|
ÇEKTE ÖDEMEME TALİMATI
SORU: Elimizde dört adet çek var. Bu çeklerin toplamı
264.000 YTL. Söz konusu çekleri bizden yaklaşık bir
yıldır mal alan (...) Limited Şirketi kendi çeki olarak
ve fakat hamiline yazılı olarak verdi. Çekler vadeli
olduğu için biz çeklerin hamiline yazılı olmasından
kuşkulanmadık. Bilakis bu durum ciro açısından da bizim
işimize geliyordu. Ancak çeklerin vadesinde tahsili
aşamasında çeki bize veren müşterimizin bankaya ödememe
talimatı verdiğini hayretle öğrendik.
Şimdi bizden mal alan ve bizim gibi komşularımızı da
zora sokan bu limited şirketin bize çek veren iki
ortağını da bulamıyoruz. Yaptığımız araştırmada
işyerlerini de terk ettiklerini öğrendik. Ne
yapabiliriz?
YANIT: Son aylarda giderek artan bu tür olaylarda çek
keşide edenler "Türk Ticaret Yasası'nın 711/3.
maddesinden yararlanarak bankalara talimat vermek"
suretiyle çeki ödemeden kaçınmaktadırlar.
Yasal düzenleme gereği olarak "Keşideci çekin kendisinin
veya üçüncü bir şahsın elinden rızası olmaksızın çıkmış
olduğu iddiası ile bankaya talimat vererek çeki ödemeden
men" ettirilebilmektedir.
Bu konuda iki kişi ile kurulan bazı limited şirketler
kendilerince piyasadan satın aldıkları mallar için
düzenleyip kendilerine mal satanlara vermiş oldukları
vadeli çekler için bankaya ödememe talimatı vermek
suretiyle çek hamillerinin bankaya tahsilat için
başvurmalarında bu çeklerin nakde dönüştürülmesini
engellemektedirler.
Bu gibi hallerde bankaların çek hamillerine çeki keşide
edenlerin ayrıca yazılı talimatlarının bir örneğini
vermeleri gerekmektedir. En azından böyle bir yazılı
talimat örneği veremiyorlarsa, çekin talimat üzerine
ödemesinin yapılmadığını gösteren bir yazıyı çek
hamillerine vermeleri gerekir.
Bu gibi durumlarda öncelikle alacağınızın tespiti için
yargı yoluna gitmeniz gerekmektedir. Çeki ödemeden
imtina edenler sizin de karşılaştığınız gibi adreslerini
de terk etmektedirler.
Kaldı ki bu tür olaylarda limited şirket yapısında olan
kuruluşlarda keşide edilen çeklerin hukuki geçerliliğini
de bozan bazı imza taklitleri ve imza inkârlarının da
yoğunlaştığını görmekteyiz.(V.SEVİĞ)
MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ BORCU
SORU: Sahibi bulunduğum araç için Nakil Vasıtaları Vergi
Dairesi bana borç çıkardı. Tüm ısrarlarıma rağmen bugüne
kadar bu borç düzeltilmedi. Şimdi bana "gel bu borcu
öde" diyorlar. Ne yapmam lazım?
YANIT: "Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü İle
Tahsili Hakkındaki" 5736 sayılı yasanın 5. maddesi
uyarınca "Motorlu Taşıtlar Vergisi" yasası kapsamına
giren taşıtlarla ilgili mükellef değişikliği dışındaki
vergilendirme unsurlarının herhangi bir sebeple hatalı
belirlenmesi nedeniyle mükellefler adına ilk tahakkuktan
sonra ilaveten tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar
vergisinin, dava açılmaması, açılmış davadan
vazgeçilmesi ve 30.6.2008 tarihine kadar ödenmesi
koşuluyla bu vergilere ait gecikme zamlarının
tahsilinden vazgeçilecektir.
Ancak tahakkukun 1.1.2004 - 31.12.2007 tarihleri
arasındaki dönemlere ilişkin olması gerekmektedir.
Bu konuda mükelleflerin yazılı başvurusu gerekmektedir.
Mevcut yasal düzenleme çerçevesinde 30.Haziran.2008
tarihine kadar tamamen ödenmeyen motorlu taşıtlar
vergisinin ödenmemiş kısmı tahakkuk etmiş sayıldığı
tarihten itibaren hesaplanacak gecikme zammı ile
birlikte tahsil edilecektir.
Eğer yapılan tahakkukun hukuki dayanağı yoksa dava
konusu yapılabilecektir.(V.Seviğ).
