|
LİMİTET ŞİRKET ORTAĞININ TAKİBİ
Danıştay 4.Dairesi E.2005/1964 K.2006/434 T.14.3.2006
X Limited Şirketinin ilgili yıllara ilişkin vergi
borcunun tahsili amacıyla, şirketin eski ortağı olan
davacı adına ödeme emri düzenlenmişse de; Amme
Alacaklarının Tahsil usulü Hakkında kanunun 4369 sayılı
Kanunun 35. maddesine göre, ödeme emri ile takip edilen
kamu alacakları hangi vergilendirme dönemine için
tahakkuk etmişse, şirket hakkındaki kanuni takip yolları
tüketilmek koşuluyla bunların ödenmemesinde, yine aynı
dönemde ortak olan kişi sorumludur. Ortağı olduğu şirket
hakkında yapılan tarhiyat nedeniyle, ortak olan
davacının, hisselerini devrettiği tarihten sonraki
dönemlere ilişkin vergi borcundan sorumlu olması mümkün
değildir. Hisselerini devrettiği tarihe kadarki şirketin
vergi borçlarından anılan kanunda öngörülen usulde
sorumlu tutulması gerekir. Ancak bu durumda dahi şirket
borçlarından dolayı ortağın takip edilebilmesi için,
öncelikle borcun şirketten tahsilinin olanaksız hale
geldiğinin açıkça ortaya konması gerekir. Olayda bu
durum somut olarak tespit edilmediğinden ve dosyadaki
araştırmalar söz konusu borcun şirketten tahsilinin
olanaksız hale geldiğini göstermediğinden, şirket
hakkındaki yasal takip yolları tüketilmeden davacı adına
gönderilen ödeme emrinde yasal isabet yoktur.
Danıştay 7.Dairesi E.2001/3306 K.2005/396 T.16.3.2005
Asıl borçlu Y Limited Şirketinin ödenmeyen vergi
borçlarının tahsili amacıyla "ortak" sıfatıyla davacı
adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan
davada, Mahkemece 1.9.1997'de şirket müdürü olarak 5
yıllığına yetkili kılınan ancak şirketteki hissesini
16.2.1999'da devreden davacının kanuni temsilci sıfatı
sona erdiğinden bahisle, "kanuni temsilcilerin"
sorumluluğuna ilişkin düzenlemelere dayanılmak suretiyle
ödeme emrinin iptaline karar verilmişse de; VUK'un 10.,
6183 sayılı Kanunun 35. Ve Ticaret Kanununun 532.
maddelerine göre, limitet şirketten tahsil olanağı
kalmayan amme borçlarından dolayı ortaklar için
öngörülen sorumluluğun, ortak sıfatına ve ortaklık
payına bağlı olması sebebiyle, olayda asıl borçlu
şirketin vergi borçlarının, şirketteki hisselerini
devreden davacıdan istenilmesinde hukuka uyarlık
olmadığından, yerel mahkeme kararı sonucu itibariyle
yerindedir.
Danıştay 4. Dairesi E.1996/2933 K.1996/4117 T.12.11.1996
Davacının ortağı bulunduğu X Limited Şirketinin muhtelif
vergi borçlarının ödenmemesi üzerine davacının menkul
malı ... tarihli haciz tutanağıyla haczedilmişse de;
6183 sayılı yasanın 35. maddesine göre "şirketin vergi
borcunun şirketin mal varlığından tahsilinin mümkün
olmamasından söz edilerek, ortağın takibine şirketteki
sermaye miktarını içeren bir ödeme emri düzenlenerek
başlanabileceği, alacağın ödeme emri ile istenilip
tahsili sağlanamadığı hallerde müteakip işlemler
yapılabileceğinden ancak bu husus sabit olduktan sonra
yine şirket ortağı hakkında bu kanunda belirtilen
usullere uygun olarak düzenlenecek bir haciz varakasına
dayanılarak haciz işlemleri uygulanabileceğinden; kamu
alacağının borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emriyle
istenerek, tahsilatın sağlanamaması üzerine davacının
menkul malına haciz konulduğu olayda, davacıya ödeme
emri tebliğ edilerek alacağın tahsilinin sağlanması, bu
ödeme emri kesinleştikten sonra öngörülen usul
çerçevesinde haciz kararı alınıp, haciz varakasının
düzenlenmesi ve davacıya ait varlığın haczi gerekirken,
bu hususlara uyulmadan yapılan haciz işleminde isabet
bulunmamaktadır.
ÖZELGELERDE
AMORTİSMAN
1. Gelirler Genel Müdürlüğü'nün 10.4.2000 tarih ve 16138
sayılı özelgesi;
"Mükelleflerin fevkalade amortisman ayırma taleplerinde
ilişkin olarak ilgili Bakanlıkça fevkalade amortismana
tabi tutulacak iktisadi kıymetlerin belirlenmesinden
sonra, bu iktisadi kıymetlerden yılda 3000 saate kadar
kullanılanları normal amortisman oranı, yılda 3001 ilâ
4800 saat arası çalıştırılanları normal amortisman
oranının %25 fazlası, yılda 4800 saatten uzun süre
kullanılanları ise normal amortisman oranının %30
fazlası belirlenmek suretiyle amortismana tabi
tutulurlar. Şirketin yılda 4800 saatten fazla kullandığı
ve azalan bakiyeler usulüne göre amortismana tabi
tuttuğu iktisadi kıymetin fevkalade amortismanının
tespitinde yine normal amortisman oranı üzerinden
hesaplanan %30'luk fark ilave edilir. Şirketin daha
sonra bir incelemeye tabi tutulması halinde, fevkalade
amortismana tabi tutma işleminin kabulü için söz konusu
kıymetlerin yılda kaç saat kullanıldığının belgelerle
tevsiki zorunludur."
2. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 28.4.2006 tarih ve
3670 sayılı özelgesi;
"Değeri, VUKun 313. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen
miktarı aşmayan (Bu miktar 1.1.2008'den itibaren geçerli
olmak üzere 378 no'lu VUK Genel Tebliği ile 600 YTL
olarak belirlenmiştir.) iktisadi kıymetlerin doğrudan
gider yazılması, değeri bu miktarı aşan ve şirkette bir
yıldan uzun süre kullanılan kıymetlerin ise amortismana
tabi tutulması gerekir. Bununla beraber, iktisadi ve
teknik bütünlük arzeden ve şirkette bir yıldan uzun süre
kullanılan makine ve teçhizatların alımlarında değerleri
toplu olarak dikkate alınır.
3. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 22.3.2007 tarih ve
1855 sayılı özelgesi;
"VUK'nun 329. maddesinin 1. fıkrasında; yangın, deprem,
sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya
kısmen ziyaa uğrayan amortismana tabi iktisadi kıymetler
için alınan sigorta tazminatının bunların değerinden
(amortismanlı olanlarda ayrılmış olan amortisman
çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya eksik olduğu
takdirde farkın kâr veya zarar hesabına aktarılacağı
düzenlenmiştir. Bu sebeple, yangında zarar gören makine
ve teçhizatla ilgili olarak sigortadan tazminat alınması
halinde, bu kıymetler için VUK'nun 317. maddesi uyarınca
fevkalade amortisman ayrılması mümkün değildir."
4. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 2.7.2007 tarih ve
1858 sayılı özelgesi;
"VUK'nun 327. maddesi hükmü ve konuya ilişkin
düzenlemeler içeren 339, 365 ve 333 sıra no'lu VUK Genel
Tebliğ hükümleri gereğince, kiralanan arsa üzerinde
yapılan ve özel maliyetler kapsamında yer alan
giderlerin, kira süresi belli ise kira süresine göre
eşit yüzdelerle, kira süresi belli değil ise 5 yılda %20
amortisman oranı ile itfa edilmesi gerekir."
5. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın
17.4.2008 tarih ve 11532 sayılı özelgesi;
"1 seri no'lu KVK Genel Tebliği'nin ‘Ar-Ge
harcamalarının izlenmesi' başlıklı bölümünde,
kurumların, hesap dönemi içinde gayrimaddi hakka yönelik
yaptıkları araştırma ve geliştirme harcamalarının
tamamını aktifleştirmek zorunda oldukları, ancak,
gayrimaddi hakka yönelik olmayan ve VUK hükümleri
çerçevesinde aktifleştirilmesi gerekmeyen harcamaların
doğrudan gider yazılabileceği, proje sonucu ortaya bir
gayrimaddi hak çıkması halinde, aktifleştirilmesi
gereken bu tutarın amortisman yoluyla itfa edileceği
belirtilmiştir. Faydalı ömür ve amortisman oranları ise
33, 339, 365 sıra no'lu VUK Genel Tebliğlerinde listeler
halinde açıklanmıştır. Bu kapsamda araştırma ve
geliştirme giderlerinde faydalı ömür 5 yıl ve amortisman
oranı
%20 olarak belirtilmiştir. Bu hüküm ve açıklamalara
göre, şirket bünyesinde gerçekleştirilen yeni ilaç
formüllerinin bulunması ve yeni ilaç etken maddelerinin
geliştirilmesine yönelik Ar-Ge projeleri sonucu ortaya
bir gayrimaddi hak çıkması halinde, proje için
katlanılan giderlerin tamamının aktifleştirilerek, 333
sıra no'lu VUK Genel Tebliği'ne ekli liste uyarınca %20
amortisman oranı üzerinden 5 yılda itfa edilmesi
gerekir."
6. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 19.6.2007 tarih
ve 32313 sayılı özelgesi;
"İşletmede kullanılan tesis, cihaz ve makinelerin
arızalanması durumda yedek olarak kullanıma hazır halde
bulunan iktisadi kıymetlerin, aktifleştirildikleri
yıldan başlayarak iktisadi kıymet için belirlenen
faydalı ömür ve amortisman oranları dikkate alınarak
amortismana tabi tutulması gerekir."
Haftanın Sözü
İnsan İlk Kez Gittiği Yerde Görüntüsü İle Karşılanır,
Ama Kafası İle Uğurlanır.
Üzeyir Garih
Bumin Doğrusöz
Veysi Seviğ
Referans /
09.07.2008 |