|
Gelir İdaresi Başkanlığı
tarafından yayınlanan 3 Ekim 2007 tarihli ikmalen,
re'sen ve idarece yapılan tarhiyatlarda mükellefin
hakları ve ödevleri rehberinin mükelleflerin hakları
başlığı altında yer alan bir açıklama uygulamada
mükellefleri yanıltacak mahiyettedir. Bu açıklamaya
göre, "Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları ile
kaçakçılık suç ve cezalarından dolayı vergi ziyaına
sebebiyet verilmesi durumunda tarh edilen vergi ve
kesilen ceza uzlaşma kapsamı dışındadır". Bu ifade
hukuka aykırı olarak getirilen 5479 sayılı kanun
yürürlükte olduğundan doğru bir ifade olmayıp,
mükellef haklarını yansıtmamaktadır.
Vergi ziyaına 359. maddede
yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde VUK'nın
344 (3). maddesi kapsamında vergi ziyaı cezası üç
kat olarak uygulanacaktır. Bu maddeye göre kesilecek
vergi ve cezalar uzlaşma kapsamı dışında
kalmaktadır. Anayasa Mahkemesi tarafından vergi
ziyaı cezasının iptali sonrasında getirilen ve
çeşitli yönleriyle halen Anayasa'ya aykırı bulunan
5479 sayılı kanunla yapılan değişiklikle VUK'ya
geçici 27. madde eklenmiştir. Bu madde hükmüne göre
1.1.2006 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak
bu tarihten sonra ortaya çıkan ve vergi ziyaı cezası
kesilmesini gerektiren fiiller için ziyaa uğratılan
verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası
kesilecektir. Vergi ziyaına 359. maddede yazılı
fiillerle sebebiyet verenlere bu ceza üç kat olarak
uygulanacaktır.
Bu kapsamda ortaya çıkan
bir problem uzlaşma konusunda görülmektedir.
Kendisine VUK'nın geçici
27. maddesi uyarınca üç kat vergi ziyaı cezası
kesilen mükellef uzlaşma hükümlerinden
faydalanılabilecek midir? Bunun için öncelikli
olarak uzlaşma ile ilgili maddelerin kapsamına
baktığımızda VUK'nın ek 1. ve ek 11. maddelerinde
344. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi ziyaı
cezası kesilen tarhiyata ilişkin vergi ve cezaların
tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma kapsamı dışında
tutulduğu görülmektedir. Her iki maddede de 5479
sayılı kanun kapsamında getirilen geçici 27. madde
ile ilgili bir değişiklik yapılmadığından uzlaşma
ile ilgili düzenlemelerde geçici 27. maddedeki husus
bulunmamaktadır.
Bu durumda geçici 27. madde
hükümlerinin uygulanması sebebiyle üç kat vergi
ziyaı cezası kesilmesi gerekirse mükellefler uzlaşma
hükümlerinden faydalanabileceklerdir. Her ne kadar
İdare bu konuda aksini savunsa da yargı bu yönde
karar vermeye başlamıştır. Mükellefler bakımında çok
ciddi bir eşitsizlik yaratan bu hususun bir kanun
değişikliğiyle acil olarak düzeltilmesi
gerekmektedir. Aksi halde konu Anayasa Mahkemesi
önüne gidebilecektir.
"Varlık Vergisi ve
Azınlıklar"
Yurtdışında çeşitli
kütüphanelerde ülkemizle ilgili yayın olarak
karşımıza çıkan eserler uzun bir dönem maalesef
ağırlıklı olarak varlık vergisi konusundaydı.
Türkiye'nin vergi sistemi konusunda bu bilgi
noksanlığının değişmesi için o zamanki küçük çabalar
ve katkılar bugün çok daha iyi noktalara gelse de o
ilk izlenimi unutturamıyor. Ülkemizde de çok
tartışılan bir olağanüstü hal vergisi olan varlık
vergisi gerek ortaya çıkışı, gerek uygulaması ve
sonuçları bakımından vergicilik tarihinde kara bir
sayfa olarak kalmış, birçok insanı mutsuz etmiştir.
Bu konudaki detaylar bugünün ve yarının kuşakları
için ders mahiyetindedir.
Gerek bugünü gerekse
geçmişi bakımından kendisiyle ortak değerlerimizin
bulunduğu çok değerli vergi uzmanı ve Vergi Konseyi
üyesi Sayın Hüseyin Perviz Pur, "Varlık Vergisi ve
Azınlıklar" isimli eserini büyük bir titizlik ve
başarı ile tamamlamıştır. Eylül ayı içerisinde Eren
Yayınları tarafından yayınlanan eser 495 sayfadır.
Daha önce "Türkiye'nin Borç Prangası" isimli eseri
de bulunan yazarın bu çalışmasını vergiyle ilgili
herkesin dikkatine sunmak isterim.
Perviz'in Ezgisi'nden bir
küçük şiirle bitirelim.
Pusludur yağan şarkılar
Kuş sesleri bir başka kalın
Uyuyan İstanbul güneşi
yorgun
Uyandırmayın susun
Düşlerinde biz, çocuklar
Boğaz akıntısında koşan
balıklar
Hakan Üzeltürk
huzelturk@superonline.com
Dünya Online / 05.10.2007 |