|
Vergi operasyonu
Vergi borcunu ödemeyenlere karşı İdare
tarafından yapılacağı söylenen operasyon, gündemi
oluşturuyor. Bana sorulan sorulardan mükelleflerin
konuyu merak ettikleri anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından "Tahsilâtın
Hızlandırılması" adıyla başlatıldığı söylenen bu veya
benzeri çalışmalar ülkemizde zaman zaman farklı
isimlerle ve iddialı sloganlarla tekrarlanmaktadır. Buna
basının ve bazı yetkililerin konunun daha vurucu olması
hevesiyle yaptığı değerlendirmeler de eklenince vergiler
konusunda mükellefler iyice panik yaşamaktadırlar. Bu
bile amaçlardan birisi olabilir. Konuya İdare ya da
dürüst mükellefler açısından bakınca çok iyi, bravo
diyenler olabileceği gibi, geçmişte de bu tür çalışmalar
yapıldığını ve sonuç alınamadığını bilenler de durumu
boşa kürek çekme olarak niteleyeceklerdir. Ben ise
konuyu mükellef hakları kapsamında değerlendirmek
istiyorum.
Konuya iki açıdan yaklaşmak gerekir. Kötü niyetli
mükellefler ve iyi niyetli mükellefler. Kötü niyetli
mükellefler için İdareler tarafından yeni çalışmalar
yapılması ve uygulamaların değiştirilmesi haklı
görülebilir. Burada önemli olan İdare'nin hukukla mı
hukuk dışı mı savaştığıdır. Mükellef iyi ya da kötü
niyetli olsun İdare çalışmalarında öncelikli olarak
herkese eşit davranmak zorundadır. Kuralların eşit
olmaması sadece mükellefler arasında ayrımcılık
yapılmasına yol açmaz, sistemin de bozulmasına yol açar.
Kötü niyetli mükelleflerin bu davranışlarının iyi
niyetli olanlara karşı bir haksızlık ve adaletsizlik
teşkil ettiğine hiç şüphe yoktur. Ama asıl olması
gereken İdare'nin bu şartlar altında bile mükelleflere
karşı adaletli yaklaşabilmesidir.
Burada iyi niyetli mükellefler açısından durum daha da
garipleşmektedir. Kilit nokta iyi ya da kötü mükellef
olup olmamaktan ziyade, bir mükellef olmak sebebiyle
İdare ile olan ilişkilerin durumudur. Mükellefin iyi
niyetli olduğu fakat ödeme sıkıntısı çektiği ihtimalinde
bu tür operasyon veya çalışmalar daha da farklı
nitelendirilebilir. Sadece bizde değil, bugün birçok
gelişmiş ülkede de mükellefler çeşitli sebeplerle ödeme
güçlüğü çekmektedir. Fakat bu ülkelerde bu tür bir
güçlük içine düşen mükelleften bu vergiyi almak için
sert tedbirler ancak bazı ön çalışmalar sonuçsuz kalırsa
başvurulan bir yol olarak kullanılmaktadır. Bu yol da
vergi borcu ödeme planlaması yapmak suretiyle zor
durumdaki mükelleflerin ödemelerini kolaylaştırıcı
imkânlar sağlanmasıdır. Zira amaç sadece verginin
alınması değil, verginin hukuku ve mükellef haklarını
ihlal etmeden, mükellefleri daha zor durumlara
düşürmeden alınmasının sağlanmasıdır.
İdare, çalışmalarında hukuku ve mükellef haklarını en
üst sıraya yerleştirmemişse, inceleme raporlarında çok
ciddi hatalar varsa, bu raporlara dayanarak açılan
davalar olmasına karşı mükellef takip ediliyorsa, haksız
çıkınca mükellefin parasına faiz ödenmiyorsa, kanun
hükümleri keyfi olarak yorumlanıp yargı kararlarına
karşı çıkılıyorsa, vergi sistemindeki adaletsizlikler
giderilemiyorsa o İdare mükelleften hesap sorma hakkını
da kendisinde görmemelidir. Mükellef kültürü, önderlik
ederek oluşturulabilir.
Uygulama problemleri giderilirse yeni operasyonlara da
ihtiyaç kalmayacaktır. Vergisini sürekli olarak ödemeyen
kötü niyetli mükellefler için gereken tedbirleri daha
önceki safhalarda almak gerekir. Bugün ABD. ve Birleşik
Krallık uygulamalarında vergisini ödeyemeyen
mükelleflere önerilen ödeme planları beyan sisteminin
temel alınması ve mükelleflerin gerçek gelirlerinin
saptanabilmesi sebebiyle daha gerçekçi olmaktadır. Biz
de gelişmiş ülkelerin izlediği bu yolu izlemediğimiz
sürece "oradaki mükellefler farklı, bu yüzden biz kendi
ülkemizin kurallarına göre tedbir alırız" demek ben
"vergide hukuk istemiyorum, mükellef haklarına da
inanmıyorum" demektir. Maliye politikaları farklı
olabilir, ama hukuk kuralları olmamalıdır. Yoksa
mükellefler vergi öderken İdare'nin değil, hukukun
peşinden gideceklerdir.
Hakan Üzeltürk
huzelturk@superonline.com
Dünya Gazetesi /07.09.2007 |