YARGI KARARLARINDA MENKUL SERMAYE İRADI
Danıştay 4. Dairesi E. 2004/1526 K. 2005/515 T.
31.3.2005
Davacı adına 2000 yılında tahakkuk eden kâr payından
dolayı elde ettiği menkul sermaye iradını beyan etmediği
ileri sürülerek düzenlenen rapora göre beyan dışı
bıraktığı tespit edilen matraha esas kazancın ortaklara
dağıtılmış olduğu kabul edilmiş ve davacı ortağın
hissesine düşen payın davacı açısından elde edilmiş kâr
payı olduğu belirtilerek tarhiyat yapılmış ise de;
menkul sermaye iradının elde edilmiş sayılabilmesinin
sadece hukuken tasarruf edilebilmesine yani tahsil
edilebilir hale gelmesine değil, iradı iktisaden
tasarruf edebilme imkânının da bulunmasına bağlı olması,
limited şirketlerde kâr paylarının dağıtımının
gerçekleşebilmesi, yani menkul sermaye iradının elde
edilmiş sayılabilmesi için şirketin yetkili organlarınca
karar alınarak fiilen dağıtımın gerçekleşmiş olması ve
dağıtımın yapıldığının kesin olarak saptanmaması
durumunda ortağın kâr payı elde etmesinin söz konusu
olamayacak olması sebepleriyle, şirketin kâr payı
dağıttığı yönünde somut ve kesin bir tespit olmadan
sadece varsayıma dayanılarak ortağın kâr payı elde
ettiğinden bahisle menkul sermaye iradı elde ettiği
kabul edilemez.
Danıştay 4. Dairesi E. 1998/2733 K.1999/2216 T.25.5.1999
Davacı vakıf, 1997 yılı Eylül ayında ihtirazi kayıtla
beyan edilip ödenen gelir(stopaj) vergisinin red ve
iadesi istemiyle dava açmış ise de; Vakfın özel okul
işletmeciliği faaliyetinin iktisadi faaliyet olmasından
dolayı kurumlar vergisine tabi olması, Bakanlar Kurulu
Kararı ile vergi muafiyeti tanınmış olsa dahi özel okul
işletmeciliği faaliyetinden vakfın elde ettiği menkul
sermaye iradının muafiyet kapsamında bulunmaması ve buna
göre vakfın iktisadi işletmesi olan Özel X Lisesi
tarafından kurumlar vergisi beyannamesinde beyan edilen
kazancından kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan
kısmın davacı vakfın menkul sermaye iradı olması
sebepleriyle, davacı vakfın GVK'nun 94/6-b md. uyarınca
tevkifata tabi tutulmasında hukuka aykırılık yoktur.
Danıştay 4. Dairesi E. 1997/3683 K.1998/2097 T.21.5.1998
Davacının ortağı olduğu şirketin serbest bölgede
faaliyette bulunduğu ve elde ettiği kazançtan dolayı kâr
payı dağıttığı olayda, elde ettiği bu kâr payının
serbest bölgede elde edilen gelir olması nedeniyle
vergiden muaf olduğunu belirterek beyannamesini ihtirazi
kayıtla veren davacı adına gelir vergisi tahakkuk
ettirilmiştir. 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun
6.maddesinde, serbest bölgelerin gümrük hattı dışında
sayılacağı, bu bölgelerde vergi, resim, harç, gümrük ve
kambiyo mükelleflerine dair mevzuat hükümlerinin
uygulanmayacağı, Türkiye'deki tam ve dar mükellef gerçek
ve tüzel kişilerin serbest bölgedeki faaliyetleri
dolayısıyla elde ettikleri kazanç ve iratların
Türkiye'nin diğer yerlerine getirildiğinin kambiyo
mevzuatına göre tevsiki halinde de gelir ve kurumlar
vergisinden muaf olacakları hükme bağlanmış olup, bu
hükme göre gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin
serbest bölgelerdeki faaliyetlerinden elde ettikleri
kazanç ve iratlar gelir ve kurumlar vergisine tabi
olmamakla birlikte, kurumlar açısından serbest bölgedeki
faaliyetlerden sağlanan kazanç ve iratların ortaklara
kâr payı olarak dağıtılması halinde, bu kâr payını elde
eden ortaklar açısından serbest bölgede elde edilen bir
kazanç veya irat olmaktan çıkıp GVK'na göre beyanı
gereken bir menkul sermaye iradı olduğundan, tahakkuk
ettirilen gelir vergisinde kanuna aykırılık yoktur.
