|
Gelir
İdaresi'nde yeni dönem personel
merkezli olacak
Geçtiğimiz hafta verginin
patronu değişti. Gelir İdaresi'nin başına Mehmet Akif
Ulusoy getirildi. 2002'den beri bu kurumun başında olan
Osman Arıoğlu, yurtdışı görevlendirme teklifini kabul
etmeyerek emekliliği tercih etti.
Arıoğlu, 10. Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer asaletini
onaylamadığı için vekil sıfatıyla Gelirler Genel
Müdürlüğü olan kurumun Gelir İdaresi olarak yeniden
yapılanması çalışmalarını yürüttü. Asaleten ataması
yapılan kadar geçen sürede yoğun bir tempoda çalıştı,
ama vergi tahsilatının arzulanan seviyeye çıkmaması gibi
eleştirilere de hedef oldu. Zorlu görevin getirdiği
maddi ve manevi yorgunluk yüzünden bir hayli yıprandı.
Maliye Bakanlığı gibi eski ve statükolarla dolu bir
kurumda, Gelir İdaresi'nin yeniden yapılandırılması
çalışmaları sebebiyle ben yine de Sayın Arıoğlu'nu
başarılı buluyorum. Çünkü binadan lojmana, personelden
taşıta kadar her yönden ortak olunan Maliye'den ayrılmak
ve bu ayrılma esnasında paylaşımda yaşanan çekişmeler
ister istemez hareket alanını daraltmıştı. Ama şunu da
ifade etmek gerekir ki, yapılacak şeylerin sadece
başlangıcını yaparak, arkasında idaresine küsmüş,
motiveden uzak, beklediği imkanları elde edememiş bir
personel bıraktı. Personel biliminde genelgeçer kural,
eşit işe eşit ücret ilkesidir.
İdare'de bu mümkün olmadı. Mesela vergi dairelerine ve
diğer birimlerde çalışan personel yeniden yapılanma
sonrasında yeni pozisyonlara getirileceklerini
umuyorlardı. Fakat bu imkan sadece 4 yıllık üniversite
mezunlarına açılan sınavlarda başarılı olmak şartıyla
tanındı. Açılan sınavda başarılı olmak, KPSS sınavına
girip belli bir puan almaya ve kurum içi sınavda barajı
geçme şartına bağlandı. Aralık 2006'da açılan özel gelir
uzmanlık sınavı öncesinde, pek çok personel aylarca iş
yapmadı, sadece ders çalıştı.
İşin garip tarafı kadrosu hizmetli, teknisyen, güvenlik
elemanı veya şoför gibi memur olmayan kişiler bile 4
yıllık üniversite mezunu ise 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu'na muhalif olarak bu sınava müracaat edebiliyor
ve kadrosunu gelir uzmanlığına geçirebiliyor. Açılan
sınavda barajı geçen kişiler içerisinde 2500 kişi
seçilerek gelir uzmanlığına atandı. Barajı geçtiği halde
ilk 2.500'e giremeyenler ise memur olarak çalışmaya
devam etti. Yeni alınan kadrolara bu kişilerin atanması
yerine yeniden sınav açıldı. Gelir uzmanı olarak
atananlar eski durumlarına göre 500-600 YTL kadar maaş
farkı almaya başladı.
Böylece vergi dairesi içerisinde aynı işi yapan lise
mezunu memurlar, 2 yıllık önlisans mezunu memurlar, 4
yıllık lisans mezunu fakat yapılan sınavda ilk 2.500
arasına girememiş memurlar, kariyer meslek olarak gelir
uzmanlığını seçmiş ve yarışma sınavıyla işe alınmış
gelir uzman yardımcıları, bunlardan yeterlilik sınavını
vererek gelir uzmanı olarak atananlar ve yapılan özel
sınavla direkt gelir uzmanı olarak atananlar olmak üzere
çok farklı bir yapı oluştu. Tahmin edersiniz ki bu yapı
içerisindeki birçok kesim haksızlığa uğradığını
düşünerek iş motivasyonundan uzaklaştı. Gelir uzman
yardımcısı olarak atanan gelir uzmanları da yardımcılık
dönemi ve zorlu bir yeterlilik sınavı süreci
yaşadıklarını, açılan özel sınavlarla gelir uzmanı
alınmasının mesleklerini olumsuz etkilediğini ifade
ediyor.
Esasen bu özel sınavlarla personelin uzmanlık kadrosuna
atanması uygulaması personelin önünü açmak ve
motivasyonunu sağlamak bakımından faydalı. Fakat sınavı
geçen personelin herhangi bir eğitim verilmeden sadece
uzmanlık kadrosuna atanmasıyla personel kalitesinin
artırılamayacağı da aşikâr. Ayrıca AB'ye uyum
çalışmaları çerçevesinde; çalışan personelin belli bir
oranını uzman olarak istihdam edeceği anlaşılan Gelir
İdaresi kurum içerisinde üniversite mezunu tüm personeli
sınavsız veya basit bir sınavla uzmanlık kadrosuna
geçirmeliydi.
Böylece bu sınavlara hazırlanma, kazanamama stresi
personele yaşatılmamış, sınav hazırlığı sebebiyle
işlerin aksaması engellenmiş ve personel içerisinde
huzursuzluğun önüne geçilmiş olur. Sınavlarda başarılı
olanlar farklı isimli bir uzmanlığa da atanabilirler.
Böylece bu uygulamanın mesleğe yarışma sınavıyla açıktan
atanan gelir uzmanları üzerindeki menfi etkisi azalmış
olacaktır. Ayrıca yine bu uygulamanın rotasyona tabi
olarak görev yapan ve uzmanlarla hemen hemen aynı ücreti
alan denetmen, müdür ve müdür yardımcılarının da
şevklerini kırmaması için üst görevlerde bulunanlar ile
denetmen ücretlerinin daha cazip hale getirilmesinde
fayda var.
İnsana yatırım daha önemli
Teknolojideki gelişmeye paralel olarak kamu kurumları da
büyük atılımlar yaptı. Beyannameler elektronik ortamdan
alınıyor, veri bankaları oluşturuluyor. Vergi işlemleri
bilgisayar ortamında daha hızlı ve hatasız yapılıyor.
Ama son tahlilde bütün bu sistemin işlemesi ve verilerin
vergisel maksatla yorumlanıp kullanılması insan unsuruna
bağlı. Yani ne kadar gelişmiş bilgisayar programları
kullanırsak kullanalım sonunda onların çıktılarını alıp
kullanacak olanlar birer insan. Bu yüzden çalışan
personelin motivasyonunu sağlayacak maddi imkanların ve
idarenin yanında olduğunu hissettirecek manevi desteğin
sağlanması lazım. Aksi halde şu an mevcut durumda olduğu
gibi tüm personel mağdur olduğu hissine kapılacak ve
yapılması gereken işleri 'diğerlerinin' yapması
gerektiğini düşünecektir. Dolayısıyla yeni başkan M.Akif
Ulusoy'un işi bir hayli zor. Kendisine başarılar
diliyorum.
Kaynak: Zaman gazetesi
Ahmet Yavuz
05.11.2007
|