|
ORTAĞA OLAN BORÇLARIN BEYANI
SORU: Açıklamalarınız için çok teşekkür ederim. Kurumlar
Vergisinde Form Sorunları" başlıklı yazınızın bir
bölümünde "işletmeye yük getirmeyen borçlanmalara
tabloda yer verilmeyecektir" diyorsunuz. Bu işlem "
ortaklar tarafından şirkete verilen ödünç paralar eğer
bir yük getirmiyorsa tabloya yazılmayacaktır" olarak
değerlendirilebilir mi? Tekrar teşekkür eder, iyi
çalışmalar dilerim.(A. Ç.
YANIT: Söz konusu formdaki sorularda örtülü sermayeye
ilişkin olarak, kuruma kur farkı, faiz vb. türde
maliyeti olan borçlara yer verilmesi yeterlidir. Çünkü
bu tür, ortaktan YTL cinsinden ve faizsiz alınan borç
tutarı, özkaynağın üç katını aşsa dahi, kanunen kabul
edilemeyen bir tutar söz konusu olmayacaktır. Anladığım
kadarı ile bu Formun amacı, kurumun ilişkili kişilerini,
işlemlerini veya borçlanmalarını tanımak olmayıp,
kurumun Kanunun örtülü sermaye veya transfer
fiyatlandırması düzenlemelerinin kapsamındaki
işlemlerini öğrenmektir. Öte yandan Transfer
Fiyatlandırmasına ilişkin Genel Tebliğin 7.1 maddesinde
"kurumlar vergisi mükelleflerinin ilişkili kişilerle bir
hesap dönemi içinde yaptıkları mal veya hizmet alım ya
da satım işlemleri ile ilgili olarak" söz konusu formun
doldurulup beyanname ekinde verileceğinin açıklanması da
görüşümüzü doğrulamaktadır. (B Doğrusöz)
YARGI KARARLARINDA İNDİRİLEMEYECEK KDV
Danıştay 7. Dairesi E.2003/1638 K.2005/3 T.14.1.2005
Hukukta imza kişinin bir yazının altına o yazıyı
kendisinin yazıp onayladığını belirten işaret olup,
bulunmaması özellikle yazılı şekil kurallarının geçerli
olduğu hukuki işlemlerde işlem yapma iradesi olmadığı
anlamına gelir. Bu iradenin olmaması ise yazılı metne
hukuki değer tanınmasını engeller. Bu nedenle hukuki
geçerlilik bakımından beyanname niteliği taşımayan
imzasız beyannamenin yasanın öngördüğü süre içinde
usulüne uygun verilen beyanname olarak kabulüne olanak
olmadığı gibi, VUK'nun 30/1 md. ile KDV Kanunu'nun
42.maddesindeki verilen yetkiye dayanılarak Maliye
Bakanlığınca yayımlanan tebliğlerdeki "beyannamede
bulunması gereken unsurlar arasında imzanın bulunması
gerekliliği" görüldüğünden imzasız verilen beyannamenin
verilmemiş sayılacak olması ayrıca, KDV Kanunu'nun
29/1,3. fıkralarına göre vergi indiriminden
yararlanabilmesi için vergiyi doğuran olayın vuku
bulduğu takvim yılı aşılmamak koşuluyla ilgili
vesikaların yasal defterlere kayıt edildiği
vergilendirme döneminde yapılmış olması gerekmekte olup,
indirim hakkının ilgili vergilendirme döneminde
kullanılmış sayılabilmesi için, KDV Kanunu'nun 41.md.
yazılı zamanlarda beyanname vermesiyle mümkün olması
sebepleriyle, ilgili dönem KDV beyannamelerini
imzalamamaları sebebiyle beyanname vermemiş kabul
edilmeleri zorunlu olan ve bu nedenle dönem matrahı
re'sen takdir edilen mükellefler hakkında yapılan
tarhiyat isabetli olup, geriye dönerek indirim hakkını
kullanmaları da kabul edilemez.
