| |
Teknoloji geliştirme bölgeleri ile ilgili merak
edilenler
Teknoloji geliştirme bölgeleri ile ilgili kanun 2004
senesinde yayınlanarak yürürlüğe girdi. Her yeni
kanun yürürlüğe girdiği zaman olduğu gibi,
uygulamaya ilişkin belirsizlikler nedeniyle önce
birçok firma çekingen bakışlarını sürdürürken,
bazıları cesaretle düğmeye basarak ofislerini kurmak
için başvurularını yaptılar ve şu an birçoğu da
faaliyette.
Başlangıçta uygulamaya yönelik belirsizlikler öyle
fazlaydı ki, teknokentlerde şirket ya da şubesi olan
yerli ve yabancı firmalar, vergi, muhasebe ve diğer
idari konularda karşılaştıkları sıkıntıları
birbirleri ile paylaşarak yardımlaşma yoluna gidip
uygulamada birlik sağlamaya da çalışmışlardı.
Kanun, yönetmelik, sirküler ve özelgeler vasıtası
ile birçok konuya açıklık getirildiyse de ilk
zamanlarda karşılaştığımız sorun olmuş bazı konulara
teknokentlerde bir yapılanma düşünen yerli ve
yabancı "yeni yatırımcılar" tarafından halen cevap
aranmaktadır.
Bu nedenle, bundan böyle muhtelif zamanlarda bu
köşeden sesleneceğim siz sevgili okurlarımızla ilk
buluşmamda bu konuya yer vermekte fayda gördüm.
Teknokentler ne için
kuruldu ve oralarda ne yapılır?
Kanunun esas amacı kısaca Türkiye'de yıllardır
eksikliği bilinen, büyük şirketlerce münferiden
yapılan ama organize olamamış "yeni teknoloji
araştırma ve geliştirme, yazılım, üretimde kalite ve
standartların gelişimi, verimlilik artışı, üretim
maliyetlerinin düşürülmesi" gibi konulara yerli ve
yabancı yatırımcıların ilgisini çekmek ve bu
alanlara yatırım yapmalarını temin etmektir.
Teknokentlerde bu
faaliyetler nasıl destekleniyor?
Vergi teşvikleri ile. Bu bölgelerde faaliyette
bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin
bölgede gerçekleştirdikleri yazılım ve AR-GE
faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar 31.12.2013
tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden muaf
tutulmuştur.
Sağlanan vergi avantajı bununla da kalmıyor. Bölgede
çalışan "araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE
personelinin" bu görevleri ile ilgili ücretleri de
31.12.2013 tarihine kadar her türlü vergiden
müstesna tutulacak.
"Bu görevleri" bölümünü özellikle koyultarak altını
çizerek yazıyorum, çünkü bu personelin belirtilen
istisna kapsamdaki görevleri dışında başka görevleri
de (istisna kapsamında olmayacak kazançlar ile
ilgili) varsa bu durumun ücretlerin istisna kısmının
hesabında dikkate alınması gerekecektir.
Ayrıca, katma değer vergisi istisnasından da
bahsetmeliyim. KDV istisnası KDV Kanunu'nun geçici
20. maddesiyle düzenlendi. Aynen aktarayım;
"......bölgede üretilen sistem yönetimi, veri
yönetimi iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil
ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı
şeklindeki teslim ve hizmetler...." istisna
kapsamındadır.
KDV istisnası uygulamasında şirketlerin iş yapış
şekilleri dikkate alınmadığından sıkıntılar
çıkabilmektedir. İstisna, kısmi bir istisnadır. Bu
da istisna kazanca ilişkin yüklendiğiniz KDV'nin
indirilememesi durumunu getirmektedir sonucunu
doğurmaktadır. Bu da hem istisna kapsamında hem de
istisna kapsamında olmayan kazançlara ilişkin işleri
aynı anda yapan şirketler açısından yapılacak
hesaplamalarda yapılmasında çeşitli zorlukları
beraberinde getirebilmektedir.
Not etmekte fayda var; KDV istisnası sadece
teknokentte faaliyette bulunan şirketin (ya da
şubenin) yukarıda belirtilen kapsamda yapacağı mal
ve hizmet teslimleri içindir. Bu şirkete/şubeye
yapılacak mal ve hizmet teslimleri KDV'ye tabidir.