ÖZELGELERDE FİNANSAL KİRALAMA
1. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın B.07.1.GİB.4.06.16.01
sayı ve Temmuz 2007 tarihli özelgesi;
"Finansal kiralama yolu ile temin edilen taşınmazlarda,
söz konusu kıymet fiilen kiracı tarafından kullanılsa
da, mülkiyetin kiracı adına tescili ödemelerin
tamamlanmasından sonra gerçekleşmektedir. Bu sebeple,
finansal kiralama yoluyla temin edilen bir taşınmazın
satışında, Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e maddesinde
yazılı istisnadan yararlanılabilmesi, taşınmazın en az
iki yıldır şirket adına tescil edilmiş olması koşuluna
bağlıdır.
2. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 13.3.2007 tarih
ve 5776 sayılı özelgesi;
"Finansal kiralama yoluyla iktisap edilen demirbaşa ait
kira ödemeleri kayıtlara intikal ettirilirken, öncelikle
anapara ve faiz giderlerinin ayrıştırılması, sonra
finansal kiralama sözleşmesine göre iktisadi kıymetin
bedeline tekâbül eden kısmın (kiralama konusu iktisadi
kıymetin rayiç bedeli ile yapılacak kira ödemelerinin
bugünkü değerinden düşük olanının) ‘kullanım hakkı'
olarak aktifleştirilmesi ve bu tutar üzerinden
amortisman ayrılması gerekir. Ayrıca, kira ödemelerine
ilişkin ayrıştırma her bir dönem sonunda (finansal
kiralama sözleşmesinde yer alan kira ödemelerinin
yapılacağı tarih) kalan borç tutarına sabit bir dönemsel
faiz uygulamak suretiyle yapılacağından, sadece ilgili
yılda uygulanabilecek faiz gideri, dönem giderleri
arasında yer alacaktır. Dolaysıyla iktisadi kıymetin,
kullanım hakkı olarak aktifleştirilip, bu değer
üzerinden amortismana tabi tutulması sebebiyle, ana para
ödemeleri dönem gideri olarak dikkate alınamayacaktır."
3. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21.1.2008 tarih ve 17722
sayılı özelgesi;
"Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz, hava ve
demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının
kiralaması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan
mükelleflere bu amaçla yapılan söz konusu araçların
teslimi katma değer vergisinden istisnadır. Bununla
berber, söz konusu araçların finansal kiralama yoluyla
temin edilmesi halinde, finansal kiralama hizmet
mahiyetinde bir işlem olduğundan, işlemin katma değer
vergisinden istisna tutulması mümkün değildir. Bu
sebeple, yurtdışındaki bir firmadan finansal kiralama
yoluyla temin edilen havayolu taşıma araçları için söz
konusu firmaya yapılan kira ödemeleri üzerinden genel
oranda (yüzde 18) KDV hesaplanarak, sorumlu sıfatıyla
beyan edilmesi gerekir."
4. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 6.1.1999 tarih ve 321
sayılı özelgesi;
"Finansal kiralamaya konu malın mülkiyeti devredilmediği
için, KDVK'nun 13/d maddesinde düzenlenen yatırım teşvik
belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makine ve
teçhizatın tesliminin katma değer vergisinden istisna
edilmesine ilişkin düzenlemeden yararlanılması söz
konusu değildir."
ÖZELGELERDE FİNANSAL KİRALAMA
-Gelir İdaresi Başkanlığı 'nın 29.5.2007 tarih ve 6802-8
sayılı özelgesi;
"Finansal kiralama yoluyla tüketicilere konut
kiralanması halinde, kaynak kullanımı destekleme fonu
kapsamında bir işlem söz konusu olmadığından herhangi
bir kesinti yapılmaz. "
- İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'n ın 12.9.2007 tarih ve
2212 sayılı özelgesi;
"Finansal kiralama yoluyla iktisap edilen ve noter satış
sözleşmesi ile mülkiyeti alınacak olan iş makineleri
dolayısıyla noterde yapılacak işlemlerde, Harçlar Kanunu
'nun 41 ilâ 43. maddeleri açıklamaları gereğince, söz
konusu makinenin vadeli olarak maliyeti olan döviz
tutarının işlemin yapıldığı günde Merkez Bankasınca
belirlenen döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi
suretiyle bulunacak değer üzerinden noter harcı ve damga
vergisine tabi tutulması gerekir. "
SÖZÜN ÖZÜ
Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ilerisini görürsünüz
CHURCHILL
Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz
18.06.2008
|