Danıştay 9. Dairesi E.2002/5549 K.2004/4908 T.13.10.2004
Yükümlü şirketin 1997 yılına ilişkin defter ve
belgelerini yanması sebebiyle ibraz edememesi
dolayısıyla aynı yılın ilgili dönemleri için katma değer
vergisi indirimlerinin reddedilmesi suretiyle cezalı KDV
tarhiyatı yapılmıştır. Dava konusu olayda yükümlü
şirketin çıkan yangında defter ve belgelerinin yanı sıra
bir kısım malının da zayi olduğu anlaşılmış olup, Katma
Değer Vergisi Kanunu'nun 30.maddesinin (c) fıkrasındaki;
"zayi olan malların alış vesikalarında gösterilen Katma
Değer Vergisinin mükelleflerin vergiye tabi işlemleri
üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden
indirilemeyeceği" hükmü uyarınca, yanan mallara ilişkin
KDV indirimlerinin reddedilmesinde isabetsizlik yoktur.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu E.1998/179
K.1999/179 T.26.3.1999
Davacı kurum hakkında, bir kısım emtia alımlarına
ilişkin faturalarının içeriği itibariyle yanıltıcı
olduğundan bahisle ilgili belgelerde gösterilen KDV
indirimleri kabul edilmeyerek tarhiyat yapılmıştır.
İnceleme raporuna göre davacı kurumun emtia alımında
bulunduğu eleştiri konusu yapılan beş firmanın
faturalarda gösterilen adreslerinde ve vergi dairesi
kayıtlarında bilinmemesi ve tanınmaması, belgeler
üzerinde ve düzenleyicileri nezdinde yapılan
incelemelerde bu belgelerin anlaşmalı matbaaya
bastırılmamış olması, üzerindeki mührün sahte olması,
vergi dairesi kayıtlarının sahte ve yanıltıcı olduğunun
tespit edilmesi, ayrıca davacı kurum yetkilisinin
ifadesinde bu emtianın aslında alınmış olabileceğini
sanmadığını belirttiğinin anlaşılmış olması
sebepleriyle, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelere
dayalı yapılan KDV indirimlerinin kabulü mümkün
olmadığından, davacı hakkında yapılan tarhiyatta
isabetsizlik yoktur.
ÖZELGELERDE KURUMLAR VERGİSİ'NDE İSTİSNALAR
1. Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 26.1.2008 tarih
ve 239 sayılı özelgesi;
"KVK'nın 5/3. maddesinde, iştirak hisseleri alımıyla
ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların
kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin
giderlerin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden
doğan zararların, istisna dışı kurum kazancından
indirilemeyeceği kabul edilmiştir. Bununla berber,
taşınmaz ve iştirak hisseleri satışından elde edilen
kazançlar, anılan Kanunun 5/1e maddesinde belirtilen
şartlara riayet edilmesi şartı ile kurumlar vergisinden
istisna edilmiş ise de söz konusu kıymetlerin satışından
zarar doğması halinde istisna kapsamında bir kazançtan
söz edilemeyecektir. Bu açıklamalar gereğince, şirket
aktifine kayıtlı taşınmazın satışı nedeniyle oluşan
zararın kurum kazancının tespitinde dikkate alınabilmesi
mümkündür."
2. Konya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 10.7.2007 tarih ve
1731 sayılı özelgesi;
"KVK'nın 5/3 maddesinde, kurumların en az iki tam yıl
süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların ve iştirak
hisselerinin ve aynı süre ile sahip oldukları kurucu
senetlerin, intifa senetlerinin ve rüçhan haklarının
satışından doğan kazançların %75'lik kısmı kurumlar
vergisinden istisnadır. Bu istisna dar mükellef kurumlar
da dahil olmak üzere tüm kurumlara tanınmış bir istisna
olmakla beraber, faaliyet konusu menkul kıymet veya
taşınmaz satış ve kiralanması olan kurumların bu amaç
ile iktisap etmiş oldukları ve elde bulundurdukları
kıymetlerin satışından elde ettikleri kazancın istisnaya
konu edilmesi mümkün değildir. Ancak, söz konusu
kurumların faaliyetlerini yürütmek için kendi
kullanımlarına tahsis etmiş oldukları taşınmazların
satışından elde etmiş oldukları kazancı kurumlar
vergisinden istisna etmeleri mümkündür. Bu hüküm ve
açıklamalar gereğince, bina inşaat, taahhüt ve
dekorasyon faaliyeti ile iştigal eden şirketin iki
yıldan uzun süreden bu yana aktifinde bulunan ve satma
amacı taşımaksızın faaliyetlerinin yürütülmesine tahsis
etmiş olduğu gayrimenkulun satışından elde etmiş olduğu
kazancın %75'lik kısmı, maddede öngörülen diğer şartlara
uymak suretiyle kurumlar vergisinden istisnadır."
3. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 10.10.2007
tarih ve 20611 sayılı Özelgesi;
"KVK'nın 5/1e maddesi düzenlemesi gereğince, menkul
kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan
kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları
değerlerin satılmasından elde edilen kazançların
satışından elde etmiş oldukları kazancın kurumlar
vergisi istinasına konu edilmesi mümkün değildir. Öte
yandan Kurumlar Vergisi Kanununa ilişkin Tebliğde
belirtildiği gibi, menkul kıymet ticareti ile uğraşan
mükelleflerin doğrudan veya dolaylı olarak diğer
şirketlerin yönetimine ve ortaklık politikalarının
belirlenmesine katılmak üzere edindiği ortaklık payları
söz konusu maddedeki şartları da taşımak kaydıyla
istisna uygulamasına konu olabilecektir. Bu hüküm ve
açıklamalar gereğince, menkul kıymet ticareti ile
uğraşan bir şirketin yüzde 99,99 hissesine sahip olduğu
ve hisseleri iki yıldan fazla aktifinizde kayıtlı
bulunan bağlı ortaklığının hisselerinin satışından elde
edilecek kazancın söz konusu şirketin yönetimine ve
ortaklık politikalarının belirlenmesine katılmak üzere
edinilmiş olmasından dolayı istisnadan faydalandırılması
mümkündür."
4. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın
25.1.2008 tarih ve 2337 sayılı Özelgesi;
"KVK'nın 5/1ç maddesinde, anonim şirketlerin
kuruluşlarında veya sermayelerini arttırdıkları sırada
çıkardıkları payların bedelinin itibari değeri aşan
kısmı (emisyon primleri) kurumlar vergisinden istisna
edilmiştir. Maddenin 3. fıkrasında ise, iştirak
hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç
olmak üzere, kurumların vergiden istisna kazançlarına
ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki
faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum
kazancından indirilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm
ve açıklamalar gereğince, banka tarafından sermaye
artışı sırasında çıkarılan payların itibari değeri
üzerinde bir bedelle satılması halinde, elde edilen
emisyon priminin kurumlar vergisinden istisna olması
sebebiyle, halka arz nedeniyle oluşan menkul kıymet
ihraç giderlerinin, sadece söz konusu istisna kazanç
tutarının tespitinde indirim olarak dikkate alınması
mümkündür, bankanın kurumlar vergisine tabi diğer
kazançlarından indirilmesi ise mümkün değildir."
5. Adana Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 28.11.2007 tarih
ve 3390 sayılı özelgesi;
"KVK'nın 5/1h maddesinde, yurt dışında yapılan inşaat,
onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak
Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen
kazançlar kurumlar vergisinden istisna tutulmuştur. Bu
hükme göre söz konusu istisnadan yararlanabilmek için,
söz konusu işin bizzat ilgili kurum tarafından yapılmış
olması gerekir. Bu sebeple, kurumun sahip olduğu iş
makinelerini yurt dışında inşaat ve altyapı işi yapan
başka bir firmaya, yurt dışında kullanılmak üzere
kiralamasından elde etmiş olduğu kazancın kurumlar
vergisinden istisna edilmesi mümkün değildir."
Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz
Referans /
16.04.2008 |