Hangi faaliyetlerden
kazanç elde ederseniz istisna uygulanır?
AR-GE ve yazılım faaliyetleri. Bu faaliyetlerin
tanımları kanun ve ilgili yönetmelikte uzun uzun
yapılmış. Tekrar etmekten ziyade bilinmesi gereken
bence şudur; Türkiye "gücün" bilgiden geldiğinin
farkındadır ve tabiyet gözetmeksizin yatırımcıları
bu yönde desteklemektedir. Bir fikrin satılabilir
bir mal ya da hizmet haline getirilmesi, mevcut ürün
ya da üretim biçiminin geliştirilmesi, günlük
hayatta farkında olarak ya da olmadan kullandığımız
yazılımların (cep telefonlarından müzik yükleme ya
da internete bağlanma, metronun perona yaklaşım ve
ayrılma döngüsü, raylı sistemlerin elektronik
yönetimi gibi) geliştirilmesi gibi alanlarda yapılan
faaliyetlerden elde edilen kazançlar istisna
kapsamındadır.
Bu günlerde özellikle ekonomi basınında da sıkça
gördüğünüz AR-GE teşvikleri konusu da bu yaklaşım ve
bilincin bir sonucu gibi görünmektedir.
İstisna kazanç
nedir?
Dikkat ederseniz kanunda "kazanç" ifadesi yer
almaktadır. Yani, yukarıda bahsi geçen ve
teknokentte ifa edilen faaliyetlerden elde edilen
gelirlerden yine aynı faaliyetle ilgili giderlerin
düşülmesi sonucunda ulaşılan tutar "istisna"
kapsamındadır. Bu durumda dikkat edilmesi gereken
husus şudur; şayet firmanın hem teknokentte
faaliyetleri belirtilen istisna kapsamında
faaliyetleri var varsa hem de firma teknokent içinde
ya da dışında kurumlar vergisine tabi gelir getirici
başka faaliyetlerde bulunuyorsa bu faaliyetlerin
sonuçlarının ayrı ayrı takip edilebileceği bir
sistematiğin muhasebede oluşturulması gerekmektedir.
İstisna ne zaman
başlar?
Bölge yönetici şirketinden izin alınarak faaliyete
geçildiği tarihten itibaren. Zaten istisna kapsamına
giren kazancın belirlenmesinde teknokentte ilk "işe
başlama dönemi" mevzuatta özellikle belirtiliyor.
Şayet bölgede "faaliyete geçmeden" önce başlamış
bazı projeler mevcutsa istisna kazanç, projenin
bölgede geçen süresine isabet eden kazancın
hesaplanması suretiyle bulunuyor. Elbette bu
söylendiği kadar kolay değil ama bölgedeki şirketler
bu hesaplamaları yapmak durumunda kalmışlardır.
Ya zarar ile
sonuçlanırsa?
Endişelenmeyin, işiniz kolay. Kanun kazanç olması
durumunda istisna uyguladığı için teknokentteki
sonuç zarar ise bunun da indirimi söz konusu
olamıyor. Yani, nasıl ki kazanç varsa beyanname
üzerinde kurumlar vergisi matrahından indireceksiniz
zarar tutarını da tersi bir uygulama ile kurumlar
vergisi matrahına ilave yapıyorsunuz.
AR-GE ya da yazılım
işi sonrası verilen hizmetler
Kazancı iistisna kapsamındaki hizmetlerin teslimini
takiben, bazı durumlarda işin devamı niteliğinde
olduğu düşünülen hizmetler de (teknik destek,
danışmanlık, eğitim gibi) teknokentlerde faaliyet
gösteren firmalar tarafından verilebilmektedir. Bu
tür hizmetlerden elde edilen kazançlar kanunda bahsi
geçen istisnaların kapsamına girmemektedir. Mali
idarenin konu ile ilgili bu yönde görüşleri olduğunu
da bilmekteyiz.
Teknoloji geliştirme bölgeleri birbirinden değerli
çok sayıda şirkete ev sahipliği yapmaktadır.
Ülkemizdeki "üretken beyin stokunun" verimli olarak
kullanılabileceğine inandığım bu "bilgi ve
teknoloji" kaynaklarına olan teşviklerin sadece bu
bölgelerle sınırlandırılmaması gerektiği
kanısındayım.
Murat Çolakoğlu
Dünya online / 14.03.2007
|
|