|
Vergi reformu rafa kalktı
Maliye Bakanlığı, kapatma davasına kadar Gelir Vergisi
reformunu çıkarma konusunda büyük bir kararlılık
içerisindeydi
Bürokratlar, Vergi Konseyi'nin
hazırladığı reform taslağı üzerinde teknik çalışmalarını
tamamlamışlar, kamuoyuna sunmak için talimat
bekliyorlardı. Ancak gündem değişince olanlar oldu,
talimat gelmedi.
Bundan sonra da tasarının, en azından kurgulandığı
şekliyle, gündeme getirilmesini kimse beklemiyor.
Sonuçta Türkiye, vergi kaçağını önleme ve belki de vergi
adaletine yaklaşma konusunda yakaladığı büyük bir
fırsatı kaçırdı.
Fırsat kaçtı çünkü, "nereden buldun" kadar keskin olmasa
da herkesin kazancı ile ödemesi gereken gerçek vergi
arasındaki boşluğu ortadan kaldıracak bir mekanizma
kurulacaktı. Belki de binlerce zenginimiz, vergi
yükümlülüğünü yerine getirmiş olmanın vereceği iç huzuru
tadacak ve lüks yaşamlarını endişeden uzak sürdürme
fırsatı yakalayacaklardı. Fırsat kaçtı.
Belirsizlik ortamı nedeniyle kazançlarının azaldığından
yakınan binlerce, yüzbinlerce ve belki de milyonlarca
insanımız yine de şanslı. Çünkü onların kasalarında
birikecek ödenmeyen vergiler, azalan kazançlarını telafi
etmeye devam edecek.
MÜTEAHHİDİ FIKRA KESER Mİ?
Özellikle maliyecilere hayal kırıklığı yaşatan bu durumu
geride bırakıp müteahhitlerin fıkralı, yemekli
toplantısını aktaralım. Duymayanınız kalmamıştır,
müteahhitlerimiz son dönemde çok dertli! Kimi TOKİ'ye
yaptığı konutlardan zarar ettiğinden yakınıyor kimi
artan demir ve akaryakıt maliyetleri nedeniyle uğradığı
zararı devletin ödememesinden şikayet ediyor.
Müteahhitlerimiz önceki akşam Sheraton Oteli'nde Çevre
ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nu yemekli toplantıda
konuk etti.
DSİ Genel Müdürlüğü döneminden iyi tanıdıkları Eroğlu'na
sorunlarını bir kez de böylesine "sıcak" bir ortamda
anlatacaklar, kim bilir belki de müjde alacaklardı.
Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, iyi kurgulanmış
konuşma metnini bütün dikkatleri üzerine çekecek bir
vurgu ve tonlamayla okuyup yerine oturunca, bütün gözler
kürsüye yönelen Bakan'a çevrildi. Daha önce aynı salonda
Unakıtan'ın, "Eh, bir tabak yemeğe de bu kadar soru
sorulmaz ki!" esprisi dikkate alınıp bu sefer hem soru
sayısı azaltılmış hem de mönü zenginleştirilmişti.
Ancak, bütün bunlar müteahhitlerin şöyle sağlam bir
müjde almasını sağlayamadı. Zaten konuk edilen bakan,
müteahhitlerin kendilerine akmasını istedikleri musluğun
başında oturmadığı gibi, açma-kapama yetkisine de sahip
değildi. Eroğlu, "Yanlış bakan çağırdınız" demedi.
Ancak, konuşmasına öyle bir Temel fıkrasıyla başladı ki,
herkes yakalamayı umduğu balık sürüsü yerine mönüdeki
"balık şiş"le yetinileceğini anladı. İşte fıkra:
Temel'le Dursun denizin ortasında öyle bir balık
sürüsüne rastlamışlar ki, tekne kısa sürede tıka basa
hamsiyle dolmuş. Keyifler yerinde kıyıya dönerlerken
Temel, Dursun'u uyarmış: "Ula bir işaret koy da yarın da
buraya gelelim!" "Merak etme Temel, ben de bunu düşünüp
teknenin kıçına bir işaret koydum." "Ula Dursun, böyle
bir hata yapılır mı? Nerden biliyorsun aynı tekneyle
açılacağımızı?"
Erdoğan SÜZER
Bugün / 03.07.2008 |