olarak belediye münadisi veya
tellalı bulunduran sair yerlerde gerçek ve tüzel kişiler
tarafından her ne suretle olursa olsun her çeşit menkul
ve gayrimenkul mal ve mahsullerin satışının tellallık
harcına tabi olduğu, aynı Yasanın 68. maddesinde ise
tellallık harcını, mal ve mahsulleri satan gerçek ve
tüzel kişilerin ödemekle mükellef oldukları, gerçek veya
tüzel kişilerin yapacakları satışları satış yapmadan
önce belediyeye veya mahallindeki belediye ilgililerine
haber vermekle ödevli oldukları, haber verilmediği
takdirde harcın yüzde 50 fazlasıyla tahsil olunacağı
hükme bağlanmış olup, olayda X Hipodromunda 20.10.2003
tarihinde satışın gerçekleştirileceğini ilan eden,
yerini temin eden ve organizasyonu kendisi
gerçekleştiren davacının, belediyeye ait yerlerde olmasa
bile yukarıda anılan yasanın 68.maddesi gereğince
tellallık harcının mükellefi olması, dolayısıyla
belediyeye haber verme ve tellal veya münadi bulundurma
zorunluluğunun bulunması sebepleriyle, gerçekleştirdiği
satışlar nedeniyle adına salınan tellallık harcında
yasal isabetsizlik yoktur.
Danıştay 9.Dairesi E.2003/1580 K.2004/3558 T.26.5.2004
Davacı şirketin müzayede evinde tertip edilen
gayrimenkul müzayedesi nedeniyle yüzde 50 fazlası ile
salınan tellallık harcının terkini istemiyle açtığı
dava, yerel mahkemece kabul edilmiştir. Belediye
Gelirleri Kanunu'nun 68. maddesinde tellallık harcını,
mal ve mahsulleri satan gerçek ve tüzel kişilerin
ödemekle mükellef oldukları hükme bağlanmış olup, bu
madde hükmünden harcın mükellefinin satıcı olduğu
anlaşılmaktadır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna
devredilen bankalara ait malların, davacı şirketçe
organize edilen müzayede yoluyla satışının söz konusu
olduğu olayda, Söz konusu 68.madde çerçevesinde,
"satıcı" konumunda olan kurum Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonu olduğundan, müzayede yoluyla anılan satışa aracılık
eden ve satıcı konumunda bulunmayan davacı şirketin
mükellef kabul edilmesi suretiyle yüzde 50 fazlası ile
tellallık harcı salınmasında isabet bulunmayıp,
tellallık harcını terkin eden yerel mahkeme kararı
hukuka uygundur.
Danıştay 9.Dairesi E.1998/3917 K.1999/3148 T.21.9.1999
Akaryakıt dağıtım faaliyetinde bulunan yükümlü şirket
adına …… tarihine kadar yaptığı petrol ürünleri
satışları için tellallık harcı salınmışsa da; petrol
ürünlerinin satışının söz konusu olduğu olayda 2464
sayılı Kanunu'nun 67. maddesinde öngörülen biçimde
gerçekleşen bir satış işleminin tespit edilememiş
olması, dosyada bulunan yoklama fişinin bu harcın tarhı
için yeterli tespitleri içermemesi, özellikle matrahın
belirlenmemiş olması ve konunun açıkça ortaya konulmamış
olması sebepleriyle, salınan tellallık harcında yasal
isabet yoktur.
ÖZELGELERDE KURUM KAZANCI
1. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 8.2.2007 tarih ve
144 sayılı özelgesi;
"KVK'nun 8/b maddesine göre, kuruluş ve örgütlenme
giderlerinin ticari kazanç gibi hesaplanan kurum
kazancının tespitinde, hasılattan indirilmesi mümkündür.
Ayrıca, döviz cinsinden alınan avansın VUK'nun 280.
maddesi uyarınca değerlemeye tabi tutulması sonucu
ortaya çıkan kur farkından dolayı oluşan gelirin kurum
kazancının tespitinde dikkate alınması ve
vergilendirilmesi gerekir. Giderlerin ise, kurum
kazancının tespitinde finansman gideri olarak indirim
konusu yapılması mümkündür. Bununla beraber, kuruluş ve
örgütlenme giderlerinin aktifleştirmesi ihtiyari
olduğundan amortisman yoluyla itfa edilmeleri halinde
doğrudan gider yazılmalarının mümkün olmadığı tabiidir."
2. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 25.12.2007 tarih
ve 10954 sayılı özelgesi;
"Şirketin satışlarını artırmak amacıyla belli bir
tutarın üzerinde ürün alan müşterilerine promosyon
olarak çeyrek yılbaşı bileti vermek suretiyle yaptığı
harcamalar, KVK'nun 6. ve GVK'nun 40. maddesi uyarınca
reklam harcaması ve dolayısıyla genel gider niteliğinde
olup, kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim
konusu yapılabilir."
3. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 28.12.2007 tarih
ve 11107 sayılı özelgesi;
"Şirket personelinin ve misafirlerinin konaklaması
amacıyla şirket tarafından kiralanan konuta ödenen kira
ve aidat bedelleri KVK'nun 6. maddesi ve söz konusu
maddenin atfı uyarınca GVK'nun 40. maddesi uyarınca,
kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılabilir.
Bu arada, kiralanan konut işyeri olarak kabul
edileceğinden, yapılan ödemeler üzeriden GVK'nun 94/5-a
maddesi uyarınca tevkifat yapılması gerekir. Ayrıca,
konutun personele tahsisi halinde, konut kirasının
GVK'nu 61. ve 63. maddesi uyarınca personele yapılan ek
ücret ödemesi olarak kabul edilmesi ve toplam ücret
üzerinden yine GVK'nun 94/1. maddesi uyarınca tevkifat
yapılması gerekir."
4. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 11.9.2007 tarih ve
7477 sayılı özelgesi;
"204 seri no'lu VUK'nu Genel Tebliğinde, mükelleflerin
ticari faaliyetlerine ilişkin olarak; işyerlerinde
kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları
(Kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli
fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen kanuni haddi
aşmayan diğer bir anlatımla perakende satış fişi (veya
yazar kasa fişi) düzenleme sınırları içinde kalan mal ve
hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya
yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul
edilmiştir. İşletmenin tüketimi dışında satışa konu
olacak mal ve hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne
olursa olsun fatura düzenlenmesi defterlere faturalara
dayanılarak kayıt yapılması gerekmektedir. Bu düzenleme
gereğince, sadece işyerinde tüketilmek amacıyla satın
alınan ve fatura düzenleme haddinin altında kalan mal ve
hizmetler için alınan perakende satış fişleri gider
belgesi olarak kabul edilmekte olup, şirket personelinin
iş yeri dışında yemek bedelleri karşılığında
lokantalardan alınan ödeme kaydedici cihaz fişleri bu
tebliğ kapsamında nitelendirilmesi mümkün değildir."
5. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 24.9.2007 tarih ve
7854 sayılı özelgesi;
"GVK'nun ticari kazancın tespitinde indirilemeyecek
giderlerin düzenlendiği 41. maddesinde, her türlü para
cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin
suçlarından doğan tazminatlar (Akitlerde ceza şartı
olarak derpiş edilen tazminatlar, cezai mahiyette
tazminat sayılmaz.)''ın safi kazancın tespitinde gider
olarak indirilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Gerek
GVK'nun ilgili hükmü gerekse söz konusu maddeye atıf
yapan KVK'nun 6. maddesi uyarınca, şirketin motorin ile
95 oktan kurşunsuz benzini birbirine karıştırarak bozuk
akaryakıt oluşturması ve bu akaryakıtı bedelsiz olarak
imha edilmek üzere aldığı yere iade etmesi sonucu oluşan
zararını, kurum kazancının tespitinde gider olarak
indirim konusu yapması mümkün değildir."
6. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 13.9.2007 tarih
ve 18434 sayılı özelgesi;
"Gelişi ve müşterileri sevki esnasında kırılan
yumurtaların maliyet bedeli ile VUK'nun 278. ve 267/3.
maddesi uyarınca takdir komisyonunca belirlenecek emsal
bedeli arasındaki tutarın stok maliyetlerinden
indirilecek dönem hesaplarına gider yazılması mümkündür.
Emsal bedelin ‘0' (sıfır) olarak tespit edilmesi ve
anılan emtiaların imhalarına karar verilmesi halinde
ise, bu malların vergi dairesi temsilcilerinin de
bulunacağı komisyon huzurunda tutanakla tespit edilmek
suretiyle imha edilmesi ve istenildiğinde Şirket
tarafından bu tutanakların ibrazı şartıyla, stok
maliyetlerinin, safi kurum kazancının tespitinde gider
olarak dikkate alınması mümkündür."
SÖZÜN ÖZÜ
EN SAĞLAM ZİNCİR, EN ÇÜRÜK HALKASI KADAR SAĞLAMDIR
Latin Atasözü
Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz
23.04.2008 |