| |
Ne olacak bu esnafın
hali
ÖNÜMÜZDEKİ günlerde,
milletvekili adaylarına en çok sorulacak sorulardan
biri bu. Özellikle iktidar partisi milletvekili
adaylarının işi zor.
Esnaf ve sanatkarın işleri durgun, piyasada nakit
para darlığı var. Esnaf ve sanatkarın, sermayesi
eriyor. Karşılıksız çekler ve protesto edilen
senetlerde, sayı ve tutar olarak büyük artış var.
Sorun bunlarla da bitmiyor. Büyük alış veriş
merkezleri, esnaf ve sanatkar için ciddi bir haksız
rekabet unsuru. Emekli olup çalışanları
cezalandıran, garip bir sosyal güvenlik anlayışı ve
vergilerle ilgili ciddi sorunlar var.
NE YİYOR VE İÇİYOR
Mevcut vergi
yasaları, Orhan Veli’nin ’Bedava
yaşıyoruz’
şiirinden esinlenerek hazırlanmış. 2008 yılından
itibaren, ücretlilere, ’asgari
ücretin yarısı’
kadar, ’asgari geçim
indirimi’
tanınacak. Esnafa ve sanatkara ise 1 YTL geçim
indirimi hakkı tanınmıyor. Yanında çalışan işçiye
var ama esnafa yok!
Daha açık bir anlatımla, esnaf ve sanatkara "Arkadaş,
sen bedava yaşıyorsun. 1 YTL bile masrafın yok"
deniliyor.
ŞİRKETLERİ KATLIYOR
Şu anda yürürlükte
olan vergi yasalarına göre; esnaf ve sanatkarlar,
yıllık 19 bin YTL’yi aşan gelirleri için yüzde 27
oranında, yıllık 43 bin YTL’yi aşan gelirleri için
de yüzde 35 oranında ’Gelir
Vergisi’ ödüyorlar.
Oysa, anonim ya da limited şirketler, 43 milyon YTL
hatta 1 milyar YTL dahi kazansalar, yüzde 20 ’Kurumlar
Vergisi’ ödüyorlar.
Bu yönüyle baktığımızda, esnaf ve sanatkarın en
yüksek vergi oranı, şirketlerin vergi oranını,
neredeyse ikiye katlıyor.
STOPAJ
ÜSTÜNE STOPAJ
Esnaf ve
sanatkarlar, stopaj üstüne stopaj ödüyorlar.
Örneğin; işyeri kirası net belirleniyor, işçinin
ücreti, muhasebeci ya da avukata yaptığı ödeme net
olarak belirleniyor. Bunların stopajlarını esnaf ve
sanatkar üstleniyor. Ancak ödediği vergiler arasında
gözükmüyor.
MEVZUAT ÇOK KARMAŞIK
Sık sık değişen
vergi yasaları, yayınlanan kararnameler, tebliğler,
iç genelgeler ve sirkülerlerin sayısı o kadar çok ki
esnaf ve sanatkar, bunları izleyemiyor. Bu
yetmiyormuş gibi mevzuat da son derece karışık.
Somut bir örnek olarak, ’son
çıkan KDV kararnamesi’ni
gösterebiliriz.
Kararname o kadar
karışıktı ki gazete ve TV’lerin çoğunda, oranı
indirilmeyen et, süt, yoğurt, peynir, meyve, sebze,
bakliyat ve daha bir çok gıda maddesinin oranları
indirilmiş gibi haberler yayınlandı.
BÜROKRASİ BIKTIRIYOR
Başbakan
Erdoğan’ın, üç yıl önce söylediği "İktidar
olduk ama bürokratik oligarşiyi yıkamadık"
sözü, bugün de geçerliliğini koruyor. Esnaf ve
sanatkar, bürokrasinin içinde, adeta boğulmuş
durumda. Neredeyse üç günde bir kamu kurumlarına
gidip, beyanname, bildirim, dilekçe veriyor ve
vergi, prim, harç vs. ödüyor.
DOLAYLI GELEN
VERGİLER
Türkiye’de toplanan
vergilerin yüzde 70’inin dolaylı vergi olması,
ülkede vergi adaletinin bulunmadığının somut
göstergesi. Dünyanın
en pahalı akaryakıtı
Türkiye’de satılıyor.
İstihdam üzerindeki yükler
bakımından da dünya rekoru Türkiye’de. Çünkü net
asgari ücretin yüzde 70’i kadar kesinti var.
Alkollü içkilerdeki vergi
yükü, AB ortalamasının üzerinde. Bu da kayıt
dışılığı körüklüyor.
Cep telefonunda,
en yüksek vergi yine Türkiye’de; bizden sonra
Tanzanya
geliyor.
Yazdıklarımız, esnaf ve sanatkarların yaşadığı
sorunların, yarısı bile değil.
Evet. Bu kadar sorunun arasında ne olacak bu esnaf
ve sanatkarların hali?
Şükrü KIZILOT
Hürriyet / 09.06.2007
MuhasebeNet.Net |
|